| Mart '08 Arşivi | |
|
30 Mart - 5 Nisan 2008 |
|||||||
|
2000 YILLIK MEZARDA HAZİNE Türkiye’de, özellikle bölgemizde define arayıcılığı yaygın bir hobi ve iş koludur. Yüzyıllardır en zengin uygarlıkların gelip yerleştiği, göç yolları üzerinde bulunan ilimiz, define arayıcılarının en çok dolaştığı bölgelerin başında gelir. Define arayanlar, genellikle elleri boş döner. Ama kimi zaman çok önemli gömülere, ya da yüzyıllar öncesinden kalmış çok değerli tarihi eserlere rastlamak da mümkündür. İzmit’e bağlı Çayırköy’de yaşayan Salih Koç isimli vatandaş, bazı kişilerin geceleri gelip, arazisinde gizli gizli kazı yaptıklarını fark etti. Durumu köy muhtarı Aşır Güneş’e bildirdi. Muhtar Güneş de jandarmaya ihbar etti. Önceki gece saat 01.00 sıralarında bölgeye baskın yapan Jandarma, define kazısı yapan ve tarihi bir mezarı ortaya çıkartan 12 sanığı gözaltına aldı. Define arayıcılarının, bölgenin yakınında bulunan Pak Piliç Tesisleri bahçesine park ettiği iki otomobile de el konuldu. Jandarma, definecilerin toprak altından bir mezar yeri bulduğunu fark etti. Durum, İzmit Müzesi’ne bildirildi. Müze Müdürü İlksen Öszbay, dün sabah olay yerine gelerek inceleme yaptı. Özbay, “Bizim bölgemizde Nikomedya döneminden kalan bu tür pek çok mezara rastlamak mümkün. Ama bu hayli farklı. Muhtemelen 2 nci yüzyılda ölmüş genç bir bayanın mezarı. Ceset, çok az bozulmuş. İlk kez böyle bir mezarın içinde çok değerli altın takılara rastlıyoruz” dedi. Müze Müdürlüğü, definecilerin bulduğu mezarın içinden çıkan altın takıları koruma aldı. Mezar ise, yeniden kapatıldı. Özgür Kocaeli, 05.04.2008 |
![]() |
||||||
|
|||||||
![]() |
TARİHİ ÇEŞMEYE ÇİVİ ÇAKIP ŞİFA ARIYORLAR
Hatay'ın merkez ilçesi Antakya'da 200 yıllık tarihi çeşmeye çivi çakıp şifa arıyorlar. Antakya'nın Dutdibi Mahallesi'nde bulunan ve şifa dağıtığına inanılan tarihi çeşme daha çok Perşembe günleri yoğun ilgi görüyor. Duvarlarında yüzlerce çivinin çakılı olduğu tarihi çeşme görenleri ise şaşırtıyor. Mahalle sakinlerinden Ali Gerin, baş ağrısına iyi geldiğine inanılan çeşmenin çok fazla ziyaretçi akına uğramasından dolayı çeşmesinin iptal edildiği söyledi. Gerin, 3 perşembe üst üste gelip tarihi çeşmenin duvarına çivi çakılmasıyla baş ağrılarının sona erdiğini inanıldığını aktardı. Çeşmenin çevresinde yüzlerce çivinin çakılı halde yer almasının, çok sayıda kişinin şifa için bu mekana uğradığının delili olarak gösteren Gergin, baş ağrısı olup da çeşmeye çivi çakanların daha çok kadınlar olduğunu belirtti. Zaman, 04.04.2008 |
||||||
|
DİYARBAKIR'DA TARİHİ ESERLER
BULUNDU Diyarbakır’ın Suriçi beldesinde, Osmanlı dönemine ait kalıntıların bulunduğu bildirildi. İl Kültür ve Turizm Müdürü Tevfik Arıtürk, Suriçi Beldesindeki tarihi Ulu Cami ile Hasanpaşa Hanı arasında kalan kısımda yapılan kazılarda 2 tabaka tespit edildiğini belirtti. Bunlardan birinin Osmanlı veya erken Cumhuriyet döneminde yapılmış olan ve park olarak kullanıldığını kanıtlayan mimari kalıntılar olduğunu ifade eden Arıtürk, alanın kuzey kesiminde kanalizasyon kanalları, geri kalan kısmında da havuz kalıntıları ve havuza su taşıyan, havuzdaki kirli suyu kanalize eden kanallar tespit edildiğini söyledi. Arıtürk, “Bu toprak tabakanın hemen altında daha erken dönemlere ait mimari yapı kalıntıları tespit edildi. Kazının devam etmesi gerekiyor” dedi. Birgün, 04.04.2008 |
|||||||
|
"ÖZDEN İZE, İZDEN ÖZE" SERAMİK SERGİSİ
21 Nisan'a kadar sürecek sergi kapsamındaki çalışmalar içerisinde yorumlanan ve kullanılan Malatya Arslantepe Höyük’te bulunan Kil Mühür Baskıları; MÖ 3300–3000 yıllarına ait olan Saray kompleksi içerisindeki, A tapınağı, güneydeki depo odası ve bu depo odalarının karşısındaki arşivde bulunmuştur. Saray kompleksi içerisinde yaklaşık 2000 adet Kil Mühür Baskısı arşiv şeklinde ortaya çıkarılmıştır.
Malatya Arslantepe de kullanıldığı dönemdeki özellikleriyle tarih yazan Mühür Baskılarını üreten Sanatçılar; gerek toplumsal gerek bireysel sevinçlerini, kederlerini, sosyolojik-psikolojik durumlarını ve bölgelerinin coğrafi yönlerini ruhlarında yoğurup özleştirerek bugüne yansıtmışlar. Bugün de bu izleri ruhunda yoğuran sanatçı; yaşadığı dönemin sancılarını, sevinçlerini geçmişten gelen izlerle birlikte kompoze ederek gelecek nesillere bir anlamda kültür aktarımı da sağlayacak yeni izler ortaya koymaktadır.
