©Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri - TAY Projesi


Kanlıgeçit

Çizimler için tıklayın...

maps

Fotoğraflar için tıklayın...

Kanlıgeçit
Türü:
Höyük
Rakım:
138 m
Bölge:
Marmara
İl:
Kırklareli
İlçe:
Merkez
Köy:
Merkez
Araştırma Yöntemi:
Kazı
Dönem:
İTÇ III İTÇ II

     


Yeri: Kırklareli il merkezinin yaklaşık 500 m güneyinde; şehir merkezinden güneye Asılbeyli Köyü'ne giden yolun yaklaşık 250 m doğusunda; Haydar Dere'nin iki yakasında yer alır.
Konumu ve Çevresel Özellikleri: Kanlıgeçit yerleşmesi; Kırklareli demiryolu tarafından ortadan kesilerek kısmen tahrip edilmiştir. 1981 yılında saptandığı zaman demiryolu ve derenin parçaladığı yerleşme alanları; üç ayrı yerleşme yeri olarak ele alınmış ve Kanlıgeçit Kuzey (B5/17); Kanlıgeçit Güney (B5/18) ve Kanlıgeçit Doğu (B5/16) olarak isimlendirilmiştir. Kanlıgeçit kuzey olarak isimlendirilen Akropol kısmının yayvan bir höyük olduğu belirtilmektedir. Kazı çalışmaları sonrasında açmalardaki duvarlar kalaslarla sağlamlaştırılmış; açmaların üzeri naylonla kapatılıp toprak yığılarak korumaya alınmıştır.
Tarihçe:
Araştırma ve Kazı: Yerleşme yeri ilk kez 1981 yılında M. Özdoğan tarafından saptanmış; 1994 yılından itibaren M. Özdoğan ve H. Parzinger başkanlığında bir ekip tarafından kazılmaya başlanmıştır. H. Parzinger'in kazı ekibinden ayrılmasından sonra kazı M. Özdoğan yönetiminde devam etmektedir. 1998 yılına kadar yoğun geçen çalışmalar; ekonomik şartlardan dolayı 1999 yılında azalmıştır [Özdoğan et al 2001:85]. Ara verilen kazı çalışmaları 2004 yılında tekrar başlamıştır. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlanmış tescilli arkeolojik sit alanları listesinde yer almaktadır.
Tabakalanma: Kanlıgeçit Mevkii'nin kuzey ve güney kesiminde yapılan kazılarda İlk Tunç Çağı'na ait Akropol/İç Kale/Yukarı Şehir kısmı ile bunu çevreleyen Aşağı Şehir bulunmuştur. Akropol kısmında (Kanlıgeçit Kuzey) yapılan kazıda; en üstte anıtsal kapılı (?) sur ile çevrili bir yerleşim; onun altında temenos duvarı ile çevrili bir dizi megaron yapısı ve anıtsal kapının bir önceki evresi kapısının olduğu tabaka; daha altta İTÇ III evresi başlarına tarihlenen ince bir tabaka ve onun altında Balkanlar'ın Geç Ezero-Sveti Krilovo malzemesi veren ve şiddetli yangın geçiren kalın tabakaya rastlanmıştır. Kanlıgeçit Güney'de; Aşağı Şehir'de yapılan sondajlarda ise İTÇ III evresi tabakalarının altında Balkanlar'ın Ezero malzemesi içeren ince bir tabaka ve ana toprağa oyulmuş; içinden Balkanlar'ın Son Kalkolitik Pre/Cucuteni ve Gumelnita türü çanak çömlek veren iki çukur bulunmuştur. Mevkiide Hellenistik Dönem'de de yerleşildiği anlaşılmaktadır. Aşağı Şehir olarak tanımlanan kısımda yapılan kazıda; kültür toprağının dere seviyesinin altında devam etmesi derenin taşıdığı alüvyon dolgunun kalınlığını ve bu dolgunun alttaki yerleşimi ne boyutta örttüğünün bir göstergesidir. Yerleşmenin olduğu sıradaki çevresel özelliklerin günümüzden çok farklı olduğu anlaşılmaktadır. 2006 yılında E. Özdoğan ekibi tarafından yapılan Kırklareli Yüzey Araştırması sırasında ziyaret edilmiş ve İTÇ'na tarihlenen yerleşimin ya da yerleşime ait aşağı şehrin zaman içinde belki de yer değiştirerek oldukça geniş bir alana yayıldığı anlaşılmış ve bu alanda bir jeofizik çalışmasının gereği ortaya çıkmıştır [Özdoğan (E) et al. 2008:266]:
