©Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri - TAY Projesi


Suberde / Görüklük Tepe

Çizimler için tıklayın...

maps

Fotoğraflar için tıklayın...

Suberde / Görüklük Tepe
Türü:
Höyük
Rakım:
1050 m
Bölge:
İç Anadolu
İl:
Konya
İlçe:
Seydişehir
Köy:
Gölyüzü
Araştırma Yöntemi:
Kazı
Dönem:
Çanak Çömleksiz Çanak Çömlekli

     


Yeri: Konya il merkezinin güneybatısında; Seydişehir İlçesi'nin 11 km güneydoğusunda; Gölyüzü (Suberde) Köyü'nün 500 m doğusundadır.
Konumu ve Çevresel Özellikleri: Suğla Gölü'nün kuzeybatı kıyısında 700 m uzunluğunda; 70 m genişliğinde; göl yüzeyinden 30 m yükseklikteki ince uzun kalker bir yükseltinin üzerinde yer alan höyük; 3.5-4 m kalınlığında kültür toprağına sahiptir. Kalker tepeye verilen addan çıkarak esas adının Görüklük Tepe olması gerekirken; en yakın köyün isminden dolayı bazı yayınlarda Suberde olarak adlandırılmaktadır. Yerleşme yerinin yayılım boyutları kesin olmamakla beraber; buluntu dağılımına bakılarak 5.000 metrekare civarında olduğu söylenebilir. Höyüğün üzerinde yer aldığı kalker yükseltinin üzerinde yer yer toprak dolgu da bulunmaktadır. Bu tepenin güney kısmı mezarlık alanı olarak kullanılmıştır. Çevre ekilebilir topraklar açısından çok zengindir. Görüklüktepe Mevkii ilk tarımcı topluluklar tarafından çevresel şartların çok uygun olması açısından yerleşme yeri olarak seçilmiştir. Tepe kuzeybatıdan güneydoğu istikametinde uzanan dar bir vadinin başlangıcında yer almaktadır. Bu tepenin; günümüzde hemen hemen kurumuş olan Suğla Gölü'nün; Pleistosen'den Holosen Dönemi'ne geçiş sırasında; su birikim kotunun en yüksek olduğu zamanlarda; o günkü gölün kıyısında bir burun şeklinde göle uzanan bir konumda olduğu sanılmaktadır. Çevrede yarı kurak step özelliklerini taşıyan bitki örtüsü vardır; fazla yüksek olmayan dağlar hem bitki örtüsü; hem de av hayvanları açısından oldukça zengindir. Görüklük Tepe yerleşikleri; hem bu dağları; hem de göl kıyılarını avlanma sahası olarak kullanmışlar; çevrelerindeki verimli topraklarda tarım yapmışlardır.
Tarihçe:
Araştırma ve Kazı: 1963 yılında R. Solecki tarafından Colombia Üniversitesi'nin "Beyşehir-Suğla Gölleri Yüzey Araştırması"nda tespit edilmiş; 1964-65 yılları içinde de J. Bordaz yönetiminde kazılmıştır. Solecki'nin araştırmasında; özellikle yöredeki diğer buluntu yerlerine göre farklı yontma taş endüstrisi ile ilgi çekmiş olan bu höyükteki yüzey toplamasının; sistemli bir şekilde gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Bordaz tarafından yapılan arkeolojik kazı ise daha çok höyüğün doğu kesiminde gerçekleştirilmiştir. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlanmış tescilli arkeolojik sit alanları listesinde yer almaktadır.
Tabakalanma: Bordaz yönetiminde yapılan kazıda; üç tabaka bulunduğu bildirilmektedir [Bordaz 1969:44; şek.3-4'deki açma kesitleri]: I. Tabaka: (Yüzey tabakası) Osmanlı; Bizans; Roma; Hellenistik; Frig Dönemi ve Tunç Çağları II. Tabaka: Üst Prehistorik Tabaka/Çanak Çömleksiz Neolitik Çağ III.Tabaka: Alt Prehistorik Tabaka/Çanak Çömleksiz Neolitik Çağ IV. Tabaka: Anakaya/Steril toprak.
