| Temmuz '07 Arşivi | |

![]() |
|
![]() |
|
22 - 28 Temmuz 2007 |
|
|
SULARIN GİZLEDİĞİ HARİKA
ESER İstanbul Kent Haber, 27.07.2007 |
|
|
BİRGİ'DE MÜZE İÇİN İLK ADIM ATILIYOR
Birgi Turizm Kültür Sanat ve Spor Derneği, Birgi Müzesi için çalışma başlatıyor. Birgi Belediye Başkanı Cumhur Şener başkanlığında yapılan toplantıda Birgi Müzesi için çalışmaların başlatılmasına karar verildi. Toplantıya, Belediye Başkanı Cumhur Şener ve dernek yöneticilerinin yanı sıra Birgi gönüllüleri de katıldı.
Birgi’de yapılan çalışmalar ve dernekli ilgili bilgi veren Birgi Gönüllüsü Gülfer Keskin 2002 yerel seçimlerinin ardından kurulan Birgi Turizm Kültür Sanat ve Spor Derneği’nin Birgi'de kültür adına yararlı işler yapmayı ilke edinmiş bir dernek olduğunu söyledi. Keskin, dün Birgi belediyesinde bir araya gelen dernek yönetimi ve gönüllü üyelerin, Uğur Mumcu Kütüphanesi’nin yeniden aktif hale getirilmesi için çalışma başlattıklarını söyledi. Keskin daha sonra şunları söyledi: “Etnoğrafya müzesi için de kolları sıvayan dernek çalışanları ilk iş olarak Birgi'de günlük yaşama dair, evlerde kullanılmayan objeleri "bağış" yolu ile toplamaya ve bunları kayıtlı hale getirmeye karar verdi. Bu doğrultuda, Belde halkından gönüllüler aracılığı ile bağış kampanyası başlatılıyor.” dedi.
Belediye Başkanı Cumhur Şener, vatandaşlardan artık kullanılmayan ve birer nostalji aracı haline gelen saban, tahta kaşık, pulluk, eski dokuma tezgahı, el aletleri gibi yöresel objeleri derneğe bağışlamalarını istedi. Cumhur Şener yaptığı açıklamada "Bu objeler yeterli sayıya ulaştığında, Birgi Etnoğrafya Müzesi çatısı altında yöre halkımızın ziyaretine açılacak. Kültürümüze sahip çıkmak ve kültürümüzü gelecek nesillere aktarmak için böyle bir müzenin oluşturulmasını çok önemsiyoruz" dedi. Selçuk Bölge Haberleri, 27.07.2007 |
|
![]() |
AHŞAP EVLER 'MİRAS' KAPSAMINA ALINIYOR
İstanbul'un '2010 Avrupa Kültür Başkenti' ilan edilmesinin ardından kentteki tarihi yapıların yenilenmesine hız verildi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Koruma Uygulama ve Denetim Müdürlüğü (KUDEB), Eminönü'nde yeni bir projeyi uygulamaya geçiriyor. Osmanlı döneminde kaptan-ı deryalık yapan ve Meşrutiyet'in ilanında önemli roller üstlenen ünlü denizci Kayserili Ahmet Paşa'nın konağının da bulunduğu sokak, ahşap evleri ile İstanbul'un en önemli tarihi miraslarından biri olarak kabul edilyor. KUDEB binası olarak da hizmet veren konağın içinde bulunduğu Kayserili Ahmet Paşa Sokağı'ndaki tarihi ahşap evler 'İstanbul Kültür Sokağı' projesi kapsamında restore edilerek 'İstanbul Miras Evleri' haline getirilecek.
Kayserili Ahmet Paşa Konağı'nda kurulan KUDEB, ilk çalışmasını tarihi binaların restorasyon çalışmalarını yönetecek Türkiye'nin ilk restorasyon laboratuvarını kurarak başlattı. Ardından müdürlüğün de içinde bulunduğu sokaktaki ahşap evlerin bir kısmını hak sahiplerinden devraldı. Ahmet Paşa Sokağı'nı tarihteki aslına uygun olarak restore ettiren KUDEB, tüm restorasyon çalışmalarını sürekli denetleyerek ahşap evlerin aslına uygun olarak yenilenmesini sağlıyor. 'İstanbul Miras Evleri Projesi' hakkında bilgi veren KUDEB Müdürü Mehmet Şimşek Deniz, sokaktaki bir ahşap evin Türkiye'de ilk kez kurulacak olan 'Ahşap Ev Bilgi Bankası' olacağını söyledi. Deniz, amaçlarının tarihi evlerde oturan vatandaşlara restorasyon çalışmalarında ücretsiz danışmanlık hizmeti vermek olduğunu belirtti. Deniz, sokaktaki restorasyon çalışmalarının bitmesiyle birlikte yerli ve yabancı birçok akademisyenin bölgeyi 'Ahşap Enstitüsü' olarak gezmeye gelmelerinin de amaçlandığını sözlerine ekledi. Yeni Şafak, Haber: Gökhan Yılmaz, 27.07.2007 |
|
ANTİK KENTTE KAZILAR BAŞLADI
Mustafakemalpaşa'ya bağlı Üçkurnalı Melde Bayırı mevkiinde bulunan Miletepolis Antik Kenti'nde kazı çalışmalarının tekrar başladığı bildirildi.
Bursa-Balıkesir arasında yapımı devam eden duble yolun, Üçkurnalı mevkiinde bulunan sit alanı içinden geçmesi nedeniyle geçtiğimiz yıl başlayan çalışmalar, 2005 Kasım ayında hava şartları nedeniyle durdurulmuştu. Geçtiğimiz hafta Kosova rampası ile Üçkurnalı mevkii arası duble yol çalışmalarının başlaması üzerine Miletepolis Antik Kenti'nde kazılar 8 ay sonra yeniden başlatıldı. Önceki gün başlayan kazı çalışmaları, Bursa Müzeler Müdürlüğü yetkilileri nezaretinde 25 kişilik kazı ekibiyle yürütülüyor. Kazı ekibi, çalışmalarını sit alanı içinden geçen duble yol güzergahı boyunca toprağın ana zeminine inene kadar sürdereceklerini açıkladı. Duble yolun Melde Bayırı'ndan geçip geçmemesi ise kazı çalışmaları sonunda Bursa Müzeler Müdürlüğü tarafından vereceği raporla netlik kazanacak. Yeni Bursa, 27.07.2007 |
![]() |
![]() |
BALİBEY HANI'NDA GERİ SAYIM
Restorasyonu tamamlanmak üzere olan Balibey Hanı'nda, Bursa'ya özgü çini, ipek gibi turistik eşyalar satışa sunulacak.
Hamza Bey'in oğlu Bali Bey tarafından 15. yüzyıl sonunda yaptırılan, Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk 3 katlı çarşılarından biri olan Balibey Hanı'nın geçen yıl başlayan restorasyon çalışmalarında son aşamaya gelindi. Türk kültürünün ve kaybolmakta olan sanatların yaşatılacağı hanın son görünümü vatandaşları heyecanlandırıyor.
Amaçlarının, özellikle Türk kültürünü ve kaybolmakta olan sanatların yeniden hayat bulmasını sağlamak olduğunu belirten Erdönmez, "Geçmişte bizler için çok önemli olan ancak günümüzde yok olmaya yüz tutan ebru, sedefkar, karagöz figürleri, hat sanatı, cam üfleme sanatı, Bursa'ya mahsus hediyelik eşyalar, sabun üzerine Bursa figürlerinin yapımı, İznik çinisi ve daha birçok sanat Balibey Hanı ile yeniden yaşatılacak" şeklinde konuştu. Bursa Hakimiyet, 27.07.2007 |
|
GELİN HAMAMI RESTORE EDİLİYOR
Kastamonu'da Devrekani’ye bağlı Çayırcık Mahallesi’nde bulunan ve Fatih Sultan Mehmet Han’ın annesi Hüma Hatun’un gelin banyosu yaptığı tarihi hamam restore edilecek.
Vakıflar Bölge Müdürlüğü dün yaptığı ihaleyle bu tarihi hamamı eski ihtişamlı günlerine geri döndürecek.
Çayırcık Hamamı olarak bilinen bu tarihi yapı, Vakıflar Bölge Müdürlüğünün, açtığı ihaleyle ihtişamlı günlerine geri döndürülecek. Moloz taşından harç karılarak yapılan hamam, 9x8 metre büyüklüğünde ve ahşap soyunma kabinlerinden oluşuyor. 2x5 metre giriş alanı olan hamamın içinde, birbiri içinden geçilen 3 ayrı halvet bulunuyor. Bir çok yerli ve yabancı turistin ilgisini çeken Çayırcık Hamamı, yöre halkı tarafından Gelin Hamamı adıyla da anılıyor. Kastamonu Postası, 27.07.2007 |
![]() |
![]() |
ANTIOCHEIA AD GRAGUM ANTİK KENTİ
Kemer Gözcü, 26.07.2007 |
|
KELES'TE TÜRBE RESTORASYONU
Keles Belediyesi,
Osmanlı Devleti'nin banisi Osman Gazi'nin kardeşi
Sarıbatun'un (Savcı Bey) eşi Avna Hatun'un (Ana
Sultan) türbesini yıkarak yeniden yapıyor. Her yıl
binlerce kişinin ziyaret ettiği türbenin virane
halinde olduğunu belirten belediye, proje
hazırlatarak binaları yıktı ve yeniden yapmak için
temelleri attı.
Temel atma töreninde konuşan Keles Belediye Başkenı
Mustafa Bektaş, "Burayı tarihimize yakışacak şekilde
yapacağız. Yeni Bursa, 26.07.2007 |
![]() |
|
ÇİNE'DE 6 BİN YIL ÖNCE ZENGİN BİR YAŞAM OLDUĞU ORTAYA ÇIKTI
Kazı çalışmaları devam eden Çine Karakollar Köyü’nde bulunan Tepecik Höyüğü’nnde bugüne kadar elde edilen bulgular bölgenin günümüzden 6 bin yıl önce insanların yaşadığı modern, zengin ve gelişmiş bir yerleşim yeri olduğunu ortaya koydu. Bulgular, Tepeciğin hem Batı Anadolu ile hem de Ege Dünyasıyla ticari ilişkilerinin çok yoğun olduğu sonucunu da verdi.
Bu yılki kazı çalışmalarının Temmuz başlarında
başladığını ve Ağustos ayı ortalarına kadar
süreceğini söyleyen Kazı Başkanı Prof. Dr. Sevinç
Günel, “Geçen sene yapılan kamulaştırma işleminden
sonra, kazı çalışmamız sırasında aynı zamanda Höyüğü
çevreleyen sınırlarını telle, beton direklerle
çevirdik. Çünkü çevresi tamamen ekili olduğu için
sınırlarımızın netleşmesi ve höyükteki araziye
taşmamasını da engellemekti amacımız. Aynı zamanda
koruma altın almaktı. Bu sene geldiğimizde kaçak
kazı gibi herhangi bir problemle karşılaşmadık. Bu
seneki çalışma programımız yine ikinci bin savunma
sisteminde çevrili yerleşim tabakalarını, kültür
tabakalarını açığa çıkartmak” dedi. Höyükte bugüne kadar yapılan kazı çalışmalarında
elde edilen bulgular ve bu bulgular ışığında ortaya
çıkan sonuçları hakkında geniş bilgiler sunan Günel,
“2006 yılı kazılarında özellikle güney kazı
alanımızda yoğunlaşmıştık. Bu senede bu kazı
alanında genişleyerek devam ediyoruz. Geçen seneki
ve daha önceki senelerde elde ettiğimiz bulgular
milattan önce ikinci bin ve daha erken döneme uzanan
kültür tarihine ait kalıntılardı. Bu kalıntılara ait
önemli neticelerimiz var. Buluntularımız var.
Tepeciğin bulunduğu coğrafi konum klasik dönemlerde
Karya Bölgesi olarak tanımlanıyor. Bizim
çalışmalarımızda şuana kadar en geç dönem Karya
Geometrik dönem olarak tanımlanan kültürün
buluntularını verdi. Yani en üst tabaka Tepecik’te
milattan önce birinci bine ait, günümüzden üç bin
yıl öncesinin buluntuları olan Karya Geometrik
döneme tarihlendirilmekte. Ancak kazı çalışmaları
Karya Geometrik dönemden daha erkene uzanan bir
türün milattan önce altı binlere kadar indiğini
gösteriyor. İkinci bin olarak tanımladığımız Tunç
Çağları yerleşim birimleri ve buluntuları bize Batı
Anadolu Bölgesiyle çok sıkı ilişkileri olan, aynı
zamanda Ege Dünyasıyla da bağlantıları gösteren bir
buluntu gurubunu verdi. Bu çok önemlidir. Çünkü
Tepeciğin bulunduğu coğrafi konum Menderes’in önemli
güney kollarından yol güzergahı üzerinde.
Dolayısıyla hem güneyde Burdur Göller Bölgesine
uzanan aynı zamanda Menderes aracılığıyla da batıda
ege sahil şeridine uzanan bir bağlantıyı kuruyor.
Konum açısından da hem Ege hem de Batı Anadolu kendi
içinde kültürel yapısını çok iyi temsil ediyor. Bunu
şimdiye kadar yaptığımız kazı çalışmalarımızda
tespit ettik. Bu çok güzel bir netice” diye konuştu.
Gnüel şöyle devam etti, “Tunç çağları öncesine uzanan Kalkolitik Çağ dediğimiz dönem ise ne yazık ki mimari açıdan çok zayıf kalıntıları veriyor. Bunun da nedeni daha üst tabakaların alttaki tabakaları tahrip etmiş olması. Bu nedenle mimari açıdan çok zayıf ama buluntuları özellikle kap kacak işlenmiş tunik aletler, o dönemde kullanılan taş aletler. Batı Anadolu Kültürünü ve Ege’de de geç neolitik dönemi temsil ediyor. Özellikle Samos Adası Kalkolitik Dönem Kültürü, yine ege adalarında Fitnat adalarıyla çok paralel diyebileceğimiz bir buluntu gurubunu verdi.