Sergilenecek çalışmalarda bu mühürler üzerindeki biçimler ve Arslantepe Höyükte o dönemki yaşanmışlıklar yorumlanmaya çalışılmakla birlikte, burada bulunan kültürün yok olmasına sebep olan yangına ve mimari elaman olarak kullanılan kerpiç formuna, mühürledikleri kapılarına ve kullandıkları kaplara göndermeler yapıldı. TAYHaber, 05.04.2008 |
|||||||
|
ANTİK TROAS BÖLGESİ MADEN RUHSATLARINA KURBAN MI EDİLECEK?
Antik Troas Bölgesi bugünkü Çanakkale sınırları içinde yer almaktadır ve Kazdağları ve Yöresinde verilen yüzlerce maden ruhsatı nedeniyle dünyada eşi benzeri bulunmayan çok önemli bir kültür coğrafyası olan TROAS, biz korumazsak, yok olma tehlikesiyle yüzyüzedir. Troas bölgesindeki envanter çalışmaları henüz tamamlanmadığından neyi kaybettiğimizi bile bilemeyeceğiz.
Neler olduğuna bir göz atalım:
1. İÇDAŞ şirketinin kapasite artırımı için Çanakkale’nin Biga ilçesi Değirmencik köyünde kurulacak termik santral ve demir çelik tesisleri Parion antik kenti SİT alanı içerisinde. kazı heyeti başkanı Prof. Dr. Cevat Başaran, “Bu gidişle antik çağda güneşle sembolize edilen Parion’un güneşi doğmadan, üzerine kara bulutlardan dökülen asit ve toz yağmurları yağacak” diye konuşuyor. 56 milyon metreküp deniz doldurularak yapılacak olan yeni limanın Parion antik limanına 950 m uzaklıkta olduğunu, limanın belki de antik liman üzerine kurulacağını söyleniyor.
2. Karabiga’da tarihi Priapos kenti surlarının bitişiğindeki Kadıoğlu Çiftliği denilen yerde 600 dekar arazi, tapu devir işlemi yapılarak, bir gayrimenkul yatırım ortaklığı şirketince satın alındı. şirketin ortakları arasında Alarko Holding ve merkezi Birleşik Arap Emirlikleri'nde bulunan Deyaar Development ile Sansal İnşaat şirketleri yer alıyor. Karabiga Belediyesi’nin imar izni vermediği ve ancak mevzii imar planı ile yatırım yapılabilecek arazinin yanında ise özel ağaçlandırma alanı yer alıyor. Bir yanı orman, bir yanı SİT Alanı ve bir yanı Karabiga konut arsaları olan 664,3 dekar arazide enerji santralı yapılacak, yapılabilirse tabii. TAYHaber, Kaynak: Çanakkale Çevre Platformu, 05.04.2008 |
|||||||
|
İSTANBUL'A YAZIK TBMM’de İstanbul’la ilgili olarak
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ile CHP
İstanbul milletvekilleri arasında önceki gün hayli
ilginç tartışmalar yaşandı. Hürriyet, Yazı: Yalçın Bayer, 04.04.2008 |
|||||||
|
TARİHİ MEDRESE KÜLTÜR MERKEZİ OLMAYA HAZIRLANIYOR
Adana'daki Ramazanoğlu Halil Bey Medresesi'nin, yapılacak çalışmayla Türk İslam Sanatları Kültür Merkezi'ne dönüştürülmesi planlanıyor.
Ramazanoğlu Halil Bey tarafından 1513 yılında yapımı başlatılan Ulu Cami ve Medresesi, 1541 yılında Halil Bey'in oğlu Piri Mehmet Paşa tarafından bitirilerek ibadete açıldı. Cami; Selçuklu, Memlük ve Osmanlı mimari özelliklerini taşırken caminin doğusunda yer alan medresede ise son derece sanatsal bir şekilde kullanılan bitki motifleri ve çiniler göze çarpıyor.
Ramazanoğlu Halil Bey Medresesi'nin Adana Müftülüğü bünyesinde Türk İslam Sanatları Kültür Merkezi'ne dönüştürülmesi için çalışmalara başlandı. haberler.com, 04.04.2008 |
![]() |
||||||
|
ASIRLIK EL YAZMASI ESERLER DİJİTAL ORTAMA AKTARILIYOR
Selimiye Camii
Kütüphanesi'nde geçmişi bin yılı bulan el yazması ve
basma eserler gün yüzüne çıkıyor. Din, tarih,
felsefe, kimya, fizik ve astronomi başka olmak üzere
birçok dalda yazılmış olan eserler keyfedilmeyi
bekliyor. Trakya Net Haber, 04.04.2008 |
|||||||
|
"SİNAN'A SAYGI" FOTOĞRAF YARIŞMASI SONUÇLANDI
Çekül Vakfı tarafından düzenlenen ve Mimar Sinan'ın farklı eserlerindeki sayısız yorumu, "Sinan'a Saygı" projesi kapsamında bir araya getirmeyi hedefleyen fotoğraf yarışması sonuçlandı. Multi Turkmall'un kurumsal desteği ile ÇEKÜL Vakfı tarafından yürütülen yarışma sonuçları 27 Mart Perşembe günü Ayasofya Müzesi'nde yapılan basın toplantısıyla açıklandı.
15 Aralık-28 Şubat tarihleri arasında Sinan ve Yaşam, Korunamayan Sinan ve Kubbelerin Mimarı olmak üzere üç ayrı temada gerçekleştirilen yarışmaya; İstanbul'dan Kayseri'ye, Edirne'den Van'a, Sofya'dan Şam'a, Sinan'ın eserlerinin bulunduğu kentlerden 500'ün üzerinde fotoğraf katıldı. Fotoğraflar, 11 Mart 2008 tarihinden başlayarak internet üzerinden herkese açık bir oylama ile değerlendirildi.