Buluntular: Mimari: Kanlıgeçit Kuzey'de Akropol olarak tanımlanan kesimde; en üstte büyük yassı ocak taşlarından yapılmış ve dış yamaç kesimi glasi (kaplama) biçiminde taşlarla doldurulmuş bir sur duvarı bulunmuştur. Surun tümünün taştan ya da üstünün kerpiçten yapılıp yapılmadığı kalıntıların yüzeye çok yakın olmasından anlaşılamamıştır. Yaklaşık 65 m çapındaki bu yerleşmeye, kesin olmamakla beraber, kuzeybatı kesiminden anıtsal bir kapı ile girilmektedir. Kapının girişi kuzeybatıdandır. Bu kapının konumu ve yönleri sur ile tam bağdaşmamakla beraber alttaki evreden hafif farklı bir yönde olan yenileme evresinin sur ile çağdaş olduğu belirtilmektedir [Özdoğan et al. 2000:98]. Kapı yapısı ancak son yıllarda yapılan kazılarda ortaya çıkarıldığından sur ile ilişkisi tam olarak araştırılamamıştır. Surda da yenileme evreleri saptanmıştır. Alttaki tabakada ise tümü Anadolu özellikleri gösteren; taş temelli; ikisi iyi korunmuş üç megaron ortaya çıkmıştır [Özdoğan et al. 2000:res.11]. Birbirlerine koşut olarak yaklaşık 1.5 m genişlikte aralıklı yerleştirilmiş olan bu megaron'ların duvarları yaklaşık 60 cm kalınlığındadır. Megaron'ların ortalarında büyük yuvarlak ocaklar (çukur tabanlı ateş yakma yerleri); ayrıca birinin içinde küçük ateş çukurları ya da sunaklar bulunmuştur. Kuzey megaron 6.30x14.90 m; güney megaron ise 7.20x15.50 m boyutundadır. Megaron'ların altında bir blokaja rastlanılmıştır. Megaron planlı yapıların tabanları altında büyük depo küpleri görülmüştür. Megaron'ların çevresinde 60 cm kalınlığında bir temenos duvarı vardır. Bu duvarın tekniği diğer yapılar gibidir. Megaron ve temenos duvarlarının en az 2-3 yenileme evresi geçirdiği saptanmıştır. En eski evrede temenos duvarında geçitli bir kapı olduğu üst evrede ise bu kapının kapatıldığı görülmektedir [Özdoğan 1999:res.18]. Kuzeybatı kesimde yer alan geçitli anıtsal kapının; alt evresinin megaron'larla çağdaş olduğu hafirleri tarafından yorumlanmaktadır. Ekseni kuzeybatı-güneydoğu olan kare planlı kapı yapısının dış boyutları 6.5x6 m'dir. Yaklaşık 2.5 m genişlikte olan dış kapı girişinde yassı taşlardan oluşturulmuş bir eşik vardır. Kapı geçidi içte iki yanda küçük mekanlar oluşturmaktadır. Bu anıtsal kapının temenos duvarı ile olan ilişkisi bir sura bağlanıp bağlanmadığı anlaşılamamıştır. Kapının yönü temenos duvarına dik gelmektedir. Şimdilik bir kapısı olan temenos duvarının; kuzeybatı kesimde üstteki surun altına girdiği ifade edilmektedir. Megaron yapılarının yanındaki alanın açık bir avlu olduğu yorumlanmaktadır. Bu alanda bir çit yapısı izi ile 100x30 cm boyutlu söbe biçimli ve kil sıvalı yerler bulunmuştur. İşlik yerleri olarak tanımlanan bu yerler dışında kubbeli fırın olduğu yorumlanan birbirinden farklı kotlarda inşa edilmiş kalıntılar da vardır. Bu tabakanın altında ince bir katman onun da altında çok şiddetli yangın geçirmiş kalın bir tabaka görülmüştür. Bu tabakada duvarları sıvalı dal örgü tekniğiyle yapılmış yapı kalıntılarına rastlanmıştır. En az iki mekan saptanabilmiştir. 