©Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri - TAY Projesi


Aktopraklık

Çizimler için tıklayın...

maps

Fotoğraflar için tıklayın...

Aktopraklık
Türü:
Höyük
Rakım:
146 m
Bölge:
Marmara
İl:
Bursa
İlçe:
Nilüfer
Köy:
Akçalar
Araştırma Yöntemi:
Kazı
Dönem:

     


Yeri: Bursa İli'nin güneybatısında; Nilüfer İlçesi'nin batısında Akçalar Belediyesi'nin 2 km kadar doğusunda Akçalar Sırtı mevkiinde yer almaktadır. Aktopraklık, Bursa İli'nin yaklaşık 25 km batısında, Uluabat Gölü'nün doğu kıyısında kademeli olarak yükselen teraslardan birinin üzerinde yer almaktadır. Yerleşme Akçalar Sırtı Höyüğü adıyla da bilinmektedir.
Konumu ve Çevresel Özellikleri: Yerleşme; Hasanağa Organize Sanayi Sitesi'nin yakınında yer almaktadır. Kazı çalışmaları sırasında; yerleşmenin üst tabakalarının tarım faaliyetleri nedeniyle tahrip olduğu görülmüştür. Bunların yanısıra proje aşamasında olan Bursa-İzmir otoyolunun höyüğün bulunduğu alandan geçeceği bildirilmektedir. Höyük; göle doğru uzanan iki dere yatağının ayırdığı iki yükseltinin üzerinde ve bu yükseltilerden güneydekinin eteğinde olmak üzere bağımsız 3 alana ayrılmaktadır. Eldeki veriler her üç alanın da birbiri ile kültürel ve kronolojik olarak ilintili olduğunu göstermektedir. A; B ve C olarak adlandırdığımız alanlar göz ile kolay ayırt edilemeyecek kadar küçük bir yükseltiye sahiptir [Karul 2008:65]. Yerleşme, iki dere yatağı arasında, bunlardan birinin kuzeyinde, sırt üzerinde uzanmaktadır. Her üç yerleşme de (Aktopraklık A-B-C) Miyosen anakaya üzerindedir, Aktopraklık C bahsedilen kuzey sırt üzerindedir. Bursa, Akçalar ve Hasana'yı birleştiren yolun güney kenarından başlayan yerleşme, doğu-batı istikametinde ve hafif eğimli bir yüzey üzerindedir. Günümüzde arazi zeytin ağaçlarıyla kaplıdır ve sistemli kazılar başlamadan önce birkaç test çukuru açılmıştır [Karul-Avcı 2011:2].
Tarihçe:
Araştırma ve Kazı: Aktopraklık 2002 yılında, sanayi sitesi yapılması planlanan alanda, İstanbul Üniversitesi Prehistorya Bölümü'nden bir ekibin yaptığı yüzey araştımasında keşfedilmiştir [Karul-Avcı 2011:1]. İstanbul Üniversitesi Prehistorya Anabilim Dalı'ndan Necmi Karul başkanlığında 2004 yılında kurtarma kazılarına başlanmıştır. 2005 yılı kazılarının hemen ardından Bursa Arkeoloji Müzesinin sit alanı belirleme çalışmaları sırasında höyüğün 100 m kadar kuzeyinde; yine doğal bir sırtın üzerinde Kalkolitik Çağ'a tarihlenen bir mezarlık tespit edilmiş; buraya ilişkin kazı çalışmaları 2006 yılı projesine dahil edilmiştir [Karul-Özeren 2006:14]. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlanmış tescilli arkeolojik sit alanları listesinde yer almaktadır.
Tabakalanma: Höyük üst konisindeki çalışmalar 15-16-17 H ve 15-16 I olmak üzere 5 açma biriminde toplam 450 metrekarelik bir alanda gerçekleştirilmiştir. Höyük üst konisinin 150 m kadar güneyinde; düze yakın bir görünümü olan güney kazı alanında ise bir açmada çalışılmıştır. Yağmur sularının oluşturduğu doğal bir su kanalının derinliğinden faydalanılan 30 L açmasında; önce 10x2 m boyutlarında bir alanda kazı yapılmaya başlanmış; daha sonra açmanın boyutları daraltılarak 4x2 m'lik bir alanda derinleşilmiştir. Malzeme üzerinde yapılan ilk değerlendirmeler sonucuna höyükteki yerleşimin Neolitik Çağ'da başladığı; Son Neolitik'den sonra hemen hemen aynı yerde yeniden kurulduğu ve burada İlk ve Orta Kalkolitik boyunca yerleşilmiş olduğu belirtilmektedir.