21 Mart 2008 tarihine kadar devam eden
değerlendirme sonunda, Sinan ve Yaşam kategorisinde
Uygar Korça'nın Edirne'deki Sultan Selim (Selimiye)
Camisi ile Ustanın Mührü adlı fotoğrafı, Kubbelerin
Mimarı bölümünde Muhsin Divan'ın İstanbul'daki
Sultan Süleyman (Süleymaniye) Camisi ile Sinan 3
adlı fotoğrafı, Korunamayan Sinan kategorisinde ise
Aydın Mızrak'ın Van'daki Hüsrevpaşa Camisi ile Van
Hüsrevpaşa Camisi adlı fotoğrafı birinci oldu.
Mimarlar Odası, 04.04.2008 |
|||||||
|
ÇATALHÖYÜK MÜZESİ TAMAM
Dünyanın ilk yerleşim yerlerinden biri olarak kabul
edilen Çatalhöyük, Çumra Belediyesi'nin çalışmaları
ile müzeye kavuşuyor. Ersöz, Büyükşehir Belediyesi'nin Küçükköy
civarında müze yapma girişimi olduğunu hatırlatarak,
"Seçildiğimiz günden buyana Çatalhöyük ile ilgili
önemli çalışmalar yaptık. Kazı çalışmaları her yıl
devam ediyor. Çatalhöyük'ün tanıtımı ile ilgili
olarak Çumra Belediyesi'nin bir projesi var. Bu yıl
içerisinde Çatalhöyük Müzesi kuracağız. Büyükşehir
Belediyesi ile bununla ilgili olarak görüşmemiz
oldu. Kazıların yapıldığı Çatalhöyük ile Çumra
arasında belirlediğimiz bir alana dönemin yaşam
tarzını anlatan kerpiçten iki katlı otel ve
beraberinde de önemli bir sosyal tesis yapmayı
planlıyoruz" diye konuştu. Çumra Belediye Başkanı Nasır Ersöz, konuyla
ilgili olarak açıklamasında şunları dile getirdi.
"Müze olması için kazıların yapıldığı
Çatalhöyük'ün yanında bir yer hazırladık. Bu alana
kapsamlı bir projemiz var, köy odası olarak tabir
edilen kerpiçten oteller yapılacak. Bunun yanında
köy yemekleri ve o günkü Çatalhöyük'te nasıl yaşandı
ise onu canlandıracağız. Proje aşamasındayız,
bunanla ilgili olarak Bakanlığımız ile de
görüşmelerimiz devam ediyor. Kısmet olursa bu yıl
içerisinde bu projenin temelini atıp, ödümüzdeki yıl
hizmete açacağız" Projenin gerçekleşmesi ile birlikte Konya'ya
gelen turistlerin sadece Mevlana Müzesi ile
sınırlandırılmayacağını ifade eden Çumra Belediye
Başkanı Nasır Ersöz, "Konya'ya gelen yabancı
turistlerimizin Çatalhöyük'e gelmelerini sağlamak
için önce alt yapı sorununu çözeceğiz. Daha sonra
yapacağımız otel ve alış veriş merkezi ile
turistlerin geldikleri zaman sosyal bir alanda gezi
ve inceleme yapmalarını sağlayacağız" diye konuştu.
Alt yapı, otel ve sosyal alanların yapılması ile birlikte Çatalhöyük'ün tanıtımına ciddi anlamda hız vereceklerini dile getiren Başkan Ersöz, "Çatalhöyük dünya ülkelerinde tanınan ve bilinen bir tanıtıma ihtiyaç duyuluyor. Bununla ilgili olarak belediyemiz önemli çalışmalar yapacaktır" diye konuştu. Manşet Gazetesi, 04.04.2008 |
|||||||
|
|
TARİHİ CAMİ KÜL OLDU
Amasya'nın
Göynücek İlçesi, Damlaçimen beldesinde bulunan 120
yıllık tarihi cami, elektrik kontağından çıkan
yangın sonrasında 2 saat içerisinde kül oldu. Amasya Kent Haber, 04.04.2008 |
||||||
|
"ESKİ EMİNÖNÜLÜ, YENİ FATİHLİYİM"
Halen 32 ilçesi, 151 köyü, 817 mahallesi ve 41 ilk kademe belediyesi bulunan İstanbul'da, Eminönü, tüzel kişiliğine son verilerek Fatih İlçesi'nin sınırlarına katıldı. İlk kademe belediyelerinden 37'sinin de tüzel kişiliği sona erdirilerek yeni 8 ilçe belediyesi oluşturuldu. Bu 8 ilçeden 4'ü ilk kademe belediyesinin ilçeye dönüştürülmesiyle oluşturulurken, 4'ü de ilk defa kuruldu. Böylece İstanbul'un toplam ilçe sayısı 39 olurken, ilk kademe belediyeleri de tamamen kaldırılmış oldu.
Toplam nüfusu 12 milyon 573 bin 836 olan İstanbul'da, yeni düzenlemeyle Boğazköy, Bolluca, Durusu, Hadımköy, Haraççı ve Taşoluk ilk kademe belediyelerinin tüzel kişiliğine son verilerek Arnavutköy İlçesi oluşturuldu. Arnavutköy'e 29 mahalleyle 9 köy bağlandı. Ataşehir İlçesi ise Üsküdar'a bağlı 3, Kadıköy'e bağlı 7, Ümraniye'ye bağlı 3, Samandıra'ya bağlı 1 mahalle ile Başakşehir İlçesi Küçükçekmece'ye bağlı 6, Esenler ve Bahçeşehir'e bağlı 2'şer mahallenin katılımıyla kuruldu. Bahçeşehir ilk kademe belediyesinin tüzel kişiliğine de son verildi. Beylikdüzü İlçesi Gürpınar ve Yakuplu ilk kademe belediyelerinin katılımı ile oluşturuldu. Beylikdüzü'ne bağlı 5 mahallenin yanı sıra Gürpınar'a bağlı 3, Yakuplu'ya bağlı 2 mahalle ile birlikte toplam 10 mahalle Beylikdüzü'ne katıldı. Çekmeköy İlçesi de Ömerli, Alemdağ ve Taşdelen ilk kademe belediyelerinin tüzel kişiliklerinin sona ermesi ve bu belediyelere bağlı 17 mahalle ile 5 köyün katılması ile oluştu. Esenyurt ise Kıraç, Yakuplu, Avcılar ve Bahçeşehir'e bağlı 22 mahallenin katılımıyla kuruldu. Anadolu yakasında oluşturulan Sancaktepe İlçesi ise Samandıra, Sarıgazi ve Yenidoğan ilk kademe belediyelerinin tüzel kişiliğinin kaldırılması ve 20 mahalle ile 2 köyün bağlanmasıyla oluşturuldu. Sultangazi İlçesi de Gaziosmanpaşa'ya bağlı 14, Eyüp'e ve Esenler'e bağlı birer mahallenin katılımıyla kuruldu.