Bu yılki çalışmaları ve önümüzdeki yıllarda
yapılacak çalışmalar hakkındaki hedeflerini anlatan
Günel, Bu seneki çalışmalarında hem daha önceki
senelerde tespit ettikleri savunma sistemini güney
yönünde uzantısını açığa çıkarmak ve bu yöndeki
uzantısını tespit etmek. Aynı zamanda yerleşimle
ilgili daha önceki senelerde tespit edilen Bronz
Çağı ve daha erken dönemlerin kültür katlarını açığa
çıkararak geniş bir alanda çalışmayı
hedeflediklerini söyledi. Höyüğün tam anlamıyla gün
yüzüne çıkmasıyla ilgili bir şey söylemenin çok
erken olduğunu ifade eden Prof. Dr. Günel,
“Tepeciğin iyice gün yüzüne çıkması seneler alacak.
Çünkü Tepecik belki ilk senelerde tahminimizden daha
büyük, geniş bir alana yayılıyor. Biz höyüğün
özellikle Güney ve Batı kesimlerinin alüvyon
tabakasıyla örtüldüğünü düşünüyoruz. Yaptığımız ilk
gözlemler. Alüvyon tabakasıyla örtülünce höyüğün çok
az bir kısmı görünüyor. Esas kültür tabakalarının
kaç metreye indiğini bilemiyoruz ama alüvyon
tabakasının altında da kilitli kaldığını tahmin
ediyoruz. Bunlar tabi bizim ileriki senelerde
yapacağımız kazı çalışmalarıyla daha netlik
kazanacaktır. Yayvan ve geniş bir konumda yer alıyor
bu höyük. Şu ana kadar 4 kültür tabakası tespit
ettik. Bunlardan en üstteki kültür tabakası Karya
Geometrik Dönem, onun altındaki tabaka ikinci binin
ikinci yarısı Geç Tunç Çağı, daha erken Orta Tunç
Çağı, üçüncü bin Erken Tunç Çağı ve ondan sonra
Kalkolitik Çağ, şuana kadar ki buluntularımız
ışığında bu dört tabakayı belirledik. Bundan sonra
da bu tabakalarla ilgili daha detaylı çalışmalar
yapacağız” şeklinde konuştu. Günel, Tepecik Höyüğü’nün Batı Anadolu Arkeolojisinde erken dönemlere ait kültürel gelişimin kültür tarihine ışık tutacak katkı sağlayan bir merkez olması açısından bilimsel öneminin çok büyük olduğuna işaret etti ve bölgede çok az sayıda örneği olduğuna de dikkat çekerek, “Batı Anadolu’da Kuzey’den Güney’e inersek Troya var. İzmir Bölgesinde Menemen’de Panastepe, Limantepe var. Daha güneye Menderes’e indiğimizde Tepecik var. Sayıca çok az. Ama öte yandan Helenistlik, Roma gibi antik dönemlerden Milet, Bergama, Pilevne, Efes, Trallies, Alabanda, Alinda, Labranda var. Tarih öncesi dönemlere ait kültürel yapısı çok az sayıda. Tepecik Menderes bölgesinde bu açıdan katkı sağlıyor. Bu yıl 4. yılımız ve geride bıraktığımız üç yıllık kazılarımızda Uluslararası Kazı Çalışmaları Sempozyumu’nda biz Tepeciği tanıttık. Çok büyük bir ilgi gördü. Artık yayınlara da atıf olarak da geçecektir. Şuanda bilimsel açıdan çok önemli ama ileride daha geniş alanda çalışıp mimariyi daha iyi detaylı ortaya çıkarırsak turizm açısından da reklamımızı ve tanıtımımızı yapacağız” diye konuştu. Aydın Hedef, 26.07.2007 |
|
![]() |
11 BİN YILLIK TUVALET GÜN IŞIĞINDA
Anadolu'nun ilk tuvalet taşı ve kanalizasyon şebekesi, Erzincan'da bulundu.
Erzincan'ın Üzümlü İlçesi'nde sürdürülen arkeolojik çalışmalarda, Anadolu'nun tarihi açısından önemli bir bulguya rastlandı. İlk kez tespit edilen ve Urartu içerisinde önemli bir buluntu olan tuvalet, tuvalet taşı, lavabo birleşimi bu kanalda toplanıyor.
11.000 yıl önce yapıldığı belirlenen şebeke sistemi, Anadolu'nun ilk tuvaleti ve kanalizasyonu olma özelliği taşıyor.
Kazılarda ortaya çıkarılan, Bizans Kilisesi'nin taban mozaikleri de korunma altına alınmaya çalışılıyor. Trt/Haber, 26.07.2007 |
|
OSMANLI HANEDANLIĞI JAPONYA'YA TAŞINIYOR
Osmanlı döneminin paha biçilmez eserleri, “Topkapı
Sarayı’nın Hazineleri-Muhteşem Osmanlı Hanedanlığı
Sergisi” adıyla Japonya’da Tokyo Metropolitan Sanat
Müzesi’nde 1 Ağustosta görücüye çıkıyor. Kültür ve
Turizm Bakanlığı’nın Türkiye’nin tarihi mirasını
yurt dışında daha çok tanıtmak amacıyla açacağı
serginin organizasyon komitesinin fahri başkanlığını
Japon tarafı adına Prens Takahito Mikasa, Türk
tarafı adına ise Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç
yapacak. |
|
|
TARİHİ CAMİLERE RESTORASYON Pertevniyal Valide Sultan, Süleymaniye ve Fatih Camileri, I. Mahmud Kütüphanesi, Erzurum Rüstempaşa Bedesteni ve Ankara Valiliği'nin restorasyon işleri ihaleye çıkarıldı.
İstanbul Vakıflar Bölge Müdürlüğü, Fatih İlçesi Aksaray Pertevniyal Valide Sultan Camii'nin restorasyonu ihalesini 14 Ağustos'ta, Süleymaniye Camii'nin restorasyonu ihalesini de 15 Ağustos'ta yapacak. Fatih Camii ve I. Mahmud Kütüphanesi'nin restorasyonu ihalesi de 14 Ağustos'ta yapılacak. Rüstempaşa Bedesteni'nin restorasyonu ihalesi 15 Ağustos'ta gerçekleştirilecek. Toplu Konut İdaresi ise Ankara Valiliği'nin restorasyonu ihalesini 16 Ağustos'ta yapacak. Turizm Habercisi, 26.07.2007 |
OSMANLI DÖNEMİ'NİN MISIR'I
İslam Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA) ve Mısır Kültür Yüksek Şurası tarafından, kurumlararası iş birliği çerçevesinde 26-30 Kasım 2007’de Mısır’ın başkenti Kahire’de “Osmanlı Döneminde Mısır” konulu milletlerarası bir kongre düzenlenecek. Kongrede, Osmanlı devrinde Mısır bütün cepheleriyle ele alınacak. Bu kapsamda bölgedeki gelişim ve değişimler entelektüel, ilmi, edebi, sanatsal ve kültürel zeminleriyle birlikte mütalaa edilecek, Mısır’ın bulunduğu coğrafyadaki münasebetleri, İslam Kültür ve Medeniyetinin Osmanlı dönemi Mısırı’nda geçirdiği aşama ve temayüller irdelenecek. Kongrede tebliğler, Arapça, Türkçe ve İngilizce olarak sunulacak. Kongre kapsamında müze ziyaretleri, sergiler ve Kahire kültür turu düzenlenecek. Türkiye Gazetesi, 26.07.2007 |
|
UNESCO İSTANBUL SURLARINI YENİBAŞTAN RESTORE EDECEK
Restorasyonu 2 yıl önce doğru yapılmadığı gerekçesiyle durdurulan İstanbul'un tarihi surları, UNESCO'nun da desteğiyle yeniden onarılacak.
Vali Yardımcısı Cumhur Güven Taşbaşı, Türkiye'nin Kapadokya, Pamukkale ve Adıyaman'ın da aralarında bulunduğu 9 yeriyle Dünya Kültür Mirası Listesi'nde yer aldığını söyledi. Taşbaşı, İstanbul'un da Sultanahmet Meydanı, Fener Balat, Süleymaniye Zeyrek ve surları, yani tarihi yarımadası ile UNESCO'nun Dünya Miras Listesi'nde olduğuna atıf yaparak, 2004 yılında mirasına yeterince sahip çıkmadığı için İstanbul'un bir alt bölüm olan tehlikeli alana düşürüleceği yolunda uyarı alındığını kaydetti. “Surlar, UNESCO işbirliğiyle temizlenip restore edilecek” diyen Taşbaşı, bu kapsamda “Surları kendi başınıza yapmayın. Gerekirse biz size destek verelim. Size uzmanlar gönderelim. Çok da acele etmeyin. Geçmişte acele ettiniz yanlış restorasyonlar yaptınız. Şimdi onları temizleyemiyorsunuz. Aceleye getirmeden belli bir plan yapalım ve bu plan içinde surları uzun vadede yavaş yavaş restore edelim. Bunun için gerekirse yabancı kaynaklardan, fonlardan size kredi bulalım” denildiğini bildirdi. Yeni Şafak, 26.07.2007 |
|
|
TARİH YOK MU EDİLİYOR?
Konya'da Karatay Belediyesi'nin Dedemoğlu Mahallesi'nde başlattığı AKSİTE Konut Yapı Kooperatifi'nin inşaat alanında tarihi mezarlık ve Selçuklular dönemine ait olduğu tahmin edilen gizli geçit olduğu iddia ediliyor.
İnşaat çalışmalarının başlamasının ardından gazetemizi arayan vatandaşlar, "Önce bir kazı başladı. Sonra mezar taşları olduğu gerekçesiyle temel kazısı başka alana kaydırıldı" dediler. Merhaba Gazetesi, 26.07.2007 |
|
![]() |
HAYDARPAŞA NUMUNE'DE BİR GARİP TADİLAT
Haydarpaşa Numune Hastanesi’nde başhekimliğinin de bulunduğu tarihi binadaki kafeteryanın açılmasını Haydarpaşa Numune Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Özertürk istedi. Prof. Özertürk, hastanenin dördüncü kafeteryası için Sağlık İl Müdürlüğü’ne başvurdu. Talebi değerlendiren müdürlük, hastaneler panosuna işletmecilerin başvurması için ilanını astı. Hürriyet, Haber: Mesude Erşan, 26.07.2007 |
|
TÜRBE HÖYÜK'TE KAZI ÇALIŞMALARI BAŞLIYOR
Siirt'te Botan Çayı kenarındaki Türbe Höyük'te 2007 yılı kazıları başlıyor.
Kazı çalışmalarına başkanlık eden Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi Yard. Doç. Dr. Haluk Sağlamtimur, "Bu bölgemizle ilgili çok az bilgiye sahibiz. Bu açıdan Türbe Höyük'te yaptığımız kazılar büyük önem taşıyor. Beş yıldan beri büyük bir başarıyla yürütmekte olduğumuz bu kazılarda bölgenin bilinen tarihini değiştirecek nitelikte bulgulara rastladık. Kazı çalışmaları işçilerle birlikte yaklaşık 75 kişilik bir ekip tarafından yürütülecektir. Büyük bir aksilik olmazsa Ilısu Baraj Gölü altında kalacak olan Türbe Höyük'teki kazılarımızı tamamlayacağız." dedi.
Siirt için yeni projeleri olduğunu belirten Sağlamtimur, "İlimizde yeni bir kazı çalışmasına başlıyoruz. Başur dinlenme parkının arkasında bulunan ve çapı yaklaşık 200 metre olan bölgenin büyük höyüklerinden biri olan Başur Höyük'te de çalışmalara başlayacağız." şeklinde konuştu. Zaman, Fotoğraflar: Ege Üniversitesi, 26.07.2007 |
![]() ![]() |
|
550 YILLIK MEZARLARA BÜYÜK SAYGISIZLIK
Muğla'nın Şeyh Mahallesi Saatli Kule Caddesi’nde bulunan ve yaklaşık 550 yıl önce yaptırılan Şeyh Camii avlusu içindeki 12 mezar kaderine terk edildi. İçlerinde 110 yıllık mezarların yer aldığı mekanda, Osmanlıca yazılar dikkat çekiyor. Mezarın ünlü Rum ustası Mihail tarafından yapıldığını gösteren ‘Mihail Usta’ ibareli bir de imza bulunuyor. Mezarların üzerine yoldan atılan çöpler ve içki şişeleri tarihi mekanda içler acısı bir manzara sergiliyor. Mezarlarla ilgili araştırmalar yapan Muğla Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim üyelerinden Prof. Dr. Namık Çevik, “İnsanların mezarlara saygılı olmaları gerekiyor. Bu mezarların bakımlarının yapılarak yol kenarında bulunan duvarın kaldırılması gerekmektedir. Yoldan geçenler mezarların içine çöp atıyorlar. Eğer mezarların bulunduğu alanın önündeki duvarı kaldırarak mezarları açarsak çirkin görüntüler ortadan kalkacaktır” diye konuştu. Akşam Ege, Haber: Kazım Tokuç, 26.07.2007 |
|
|
ODUNPAZARI EVLERİNİN RESTORASYONUNDA SONA YAKLAŞILIYOR
Eskişehir Odunpazarı Belediyesi
tarafından 2005 yılında tarihi Odunpazarı evlerinin
restore edilmesi amacıyla başlatılan ve yılda 250
bin turist, 5 bin kişilik istihdam ve 50 milyon
YTL'lik ekonomik girdi sağlaması öngörülen projede
sona yaklaşılıyor.
Projenin yakın zamanda tamamlanacağını ifade eden Sakallı, “Yakın bir zamanda bu çalışmalarımız meyvesini verecek ve Odunpazarı, çarşıları, hanları, alışveriş merkezleri, kır kahveleri, restoranları, kültür merkezleri, butik otelleri, ışıltılı sokakları ve Türkiye'nin en iyi korunmuş tarihi ve mimari dokusuyla yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı haline gelecek. Bu proje tam anlamıyla Eskişehir için altın bir fırsat” diye konuştu.