Buluntular: Mimari: Höyük üst konisindeki kazı alanın en kuzeybatısında bulunan 15 H açmasında tarım toprağının hemen altında yanmamış bir yapı kalıntısı ve taş temeller ortaya çıkartılmıştır. Açmanın kuzeybatı köşesinde ise yaklaşık 50 cm kalınlığında; iki sıra; tek diziden oluşan bir taş temel bulunmuştur. Bunun altında bir ana duvar daha ortaya çıkartılmış ve duvarın etrafında en az üç oda tespit edilmiştir. Yapının duvarlarının yaklaşık 40 cm kalınlığında ve tekrarlamalar sonucu 4 cm'yi bulan kalınlıkta kalker içerikli sıva ile kaplı durumda olduğu bildirilmiştir. Ana duvarın güneyindeki büyük oda tabanının yeşil renkli killi toprakla kaplandığı ve üzerinin kalker içerikli bir harçla sıvandığı görülmüştür. 16 H açmasının kuzeydoğu köşesinde dikdörtgen planlı; 5x9 m boyutlarında bir yapı kalıntısı bulunmuş ve dal örgü ya da yığma tekniği ile yapılmış duvar izleri görülmüştür. Yapının kuzeydoğu kenarında; tabandan yükseltilmiş; 1.3 m çapında yuvarlak planlı kubbeli bir fırın kalıntısı otaya çıkartılmıştır. 16 H açmasında dört adet çukur tespit edilmiş ve bunlardan biri içindeki çanak çömlek parçalarına dayanılarak Ortaçağ'a tarihlendirilmiştir. Bir çukurda iskelet; diğer bir tanesinde ise tarihöncesi döneme ait çanak çömlek ve küçük taşlar bulunmuştur. Gömü çukurunun hemen batısında yer alan; çevresi 1.3 m olan başka bir çukurun; çevresine ve üzerine özenle yerleştirilmiş büyük taşlar görülmüştür. Bu taşlar kaldırıldığında çok sayıda öğütme taşı parçasının ortaya çıktığı ve bu sebeple; "adak çukuru" izlenimi taşıdığına karar verildiği bildirilmiştir. 17 H açmasının güneydoğu köşesinde iki mekana bölünmüş dörtgen planlı bir yapı kalıntısı bulunmuş; mekanlardan birinin 3x3 m boyutlarında ve etrafı duvarlarla çevrili durumda olduğu tespit edilmiştir. Bu alandaki duvar kalıntılarının 15 H açmasındakilerle aynı özelikleri taşıdığı görülmüştür. 16 I açmasında; yüzeyi yoğun bir kalker tabakası ile kaplı; iki yenileme evresi bulunan bir hendek ortaya çıkartılmıştır. 16 I açması; hendeğin en uzun izlenebildiği alandır; kuzeydoğu-güneybatı doğrultulu bu hendek; 16 H açmasının güneydoğu köşesinden geçerek; 17 H açmasının batı profiline kadar devam etmektedir. 17 H açmasında hendeğin dış kenarına paralel devam eden ve çapları 30 cm'yi bulan dört tane kazık deliği saptanmıştır. Hendeğin kuzey kenarına ait kalker kaplama; 15 H açmasının güneybatı köşesinde ortaya çıkartılmış ve 16 H açmasının kuzeybatı köşesinden geçip; güneye doğru hafif bir eğimle zemine saplanarak; batıya; kazı alanın dışına doğru devam ettiği tespit edilmiştir. 15 I açmasında tarım toprağının hemen altında dörtgen planlı bir yapının taş temeli ortaya çıkartılmıştır. 30 L açmasının kuzeydoğu köşesinde oldukça büyük taşlardan oluşan bir duvar kalıntısına rastlanmıştır. Duvarın kalınlığının kimi yerlerde dört taş sırası halinde 1.5 m'ye ulaştığı görülmüştür. Kazı alanının darlığı nedeniyle tam olarak planı anlaşılamayan duvarın; kullanılan taşların büyüklüğü ve dizilişi gözönünde bulundurularak çevirme sistemine ait olabileceği düşünülmüştür. 