Yeni düzenleme ile İstanbul'un 18 ilçesinin nüfusunda bir değişiklik olmazken 12 ilçenin nüfusu düştü, Eminönü İlçesi'ni bünyesine katması nedeniyle sadece Fatih'in nüfusu arttı. Buna göre, İstanbul'un en yüksek nüfusuna sahip ilçesi olan Gaziosmanpaşa'nın nüfusu 1 milyon 13 bin 48'den 464 bin 109'a düştü, nüfusu en fazla azalan ilçe oldu. Yeni Şafak, 04.04.2008 |
|||||||
|
MİLET MÜZESİ HAZİRAN'DA HİZMETTE
Aydın Didim'de fiziki yapı ve güvenlik açısından yetersiz olduğu gerekçesiyle yeni bir bina yapılması kararlaştırılan Milet Müzesi'nde inşaat çalışmaları devam ediyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yaptırılan ve temeli Eylül 2007'de atılan müze inşaatının 2008 yılı Haziran ayında bitirilebileceği belirtildi. Yeni müze binası inşaatının 2008 yılı sonunda tamamlanmasının planlandığını hatırlatan Milet Müzesi Müdür Vekili Hasibe Akat, çalışmaların süratle devam ettiğini ve Haziran ayında müzeyi hizmete açabileceklerini duyurdu.
Haber Ekspres, 04.04.2008 |
|||||||
|
TINAZTEPE MAĞARASI TURİZM SEZONUNU AÇTI
Seydişehir'de bulunan bin 580 metresi açılan Tınaztepe Mağarası, 2008 yılı turizm sezonunu açtı.
Açılışa katılan Kaymakam Necdet Türker, 22 kilometre uzunluğundaki mağaranın Türkiye ve dünya turizmi için önem taşıdığını belirterek, böyle güzel bir mağarayı turizme kazandırdıkları için Hasan ve Bayram Çelmeli'ye teşekkür etti. Bayram Çelmeli ise ilk olarak 2003 yılında 1580 metresi turizme açılan Tınaztepe Magarası'nın 22 kilometrelik toplam uzunluğu ile Türkiye'nin en büyük mağaraları arasında yer aldığını söyledi. İlk olarak 1968 yılında keşfedilen ve 2003 yılında turizme kazandırılan, Kaptan Cousteau'nun 'Dünya Harikaları' kitabında da yer alan mağaranın yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çektiğini vurgulayan Çelmeli, 'Her yıl ziyaretçi sayısı artan mağara, 4 mevsim 9 derece sıcaklıkta bulunması nedeniyle astım ve bronşit hastalarına iyi geliyor. İçerisinde nemi ve oksijeni bol olan mağaranın 230 milyon yıl önce oluştuğu ve halen de oluşumunun sürdürdüğü biliniyor' dedi. Merhaba Gazetesi, 04.04.2008 |
|
||||||
|
MOZOLE TURİZM SEZONUNA HAZIR
Bodrum Kalesi ve Sualtı Arkeoloji Müzesi Müdürü Yaşar Yıldız, dünyanın 7 harikasından biri olan Halikarnas Mozolesi’nde (Mausoleum) gerekli bakımları yaptıkları belirterek, “Mausoleum Bodrum’un yüz akı olacak. Vatandaşların Mausoleum’u görmesini ve sahip çıkmasını istiyorum” dedi. Yaşar Yıldız, Mausoleum’un Türkiye ve Bodrum açısından önemli bir eser olduğunu ve korunması gerektiğini söyledi. Bodrum’da turizm haftasının açılışının Mausoleum’da yapılmasının planladığını belirten Yıldız, “Öğrenciler, dünyanın 7 harikasından birinin Bodrum’da olduğunu kitaplardan okuyor. Ama Bodrum’a geldikleri zaman Bodrum Kalesi’ni görüyorlar. Mausoleum’u daha iyi tanıtmak amacıyla çalışma başlattık” dedi. Gerekli bakımları yaparak Mausoleum’u turizm sezonuna hazırladıklarını kaydeden Yıldız, şöyle konuştu: “Mausoleum’da çimlendirme çalışması yaptık. Kayrakları, bordürleri ve tuvaletleri yeniledik. Elektrik sistemleri değişti. İçeriye biri girdiği zaman elektrik yanıyor, çıktığı zaman kapanıyor. 17 Nisanda turizm sezonunun açılışı burada yapılacak. Çimler de o zaman büyümüş olacak. Çalışmalarımıza Konacık ve Bitez belediyeleri de destek verdi. İki belediyeye teşekkür ediyorum. Mausoleum, Bodrum’un yüz akı olacak. Bodrumluların burayı görmesini ve sahip çıkmasını istiyorum.” Mausoleum’a giden yoldaki bilgi panolarını da yenilediklerini belirten Yıldız, “Mausoleum’u ziyaret eden turistlere rehberler eşlik edecek. Yabancı turistler Mausoleum’un yerini bulmakta zorlanıyor. Bu nedenle Mausoleum’a giden yol üzerine levhalar ve ok işaretleri koymamız gerekiyor. Buradaki park sorununu da çözmeliyiz” diye konuştu. Akşam Ege, 04.04.2008 |
|||||||
|
OSMANLI ARMASINI KRALİÇE VICTORIA YAPTIRMIŞ
Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi
Öğretim Görevlisi Yrd.Doç.Dr. Selman Can, Osmanlı
Devleti'nin sembolü haline gelen 'Osmanlı arması'
fikrinin İngiltere Kraliçesi Victoria'dan çıktığını
söyledi.