Turizm Gazetesi, 26.07.2007 |
|
|
|
KÜTÜPHANE NİHAYET ONARILIYOR
Bursa İl Halk Kütüphanesi'ne bağlı olarak 1986 yılından beri İnebey Medresesi'nde hizmet veren Tarihi Yazma ve Eski Basma Eserler Kütüphanesi'nin restorasyon ihalesinde sona yaklaşıldığı bildirildi.
Yeni Bursa, 26.07.2007 |
|
TARİHİ KALINTILAR GÜN YÜZÜNE ÇIKIYOR
Amasya Kalesi civarında sürdürülen çalışmalar titizlikle devam ederken İl Kültür Turizm Müdürü Ahmet Kaya ve Amasya Müze Müdürü Celal Özdemir de bu çalışmaları yakından takip ediyor. Yetkililer kazı çalışmalarının 2007 yılında süreceğini ve bu kazılarla birlikte daha bir çok tarihi kalıntının gün yüzüne çıkarılacağını söylediler. Kültür Turizm İl Müdürü Ahmet Kaya kazı çalışmaları sırasında yaptı açıklamasında şunları söyledi: "Amasya Valiliği'nin desteği ile Amasya Kültür Turizm İl Müdürlüğü olarak Amasya Kalesi'nde 2007 kazılarına başladık ve bu aşamaya kadar getirdik, Amasya'da bu yıl 4 tane büyük kazımız var, bunların 3 tanesi kalede, 1 tanesi de Doğantepe Köyü'nde olacak. Bu kazıların ilki bitme aşamasına geldi, kalede yapılacak olan kazılar daha sonra giriş kısmında olacak." Daha sonra kazılar ile ilgili olarak açıklamalar yapan Amasya Müze Müdürü Celal Özdemir ise tarihi bölgelerde kazı çalışmalarının devam edeceğini söyledi ve şöyle devam etti: "Amasya Müze Müdürlüğü Başkanlığında 2007 yılı kazılarına Sayın Valimizin ekonomik desteği ile 3 Temmuz'da başlamış bulunuyoruz. Müze Müdürlüğü Başkanlığında yapılan kazılarda 2006 yılında bayrak direğinin kazısı olarak başlanan çalışmaları bu yıl 2007 yılında bayrak direğinin hemen yanında 2 açma ile sürdürdük. Burada üstüste olduğu görülen çeşitli duvarlar var, bu duvarların her biri ayrı bir dönemi yansıtmakta. Son dönem Amasya Kalesi 19.yüzyılda yani 1800’lü yılların sonunda tamamen tek edilmiş, harabe haline gelmiş yani artık kale işlevini yitirdiği için buradaki mevcut binalar üst örtüsüyle birlikte kendiliğinden çekilerek arazi görünümünü almış. Bizim burada yapmış olduğumuz açmalarda özellikle erken Osmanlı dönemine ait çeşitli mimari katlar ortaya çıktı. Burada askerlerin yaşamını sürdürdüğü, yiyip içtikleri, askeri malzemelerini depoladıkları çeşitli mekanlar ortaya çıkarttık. Bu dönemde de taharlar, yani ekmeklerini pişirdikleri pişmiş topraktan yapılan tandırlar ele geçirdik, en üst tabakada olduğu için kaldırdık daha sonra daha erken 14 ve 15. yüzyıla ait mekanları mevcut haliyle bıraktık. Özellikle 2007 kazı sezonu için ve Amasya için çok önemli olan 2 sarraç ele geçirdik, bunlardan bir tanesi yaklaşık 7-8 metre çapında çok büyük küp şeklinde ana kayaya oyulmuş taşın içerisine 60 santim kalınlığında, yan duvarları bulunan ve içerisi son derece güzel sıvalı bir mekan ele geçirdik bu bize göre yaklaşık 100-150 ton civarında su alabilecek çok büyük bir sarraç" Amasya Gazetesi, 26.07.2007 |
![]() |
|
ANADOLU'NUN EN BÜYÜK ARKEOLOJİ MÜZESİ GELİYOR
Orta Anadolu’nun en büyük Arkeoloji Müzesi, Sivas’ta kuruluyor. Müzenin açılmasıyla Atatürk Kongre ve Etnografya Müzesi’nin deposunda bulunan 5 bin 730 sikke, 2 bin 357 arkeolojik eser, gün yüzüne çıkacak. Sivas Valiliği, başlattığı çalışmayla Endüstri Meslek Lisesinin bahçesindeki 1902 yılında yapılan tarihi binayı arkeoloji müzesine dönüştürdü. Tarihi binadaki onarım çalışmaları kısa bir süre önce tamamlandı. Müzede sergilenecek eserler için gerekli donanım çalışmalarının tamamlanmasının ardından tarihi 7 bin yılı aşan, çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapan Sivas, üçüncü müzesine kavuşmuş olacak. Böylece Atatürk Etnografya ve Kongre Müzesi ile Şarkışla’daki Aşık Veysel Müzesi’nin yanı sıra Orta Anadolu’nun en büyük arkeoloji müzesi de Sivas’ta kurulacak. 5 bin 965 metrekare alan üzerine kurulacak müzenin 2008 yılında açılması planlanıyor. Türkiye Gazetesi, 25.07.2007 |
SELÇUK'TA TARİHİ ESER OPERASYONU YAPILDI
İzmir'in Selçuk İlçesi'nde düzenlenen operasyonda, tarihi eser kaçakçılığı yaptıkları iddiasıyla 4 kişi gözaltına alındı.
Alınan bilgiye göre,
bir ihbarı değerlendiren polis ekipleri, tarihi
eser kaçakçılığı yaptıkları iddiasıyla Basmane
semtinde M.M.B, S.G.B, G.K. ve Ç.Ö.'yü yakaladı.
Zanlıların üzerinde yapılan aramada, Hellenistik
döneme ait 9 bronz sikke, bronz tıp aleti, bronz
mızrak ucu ve metal konik obje ele geçirildi. G.K.
ve Ç.Ö'nün tarihi sikke ve objeleri Selçuk'tan
buldukları, M.M.B. ve S.G.B'nin ise alıcı olarak
bu kişilerle temas kurdukları anlaşıldı. M.M.B'nin
4, S.G.B'nin 1, G.K.'nin de 2 adet benzeri suçtan
kaydının bulunduğu belirtildi. Zanlılar,
sorgulamalarının ardından nöbetçi mahkemeye sevk
edildi. |
|
KALINTILARDAN ÇIKAN SARAY
Sultanahmet'te bulunan
bir halı dükkanının alt kısımları şu günlerde
Magnaura Sarayı'nın kalıntılarının keşfiyle çok
meşgul günler yaşıyor. Aslına bakarsanız Bizans
İmparatorluğu'nun o ünlü Büyük Saray kompleksini
oluşturan üç saraydan biri olan Magnaura Sarayı'nın
kalıntıları on yıl önce bulunmuş ancak o yıllarda
çok ses getirememiş. Dükkanın sahibi Mehmet
Başdoğan, yıllar önce otopark olan alanı halı
vitrini yapmak için temizlerken küçük bir delikten
duvarın diğer tarafında bir şeyler olduğunu görüp
Arkeoloji Müzesi'ne başvurmuş, Anıdar Kurulu'ndan
izin almış ve uzmanlar eşliğinde kazmaya
başlamışlar. İlk seferde 650'den fazla damperli
kamyon dolusu taş toprak çıkartmışlar. Devlet ise bu
çalışmalara hiçbir şekilde destek vermediği gibi
özel mülkiyete ait bir alanın
müzeleş-tirilemeyeceğini söyleyerek Mehmet
Başdo-ğan'ı geri çevirmiş. Bir yerde yöneticilere de
hak vermek gerekiyor. Neresini kazsan bir kalıntıyla
karşılaşabileceğin Sultanahmet'te bulunan Magnaura
Sarayı kalıntılarının bu yüzden çok önemi yok onlar
için. Birgün, Haber: Elif Demirdiken, 25.07.2007 |
|
|
|
150 YILLIK SAAT KORUMA ALTINDA
Yozgat Çapanoğlu Camii'nde bulunan ve 150 yıldır çalışan tarihi saat hırsızlardan korumak amacıyla Yozgat Müzesi'ne kaldırıldı.
Yozgat Müze Müdür Vekili Mehmet Ayar, camilerde bulunan ve taşınması kolay olan eserleri müzede toplamaya çalıştıklarını belirterek, "Vakıflar Bölge Müdürlüğü ile yapılan görüşmeler sonrasında Çapanoğlu Büyük Cami'de bulunan tarihi saati hırsızlık olaylarına karışı müzemizde koruma altına aldık. Diğer eserleri de toplamaya çalışıyoruz" dedi. Yozgat Kent Haber, 25.07.2007 |
|
TARİHİN AYAK İZLERİ
Ayakkabı, tarihin ilk devirlerinden günümüze kadar insanoğlunun zorunlu ihtiyaçları arasında yer almış, zamanla zarafetin, zenginliğin, haşmetin ve gücün simgesi olarak, Sinderella masallarına bile konu olmuştur. İlk ayakkabıyı kimin ne zaman giydiği kesin olarak bilinmiyor fakat bilinen ilk el yapımı ayakkabı türü sandaletlerdir. Bu konuda en eski kalıntıya İtalya’da rastlandı. 16 yıl önce İtalyan Alplerinde bulunan sandaletin 5 bin 300 yıl önce kullanıldığı tahmin ediliyor.
Türkiye Gazetesi, Haber: İnan Arvas, 25.07.2007 |
|
|
TARİHİ ÇEŞMELER RESTORE EDİLİYOR
Muğla Kent Haber, 25.07.2007 |
|
|
TÜNEL TADİLAT NEDENİYLE HİZMETE KAPATILDI
Tarihi Beyoğlu-Karaköy Tüneli, restorasyon çalışması nedeniyle geçici olarak işletmeye kapatılacak.
Hürriyet, 25.07.2007 |
|
![]() |
TRALLEIS'DE ROMA DÖNEMİ'NE AİT BİR MEZAR ORTAYA ÇIKARILDI
Tralleis Antik Kenti geç dönem Nekropolis alanında yapılan kazılarda, içerisinde 5 iskelet ve çeşitli tarihi eserlerin bulunduğu Roma dönemine ait bir mezar ortaya çıkarıldı.
Aydın Hedef, 25.07.2007 |
|
AHTAPOTUN AYAĞINA ANTİK HAZİNE DOLANDI
Güney Koreli arkeologlar, bir ahtapot sayesinde 12. yüzyıla ait 2 bin parça çanak çömleğe kavuştu. Ahtapotun antik bir tabağa yapışık olduğunu fark eden arkeologlar, eşyalarla dolu batık gemiyi Seul'ün güneybatısındaki Taean'ın açıklarında dipte çamura saplanmış halde buldu.
Denizcilik Müzesi yetkilileri, 7.7 metrelik geminin içinde, 12. yüzyıla ait 2 bin parçadan fazla tabak, kase ve çömlek bulunduğunu söyledi. Müze başkanı Seong Nack-Jun, "Eşyaların, 916'dan 1392'ye kadar yarımadaya hükmeden Koryo Hanedanı'na ait olduğunu tahmin ediyoruz" dedi. Radikal, Fotoğraf: AFP, 25.07.2007 |
![]() |
|
PAMUKKALE GÖREVDEN ETTİ
2'si YÖK, 5'i Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından atanarak 7 üyeden oluşturulan Aydın Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu, geçtiğimiz hafta beklemediği bir gelişme yaşadı. Kurul Başkanı Necati Uyar bakanlıktan gelen bir faksla görevden alındı. Uyar, Denizli’de 27-28-29 Haziran günleri yapılan son kurul toplantısının görevden alınma gerekçesini oluşturduğunu söyledi. Toplantının gündem maddeleri arasında Pamukkale'de yapılması planlanan değişiklikler olduğunu belirten Uyar, kurulun bu değişiklikleri kabul etmediğini, yeniden görüşülmek üzere ayrıntılı proje istediğini açıkladı. Daha öncede Vilayet binasının yıkılma talebini reddettiklerini söyleyen Uyar, ”Vali beyle ilişkilerimizin gerilmesi bu kararla başladı. Yıkılmaması konusunda mahkeme kararı olan bir binanın yıkımını onay vermemiz mümkün değildi. Bu ve buna benzer korumacı kararlarımız nedeniyle Vali beyle karşı karşıya geldik. Son toplantımızda Pamukkale'de yapılması istenen değişiklikler gündemimize geldi. Bunları kabul etmedik, bir sonraki toplantıda görüşülmek üzere ayrıntılı projelerini binlik ve 5 binlik planları istedik. Ancak o toplantıda Vali Bey'in her şeyi reddediyorlar. Bu kurulla çalışmak istemiyorum” şeklindeki sözleri bize aktarıldı. Bunun üzerine ben de “ Başka ilde valilik yapsın” dedim. Görevden alınma gerekçem bu son toplantı olmalı” dedi. Mimarlar Odası Başkanı Süleyman Boz, Uyar'ın görevden alınması üzerine yaptığı açıklamada, gelişmelerden kaygı duyduklarını açıkladı. Boz, “Aldığımız bilgilere göre koruma ilkeleri bir kenara bırakılarak, Pamukkale'ye bilerek ya da bilmeyerek zarar verildiğine dair kuşkularımız var. Mimarlar Odası olarak Pamukkale'de koruma ilkelerinden ayrılmadan dünya mirasına yakışacak çalışmaların yapılmasını istiyoruz. Pamukkale’de istikamette yanlışlıklar yapılmasıyla karşı karşıyayız. Pamukkale siyaset ve nüfuzun dışında değerlendirilmelidir. Bu tür yaklaşımlar Pamukkale'ye zarar verir. Geçmiş dönem valilikleri buna örnektir” dedi. Horoz Gazetesi, 25.07.2007 |
|
|
URARTU TARİHİNE IŞIK
TUTULUYOR
Van Kent Haber, 24.07.2007 |
|
|
PERA MÜZESİ'NDE 3 YENİ SERGİ
Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, Ağustos ayında üç yeni sergiye ev sahipliği yapacak. Müzeden yapılan açıklamada, "Naif Sanatta Bir Efsane: Pirosmani", "20. Yüzyıl Ustalarından Baskı Desen ve Suluboyalar, Monsenyer Otto Mauer Koleksiyonu'ndan Bir Seçme" ve "İşleyen Mekan" isimli sergilerin, 1 Ağustos Çarşamba günü İstanbul'un sanat ve iş çevrelerinin katılımıyla düzenlenecek açılış davetinden sonra 2 Ağustos Perşembe gününden itibaren sanatseverlerce gezilebileceği bildirildi.