30 L açmasının derinleşilen kesiminde yarı genişliği 3.5 m olan ve yaklaşık 30 derece eğimli bir hendek tespit edilmiş ve dip noktasına kadar ulaşılmıştır. Yaklaşık 1.5 m derinliğindeki hendeğin; en az üç tabakalı ve yaklaşık 40 cm dernilğindeki bir yerleşim dolgusunu kestiği görülmüş ve yerleşmenin bu alanda 2 m'lik bir arkeolojik dolguya sahip olduğu anlaşılmıştır. Bu alanda kalker oluşumlu anakaya yüzeyinin yer yer düzeltildiği; çukurlar açıldığı saptanmış ve höyüğün en eski tabakasına ulaşılmıştır. Çanak Çömlek: 15 H açmasındaki kalker kaplı tabanda iki adet depolama kabı in-situ olarak bulunmuştur. Aktopraklık C Neolitik Çağ çanak çömleği, bölgedeki diğer yerleşmelerde de olduğu gibi monokrom mallarla temsil edilmektedir. Çoğunluğu kahverenginin çeşitli tonlarında ve kırmızı renkte mallardan oluşmaktadır, ancak Aktopraklık C'de Neolitik Çağ alt tabakalarına ait, Menteşe ve Barçın höyüklerinde de sıkça görülen (Roodenberg et al., 2003: 39) krem ve bej rengi mallar da azımsanmayacak orandadır. Bu tip mallar Fikirtepe ve Pendik'te az bir yüzdeyi oluşturur (Ozdogan, 1979: 208-209), ama Fikirtepe kültürünün erken evrelerinde daha yoğun olarak kullanılmıştır. Formları ya da yüzey uygulamalarıyla karakterize olan ve Fikirtepe kültürünün erken evrelerinde görülen siyah mallar, Aktopraklık C'de küçük bir grup oluşturur. Fikirtepe'den tanınan bu mal grubu, iyi hamurlu, iyi cilalı ve genellikle ince cidarlıdır. Siyah mallar Aktopraklık C'de az sayıda bulunur ve yüzeyleri Fikirtepe'deki kadar iyi işlenmiş değildir, ancak Fikirtepe ve Pendik'tekilere benzer ince cidarlı örnekler de vardır. Siyah mallar arasında, Fikirtepe çanak çömleğinde benzerleri görülmeyen bir alt gruptan da söz etmek gerekir, bunlar siyah astarlı ve cilasızdır. Kırmızı çanak çömlek parçaları Aktopraklık C'nin diğer bir geniş grubudur ve çanak çömlek koleksiyonundaki çeşitliliği gösterir. İyi kalitede malların bulunduğu parlak kırmızı, ince cidarlı iyi cilalanmış bir grup, taşçık katkılı, cilasız bir grup ve yüzeyi kum içeren kaba bir grup vardır. Kavisli S-biçimlii çanaklar, kırmızı mallar içinde iyi kalitedeki grubu oluşturur, ama hem kaba, kum katkılı hem de taşçıklı yüzeyli cilalı mallar içinde ana form kapalı ağızlı kaplardır. Bu türde ağız kenarı genel olarak "holemouth" olarak adlandırılan çömleklerde bulunur, bunlarda ayrıca orta kısımda ya da orta kısım ve ağız kenarı arasında büyük yatay kulplar da bulunur. Bu kulplar, 1981 yılı Pendik kazılarındaki kaplarda da oldukça sık gözlenmiştir (Ozbasaran, 1989: 14) ve bunların Fikirtepe kültürünün Arkaik evresinde daha da sıklıkla ortaya çıkmış olması mümkündür. "Holemouth" ve S-biçimli çanaklara ek olarak Aktopraklık C'de bir grup daha vardır; düz kenarlı basit çömlekler. Çanak ve çömlek formlarından ayrı olarak mal grubu içinde kült masası olarak adlandırılan kutular da vardır. Bu kutular genel olarak karedir ama nadiren üçgen formlu olanları da vardır. Çoğunlukla iyi cilalanmış yüzeyleri üzerinde Fikirtepe kültürüne ait digger yerleşmelerde görülen geometrik çizgi motiflerli çizi bezek vardır (Schwarzberg, 2009: 167ff). Aktopraklık C'deki diğer önemli farklılık ise Pendik'ten bilinen beyaz dolgulu oyma bezek benzeri dekoratif yüzey işlemidir (Ozdogan, 1983). Fikirtepe kültürünün gelişkin evrelerine ait dekoratif motif özellikleri (Ozdogan, 2007: 413), Aktopraklık C'de sadece kült masalarında görülür. Ilıpınar IX ve VIII evrelerinin baskı bezek örneklerinin (Thissen, 2001: 40) benzerleri Aktopraklık'ın sadece Neolitik tabakalarında vardır. Benzer şekilde, Fikirtepe'nin gelişkin evrelerinde yaygın olan yakalı kaplar, Aktopraklık C'nin önüne geçen diğer bir çömlek formudur [Karul-Avcı 2011:4]. İnsan Kalıntıları: 16 H açmasındaki çukurların