2005 yılı çalışmalarında akropolün kuzey doğusunda; 2 ya da 3 evresi bulunan sur duvarının iyi korunmuş en yeni evresinin hemen altında; kuzeybatı kısmı önceki yıllarda açılan kuzeybatı-güneydoğu doğrultulu bir duvarın devamı bulunmuştur. Ancak duvar batıda büyük bir çukur tarafından kesintiye uğramıştır. Söz konusu duvar ile kuzey ve güney yönünde çıkıntı yapan duvar parçaları burada bir yapı kalıntısının olduğunu göstermektedir. Yine de bu yapının bir savunma ya da çevirme sistemi ile ilişkili olduğunu düşünmek olasıdır. Duvarın hemen altında daha çok bir taş döşeme niteliğinde olan ve çukurlar tarafından kesilen bir taş dolgu ile karşılaşılmıştır. Dolgu yer yer üst üste iki sıra halinde dizilmiş taşlar ile kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanan geniş bir alana yayılmakta ve surun eski evrelerine ait bir glasi ya da blokaj görünümünü almaktadır. Buranın devamında; kuzeybatıda ise söz edilen blokajın; taş duvarın ve surun en az 3 kez yenilenen ince bir duvar tarafından kesildiği görülmüştür. Megaron planlı yapıların altından gelen yanık tabakalarının anlaşılması ile ilgili çalışmada yanık kerpiçli bir dolgu ile önceki yıllarda açılmaya başlanan üç fırın kalıntısı üzerinde durulmuştur. Olasılıkla bir oda içinde bulunan kubbeli fırınlardan oluşan bu kalıntılar yanık bir ev konteskstinden çok bir işlik alanı görünümündedir. Yerleşme açısından Istrancalar'daki maden yataklarının önemli olması nedeniyle bu işlik alanının maden işlemek için kullanıldığı varsayılabilir. Ancak alandaki cüruf miktarının yetersiz olması nedeniyle kesin bir yargı söz konusu değildir [Özdoğan (E) et al. 2007:260]. 2008 yılında kazı alanı güneye doğru genişletilmiş ve buradaki kalıntıların megaron planlı büyük bir yapıya ait olduğu anlaşılmıştır. Daha kuzeydoğuda bulunan üç megaron ile aynı doğrultuda güneydoğu-kuzeybatı doğrultusunda uzanmasına karşılık buradaki megaronun diğerlerinden daha büyük olduğu görülmüştür (27,5x11,20 m). Ortalama 1 m kalınlığında olan uzun duvarların iç ve dış yüzlerine diğerlerinden farklı olarak 2-2.5 metrede bir yaklaşık 1 m genişliğinde payandalar eklenmiştir. Megaronun güneydoğuya bakan ön kısmında ise diğer üç megaronda olduğu gibi bir ante bulunmaktadır [Özdoğan (E) et al. 2010:362-363]. Çanak çömlek: Megaron tabakasında bulunan çanak çömlek tümü ile İç Anadolu-İç Ege Bölgesi'nin İTÇ III. evresinin sonunu göstermektedir. Bunun altında yine Anadolu İTÇ III. evre başına tarihlenen kırmızı astarı ile belirlenen çanak çömlek endüstrisi saptanmıştır [Özdoğan 2000:şek.14]. Küçük testicikler; çift ağızlı kap; boynuz çıkıntılı tabak gibi biçimleri bulunmaktadır. Kırmızı astarlı kapların büyük bir bölümü çark yapımıdır. Ayrıca siyah parlak açkılı astarlı ve kaba el yapımı bölgenin yerel çanak çömleği de aynı tabakalar içinde ele geçmiştir. Bir alt tabakada ise; Balkanların tipik Geç Ezero-Sveti Krilovo türü çanak çömlek endüstrisi bulunmuştur. 