"Naif Sanatta Bir Efsane: Pirosmani" sergisinin, yaşadığı dönemde yakın çevresi dışında pek tanınmayan, ancak ölümünden sonra özellikle Batı sanat çevrelerinde efsane olan Gürcü köylü ressam Pirosmani'nin eserlerinden oluştuğu ve Türkiye'de ilk kez Pera Müzesi'nde sergilenecek.
"20. Yüzyıl Ustalarından Baskı Desen ve Suluboyalar, Monsenyer Otto Mauer Koleksiyonu'ndan Bir Seçme" sergisinde de 1945 yılından sonra Avusturya'da önde gelen sanat koruyucusu ve destekçileri arasında yer alan katolik rahip Monsenyör Otto Mauer'in, içinde Picasso, Chagall, Klimt, Schiele, Giocometti gibi çok ünlü isimlerin eserlerinin yer aldığı koleksiyondan seçme 35 eserin müzenin sergi katlarında görülebilecek.
Üçüncü bir sergi ile genç sanata destek vererek Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi öğrencilerinin işlerine ev sahipliği yapan müzede "İşleyen Mekan" sergisi ile öğrencilerin 2006-2007 akademik yılı projeleri sergilenecek.Sergiler, 7 Ekim 2007 tarihine kadar gezilebilecek. Trt/Haber, 24.07.2007 |
|
|
|
YILLARDIR DUVARDA DURAN TABLO 5 MİLYON STERLİNLİK TITIAN ÇIKTI
İskoçyalı Silvia Bryars, kocası ölünce satmak istediği evinin duvarında 33 yıldır asılı olan sakallı adam portresini elden çıkarmak isteyince büyük bir sürprizle karşılaştı.
Tiziano Vecelli, yani Titian, Rönesans'ın en büyük sanatçılarından sayılıyor. Hürriyet, 24.07.2007 |
|
ZEYTİN BAHÇESİNDEN 1800 YILLIK MEZAR ÇIKTI
Balıkesir'in Erdek ilçesi yakınlarındaki Kyzikos Antik Kenti'nde sürdürülen kazı çalışmaları sırasında bir zeytin bahçesinde Roma dönemine ait 1800 yıllık lahit mezar bulundu. Mezarda aynı aileden 6 kişinin kafatasları bulundu.
Haber Ekspres, 24.07.2007 |
|
|
SULTAN SARNICI HİZMETE AÇILDI
MS 123 yıllarında Roma İmparatoru
Hadrianus tarafından yaptırılan ve Constantinius
tarafından geliştirilen Su Sarnıcı, restore edilerek
İstanbul'un kültür hayatına sunuldu.
Yeni Şafak, 24.07.2007 |
![]() |
![]() |
TABLOYU ÖPTÜ, BAŞI BELAYA GİRDİ
Fransa'da bir
kadın, Amerikalı ünlü ressam Cy Twombly'nin bir
tablosunu öptüğü için tutuklandı. 2 milyon dolarlık
tablodaki beyaz bölgeye kırmızı rujunu bulaştırdığı
tespit edilen kadın, sanat eserine zarar vermekten
yargılanacak. Hürriyet, 24.07.2007 |
|
ADIYAMAN'DA TARİHİ ESER KAÇAKÇILIĞI OPERASYONU
Adıyaman İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince kaçakçılıkla mücadele konusunda yapılan istihbari çalışmalar sonucu, çalıntı olan çok sayıda tarihi eser ele geçirildi.
Edinilen bilgiye göre, Adıyaman- Besni- Pınarbaşı köyünde ikamet eden V.A isimli şahsın tarihi eser kaçakçılığı yaptığı haberini alan jandarma ekipleri, yapılan operasyon sonucu şahıs ile birlikte,19 adet Bizans, Roma ve İslami döneme ait bronz sikke, 3 adet ortaçağ ve Osmanlı dönemine ait gümüş sikke, 3 adet Roma dönemine ait bilezik parçası, 7 adet kalyen parçası, 1 adet ağırşak, 2 adet ok ucu ile 30 adet muhtelif eski eser ele geçirdi. Ele geçirilen eserler, Adıyaman Müze Müdürlüğü'ne teslim edildi. Olayla ilgili soruşturma sürdürülüyor. Adıyaman Haber, 24.07.2007 |
![]() |
|
ROMA CADDESİ ORTAYA ÇIKIYOR
Ankara Valiliği,
tarihi Roma Caddesi’nin ortaya çıkarılması için
Ulus’taki Valilik binasının bahçesinde arkeolojik
sondaj kazısı başlattı. Hürriyet Ankara, 24.07.2007 |
|
![]() |
AYASOFYA MÜZESİ AP'DE TARTIŞILDI
Ayasofya, içi ve dışında güvercin gübreleri kirliliğe neden olunca Avrupa Parlamentosu (AP) gündemine geldi.
|
|
HİTİT PRENS MEZARLARI 'CANLANDIRILACAK'
"Bu mezarların restorasyonu ve canlandırılması için
Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın ilgili koruma
kurulundan onay çıktı. Bu da dünyada bir ilk olacak.
13 mezardan 6'sı buradan kaldırılıp, orijinal
ölçülerinde, aynı konumda yeni bir mezar yapılacak
ve bunların üzeri özel bir cam fanusla, bombeli
camla kapatılacak. CNN Türk, 23.07.2007 |
|
|
POMPEIOPOLIS'TE KAZI ZAMANI
Kastamonu'nun Taşköprü İlçesi'nde bulunan Pompeiopolis Antik Kenti kazı çalışmalarının bu yılki bölümü başlıyor.
Zımbıllı Tepesi bölgesinde geçen yıl başlayan kazı çalışmasının uluslararası ekibinin başkanlığını, Münih Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Latife Summerer yapacak. Doç. Dr. Summerer'in başkanlığındaki 13 kişilik kazı ekibi, Taşköprü'ye geldi. Çalışmaların çeşitli dönemlerinde kazı ekibinin 40 kişiye ulaşmasının beklendiği belirtildi.
Uzmanların ve arkeologların İzmir Efes Antik Kenti'nin ve Gaziantep Zeugma Antik Kenti'nin bir benzeri olarak nitelendirdikleri Pompeiopolis Antik Kenti'ndeki kazı çalışması, Ekim ayının ilk haftasına kadar devam edecek. Öte yandan, ekiptekiler geçen yıl başlayan kazı çalışmalarında önemli bir mesafe alındığını, bu yıl da kazının önemli bir bölümünü gerçekleştirmeyi hedeflediklerini kaydettiler. Trt/Haber, 23.07.2007 |
![]() |
|
RESTORASYON İÇİN USTA YETİŞTİRME KURSU
Kültür varlıklarının korunmasına yönelik uygulama sürecinde kalifiye eleman ve usta bulundurulmasını sağlamak amacıyla restorasyon ustası yetiştirme kursları düzenleniyor.
Kültürümüzün önemli bir parçası ve turizmin
gelişme unsurlarından biri olan ülkemizin dört bir
yanına dağılmış tarihi eserlerin bulunması ve
gelecek nesillere bir kültür hazinesi olarak
bırakılması, bu eserlerin asıllarına uygun olarak
bakım ve onarımlarının yapılmasını gerektirir.
Tarih öncesi çağlardan beri pek çok uygarlığın belgelerini günümüze taşıyan Türkiye, kültür varlığı yönünden zenginliğiyle, dünya kültürel mirasının en önemli yapı taşlarından biri olarak dikkatleri çekiyor. Buna rağmen, ne yazık ki, Türkiye'de gerçekleştirilen restorasyon uygulamalarında, proje aşamasındaki uzmanlığın uygulamalara yansıtılmasında önemli sorunlar yaşanıyor. Bu sorunun temel nedeni, restorasyon uygulamalarında uzmanlık gerektiren konularda bilgi ve beceriye sahip, çağdaş uygulama teknik ve yöntemlerine hakim ara elemanların ve ustaların eksikliği olarak ifade ediliyor.
Merhaba Gazetesi, 23.07.2007 |
|
![]() |
TARİHİ KONAK MİSAFİRHANE OLACAK
Kocaeli'nde Hacı Hasan Mahallesi Çukurçeşme Sokak No:21 adresinde bulunan, tarihi ahşap binanın, Kocaeli Valiliği için misafirhane haline getirileceği öğrenildi.
Özgür Kocaeli, 23.07.2007 |
|
ÇEŞMELERDEN 'KEDER' AKIYOR
İstanbul’un hemen her sokak ve cadde başında küçük bir mescid, onun yanında da bir sebil ya da çeşme bulunur. Ecdadın ‘su’ya ve temizliğe verdiği önemin bir göstergesi olarak kabul edilen bu tarihi eserlerin birçoğu maalesef bakımsızlıktan yok olmak üzere. Yüzyıllar boyunca önünden geçenleri serinleten bu tarihi çeşmelerin kurnalarından su yerine artık keder akıyor. Türk medeniyet tarihinde de önemli bir yeri olan bu çeşmeler ardından asırlar geçmesine rağmen işlevini devam ettiriyordu. Ancak ne zaman yanı başlarına büyük apartmanlar dikildi, işte o vakit su kanalları ve kuyular kurudu. Ecdad yadigarı olan çeşmeler de akmaz oldu. Kendi hallerine terk edilmiş durumda olan bu tarihi eserler, maziden hoş bir seda bırakmaktan öteye gidemiyor. Türkiye Gazetesi, Haber: İnan Arvas, 23.07.2007 |
![]() |
|
|
BATI, İSLAM MİMARİSİNİ KEŞFEDİYOR
İslam ülkelerindeki Ortaçağ'dan kalma mozaiklerin, Batılı matematikçilerin ancak 500 yıl sonra keşfedeceği gelişmiş geometrik özelliklere sahip olduğu ortaya çıktı.
Tarihçiler cami, türbe gibi binaların duvarlarında iç içe geçmiş çokgen süslemeleri yaparken kumpas ve cetvel kullanıldığına inanıyordu. Ancak Harvard Üniversitesi'nden Peter Lu ile Princeton Üniversitesi'nden Paul J. Steinhardt'ın yürüttüğü araştırmada 'kumpas ve cetvel basit hatlar oluşturmaya yetse de, mozaik çinilerdeki mükemmel beşli ve 10'lu simetrinin, ancak çok karmaşık bir sistemle açıklanabileceği' belirtildi." 22 Şubat 2007'de AP, Reuters gibi yabancı ajanslardan servis edilen bu haber, İslam mimarisinin ne kadar ileri seviyede olduğunun yeni bir kanıtı. Görünen o ki Batılıların İslam mimarisine ilgisi gitgide artıyor. Geçtiğimiz günlerde yayımlanan ve pek çok dile çevrilen 'İslam Sanatı ve Mimarisi' de bu noktada dikkat çeken çalışmalardan. Peter Delius ve Markus Hattstein editörlüğünde hazırlanan kitapta, İslam mimarisinin insanı hayrette bırakan estetiği, konunun uzmanı yirmi iki Batılı akademisyenin kaleminden anlatılıyor. 'İslam Art and Architecture' adıyla ilk olarak 2001 yılında İngilizce olarak yayımlanan eser, İslam coğrafyasındaki bölgeler ile hanedanlıkların tarihsel seyrini izleyerek, sanat anlayışının bu coğrafyada geçirdiği değişiklikleri gözler önüne seriyor. Görsel açıdan göz dolduran kitapta, binden fazla fotoğraf, eskiz ve harita bulunuyor.
İslamiyet, Suriye'den Filistin'e, Irak'tan İran'a, Mısır'dan Tunus'a, İspanya'dan Fas'a, Orta Asya'dan Anadolu'ya yayıldığı her coğrafyaya kendine has bir sanat ve mimari anlayış bıraktı. Kitapta ele alınan bu bölgeler, tarih, mimari ve sanat olarak üç bölüm halinde anlatılıyor. İslam sanatını mimari yapılar ile sınırlamayan 'İslam Sanatı ve Mimarisi', minyatür, hat ve bezeme gibi ince zevk ürünü sanatları da konu ediyor. Kitapta örnekleri verilen elyazmalarından halılara, metal işlerinden çini ve mücevherlere pek çok eserde İslam medeniyetinin mührü açıkça gözüküyor. Özbekistan'daki tuğla ve çini süslemeleri, İspanya ve Magrip'teki geometrik süslemeler, İran ve Hindistan'daki arabesk ifade biçimleri ve nihayet Osmanlıların oluşturduğu sentez, İslamiyet'in güzele ve güzelliğe açılan kapısını gözler önüne seriyor. Zaman, Haber: Musa İğrek, 23.07.2007 |
|
KIBRIS'TA İLK DENİZCİLER Neolitik Çağ öncesi taş aletlerin izlerine, Güney Kıbrıs kıyılarında 2004 yılında keşfedilen Aspros arkeolojik yerleşmesine yakın bir bölgede rastlandı. Denizin 11 metre altında ve kıyıya 110 metre uzaklıkta bulunan buluntuların, adaya gelen denizci öncülerin bıraktığı düşünülüyor. Yüzey araştırmasını Colgate Üniversitesi'nden Albert J. Ammerman yürütüyor.