Dr. Selman Can, arma fikrinin Osmanlı ile Rusya arasındaki Kırım Savaşı sırasında ortaya çıktığını anlatıyor. Dr. Can'ın verdiği bilgilere göre, bu dönemde İngiltere, Osmanlı ile yakın ilişkiler kurmaya çalışıyordu. Fransa'nın Sultan Abdülmecid'e verdiği 'Legion' nişanı İngiltere'yi harekete geçirdi. İngiltere Kraliçesi Victoria, Fransa'nın verdiği nişana karşılık Kasım 1856'da Dizbağı Nişanı'nı Osmanlı Sultanı'na sundu. Dr. Can, nişanla birlikte gelen Osmanlı armasıyla ilgili şu bilgileri veriyor: "Böylece Sultan Abdülmecid, Dizbağı Nişanı'nın sahibi oldu. Ancak 1346'da Kral III. Edward tarafından ortaya çıkarılan Dizbağı Nişanı'nın geleneğinde şöyle bir uygulama vardır: Nişanı alan kişi ya da hükümdarların armaları Londra'da Windsor Sarayı'nda bulunan Saint George Kilisesi'nin duvarında asılmaktadır. Ancak Osmanlı Padişahı'nın arması bulunmamaktadır. Bunun üzerine Kraliçe Victoria, Prens Charles Young ismindeki arma uzmanını Osmanlı için arma tasarlamak üzere görevlendirir. İstanbul'a gelerek araştırmalarda bulunan Young'a, Etyen Pizani isminde bir tercüman yardımcı olur."
İngiliz tasarımcı, padişahlık alameti olan saltanat kavuğunu, sorgucu, ay-yıldızlı sancağı ve tuğrayı ön plana çıkararak bir arma hazırlar. Bir yılda hazırlanan arma, Osmanlı Devleti'nin Londra Sefiri Kostaki'ye teslim edilir. Kostaki tarafından İstanbul'a gönderilen arma çizimlerini Sultan Abdülmecid de beğenir. Bu şekilde oluşan Osmanlı Devleti arması İngiltere'nin Saint George Kilisesi'ndeki yerini alır. Kraliçe Victoria'nın Charles Young'a tasarlattığı arma, Sultan 2. Abdülhamit döneminde terazi ve silahlar eklenerek son şekline kavuşur.
Tarih bilgisinin söylentilerle oluşturulamayacağını kaydeden Dr. Selman Can, şu uyarıda bulunuyor: "Tarihle iç içe yaşayan bir toplumuz. Ancak tarihi konular üzerinde bilgi birikimimiz son derece zayıf. Sorgulamayı ve araştırmayı öğrenen nesiller ancak tarihi doğru okuyabilir."
Prens Charles Young ismindeki bir İngiliz tarafından tasarlanan Osmanlı armasında; güneş, 2. Abdülhamit'in tuğrası, sorguçlu serpuş, kalkan, sancak, mızrak, top, kılıç, borazan, yay, çapa, hilafet sancağı, Kur'an-ı Kerim, terazi, kılıç, süngülü tüfek, şefkat nişanı, Mecidi nişanı, nişan-ı iftihar, nişan-i Osmani gibi 30 ayrı sembol bulunuyor. Zaman, Haber: Selim Karahan, 04.04.2008 |
|||||||
|
"EFES'TE KAZIYI BİZ YAPACAĞIZ"
Kültür Bakanı Günay,
1 Mayıs'a kadar haber çıkmazsa, Avusturyalılarla
süren 113 yıllık kazı geleneğinin bozulacağını
söyledi. Yeni Asır, Haber: Zafer Şahin, 03.04.2008 |
|||||||
|
|
MUSKACI DEFİNE AVCILARI YAKALANDI
Afyonkarahisar'da,
aralarında biri muskacılık yapan toplam 3 kişi
define ararken yakalandı. Afyon Kent Haber, 03.04.2008 |
||||||
|
ZEYREK'TE TARİHİ EVLERE ÜCRETSİZ RESTORASYON
Fatih Zeyrek'te ayakta durmaya çalışan tarihi evler İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından restore edilecek. Projeye maddi durumu iyi olmayan vatandaşların evlerinden başlandı. Koruma Uygulama ve Denetleme Müdürlüğü'nün (KUDEB) yapacağı restorasyonda yoksul vatandaşların evi ücret alınmadan restore ediliyor. Bu yıl KUDEB tarafından 50 evin restore edilmesi hedefleniyor. KUDEB Müdürü Mehmet Şimşek Deniz, başvuru sırası ve vatandaşların maddi durumu dikkate alınarak yenilenecek evlerin belirlendiğini söyledi. Evleri onarılan Mustafa ve Perihan Karabıyık çifti, ahşap evde oturmaktan son derece mutlu olduklarını belirterek, “Ahşap ev, insanla birlikte nefes alıyor. Betonarme evde oturmak asla istemeyiz” dediler. Deniz, Zeyrek bölgesinde acilen onarım yapılması gereken 200 civarında kayıtlı bina bulunduğunu ifade etti. Yeni Şafak, Haber: Gökhan Yılmaz, 03.04.2008 |
|||||||
|
700 YILLIK ÇINAR GUINNESS'E ADAY
İznik Kaymakamlığı'nın, Osmanlı'nın ilk filozoflarından "Davudi Kayseri''nin türbesindeki 700 yıllık dev çınar ağacı için Guinness Rekorlar Kitabı'na yaptığı başvuruya olumlu yanıt geldi. Sabah, 03.04.2008 |
|
||||||
|
ÜÇÜNCÜ KÖPRÜYÜ İLK KEZ UNESCO GÖRECEK
Tarihi değerlerin restorasyon projeleri için kaynaklar ayıran UNESCO, 2005 yılında Türkiye'yi uyardı. Bunun ardından İstanbul'un tarihi yerlerinin daha fazla tahrip olmaması için önlem alınmasını talep edip Türkiye'den savunma istedi. Türkiye de 2006 yılında savunmasını verdi. UNESCO'nun talepleri tarihi eserlere sahip çıkılması, yanlış yapılan sur restorasyonlarının durdurmasını, kültür varlıklarının restorasyonu için kaynak ayrılmasını ve alan yönetimi planı yapılmasıydı. Aksi taktirde İstanbul "Tehlike altındaki kültür mirası listesine" düşecekti ve Türkiye'ye 2008 yılına kadar süre tanındı. Sabah, Haber: Ercan Sarıkaya, 03.04.2008 |