birinde kısmen tahrip olmuş bir iskelet açığa çıkartılmıştır. Yetişkin bir kadına ait olduğu anlaşılan gömünün; hocker pozisyonda yatırıldığı ve bacak kısımlarının sonradan tahrip olduğu bildirilmiştir. Sistemli kazılarda yaklaşık 50 mezar açığa çıkartılmış ve daha önceden Bursa Müzesi tarafından yapılan sondajlarda da 14 insana ait iskelet parçaları toplanmıştır. Aktopraklık B'de hepsi İlk Kalkolitik Çağ'a tarihlenen bir düzine daha ve mezarlık alanında da Son Neolitik ve İlk Kalkolitik'e tarihlenen yaklaşık üç düzine daha bulunmuştur. Neolitik Çağ'a özgü olan yerleşme içi gömü adeti Kalkolitik Çağ'da bırakılmış ve Ôölü şehri' kavramı, ölülerle yaşam geleneğinin yerini almıştır. Aktopraklık C'nin mezarları 1400 metrekarelik bir Alana yayılmış ve yüzeye yakın konumda olduklarından ortaçağ yapıları ve çağdaş tarım faaliyetlerinden etkilenmişlerdir. Birkaç örnek dışında mezarlar tekildir ve çoğunlukla yanlarında mezar hediyesi olarak başucuna koyulan çömlek kaplar, kolyelere ait kireçtaşı boncuklar ve mermer bilezikler vardır. Mezarlar genellikle kötü korunmuş durumda olsalar da, çalışmalar bazen yerleşme sakinleri hakkında detaylı görüş edinilmesini sağlamıştır [Karul-Avcı 2011:7]. Diğer: Kalkolitik Çağ'a ait buluntular arasında spatül; bız; sapan tanesi; kemik boncuk; taştan kadın heykelcigi; yassı balta; mermer halka parçası; kemik kaşık sapı ve boncuklar vardır; ancak henüz ayrıntılı olarak yayınlanmamıştır.
Kalıntılar:
Yorum ve tarihleme: Akçalar Sırtı Höyüğü'nde çapı üst konide 100 m; güney kazı alanında ise 70 m olan iki hendek sistemi ve bunların çevrelediği bir yerleşme ortaya çıkartılmıştır. Yerleşmenin özellikle üst kesiminde; 1. tabaka olarak değerlendirilen dolguda ele geçen çanak çömleğin; bölgedeki diğer yerleşmelerde görülmediği; Orman Fidanlığı; Höyücek ve Demircihöyük gibi İç Batı Anadolu yerleşmeleri ile benzerlik taşıdığı bildirilmiştir. Buluntu grubu içinde; kemik kaşık; spatül ve mablak gibi Marmara Bölgesi ve Balkanlar'daki Neolitik yerleşmeler için tipik alet toplulukları da yer almaktadır. Akçalar Sırtı Höyüğü en yakınındaki prehistorik yerleşme; Ilıpınar ile de benzerlikler taşımaktadır ancak buradan bilinmeyen buluntular da ele geçirilmiştir. Bütün bunlar göz önünde bulundurulduğunda yerleşmenin Kuzeybatı Anadolu prehistoryası ile ilgili yeni bilgiler edinilmesi açısından önem taşıdığı düşünülmektedir. 2005 yılı çalışmaları; höyükte korunagelmiş en yeni tabakanın; buluntu analojilerinden yola çıkarak Ilıpınar VA dönemine; MÖ 5. binyılın ortalarına tarihlenebileceğini göstermektedir. Ancak henüz bu sonuçları doğrulayacak 14C analizleri yoktur [Karul-Özeren 2006:14]. Aktopraklık düz yerleşme kategorisinde değerlendirilmektedir. Bu yerleşme tipi, genellikle höyük tipi yerleşmelerin görüldüğü Anadolu ve Yakın Doğu'nun aksine, Prehistorik Avrupa'da yaygındır. Aktopraklık'ta görüldüğü üzere -sürekli ya da kesintili- aynı noktada yığılan yerleşme katlarındansa, mekansal bir genişlemeyle ifade edilmektedir. Aktopraklık, orijinal yerleşmeden belli bir mesafede yeniden yerleşmenin gerçekleşmiş olması ve yan yana konumlanması ile bu tip yerleşmelere iyi bir örnektir. Neolitik yerleşme, konut mahallinin 100 m güneye taşınmasıyla, Aktopraklık C'de sona ermekte, yeni yerleşim yeri Aktopraklık B olarak adlandırılmaktadır. Bundan sonra C yerleşmesi sadece mezarlık olarak kullanılmıştır [Karul-Avcı 2011:7].


Liste'ye