2004 yılında bulunan Aspros
yerleşiminin, yeni bulgular ışığında çok daha büyük
bir alana yayıldığı ifade ediliyor. Arkeologlar 2004
yılında yine Aspros'a benzer bir yerleşim yerini,
Güney Batı Kıbrıs kıyılarında
Agia Napa'da
buldular. İki yerleşimde rastlanan buluntuların aynı
denizci öncüler tarafından kullanıldığını sanılıyor.
10000 yıldan daha eski olduğu düşünülen aletlerin,
MÖ 8200'lerde adada kalıcı yerleşime geçen
topluluklardan çok önce adaya ayak basmış guruplara
ait olduğu belirtiliyor. 20 yıl önce yine Kıbrıs'ın
güneyindeki Akrotiri yerleşmesinden elde edilen
veriler, ilk denizciliğin izlerini MÖ 9500'lere
götürmekteydi. Agia Napa ve Aspros'daki buluntular
Akrotiri yerleşmesindekilerle de benzerlik
gösteriyor. Yeni tarihlendirmelerin daha güvenilir
olması için radyo-karbon testlerinin yapılması devam
etmekte. Adayı mesken tutan toplulukların Suriye
veya Anadolu kökenli oldukları tahmin ediliyor. Neolitik insanın uzun mesafeler
katettiği uzun zamandır bilinen bir gerçekti.
Örneğin, yine Neolotik dönemde, Orta Anadolu'da
Niğde ili sınırları içindeki zamanının çok önemli
obsidien yataklarından biri
olan Göllü Dağ'dan (Kaletepe)
çıkarılan malzemenin Kıbrıs ve Filistin gibi
bölgelere ihraç edildiği bilinmektedir. Anlaşılan o
ki, daha pek çok bilinmezin olduğu ama hakkında
giderek daha çok şey öğrendiğimiz Neolitik dönem
insanı, uzun mesafelerde ticaret yapan ve
denizciliği etkili kullanan gurupları da içinde
barındırıyordu. Yerleşimlerin bugün kısmen suyun altında kalmış olması, günümüzden 11600-12800 yıl önce meydana gelen iklim değişiklikleri nedeni ile gerçekleşti. O dönemde deniz seviyesi yaklaşık 70 metre daha aşağıda bulunuyordu. Bu jeolojik ve iklimsel veriler buluntuların tarihlendirilmesi için de oldukça önem arz ediyor. Yahoo News, Haber: George Psyllides/AP, Çev.: Yüksek Zemin Arayışı, 22.07.2007 |
|
|
TARİHİ ESER KAÇAKÇILARINA DARBE
Manisa'nın Alaşehir İlçesi'nde Roma dönemine ait, bin 109 parça tarihi eser ele geçirildi. Olayla ilgili 6 kişi yakalandı.
Bir ihbarı değerlendiren Alaşehir Emniyet Müdürlüğü ekipleri, bazı ev, işyeri ve otomobillerde arama yaptı. Aramalarda; Roma dönemine ait 834'ü altın sikke ve 7'si ziynet eşyası olmak üzere bin 109 parça eser ele geçirildi.
Zanlılar, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Trt/Haber, 22.07.2007 |
|
|
AGORA'DA KAZILAR YENİDEN BAŞLADI
İzmir'in Namazgah semtindeki tarihi Agora'da Bakanlar Kurulu'nun onay vermesinin ardından kazılara iki yıllık bir aradan sonra yeniden başlandı.
Kazı ruhsatını Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan 9 Temmuz günü alan Ersoy ve arkadaşları, çalışmaları resmen başlattı. Bu yıl kazılarda bir de bakanlık gözlemcisi bulunacağını belirten Ersoy, "Kazımız daha önce müze koordinatörlüğünde kurtarma kazısı kategorisindeydi. Ancak şu anda Bakanlar Kurulu onayı nedeniyle resmi kazı statüsüne dönüştü" diye konuştu. Şu aşamada bölgede temizlik yaptıklarını belirten Ersoy, yıl sonuna kadar 3 noktada kazı yapmayı planladıklarını söyledi. Agora'dan 2002 yılından bu yana çıkarılan eserlerin dokümantasyonunu yaptıklarını ifade eden Ersoy, şu bilgileri verdi:
"Şu anda 2 noktada çalışmaya başladık. İlk olarak Agora'nın avlusunda sondaj kazısı yapıyoruz. Bu kazıyı Agora'nın gerçek yaşını ortaya çıkarmak amacıyla yapıyoruz. Agora'nın milattan önce 330'lu yıllarda Büyük İskender sonrası kurulduğu biliniyordu. Ancak antik kentimizde İskender öncesi bulgular da var. Bu nedenle Agora'nın gerçek yaşını bulmaya çabalıyoruz."
İzmir'in turizmde cazibe noktalarından Agora'da
kazılar, yaklaşık 40 yıl aradan sonra 2002'de İzmir
Ticaret Odası'nın maddi, Büyükşehir Belediyesi'nin
ise personel desteğiyle yeniden başlamıştı. Ancak
İzmir Müze Müdürlüğü tarafından yürütülen kazılar,
2005 yılı Ağustos ayında Kazı Başkanı ve Müze Müdürü
Prof. Dr. Mehmet Taşlıalan'ın Kars Müzesi'ne tayini
ile durdu. Yeni Asır, Haber: İlker Çoban, 22.07.2007 |
|
|
|
TARİHİ KONAKLARA TURİST AKINI
Binlerce yıllık kültürel zenginlik ve doğal güzelliklere sahip olan Ankara’nın Beypazarı İlçesi, yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı oluyor. Çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapan, tarihi İpek Yolu üzerindeki Beypazarı’nda, en çok ilgiyi tarihi konaklar çekiyor. Belediye Başkanı Mansur Yavaş, 6 yıl önce ilçeyi açık hava müzesi haline getirmek amacıyla başlattıkları Beypazarı Yeniden Projesi (BEYAP) kapsamında, ilçede bulunan 3 bin 500 konaktan 550’sinin restorasyonunu tamamlayarak turizme kazandırdıklarını söyledi.
Hedeflerinin kalan 3 bine yakın konağın restore edilmesi olduğunu anlatan Yavaş şöyle devam etti: “Tarihi konakların yenilenmesi Beypazarı’ndaki turizm potansiyelini olumlu yönde etkilerken, yaptığımız kapsamlı turizm ve tanıtım çalışmaları sonucunda ilçeye gelen turist sayısı son 6 yılda yüzde bin oranında arttı. Resmi rakamlara göre 1999 yılında 2 bin 501 olan turist sayısı geçen yıl 250 bine ulaştı. Beypazarı’na gelen turist sayısı her geçen gün artıyor. Hedefimiz önümüzdeki 5 yıllık sürede 1 milyon turisti ilçemizde ağırlamak.” Türkiye Gazetesi, 22.07.2007 |
|
YALIBOYU İNCİLERİ ONARILMAYI BEKLİYOR
Amasya'da, Yeşilırmak'ın kenarında bulunan tarihi Hatuniye Mahallesi'ndeki Yeşilırmak'a bakan Yalıboyu Evleri, inci gibi görünümleri ile ilgi odağı olurken, bir kısmı virane olan evler tadilatlarının yapılacağı günü bekliyorlar.
Başta Yalıboyu Evleri olmak üzere kentte bulunan 32 tescilli binanın onarımlarının kısa sürede yapılacağını belirten Belediye Başkanı İsmet Özarslan, "Bu tarihi binaların inci gibi görünümlerinin bozulmadan gelecek nesillere taşınması bizim için çok önemli" dedi. Özellikle son yıllarda kentte gelişen turizm bilinci ile değer kazanan tarihi Yalıboyu Evleri'nin büyük bir kısmı daha önceden onarımları yapılırken, tarihi binaların çoğunluğu kafe, otel, ve restoran olarak turizm sektöründe kullanılıyor. Hitit, Kimmer, İskit, Med, Pers Pontus, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı medeniyetlerinin Harşena Dağı üzerindeki kale, Ferhat Su Kanalı, Kral Kaya Mezarları, Bimarhane, Büyük Ağa Medresesi, Çilehane Camii ve Beyazid Külliyesi gibi eserleriyle tam bir 'açık hava müzesi' görünümünde olan Amasya, Yeşilırmak kenarındaki incileri ile de bu sektörde kazanım sağlamak istiyor. Yeni Şafak, 22.07.2007 |
![]() |
|
TARİHİ MİRASI MİRASÇILAR ÇÜRÜTÜYOR
Bitlis’te
Osmanlı döneminden kalan tarihi evler, mirasçıların
anlaşamaması ve sahip çıkmaması yüzünden yok olmayla
karşı karşıya. Bitlis Kültür ve Turizm Müdürü Hüsnü
Işıkgör, Bitlis’te 283 tarihi ev tespit ettiklerini
ve bu evlerin restorasyonu için kendilerine sadece
13 kişinin müracaat ettiğini söylüyor.
Bir tarihi evin yaklaşık 65-70 mirasçısının olduğunu, mirasçılar yüzünden evlerin tamiratının gerçekleşmediğinden yakınan Işıkgör, “Herhangi bir mirasçı ‘niye ben evle uğraşayım ki diğer ortaklar uğraşsın’ diyor. Sırf bu yüzden tarihi evler yok olup gidiyor. Mirasçı fazla olduğundan hiç kimse gelip bize ev konusunda müracaatta bulunmuyor. Lütfen tarihi evlerimiz konusunda duyarlı olalım ve tarihimizi koruyalım. Tarihimizi kendi ellerimizle yok ediyoruz.” diyor. Özcan Çiriş de tarihi evlerden birinin sahibi. 67 mirasçıdan biri olan Çiriş’in en önemli sıkıntısı ortakları ile bir araya getirip tarihi evini onaramamak. Çiriş içine düştüğü sıkıntıyı şöyle özetliyor: “Benim de eski bir evim var. Aslında sadece benim demek doğru değil. Biz tam 67 mirasçıyız. 120 yıllık tarihi olan ev bize dedelerimizden kalmış. Şu anda yıkılmaya yüz tutmuş durumda. Evi onaramıyoruz. Çünkü mirasçılardan biri ‘ben yapacağım’ dediğinde diğerleri biz de ortağız diyor. Onun için evin tadilatı için kimse müracaatta bulunmuyor. Ev ilgisizlikten dolayı yıkılmaya başladı. Zaten mirasçıların her biri Türkiye’nin değişik illerinde oturuyor. Bunlardan vekalet almak neredeyse imkansız gibi.”
Bitlis’te 100 yıllık bir tarihi evin sahibi Abdullah Kalkan ise tüm olumsuzlukları göze alarak evini tamir etmeyi başarmış. Bu yüzden yıkılmaya yüz tutan onlarca tarihi yapı içinde Kalkan’ın evi adeta yeni gibi duruyor.
Bitlis’in tarihi evleri, çoğunlukla kesme taştan, çamur harçlı, düz, toprak, dolgu damlı bir veya iki katlı. İlk katlar toprak ikinci katlar ise genelde sal taşı adı verilen taşlarla ya da tahta döşemeyle yapılmış. Bitlis’teki mimari yapılarda göze çarpan en büyük özellik, duvarların kalın, kapıların küçük sahanlıklı oluşu. Bitlis evlerinde bulunan bir başka özellik ise tuvaletler evden bağımsız değil de modern evlerdeki tuvalet ve lavabolara benzer özellikler taşıyacak şekilde evlerin içinde kullanılmış. Bitlis evleri genellikle iki katlı olarak inşa edilmiş. Giriş katındaki bir oda ahır, diğer oda kiler olarak kullanılıyor. Zaman Pazar, Haber: Mehmet Okay, 22.07.2007 |
|
|
ANTİKACIYA TARİHİ ESER OPERASYONU Vatan - Hürriyet, Haber: Cahit Yüce - Çetin Aydın, 22.07.2007 |
|
|
700 YIL ÖNCE YAPILAN TARİHİ PAPŞEN HANI DÜĞÜN SALONU OLDU
Bitlis'teki tarihi Papşen Hanı çalıştırıcısı Rahmetullah Ak, tarihi eserlere özentisi olduğu için hanı, düğün salonu olarak Vakıflar Bölge Müdürlüğü'nden kiraladığını söyledi.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak kendilerine bırakılan tarihi mirası korumak, yerli ve yabancı turistlere anlatmakla sorumlu olduğunu söyleyen tarihi Papşen Hanı işletmecisi Ak, "Han, kuzey-güney yönünde dikdörtgen planlıdır. Muntazam kesme taştan yapılmıştır. Girişin 2 köşesinde yarım silindirik, kuzeydoğu ve batı köşesi ile kuzeyinde kare oldukça basit silmelerle sona eren duvarlardan sonra hanın üzeri toprak damla örtülmüştür" dedi.
Tarihi Papşen Hanı'nı yıllık olarak kiraladıklarını ve 200 bin YTL masraf yaptığını kaydeden Ak," Ttarihimize sahip çıkarak en iyi korumak istiyoruz. Handa düğün salonu, cafe ve çay bahçesi var." şeklinde konuştu.
Bitlis'e 4-5 km. uzaklıkta bulunan Papşen Hanı'nı 16. yüzyılda Hüsrev Paşa yaptırdı. TürkiyeTurizm.com, 21.07.2007 |
|
|
|
ESKİ MERSİN EVLERİ RESTORE EDİLİYOR
Eski Mersin evleri restore edilerek yeniden kullanılır hale getiriliyor. Akdeniz Belediyesi tarafından kamulaştırılan Camişerif Mahallesi'ndeki 3 adet eski Mersin evinin restorasyon çalışmalarında son aşamaya gelindi.