|||||||
|
|
ÇALINDIKTAN 6 YIL SONRA TÜRKİYE'YE DÖNÜYOR
Türkiye tarihi eserlerin peşini bırakmıyor. 2002
yılında Kocaeli Fuar alanından kafası koparılarak
Almanya’nın Münih kentine kaçırılan MÖ 2’nci
yüzyıla ait Roma çağı bir heykel başını daha teslim
aldık. Hürriyet, Haber: Celal Özcan, 03.04.2008 |
||||||
|
INTERNETTEKİ MADALYALAR İÇİN YASAL İŞLEM
gittigidiyor.com'un Genel Müdürü Cenk Angın, sitede her an yaklaşık 750 bin farklı ürünün satışa sunulduğunu söyledi. Angın, "Kullanıcı sözleşmemiz gereği, satışa sunulan ürünlere ilişkin her türlü sorumluluk, yalnızca ve tamamen ürünlerin satıcılarına ait. Anılan ürünleri de 2863 sayılı "Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu" önündeki durumlarını incelemeye aldık. Gereğini yapacağız" ifadesini kullandı. Marka direktörü Ela Belül ise, "Tasnif ve tescil dışı belgesi olmayan benzer tarihi ürünleri ilgili satıcılara uygun bir bilgilendirme yaparak sonlandırıyoruz. Bundan böyle, tıpkı içki satışında yaptığımız gibi, bu tarz ürünlerin listelenebilmesi için sözkonusu belge ibrazını ön şart koşacağız" açıklaması yaptı. Sabah, Haber: Abdurrahman Şimşek, 03.04.2008 |
|||||||
|
TARİHİ ESER KAÇAKÇISI YAKALANDI
Kahramanmaraş'ta jandarma ekipleri tarafından düzenlenen operasyonda 101 adet tarihi eser ele geçirildi.
Edinilen bilgiye göre, bir istihbaratı değerlendiren jandarma ekipleri, Döngel Köyünde ikamet eden Z.G isimli şahsın elinde bulunan tarihi eserleri satmak için müşteri aradığı bilgisine oluştu.
Düzenlenen operasyonda şahsın evinde yapılan aramada 56 adet sikke, 11 adet mızrak ucu, 44 adet muhtelif tarihi eser olmak üzere toplam 101 adet tarihi eser ele geçirildi.
Zanlı Z.G jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Kahramanmaraş Kent Haber, 03.04.2008 |
|
||||||
|
TARİH KAYIT ALTINDA
Vakıflar Genel Müdürlüğü, her birisi tarihi eser
niteliğindeki orijinal el yazmalarını teknolojinin
son imkanlarını kullanarak dijital ortama aktarıyor.
Dünyanın en büyük kültür projesi olmaya aday Vakıf
Arşiv Yönetim Sistemi’ni (VAYS) geliştirerek 12
milyona yakın vakıf belgesinin tasnifine başlayan
Genel Müdürlük, bu arada yıkılmaya yüz tutmuş
eserleri de restorasyonla ayağa kaldırıyor.
Türkiye Gazetesi, Haber: Harun Yerebakan, 03.04.2008 |
|||||||
|
KAPADOKYA'DA TURİST SAYISINDA DÜŞÜŞ
Kapadokya Bölgesindeki müze ve ören yerlerini bu yılın ilk üç ayında 173 bin yerli ve yabancı turist gezdi.
Nevşehir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nden alınan bilgilere göre, Türkiye'nin en önemli turizm merkezlerinden biri olan Kapadokya Bölgesini ziyaret eden turist sayısı bu yılın ilk üç ayında geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre düşüş gösterdi.
Bölgede turistlerin ziyaretine açık bulundurulan başta Göreme Açık Hava Müzesi olmak üzere, Açık Saray Harabeleri, Zelve Örenyeri, Paşabağı, Kaymaklı, Derinkuyu ve Tatlarin Yeraltı Kentleri, Nevşehir, Ürgüp ve Hacıbektaş Veli Müzeleri ile Karanlık, El Nazar ve St.Jean Kiliselerini 44 Bin 332'si yerli, 128 Bin 773'ü de yabancı olmak üzere toplam 173 Bin 105 turist gezdi.
Bölgedeki müze ve ören yerlerini 2007 yılının ilk üç ayında 71 Bin 113'ü yerli, 114 Bin 214'ü de yabancı olmak üzere toplam 185 Bin 327 turist ziyaret etmişti. Nevşehir Kent Haber, 03.04.2008 |
|||||||
|
AÇIK HAVA MÜZESİ OLACAK
Ali Kazgan da İl Özel İdaresinin ödeneğinin
Malatya'nın nüfusunun 122 bin kişi azalması
nedeniyle düştüğünü, ödeneğin 21 milyon YTL olduğunu
ancak, bu ödeneğin aralık ayına kadar kademeli
olarak gönderileceğini, 21 milyon YTL'nin kasada
hazır olduğunun düşünülmemesi gerektiğini ifade
etti. Malatya'da MOBESE sistemine geçilmesinin planlandığını, İl Özel İdaresinin bu sisteme ve duble yollara destek vereceğini; müzenin eğitim faaliyetlerine de ellerinden geldiği kadar yardımcı
Arslantepe Höyüğü'nde ortaya çıkarılan sarayın
açık hava müzesine dönüştürülmesinin planlandığını
belirten Kazgan, bu proje için 300 bin YTL ödenek
ayrıldığını ve projenin bu yıl hayata geçirileceğini
kaydetti. Malatya'nın Orduzu beldesinde bulunan Arslantepe Höyüğü'nde ilk kazı çalışmaları, 1939 yılında Fransızlar tarafından başlatıldı. Çalışmalar, 1961'den itibaren İtalyanlar tarafından sürdürüldü. Roma La Sapienza Üniversitesi Arkeoloji Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Marcella Fragipane başkanlığında yürütülen kazılarda, aralarında saray ve kral mezarının da bulunduğu çok sayıda tarihi eser ortaya çıkarıldı. Malatya Aktüel, 03.04.2008 |
|||||||
|
TARİHİ GÜDÜK MİNARE RESTORE EDİLİYOR
Akşehir'deki Selçuklu eserlerinden biri olan Güdük Minare Mescidi'nin restore edilmeye başlandığı bildirildi.