Buluntular: Mimari: II. tabakada az sayıda gün ışığına çıkartılan kerpiç duvarlardan dörtgen veya kare planlı evlerin var olduğu tespit edilmiştir. Taş temel örgüsü ise yalnız bazı duvarlarda kullanılmıştır. Genellikle bu kerpiç duvarların günümüze kadar ancak birkaç sıra ile muhafaza edilmesine karşın; bazı duvarların 8-9 sıraya kadar bozulmadan ayakta kalmaları yapım tekniği konusunda bilgi vermiştir. Bazı duvarların farklı renklerde kerpiç sıralarından yapıldığı ortaya çıkartılmıştır. Kerpiçler çamur harç ile birbirlerine tutturulmuştur. Duvarlarda sıva olup olmadığı söylenmemektedir. Buna karşılık oda tabanlarının taş döşeme üzerine kil sıvalı olduğu görülmüştür. III. tabakada ise mimari ögelerin farklı olmadığı; aynı yapım tekniğinin devam edegeldiği anlaşılmıştır. Gene kerpiç yapılar mevcuttur. Ayrıca yaşam tabanlarından 15-20 cm yükseklikte ağız düzlemine sahip; içleri kil sıvalı çukurların; işlevleri tam olarak anlaşılamamakla beraber; depolama çukurları olduğu ileri sürülmektedir. Bazılarının içinde kül kalıntıları ile beraber sıvalarının pişmiş olması; ateş çukuru olarak kullanılmış olduklarını akla getirmektedir. Çanak Çömlek: Yerleşim yerinin alt tabakalarında çok az sayıda çanak çömlek parçasının ortaya çıkışı; bu iki tabakada yerleşiklerin en azından çanak çömlek yapımının bilindiği bir dönemde yaşadıkları düşüncesini ortaya koymaktadır. III. tabakanın üst kısımlarında 5 adet; karışık buluntular veren I. tabakadan ise 12 adet Neolitik Çağ çanak çömlek parçası bulunmuştur [Bordaz 1969:51]. Her iki tabakada bulunan parçalar aynı mal grubundandır. Bunlar bitki katkılı kaba bir hamurdan yapılmış kalın cidarlı kaplara ait çanak çömlek parçalarıdır. Yüzey rengi pembedir. Biçim olarak dar ağızlı veya dışa dönük dudaklı çömleklerin varlığı az sayıda profil veren parçalara göre belirlenmiştir. Bordaz; III. tabakanın sonlarına doğru bu tepedeki yerleşiklerin çanak çömlek yapımını denediklerini; II. tabakadakilerin ise böyle bir girişimde bulunmadıkları şeklinde bir yorum getirmektedir. Suberde'de ele geçen parçalar içinde üç farklı çanak çömlek geleneği saptanmıştır. Bunlar kültürel sıra düzenlerine ve klasik terminolojiye uygun olarak "Erken; Orta ve Geç Gelenek" şeklinde tanımlanmıştır. Bu sıra düzeni Çatalhöyük ve Erbaba ile aynıdır [Özdöl 2008:377]. Kil: İyi pişirilmemiş kil nesneler; Görüklük Tepe'nin en alt tabakasından itibaren ortaya çıkmıştır. İnsan ve hayvan figürinlerinin yanısıra koni biçimli eserler burada yaşayan topluluğun az da olsa en azından kili fırınlamayı bildiklerini göstermektedir. İdol; kadın figürü şeklindedir [Bordaz 1969:şek.24]. Hayvan figürleri içinde domuz ve kuş figürleri teşhis edilmiştir [Bordaz 1969:şek.21-23]. Yontma Taş: Yüzey toplamasından ve yapılan kazı sonucunda; çok sayıda yontma taş alet ve artık ele geçirilmiştir. Bu endüstrinin %90'ı obsidiyen; %10'u ise çakmaktaşındandır. III. tabakada aletlerin boyutlarının küçük oluşu; mikrolit endüstrisi geleneğinin bu yerleşme yerinde hala devam ettiği