Mersin'in tarihi mirası olan eski Mersin evlerinden 250 civarında yapının tescillenmesini sağladıklarını belirten Akdeniz Belediye Başkanı Kenan Yücesoy, Mersin'de ticaretin gelişmesi ve aldığı göçlerle şehrin kültürel yapısının bir simgesi de olan eski Mersin evlerinin düzensiz ve çarpık yapılaşmanın sonucunda günümüzde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığına dikkat çekti. Tarihi Mersin evlerinin yaşatılması ve kazandırılması için çalışmalar başlattıklarını ifade eden Yücesoy, "Belediye olarak öncelikle şehir merkezinde bulunan bu eski yapıların bir envanterini çıkartarak işe başladık, daha sonra bu yapıların tescilini yaptırdık. Tescili yapılan evlerden Camişerif Mahallesi'nde bulunan 3 tarihi Mersin evini belediye olarak kamulaştırdık. Röleve ve restitüsyon çalışmalarını da yaptırdığımız ve onaylattığımız 3 adet Tarihi Mersin Evinin restorasyon çalışmaları için Kültür Bakanlığı Adana Röleve ve Anıtlar Bölge Müdürlüğü'nden keşif maliyeti çıkartılması için bir ekip talep ettik. Ekibin yapacağı inceleme sonucunda çıkacak olan maliyet sonrasında Camişerif Mahallesi'nde bulunan 3 tarihi Mersin evinin restorasyon çalışmalarına başlanacak. Mersin Valiliği'nin de destek verdiği proje ile yok olmama mücadelesi veren bu 3 yapıyı Mersin'e kazandırmış olacağız." dedi. Zaman, Fotoğraf: haberler.com, 21.07.2007 |
|
ULU CAMİ'NİN TAHRİBİ SÜRÜYOR
Doğan Kuban Sivas
Valisi’ne gönderdiği mektupla Divriği Ulucami konusundaki
endişelerini yeniden dile getirdi. Bu mektubu
aşağıda yayınlıyoruz "UNESCO'nun dünya
başyapıtları listesinde tek Türk Dönemi anıtı
Divriği Ulucamisi ve Şifahanesi'ne bürokratik
hücum devam ediyor. Divriği'nin eşsiz yontusunu
eriten doğal erozyona ondan daha kötü bir
bürokrasi erozyonu eklenmiştir. Dünyanın en büyük
anıtlarından birini göz göre göre tahrip ediyoruz.
Burada korkunç bir bilgisizlik ve kaygısızlık
cesareti ile karşı karşıyayız. Gerçi bugünkü utanç verici durum 50 yıldır
hükümetlerin kültür politikalarının sorumsuzluk
sürecinin sonucudur. Fakat bürokratik
vurdumduymazlığın bunca uyarıya karşın devam
etmesi artık açıklanması olanaksız bir boyuta
ulaşmıştır. Buna kültür cinayeti de denebilir. Sayın Vali, 1.Divriği Külliyesi dünya anıt listesine cami ya
da darüşşifa olduğu için alınmamıştır. Divriği
olağanüstü taş oyma bezemesinden ötürü bir dünya
şaheseridir. Yeşil Divriği, 21.07.2007 |
|
|
TARİHİ ESER KAÇAKÇISI YAKALANDI
Adıyaman İl Jandarma
Komutanlığı ekiplerince kaçakçılıkla mücadele
konusunda yapılan istihbari çalışmalar sonucu,
çalıntı olan çok sayıda tarihi eser ele geçirildi.
Ele geçirilen eserler, Adıyaman Müze Müdürlüğü'ne teslim edildi. Olayla ilgili soruşturma sürdürülüyor. Adıyaman Kent Haber, 20.07.2007 |
|
![]() |
|
![]() |
|
15 - 21 Temmuz 2007 |
|
|
Arkitera, Der.: Melis Göker, 18.07.2007
Hangi çağdaş
toplum 1800 yıllık bir antik zenginliği başka
imkanlar varken bile bile su altında bırakır
diyerek bir araştırma yapılsa ve cevap
olarak biz çıksak ne yapardınız düşündünüz
mü hiç? O halde bu yazıyı dikkatlice
okuyunuz lütfen.
Ve, 2004 yılına
gelindiğinde Bergama Sunağı'nı esaslı
bir restorasyondan geçirip görkemli bir
törenle yeni baştan ziyarete açarlar. Bu
tören sırasında müze müdürü bir konuşma
yaparak “Herkes sunağın sahibidir. Çünkü o
dünya kültürünün bir parçasıdır” der. Bu gün
Almanya’da en fazla ziyaret edilen yerlerin
başında Bergama Sunağı gelmektedir.
Ülkemizde de uzun yıllardan bu yana sunağı
geri alabilmek için büyük uğraşlar verilmeye
başlandı. Aslında sunak kesinlikle
Bergama’da olmalıydı. Yapıldığı yere daha
bir yakışacaktı mutlaka. Ama, götüren ve
sahiplenen Almanya’dan geri alınması
neredeyse imkansız gibi görünüyor. Fakat
yaşanan olaylar gösteriyor ki sunak
Berlin’de kalmalıdır. Neden derseniz buyurun
Bergama’da yaşananlara bir göz atalım.
Yıllar öncesinde Bergama, Yortanlı Köyünde arazinin sulanması için bir baraj yapılmasına karar verilir ama bununla ilgili olarak halen devam etmekte olan bir dava başlar hatta bu davada bir bakanın da yargılanmasına başlanır. Baraj, aynı isimle biraz daha kaydırılarak Paşalı Ilıca’sının olduğu alana alınır.Yapılacak olan yeni barajın 1,5 / 2 kilometre ötesinde Çaltıkoru Barajı da vardır. Ama, Bergama’lı lara yeni yapılacak barajla topraklarının sulanacağı, böylelikle Bergama'lıların domates ekerek ekonomik rahatlamaya kavuşacakları söylenir.Yaklaştığımız seçim dolayısıyla da hemen hemen bütün partilerin programlarına alınır bu sulama konusu.
Geçtiğimiz günlerde gittim Bergama’ya.
Yaklaşık 18 Km. ilerisinde İvrindi yolu
üzerindeki Allainoi kazı alanını gezdim. Çok
iyi korunmuş bir antik sağlık merkezi
Allianoi. Dünyada örnekleri az olan
yerlerden.Yani bunun gibi dünyada bir kaç
tane var: Yortanlı Barajının tam ortasında
kalmış. Halbuki 1,5 /2 km’lik bir mesafede
Çaltıkoru Barajı var zaten. Niçin bu kadar
önemli bir tarihi dokuyu yok edecek ikinci
bir baraja gerek duyulduğunu ne yazık ki
kimse mantıklı bir şekilde açıklayamıyor.
Bu büyük sağlık merkezi MÖII.yüzyıldan itibaren kullanılmaya başlanmış. 1998 yılından bu yana da zor şartlar içinde kazılıyor. Buradan çıkartılan bir çok değerli obje Bergama Müzesi’ne teslim edilmiş. Kırk km2lik bir alan üzerine kurulu olan Allianoi günümüzdeki sanatoryumların işlevini üstlenmiş. Kazılarda elde edilen değişik tıp aletlerinden cerrahi müdahalelerde bulunduklarını da anlıyoruz. Kentin dışında 4 adet nekropol var. İçinde de görkemli caddeleri, sokakları geçiş yapıları, çeşmeleri, hastane yapıları, dükkanları ve tuvaletleriyle Roma döneminin büyük bir sağlık merkezi olmuş. Bizans’ta da seramik ve cam fırınlar, kilise ve küçük şapel ilaveleri yapılmış. Osmanlı İmparatorluğu ve Cumhuriyet devrinde uzun yıllar ihmal edilmiş, ama Paşalı Ilıcası olarak küçük bir kısmı ara ara kullanılmaya devam etmiş.
Trakya
Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr.Ahmet
Yaraş başkanlığındaki bir ekip tarafından
1998 yılından bu yana kazılmakta olan
Allinoi’nin yaklaşık olarak 10.000m2lik bir
alanı gün yüzüne çıkartılmış bulunuyor. Ama
bu çalışkan ve çağdaş akademisyenler sadece
toprağı kazıp inceleme yapmakla kalmıyorlar
adeta bir Don Kişot edasıyla bilim
adına yel değirmenlerine saldırıyorlar.
Karşılarındaki hayalci ve gerçek olmayan
savlara sahip insanlarla mücadele ediyorlar.
DSİ burasının Allainoi olmadığını ve burada
su toplanması konusunda ısrarlı. Neyse ki
toplama havzasına akacak bir damla bile su
yok şimdilik. Fakat su olduğunda kapaklar
kapatılıp Allianoi boğulup yok olmaya terk
edilecek.
Dileğimiz, yakın bir tarihte Berlin’de ki müze müdürü gibi görkemli bir açılış töreninde “Allianoi herkesin malıdır, O, dünya kültürünün bir parçasıdır “ diyerek Bergama’da bulunduğu yerde dünya insanlarına sunmak. Her kese görev düşüyor. Allianoi’nin yanlış kararlar çerçevesinde yok edilmesine seyirci mi kalacağız, yoksa çağdaş birer fert olarak engelleyecekmiyiz? O, dünya kültürünün bir parçası ama öncelikle bizim ve çocuklarımızın geleceğidir. Hürriyet Tatil,
Yazı ve Fotoğraflar: Bilsen Gürer,
19.07.2007
Seçimler öncesinde, Allianoi Antik Kenti'ni tehdit eden Yortanlı Barajı'nın ağustos ayında su tutacağı iddialarının ortaya atılması ve siyasetçilerin mitinglerde köylülere bu tür vaatlerde bulunmaları çevrecilerin tepkisini çekiyor.
Allianoi Girişim Grubu Sözcüsü Avukat Hilal Küey, barajın ağustosta faaliyete geçemeyeceğini ve bu yöndeki iddiaların köylülerin oylarını alabilmek amacıyla ortaya atıldığını söyledi. Allianoi ile ilgili davalar sürerken barajda su tutulmasının hukuken mümkün olmadığını ifade eden Küey, bilim kurulunun antik kentle ilgili koruma projesini onaylaması gerektiğine dikkat çekti.
Antik kentin, çevresine örülecek duvarla korunması kararına karşı açtıkları iptal davasının sürdüğünü söyleyen Küey, barajın faaliyete geçemeyeceğini çünkü sulama kanallarının olmadığını belirtti. Küey, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu'nun aldığı 717 sayılı ilke kararına göre baraj yakınındaki eserlerin DSİ uygun görürse sulara gömülebileceğini belirterek, bu karara karşı açtıkları davanın da sonuçlanmadığını vurguladı.
|
|
|
İPLİKÇİ CAMİİ
RESTORASYONDA
Merhaba Gazetesi, 21.07.2007 |
|
|
CUMALIKIZIK HAYAT BULACAK
700 yıllık geçmişiyle yakın tarihimize ışık tutan Cumalıkızık'ta yeni bir projenin startı verildi. '3. Bin Yılda Yaşayan Osmanlı Köyü Cumalızık Projesi', Yıldırım Belediyesi ve Mimarlar Odası işbirliğiyle yürütülecek.
Bursa Hakimiyet, 21.07.2007 |
![]() |
![]() |
VİKİNG DEFİNESİ ZENGİN ETTİ
İingiltere'nin kuzeyinde çiftçilik yapan bir baba-oğul, ayrıca define avcılığına da meraklıydı. 60 yaşındaki David Whelan ve oğlu Andrew, Leeds yakınlarında bir kasabada arazide metal detektörüyle arama yaparken "Biip" sesini duydular. Hemen o bölgeyi kazmaya başladılar. 40 santimetre sonra bir kazan buldular. Kazanın içinden son 150 yılda gün yüzüne çıkartılan en değerli Viking hazinesi çıktı. Hazinenin kazanın içinde günümüze kadar çok iyi korunduğu belirtildi. British Museum, 2 milyon dolar değerinde olduğu belirtilen 10'uncu yüzyıla ait hazineyi satın almak istediğini açıkladı.Son 150 yılda Vikingler'e ilişkin en önemli keşif olduğu belirtilen hazinenin 927 yılında gömüldüğü tahmin ediliyor. 617 gümüş madeni para ve 65 parçadan oluşan hazinedeki madeni paraların İslam'a ilişkin motiflerin yanı sıra Vikingler'in Hıristiyanlık öncesi dini ve Hıristiyanlığa ilişkin öğeler de içerdiği belirtildi. Vikinglere ait en büyük 8500 parçalık hazine 1840 yılında bulunmuştu. Vatan, 21.07.2007 |
|
NİĞDE YAKINLARINDA KAZI ÇALIŞMALARI
Pek çok medeniyete evsahipliği yapan Anadolu, tarihi eser açısından da dünyanın en zengin bölgelerinden. Bugünlerde Anadolu'nun dört bir yanında yapılan kazı çalışmalarıyla, keşfedilmeyi ve değerlendirilmeyi bekleyen eserler bir bir gün yüzüne çıkarılıyor. Bu çalışmalardan biri de Niğde yakınlarındaki Tyana Antik kentinde yapılıyor.
Tyana, eski çağlardan bu yana Anadolu'nun önemli yerleşim merkezlerinden biri... Kapadokya Krallığı döneminde başkentlik de yaptı. Hemen her köşesi, özel yapı ve ören yerleriyle dolu olan kent, İç Anadolu'nun Efes'i olarak kabul ediliyor. Tyana'da 30 bin nüfusa su taşıyabilen, yaklaşık 4 kilometre uzunluğunda su kemerleri bulunuyor. Kazı çalışmalarında hedef, kentin su dağıtım şebekesini de ortaya çıkarmak.