Vakıflar Konya Bölge Müdürlüğü tarafından Akşehir'deki Nasreddin Hoca Evi yakınlarında bulunan Tarihi Güdük Minare Mescidi'nde restorasyon çalışmaları başlatıldı.
Merhaba Gazetesi, 02.04.2008 |
|||||||
|
|
SUNAĞI GERİ İSTEDİK
Bergama Belediye Başkanı Raşit Ürper, 1871 yılında ilçelerinden götürülen Zeus Sunağı’nı, Alman yetkililerden geri istedikleri açıkladı. Milliyet, Fotoğraf: Kent Haber, 02.04.2008 |
||||||
|
"ERZURUM 9 BİN YILLIK ŞEHİR"
Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü´nün organize ettiği “Kuzeydoğu Anadolu ve Kuzeydoğu Anadolu´nun Eski Çağ Tarihi” adlı panel, Atatürk Üniversitesi Mavi Salon´da yapıldı. Panele, Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümün´den Prof.Dr. Alparslan Ceylan, Araştırma Görevlisi Yasin Topaloğlu, Araştırma Görevlisi Yavuz Günaşdı, Kars Kafkas Üniversitesi´nden Yrd.Doç.Dr. Akın Bingöl ile akademik personel ve öğrenciler katıldı.
Düzenlenen panelde kazı yapılan alanların, Erzurum, Erzincan, Ardahan, Iğdır ve Artvin´in bir bölümü olduğunu söyleyen Oturum Başkanı Prof.Dr. Alparslan Ceylan, Kuzeydoğu Anadolu bölgesinde yaklaşık 10 yıldır çalışma yaptıklarını belirtti. Ceylan, “Bugün benim için kıvanç duyduğum bir gün. Yaklaşık 10 yıldır çalıştığım ve 100 bin kilometreyi aşkın yol katettiğim arkadaşlarımla birlikte olmam çok gurur vericidir.” diye konuştu.
Erzurum´un İlk Tunç Devri'nden kalma bir şehir olduğunu ifade eden Prof.Dr. Alparslan Ceylan, konuşmasını şöyle sürdürdü, ”Büyük hatipler, Erzurum´un bin yıllık bir şehir olduğunu söylüyorlar. Fakat yaptığımız çalışmalar neticesinde Erzurum´un 9 bin yıllık bir şehir olduğu ortaya çıktı. Bu 9 bin yıllık şehre sahip çıkılmalı. Avrupa´nın en büyük şehirlerinin bile tarihi bin yıllık değil.”
Gezdikleri coğrafyada bölge insanın kendilerine çok sıcak davrandığını belirten Ceylan, “Anadolu insanının hepsi aynı özelliktedir. Yok burası Kürt köyü, burası Türk köyü diye bir şey yok. Gittiğimiz her köyde bize ilgi vardı. Yemek yedirdiler, çay içirdiler. Bizim insanımızın gönlü merttir. Yeter ki .araya başka birileri girmesin.” şeklinde konuştu.
Panele Kafkas Üniversitesi´nden katılan Yrd.Doç.Dr. Akın Bingöl de Kars´ta bilinen bazı eserlerin tarihi yanılgılara maruz kaldığını iddia ederek, “Kars´ta bulunan 12 Havari Kilisesi´ni Ermeniler´in değil, sonradan Hıristiyanlığı seçen Kıpçak Türkleri´nin yaptığını savundu. Yaklaşık 12 yıllık incelemelerinde zaman zaman sorun yaşadıklarını kaydeden Bingöl, bu zorlukta da terör örgütü PKK´nın etkili olduğunu söyledi. Bingöl, “12 yıllık incelemelerimizde terörün etkili olduğu zamanlar oldu. Bu zamanlar güvenli olmadığından, bir çok mağara ve kaleyi gezme imkanı bulamadık.”şeklinde konuştu. Erzurum Gazetesi, 02.04.2008 |
|||||||
![]() |
ASSOS SUÇLAMASI: BETONA BOĞDULAR
Assos Antik Kenti kazı başkanlığını 25 yıl yürüttükten sonra 2005 yılında ölen arkeolog Prof.Dr. Ümit Serdaroğlu, Assos'ta "neredeyse hiç kazı yapmamakla ve kazıyı savsaklamakla" suçlandı. Amerikan Arkeoloji Enstitüsü tarafından iki ayda bir yayımlanan "Archaeology" adlı derginin mart-nisan sayısında yer alan bir yazıda Assos kazılarının "savsaklandığı" öne sürüldü. Yazıda, "Assos'ta gerek tiyatro gerekse tapınak kısmında kazı yapmadığı, çalıştığı süre içerisinde de işleri aceleye getirdiği" iddia edilen Prof. Serdaroğlu'nun gerçekleştirdiği restorasyon çalışmaları da ağır bir dille eleştirildi. Özellikle yapılan çalışmalarla çevreye zarar verildiği kaydedildi. Sabah, Haber: Bedia Ceylan Güzelce, 02.04.2008 |
||||||
|
MAMUTLAR NASIL YOK OLDU
Mamut soyunun yaklaşık
10 bin yıl önce sona ermesinin nedeninin iklim
değişikliği ve avlanma olduğu ileri sürüldü. Hürriyet, 02.04.2008 |
|
||||||
|
UNESCO'DAN GÖRÜNTÜYÜ BOZMAYIN UYARISI
Galataport
için UNESCO’nun hazırladığı rapor: “İstanbul’un
tarihi yarımadasının görsel bütünlüğü tehdit
edilmemelidir. Galataport, Haydarpaşa ve Dubai
Kuleleri için UNESCO’nun hazırladığı raporda,
“İstanbul’un tarihi yarımadasının görsel bütünlüğü
tehdit edilmemelidir” denildi. Vatan, Yazı: Ali Öztunç, 02.04.2008 |
|||||||
![]() |
MİSKET OYNAYAN FİRAVUN TUTANKHAMUN
Hollanda Leiden Üniversitesi Mısırbilim Bölümü’nün yaptığı bir basın toplantısında Kahire’de yeni bulunan bir papirüsün, bazı küçük çocukları misket oynarken gösterdiği bildirildi. Çocuklardan birisinin, 9 yaşında tahta geçen Firavun Tutankhamun olabileceği düşünülüyor.