2008 yılında ortaya çıkarılan büyük megaronun öndeki antesinin içinde yaklaşık 4 m çapında 2.9 m derinliğindeki çukurda megaron ile çağdaş Anadolu tipi nitelikli kırmızı astarlı İTÇ II çanak çömleği bulunmuştur. Gerek boyutları, gerekse hemen önünde bulunan ve adak çukuru niteliği taşıyan büyük çukur buranın kamusal bir mekan olduğunu düşündürmektedir [Özdoğan (E) et al. 2010:363]. Kil: Kilden çok sayıda ağırşak ve dokuma tezgahı ağırlıkları [Özdoğan et al. 2000:res.14] özellikle alt şehirde alt tabakada bulunmuştur. Ayrıca 1998 yılı kazılarında iki adet figürin ele geçmiştir. Pişmiş topraktan yapılan bu idoller başlıklı düz yüzlü; soka burunlu tiptendir [Özdoğan 2000:şek.13]. Yontma Taş: Çakmaktaşından sap dilsiz kanatlı ok ucu örneği yayımlanmıştır [Özdoğan et al. 2000:res.15]. Kemik/Boynuz: Megaron yapılarının yanındaki avluda geyik boynuzundan yapılma çekiç-kazmalar ortaya çıkarılmıştır.
Kalıntılar:
Yorum ve tarihleme: Kanlıgeçit; İlk Tunç Çağı başında Balkanlar'ın Geç Ezero Kültürü ile aynı özellikleri taşıyan küçük bir köy yerine sahiptir. İlk Tunç Çağı III evresinde; kökeni İç Batı Anadolu Bölgesi olduğu anlaşılan bir grubun yerleşimi yeniden düzenlediği anlaşılmaktadır. Bu dönemde yerleşim kesinlikle bir koloni yerleşimidir. Akropol'u çevreleyen sur ve içindeki megaron planlı yapıların bulunduğu temenos duvarı bu döneme aittir. Yerleşimde; yönetim ve tapınak yapıları; alt şehir; savunma duvarı gibi kent özellikleri görülmektedir. Megaron tipi yapılar; Troya tipi megaron'larının hemen hemen aynısıdır. Megaron'larda günlük yaşama ait küçük buluntuların olmaması ilginçtir. Bunların bazıların tümüyle dinsel amaçlı inşa edildiği sanılmaktadır. Geçitli anıtsal kapı ise Troya'dan çok Anadolu tipi geçitli kapı tipindendir. İlk Tunç Çağı III. evre mimarisi ve çanak çömleğinin Anadolu özellikleri göstermesi; Kanlıgeçit'in bu son dönemde bir koloni yerleşmesi olduğunu düşündürmektedir. Bu dönemde Anadolu'da gelişen kent devletlerinin Trakya Bölgesi içlerine kendi sistemlerini getirmeye çalıştıkları fakat bunu uzun süre başaramadıkları anlaşılmaktadır. M. Özdoğan; bu koloni yerleşiminin; Istranca Dağları'ndaki bakır yataklarını işletmek ya da yerel madencilerden bakırı alıp başka yerlere satmak amacıyla Anadolu'dan Trakya'ya gelen bir gruba ait olabileceğini ileri sürmektedir [Özdoğan 2000:74]. Yaklaşık olarak MÖ 2400 yıl civarında bu kolonini kurulduğu 2100-2000 yıllarında belki yakılarak yokedildiği tahmin edilmektedir. İlk Tunç Çağı III. evresine ait; İç ve Kuzeybatı Anadolu Bölgesi kökenli malzeme; Kanlıgeçit'in dışında Bulgaristan'da Galabovo ve Edirne yakınlarında Kaynaklar II/Sülecik yerleşmelerinde de bulunmuştur. Kazı yapılmadığı için aynı tip başka kolonilerin olup olmadığı bilinmemektedir.


Liste'ye