İtalya Padova Üniversitesi'nden Profesör Guide Rosada'nın başkanlığında yapılan kazılarda, daha önce ortaya çıkarılan kilisenin tüm üniteleriyle günyüzüne çıkarılması amaçlanıyor. Kazı heyeti, bulunan mozaikleri de restore edecek. Trt/Haber, 20.07.2007 |
![]() |
|
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI İHALE AÇIYOR
Kültür ve Turizm Bakanlığı, 27 Temmuz 2007 tarihinde Çorum İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nde Çorum Müzesi Onarımı ve Çevre Düzenlemesi, 01 Temmuz 2007 tarihinde de Antalya Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü'nde Antalya Korkuteli Sinaneddin Medresesi Bakım Onarım ve Çevre Düzenlemesi için Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu Kapsamındaki Kültür Varlıklarının Rölöve, Restorasyon, Restitüsyon Projeleri, Sokak Sağlıklaştırma, Çevre Düzenleme Projeleri ve Bunların Uygulamaları ile Değerlendirme, Muhafaza, Nakil İşleri ve Kazı Çalışmalarına İlişkin Mal ve Hizmet Alımlarına Dair Yönetmeliğin 23.maddesi uyarınca açık ihale usulüne göre ihaleye çıkıyor. İhaleye konsorsiyumlar teklif veremeyecek. TAYHaber, 20.07.2007 |
|
|
AKP VE TARİHE SAYGI MESELESİ
Konu partilerin
seçim kampanyasından açılmışken üzerinde
durmak istediğim bir husus daha var: Hürriyet, Yazı: Mehmet Y. Yılmaz, 20.07.2007 |
|
![]() |
TARİHİ ESER OPERASYONU
Tavas İlçesi'nde düzenlenen operasyonda çok sayıda tarihi eser ele geçirildi. Denizli İl Jandarma Alay Komutanlığı'na bağlı ekiplerin sürdürdüğü çalışma neticesinde, Tavas İlçesi'nde İ.U. isimli şahsın elinde tarihi eser bulunduğu ve satmak için müşteri aradığı tespit edildi. Savcılıktan alınan arama kararına istinaden Kızılcabölük beldesi ve Pınarlık Köyü yol ayırımında yapılan yol kontrolü esnasında, İ.U. isimli şahsın üst ve elindeki poşet içerisindeki aramada Bizans dönemine ait 2 bronz sikke, Osmanlı Dönemi'ne ait 11 bronz sikke, 1 adet pirinç sikke, Avrupa krallıklarına ait 11 sikke, Osmanlı Dönemi'ne ait bir gümüş madalyon, muhtelif dönemlere ait 2 kitapçık ve sayfaları, yeni döneme ait küçük bir vazo, 2 dipçik muhafazası, 5 kolye parçası, ipek elbise ve kumaş parçası ele geçirildi. Yapılan incelemede, ele geçirilen eserlerin Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında etütlük mahiyette ve etnoğrafik nitelikte olduğu tespit edildi. Olayla ilgili gözaltına alınan İ.U. ise, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. denizlili.net, 20.07.2007 |
|
TARİHİ MEDRESE RESTORE EDİLİYOR
Konya’nın Beyşehir İlçesi'ndeki Eşrefoğlu Camisi'nin batısında yeralan ve “Taş Medrese” olarak bilinen tarihi İsmail Ağa Medresesi’nde restorasyon çalışmaları başladı.
Bakım ve onarım çalışmaları sonrasında yeni yapılan yerlerin belli olacağını, ama eski ile yeninin bütünlük arz edeceğini belirten Ertürk, tarihi mekanda halen eyvan ve kemer kaplama çalışmalarının yürütüldüğünü söyledi. Konya Kent Haber, 20.07.2007 |
![]() |
|
|
TARİHİ KÖPRÜLERİN RESTORASYONUNA SEÇİM MOLASI
Edirne'de tarihi Meriç ve Tunca köprülerinin restorasyonuna, işçilerin seçimde oy kullanacakları yerlere gitmesi nedeniyle ''seçim molası'' verildi.
Edirne Valisi Nusret Miroğlu, yaptığı açıklamada, tarihi köprülerdeki restorasyonların hızla ilerlediğini, ancak seçim nedeniyle işçilerin oy kullanmak için kayıtlı olduğu illere gittiklerini ifade etti. Miroğlu, oy kullanmanın bir vatandaşlık görevi olduğunu hatırlatarak, ''Restorasyonda görevli işçiler oy kullanmak için memleketlerine gittiler. Bu yüzden restorasyona 3-4 gün ara vereceğiz. Ama Edirnelilere söz verdiğimiz sürede restorasyonlar tamamlanacak'' dedi.
Tunca Köprüsü'nün restorasyonunu üstlenen ÖZ-BA İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi yetkilileri de köprünün onarım sözleşmesinin 22 Haziran 2006 tarihinde yapıldığını anımsattı. Köprünün onarımında çalışan 20 kadar işçinin 22 Temmuz milletvekili seçimlerinde oy kullanmaları için kayıtlı oldukları yerlere gönderildiğini ifade eden yetkililer, onarımın durdurulduğunu bildirdiler. İşçilerin bir hafta süreyle izinli olacağını söyleyen yetkililer, köprünün yıkılan iki kemerinin aslına uygun yapılabilmesi için Edirne Tabiat ve Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu'ndan gelen izne göre onarımın yeniden başlayacağını kaydettiler. Trakya Net Haber, 20.07.2007 |
|
EDİRNE'DE BELEDİYEDEN TARİHİ BİNA YIKIMI
Edirne Belediye Başkanlığı, Saraçlar Caddesi'nin taşıt trafiğine kapatılması için Selamsız Sokağı'nın trafiğe açılması çalışmaları kapsamında, güzergahtaki tarihi ahşap binayı yıktı.
Edirne Belediye Başkanı Hamdi Sedefçi, gazetecilere yaptığı açıklamada, eski İstanbul Caddesi'ndeki tarihi binanın yıkılmasıyla ilgili kararın Anıtlar Kurulu'ndan geçtiğini, yeniden inşa edilecek bu binanın benzerinin butik otel olarak kullanılacağını bildirdi.
Sedefçi, Selamsız Sokağı'nın, altyapı çalışmaları tamamlanarak yıl sonuna kadar trafiğe açılacağını söyledi. Sokağın trafiğe açılması amacıyla ilk olarak istimlak çalışmaları için 1,5 milyon YTL harcadıklarını kaydeden Sedefçi, ''Altyapıyla birlikte yol çalışması için 1,5 milyon YTL daha harcama yapacağız. 2008 yılında Saraçlar Caddesi'nin taşıt trafiğine kapatılmasıyla burayı yeniden düzenleyeceğiz. İnsanların hoş vakit geçireceği kafelerin bulunduğu bir alan haline gelecek'' dedi.Daha sonra, tarihi bina, belediyeye ait iş makinesiyle yıkıldı. Trakya Net Haber, 20.07.2007 |
![]() ![]() |
|
ANADOLU ATEŞİ ASPENDOS'DA
Anadolu Ateşi 21 Temmuz 2007'den itibaren Kasım 2007'ye kadar haftada 3 gün Aspendos antik tiyatroda sahne alacak. Bilindiği gibi Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Ocak ayında yapılan bir anlaşma ile 6 aylığına Anadolu Ateşi'ne tahsis edilen Aspendos Antik Tiyatrosu hakkında bu kararın ardından sayısız haber çıkmış, akademisyenler, Koruma Kurulları ve Kültür Bakanlığı arasında sayısız tartışma gerçekleşmişti.
Antalya Koruma Kurulu'nun 'etkinlikler zarar veriyor' kararına rağmen antik tiyatroda önce TRT'nin düzenlediği 23 Nisan Uluslararası Çocuk Şenliği gala programı gerçekleştirilmiş, sonra hasar gören yerler gözden geçirilip güçlendirilmiş, daha sonra da Aspendos Uluslararası Opera ve Bale Festivali başlamıştı. Festivalin ardından sıra Anadolu Ateşi'ne geldi.
Haziran ayı başında Aspendos'ta daha büyük ve daha kapsamlı ikinci bir onarım çalışmasına başlatılacağı bilgisini veren İl Kültür ve Turizm Müdürü İbrahim Acar "Bundan böyle Koruma Kurulu'nun kararlarının uygulanmasında daha hassas olunacak." dediyse de açıklamasında bu onarımın ne zaman yapılacağı belirtilmedi.
Bu onarım için Anadolu Ateşi gösterilerinin sona ermesini bekleyeceklerse umuyoruz bu süre içinde şu ya da bu şekilde kimseyi üzecek bir sorun çıkmaz, Anadolu Ateşi Aspendos'u yakmaz... TAYHaber, Ayşe Didem Bayvas, 20.07.2007 |
|
![]() |
SENDEN ÖNCE ANADOLU
Çağdaş müzeciliğin Türkiye'deki en önemli temsilcisi olan ve 1997 yılında 68 müze arasından birinci seçilerek Avrupa'da 'Yılın Müzesi' unvanını alan Anadolu Medeniyetleri Müzesi, son yıllarda birbirinden ilginç eğitim çalışmalarıyla dikkati çekiyor. Bu eğitim çalışmaları çerçevesinde hazırlık çalışmaları bir yıldan fazla süren 'Senden Önce Anadolu Eğitim Projesi' de tamamlandı. 7-12 yaş arası çocukları Anadolu uygarlıkları konusunda bilinçlendirmeyi amaçlayan proje kapsamında ilk aşamada 10 kitap yer alıyor. Yontma Taş Çağı ile başlayan bu kitapların her birinde Anadolu uygarlıkları kronolojik olarak anlatılıyor. Çocukları sıkıcı bilgilerle boğmadan, zaman içinde geriye doğru neşeli yolculuklar yaptırmayı amaçlayan Senden Önce Anadolu Eğitim Projesi kitapları belli bir konsepte göre hazırlandı. Bu kitapları okuyan çocuklar her dönemde, her uygarlıkta yaşıtları olan arkadaşlarıyla tanışacaklar ve onların rehberliğinde Karain mağarasından Gordion ve Milet'e kadar birçok kenti gezecekler. Kitapta yer alan çeşitli etkinliklerle de hem eğlenecek hem de yaratıcılıklarını geliştirecekler. İçerik ve kapsam olarak bir ilke imza atan proje, kollektif bir çalışmanın ürünü olarak karşımıza çıkıyor. Başkanlığını Anadolu Medeniyetleri Müzesi Müdürü Hikmet Denizli'nin yaptığı projeye altmışın üzerinde müze uzmanı da bilgi ve belge sağladı. Bugün, Haber: İmge Yücetürk, 20.07.2007 |
|
1,5 TON TARİHİ ESER TÜRKİYE'YE GERİ DÖNDÜ
Türkiye'den kaçırılan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nde (BAE), bulunan 23 tarihi eser, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın girişimiyle Türkiye'ye getirildi. Bakanlık yetkililerinden alınan bilgiye göre, Türkiye'den 1 Nisan 2007 tarihinde, BAE'ye bağlı Şarika (Sharjah) Emirliği'ne giden bir uçak alana indiğinde kontrole takıldı. Sabah, 20.07.2007 |
|
|
HEPİMİZ AFRİKALIYIZ
İngiltere’deki Cambridge Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, bugün dünyada yaşayan tüm insan soyunun (homo sapiens sapiens) 55 bin yıl önce Afrika’nın orta ve güney bölgelerinden, özellikle Güney Sahra’dan çıkan tek bir göç dalgasıyla dünyaya yayıldığını ispatladı. Hürriyet, 20.07.2007 |
|
|
|
PORTAKAL MESCİDİ'NDE RESTORASYON BAŞLIYOR
İzmit’teki önemli tarihi binalardan biri olan Akçakoca Mahallesi’ndeki Portakal Mescidi’nde Büyükşehir Belediyesi’nin yaptıracağı restorasyon çalışması başlıyor.
Büyükşehir Belediyesi, Portakal Mescidi çevresindeki üç binayı da kamulaştırmıştı. Bu binalar yıkıldıktan sonra Portakal Mescidi, Usra İnşaat firması tarafından 142 bin 880 YTL’ye malolacak çalışma ile yenilenecek. Aslına uygun olarak yeniden yapılması hedeflenen Portakal Mescidi, İzmit’in en güzel binalarından biri olacak. Özgür Kocaeli, 20.07.2007 |
|
JAPONYA'YA GİDECEK ESERLER GÜMRÜĞE TAKILDI
Daha sonra güvenlik önlemleri altında 3 gün önce Atatürk Havalimanı'na (AHL) getirildi. Ancak eserler tam uçağa bindirilecekken, gümrük memurları sandıkların açılmasını istedi. Topkapı Sarayı yetkilileri, sandıkların mühürlü olduğunu ve açılmasının mümkün olmadığını belirterek Bakanlar Kurulu kararını gösterdi. Ancak gümrük memurları prosedür gereği eserleri görmek zorunda oldukları konusunda diretti. Kriz büyüyünce Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Gümrük Müsteşarlığı yetkilileri devreye girdi. Sorun çözüldü, ancak eserleri almak için bekleyen kargo uçağının pilotu rötar yapamayacağını söyledi ve kargoyu almadan havalandı.
|
|
|
ÇIMAĞIL MAĞARASI TURİZME AÇILIYOR Bayburt Kent Haber, 17.07.2007
Sportif ve turistik geziler ile bilimsel araştırmalara yönelik mağara turizminin gelişmesinin hedeflendiği Zonguldak'ta, 30 civarındaki mağara yerli ve yabancı turistlerce keşfedilmeyi bekliyor.
Kültür
ve Turizm Bakanlığı'nın, mağara yoğunluğu
açısından Avrupa ülkeleri arasında ilk
sırada yer aldığını bildirdiği Türkiye'de,
Zonguldak'ta ekipmanlı normal ve profesyonel
ziyaretçilerin girebileceği, turistlik
gezilere uygun görsel güzelliği de bulunan
çok sayıda mağara bulunuyor. Kentte galeri,
sarkıt, dikit, travertenler ve milyonlarca
yıllık mercan fosilleri bulunan ve temiz
havasıyla stres giderdiği bildirilen 3 bin
Ereğli
İlçesi'ndeki, mitolojide ''yeraltı tanrısı
Hades'in ülkesine açılan yollardan biri''
gösterilen Cehennemağzı Mağaraları'nı da
yılda 20 bin civarında yerli ve yabancı
turist geziyor. Bakanlık tescilli 6 bin 250
metreyle Türkiye'nin ikinci uzun mağarası
konumundaki Kızılelma ile Çayırköy'ün yanı
sıra Sofular, İnağzı, Cumayanı ve
İncivezaltı gibi mağaraları da genellikle
bilimsel araştırma yapmak isteyenler ile
sporcular ziyaret ediyor. Ekipmanlı normal
ziyaretçiler rehber eşliğinde Çayırköy
Mağarası'nda, ekipmanlı profesyoneller ise
Kızılelma Mağarası'nda yeni keşiflerin
heyecanını yaşıyorlar.
|
|
|
ZİNCİRLİ HÖYÜK'TE ÇALIŞMALAR BAŞLADI
İslahiye İlçesi'ne bağlı Zincirli köyü sınırlarında yer alan Zincirli Höyük'te, kazıların ikinci ayağına başlandı. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile ABD'deki Chicago Üniversitesi'nin yürüttüğü kazı, Chicago Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. David Schloen başkanlığında 50 kişilik ekip tarafından yapılıyor. Doç. Dr. Schloen, 10 yıl süreli kazı çalışmalarıyla tarihi Zincirli Höyük'te bulunan eserleri ortaya çıkarmayı amaçladıklarını, kazının birinci ayağının ağustos 2006'da başladığını ve 5 hafta sürdüğünü söyledi. Bu yılki çalışmalara 50 kişilik ekiple başladıklarını ifade eden Doç. Dr. Schloen, Alman ve Amerikalı akademisyenlerin yanı sıra birçok ülkedeki üniversiteden doktora öğrencilerinin de ekipte yer aldığını, çalışmaların üç noktada sürdürüldüğünü belirtti.