şeklinde yorumlanmasına yol açmıştır. Bazı örneklerde kontrollü baskı düzelti görülmektedir. Endüstride yonga ve dilgiler çoğunluktadır. Aletler içinde okucu ve kazıyıcıların sayıca fazla olduğu belirlenmiştir. Ayrıcı deliciler; sırtlı dilgiler de vardır. II. tabakada çakmaktaşı dilgilerden yapılmış orak-bıçaklar ve okuçlarının sayısı artmaktadır. Mikrolit aletlerden yarımaylar ve üçgen biçimliler sayılabilir. Sürtme Taş: Kazıda alttaki tabakalarda pek çok açkılı yassı balta bulunmuştur [Bordaz 1969:şek.7-11]. Ayrıca üzeri çizi bezeme ile süslenmiş olasılıkla yassı baltaların ağızlarının keskinleştirilmesinde kullanılan levha taşlar [Bordaz 1969:şek13]; perdah taşları; vurgu ve öğütme taşları gibi sürtme taş endüstrisinin örnekleri ele geçmiştir. Taş boncuklar ile üzerlerine delik açılmış yassı küçük çaytaşları; burada yaşayan Neolitik toplulukların süslenme adetlerini de belgelemektedir. Kemik/Boynuz: Kemik aletlerin büyük çoğunluğunu; çeşitli biçim ve boyda olan bızlar teşkil etmektedir. Ayrıca kemikten gerdançe ve boncuklar ele geçmiştir. Hayvan Kalıntıları: Kazıda ele geçen tüm hayvan kemikleri büyük bir titizlikle toplanmış ve ilk yapılan incelemeler sonucunda evcilleştirmenin delilleri tespit edilmemiştir. En çok koyun yendiği ve bu oranın tüm kemikler içinde %85'i bulduğu; bu kemiklerin analiz ve sayımı sonucunda saptanmıştır. Görüklük Tepe halkının yoğun avcılıkla uğraştığı geyik; balık; tavşan gibi av hayvanlarına ait kemiklerin varlığından anlaşılmaktadır. III. ve II. tabaka arasında; hayvan kemikleri açısından; sığır kemiklerinin II. tabakada artması dışında pek bir fark yoktur. Koyun; keçi ve domuz kemiklerinin daha çok küçük hayvanlara ait olması bu tip hayvanların olasılıkla sürüye alındıklarını göstermektedir. Bitki Kalıntıları : Görüklük Tepe'nin yer aldığı dar uzun vadinin; Neolitik Çağ'ın başlangıcında yazları sıcak ve kurak; kışları ise soğuk ve yağışlı step iklimi etkisinde olduğu; çevrenin açık ormanlarla kaplı olduğu yapılan palinolojik araştırmalar sonucunda ortaya çıkarılmıştır. Açık alanlarda bulunan çeşitli bitkilerin tarıma alınmış olup olmadıkları saptanamamıştır. Şimdilik tarım yapıldığının izleri görülmemektedir. İskancılar buğday; arpa; bezelye ve bakla gibi bitkileri toplayıp yemişlerdir. Diğer: Suğla gölündan toplanmış tatlı su midyelerinin kabuklarının bulunuşu; burada yerleşiklerin günlük yiyeceklerinde; bu tip gıdaların da önemli rol oynadığının göstergesidir. B. Aytuğ; kazıda toplanan toprakların polen analizi sonucunda Toroslar'da çam; köknar; sedir gibi büyük ağaçların Neolitik Çağ'da yaşadığını ortaya koymuştur [Aytuğ 1967:2-5]. Suğla Gölü kıyısında ise söğüt; ıhlamur gibi su seven ağaç örtüsünün var olduğu sanılmaktadır.
Kalıntılar:
Yorum ve tarihleme: Suberde/Görüklük Tepe kazılarında toplanan birçok karbon örneğinin; 14C analizleri gerçekleştirilmiştir. Özellikle III. tabakanın düzeltilmemiş tarihlerle ortalama MÖ 6.600-6.200±100 yılları (düzeltilmiş tarihlerle MÖ 6.500-6.000) arasına konabileceği ortaya çıkmıştır [Bordaz 1969:59].


Liste'ye