Yapılan açıklamada, her ne kadar misket oyunun ilk olarak Mısır’da oynandığı biliniyorsa da hem bu denli eski bir oyun olduğunun bilinmediği, hem de Firavun Tutankhamun’un oynamış olmasının son derece önemli bir bilgi olduğu vurgulandı. Şu ana dek hiçbir kazıda bilye bulunmamış olması ise antik çağlarda oyunda kullanılan bilyelerin, bugünkülerden farklı, basit birer mermer top olması ile açıklanıyor.
Bu denli büyük ve kapsamlı bir papirüsün ise uzun yıllardır ilk defa ortaya çıktığı, MÖ 1323 yılına ait olan papirüsün Tutankhamun’un mezarında Howard Carter tarafından 1922 yılında yapılan kazılar sırasında çalındığı da basın toplantısında açıklandı. iol.co.za, 01.04. 2008 Not: Leiden Üniversitesi’nin 1 Nisan şakası olarak düzenlediği bu basın toplantısı birçok haber ajansı tarafından ciddi bir haber olarak geçildi. |
||||||
|
CİZRE'NİN TARİHİ SURLARI İLGİ BEKLİYOR Cizre İlçesi'nde bulunan tarihi surlar ilgi bekliyor. MÖ 4000 yıllarında Gudi İmparatorluğu tarafından Dicle Nehri kenarında kurulan Cizre Kalesi ve surları yıkılmaya yüz tuttu.
Cizre surlarının durumuna çok üzüldüğünü belirten Cizre Kale Mahalle Muhtarı M. Zeki Macartay, "Bölgenin tarihi ve kültürel yapılarına sahip çıkılması gerekmektedir. Bölge bununla turistlere güzel bir yönünü göstermiş olacaktır. Şırnak ve özellikle Cizre İlçesi'nin inanç turizminin son durağı olması mümkündür. Bunun için herkes elinden geleni yapmalı ve bu tarihi kültürel yapıya sahip çıkmalı. Bölge bu tarihi yapı ile farklı bir şekilde ön plana çıkacaktır. Yetkilileri surların bir an önce bu harap ve yıkılmış görünümden kurtulması için göreve davet ediyorum" dedi. Şırnak kent Haber, 01.04.2008 |
![]() |
||||||
|
|
BİTLİS TARİHİ GÜZELLİKLERİNİ KAYBEDİYOR
Bir zamanlar sayıları binlerle ifade edilen, taş işçiliğinin eşsiz eserlerinin bir arada görülmesine imkan sağlayan Bitlis evleri, bürokratik duyarsızlık ve ev sahiplerinin tamirat ve restorasyon için gerekli maddi kaynağa sahip olmamaları yüzünden bir bir yıkılıyor. 244 adet tarihi yapının günümüze kadar ulaşabildiği Bitlis evleri; bir yandan çevrelerinde biten çok katlı çirkin betonarme yapılara inat güzelliklerini göstermeye çalışırken, bir yandan da ağır kış şartları ve bürokrasinin hantal yapısıyla mücadele ederek ayakta durma savaşı veriyor.
Çok yönlü bir keşmekeşin arasında kalan tarihi yapılardan biri de 1999 yılında koruma altına alınan Bitlis'in Gazibey Mahallesi'nde bulunan 9 ev ve 1 camii. 1999 yılında Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü'nce sivil mimarinin ayakta kalabilmiş ve orijinalliğini koruyabilen ender eserlerden olduğu gerekçesiyle "Gazibey Mahallesi Sokak Sağlıklaştırma Projesi adı altında 9 ev ve 1 camii koruma altına alındı. Ancak projenin üzerinden 9 yıl geçmesine karşın 9 ev ve 1 camiinin (Atatürk Camisi) onarımı henüz bitirilemezken, proje kapsamına alınan 1 ev ise zor şartlara direnemeyerek yıkıldı. Koruma altına alınan Gazibey Mahallesi'ndeki 9 evin sahipleri, kendilerinin süreci bire bir takip etmelerine karşın bugüne kadar projede bir hızlanma olmadığını söyleyerek, yetkililerin duyarlı olmalarını istedi.
Ev sahiplerinden Salih Kızıltaş, mahallelerinin koruma altına alındığı için çeşitli hibe, fon ve kredilerden de faydalanamadıklarını söyleyerek olayın bir başka trajik yönünü ortaya koydu. Konuyla ilgili görüşlerini açıklayan mahalle sakini Kızıltaş, olayın bürokratik duyarsızlıktan ibaret olduğuna inandığını söyledi. Geçtiğimiz yıl evi yıkılan mahalle sakinlerinden Cesim Yeter ise "Şayet tehlikeyi önceden fark edip evi tahliye etmeseydik meydana gelecek facianın sorumluluğunu hangi kurumların ve yetkililerin üstleneceğini merak ediyorum." dedi. Konuyla ilgili görüşlerine başvurulan Bitlis İl Kültür ve Turizm Müdürü Hüsnü Işıkgör, ödenek yetersizliği yüzünden projenin bitirilemediğini söyledi. Yeni Şafak, 01.04.2008
|
||||||
|
GEÇMİŞTEN GELEN MİRASLARIMIZ | |||||||