"Tekrar kazıya başlamanın mutluluğunu yaşıyoruz" diyen Schloen, "Bu yıl antik kenti ortaya çıkarmak için 2 ay boyunca çalışacağız. Geçen yıl 5 hafta çalıştıktan sonra tarihi şehrin duvarının yaklaşık 45 metrelik kısmını açmıştık. Bu kısım bize şehrin nasıl inşa edildiğini gösteriyor. Bu bölgenin topoğrafik haritasını çıkarmış olduk. Bu yıl daha büyük bir ekiple daha büyük bir kazı için tekrar başladık. Kazı sonunda evler, saray ve şehir kapıları bulmayı umuyoruz. Kalıntı ve heykellerin bulunma ihtimali de var" şeklinde konuştu.
Chicago Üniversitesi'nin l920 yılından itibaren Türkiye'nin değişik yerlerinde ciddi kazılar yaptığını, Zincirli Höyük'ün en büyük projelerinden birisi olduğunu anlatan Doç. Dr. Schloen, kazının bilimsel araştırmanın yanı sıra tarih ve turizm açısından da büyük önem taşıdığını vurguladı. Doç. Dr. Schloen, 5 yıllık bir kazının sonunda Tilmen ve Yesemek gibi bir alanın ortaya çıkarılabileceğini kaydetti. Gaziantep 27 Gazetesi, 19.07.2007 |
![]() |
|
KADI CAMİİ RESTORE EDİLİYOR
Gaziantep Vakıflar Bölge Müdürlüğü, Kilis'teki tarihi Kadı Camii'nin restorasyonuna önümüzdeki hafta başlayacak.
Vakıflar Gaziantep Bölge Müdürü İsa Güven ve beraberindeki heyetle Kilis'te restorasyonu devam eden tarihi yerlerde incelemeler yaptı. Önümüzdeki hafta restorasyonuna başlanacak olan Kadı Camii'nde Kilis milletvekili Hasan Kara ve Belediye Başkanı Mehmet Abdi Bulut'la birlikte kontroller yapan Vakıflar Bölge Müdürü İsa Güven, çalışmalar hakkında bilgiler verdi. Tarihi camiin altında bulunan işyerlerinin bir süreliğine kapatılacağını belirten İsa Güven, işyerlerinin sahipleriyle görüşmelerde bulundu.
Vakıflar Gaziantep Bölge Müdürü İsa Güven, Kilis'te geçen yıl tarihi cami, hamam başta olmak üzere bir çok eserin restorasyonuna başlandığını söyledi. Güven, tarihi Cüneyne Camii restorasyonu için de çalışmaların devam ettiğini kaydetti. Gaziantep 27 Gazetesi, 19.07.2007 |
|
|
|
TARİHİ ESAT PAŞA ÇEŞMESİ ONARILIYOR
Çanakkale’nin Eceabat İlçesi’ne bağlı Yalova Köyü’nün üç kilometre güneyinde bulunan tarihi Esat Paşa Çeşmesi, ÇEKÜL Vakfı’nın ve Eceabat Kaymakamlığı’nın işbirliğiyle onarılıyor. Tarihi çeşmede hayata geçirilecek onarım çalışmalarını belirlemek için Yalova Köyü’ne giden Eceabat Kaymakamı Muhterem İnce ve ÇEKÜL Vakfı Çanakkale Temsilcisi Mimar İsmail Erten, yapıyı yerinde incelediler. Yapı, 19.07.2007 |
|
BOĞAZİÇİ'NDE 'TARİHE' OTOPARK
Kültür ve Turizm
Bakanlığı'nın İstanbul'da "korunması gerekli
kültür
varlığı" olarak tescil ettiği "tarihi ahşap
bina" yıkılarak "açık otoparka"
çevrildi. Bakanlığın "izinsiz herhangi bir
müdahale varsa ivedilikle
durdurulması" talebini içeren resmi yazısı
dikkate alınmazken Üsküdar
Belediyesi, otoparkın işletilmesi için
bakanlığın yazısından 18 gün sonra
otopark için "işyeri açma ve çalışma
ruhsatı" verdi. AKP'li belediyenin
ruhsatı vermeden önce kendisine ulaşan
şikayet dilekçesine verdiği, "
Şikayet konusu edinilen yerle ilgili otopark
yapılmak üzere henüz ruhsat
talebinde bulunulmamıştır. Açık otopark
olarak yerin hazırlanmasından sonra
başvuru olması halinde şikayet dilekçeniz
değerlendirilecektir" yanıtı,
tarihi yapının göz göre göre yıkılarak
otoparka çevrildiğini ortaya koyuyor. İstanbul
Beylerbeyi'nde yaşanan olay Beylerbeyliler
Dayanışma Derneği'nin,
Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul 4
Numaralı Kültür ve Tabiat
Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu
Müdürlüğü'ne yaptığı başvuru üzerine ortaya
çıktı. Dernek, Üsküdar Belediyesi'ne
gönderdiği şikayet dilekçesini Bakanlığa bağlı müdürlük, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Boğaziçi İmar Müdürlüğü'ne 1 Haziran 2007'de yazdığı resmi yazıda olayla ilgili önemli tespitlerde bulundu:
Bakanlığa bağlı müdürlük izinsiz herhangi bir müdahale varsa ivedilikle durdurulmasını talep ederken tarihi bina bu süreçte sahibi tarafından yıkıldı. Yılmaz İnşaat'a 19 Haziran 2007'de Üsküdar Belediyesi'nce ruhsat verildi. Yılmaz Otopark, tabelasını cadde üzerindeki ahşap bir binanın üzerine astı. Cumhuriyet, Haber: Aykut Küçükkaya, 19.07.2007 |
|
|
KARADENİZ'İN İLK ANTİK KENTİ
Çaycuma İlçesi'ne bağlı Filyos beldesindeki Antik Teion Kenti’nde, ağustos ayında kazılara ve arkeolojik su dalışlarına başlanacak. Kazılarda, MÖ 7. yüzyılda kurulan antik kentin mimari yapısının ortaya çıkarılması hedefleniyor. 30 kişilik bir bilimsel ekiple kazı çalışmalarına başlayacaklarını belirten kazı başkanı Trakya Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sümer Atasoy, Roma dönemine ait toprak üstü kalıntılardan, liman surları, su kemeri, tiyatro, savunma kulesi ile antik liman ve mendireğin planlarının çıkarıldığını söyledi. Türkiye Gazetesi, 19.07.2007 |
![]() |
|
ŞANLIURFA'NIN SAKLI TARİHİ TOPRAK ALTINDA
Harran Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Cihat Kürkçüoğlu, ‘tarihte önemli ve birçok medeniyete ev sahipliği yapması sebebiyle, zengin bir tarihi içinde barındıran Şanlıurfa’da, yapılan 35 arkeolojik kazıya rağmen, halen toprak altında zengin bir tarih yattığını’ söyledi. Şanlıurfa’nın, dünyada kültür ve medeniyet merkezi sayılan ve arkeoloji literatüründe “Bereketli Hilal” olarak adlandırılan bölgede yer aldığını dile getiren Kürkçüoğlu, şimdiye kadar yapılan 35 arkeolojik kazıya rağmen daha birçok tarihi yapının gün yüzüne çıkarılmayı beklediğini söyledi. Türkiye Gazetesi, 19.07.2007 |
BİRSÖZ YENİDEN NEVŞEHİR İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRÜ
1995 yılından buyana Nevşehir İl Kültür ve Türizm Müdürü görevini yürükmekte olan ve defalarca görevinden alınan Velettin Birsöz yargı kararı ile yeniden görevine döndü. Daha önce bu bölgeye Bitlis İl Müdürü Hüsnü Işık Gör getirilmişti. Gör de Bitlis’teki görevine iade edildi. Turizm Gazetesi, 18.07.2007
|
![]() ![]() |
CENEVİZ SURLARI KURTULUYOR
Taksim-Yenikapı metrosu inşaatını engellediği gerekçesiyle taşınması planlanan 700 yıllık Ceneviz Surları yerinde kalıyor. Tünel, surların 3 metre altından geçecek Taksim-Yenikapı metrosu inşaatını engellediği gerekçesiyle taşınması planlanan 700 yıllık Ceneviz Surları yerinde kalıyor. Tünel, surların 3 metre altından geçecek.
İstanbul'un raylı sistemlerinin birleşmesi için en önemli geçişlerden biri olan Taksim- Yenikapı Metrosu'nun tamamlanmasının önündeki en büyük engel olarak görülen Ceneviz Surları'nın taşınma kararı durduruldu. 700 yıllık tarihi Ceneviz Surları parça parça keserek taşımayı düşünen İstanbul Büyükşehir Belediyesi, mimarlar ve tarihi eser uzmanlarının tepki göstermesi üzerine geri adım attı. Sabah, Haber: Ercan Sarıkaya, 19.07.2007 |
|
ÇORUM KALESİ RESTORE EDİLİYOR
Selçuklular döneminden kalan tarihi Çorum Kalesi restore edilecek. Kale içerisinde evi olan vatandaşlara da TOKİ tarafından konut verilecek. Vakıflar Genel Müdürü Yusuf Bayazıt ile Çorum Kalesi’nde incelemelerde bulunan AK Parti Milletvekili Agah Kafkas, Çorum Kalesi’nin restorasyon çalışmalarının, hazırlanacak projenin ardından hayata geçirileceğini söyledi. Kafkas restorasyonun ardından tarihi Çorum Kalesi’nin turizme kazandırılacağını ifade etti. Türkiye Gazetesi, Haber. Erol Süer, Fotoğraf: Çorum Belediyesi, 19.07.2007 |
![]() |
|
KİPTAŞ ORTASINDA TEKKE OLAN LÜKS REZİDANS ARAZİSİNİ SATIYOR
Kiptaş, üzerinde Karaağaç Tekkesi'nin
kalıntıları bulunan Sütlüce'deki 3.6 bin
metrekarelik arsayı satışa çıkardı. İmarı
rezidans yapmaya müsait olarak ilan edilen
arazinin satışı Alevi derneklerini
ayaklandırdı.
Kiptaş ile Alevi derneklerini karşı karşıya bırakan Karaağaç Dergahı ya da Tekkesi'nin tarihi oldukça eski. Alevi Bektaşi Eğitim ve Kültür Vakfı'na göre söz konusu tekke 2'nci Bayezıd tarafından arazi üzerine 3'üncü Sultan Mustafa devrinden sonra Bektaşi Tekkesi olarak yapılmış. Cumhuriyet Dönemi'nde de 'tekke ve zaviyeler'in kaldırılması ile kanun gereği kapatılmış ve bölgeye özel konutlar yapılmış. Sabah, Haber: Hacer Gemici, 19.07.2007 |
|
|
|
TARİHE ÖNEM VERİLİYOR
Gaziantep'te kentin en önemli tarihi mekanlarından biri olan Bakırcılar Çarşısı'nı onararak yeniden Gaziantep'e kazandıran Büyükşehir Belediyesi, hayata geçirilecek yeni uygulamalar için çalışmaları hızlandırdı.
ÇEKÜL Vakfı Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen ve beraberindekiler, yapılan çalışmalarla ilişkin olarak Gaziantep'i ziyaret ederek, Vali Süleyman Kamçı, Büyükşehir Belediye Başkanı Asım Güzelbey, Şahinbey Belediye Başkanı Ömer Can, Şehitkamil Belediye Başkanı Metin Özkarslı ve ÇEKÜL Vakfı Gaziantep Temsilcisi Zafer Okuducu ile bir araya geldiler. ÇEKÜL Vakfı tarafından, görüşmeler sonrasında yapılan açıklamada, kent merkezinde tarihi ve kültürel mekanların korunmasının yanı sıra Dülük ve Nizip gibi bölgelerde de kent dışı tampon bölgeler yaratılmasının gerekli olduğuna işaret edildi. Halen onarım ve düzenleme çalışmaları devam ettiği Gaziantep Kalesi ve çevresindeki çalışmaların önemine işaret edilen açıklamada, Gaziantep için en önemli projelerden biri olan Mozaik Müzesi'nin de kentin dışında 45 dönümlük bir arazi üzerinde kurulmasının planlanmasının önemine işaret edildi. Gaziantep 27 Gazetesi, 19.07.2007 |
|
ANADOLU'DAKİ TARİHSEL KOMŞULUK
Bizans Sempozyumu'ndaki "Selçuklu"
bildirileri, dostluğun ve kardeşliğin
izlerini yansıttı. Ne var ki sempozyumun resmi teması
"Onikinci-Onüçüncü Yüzyıllarda Bizans
Dünyasında Değişim" olduğundan, günümüzün
"Anadolu'ya yabancı kimlik arayışları" na da
"ders" verebilecek bu sunumlar, 90 bildiri
arasında "önemlerine uygun yoğunlukta" yer
alamadılar. Cumhuriyet, 19.07.2007 |
|
|
AYVALIK'TA ESKİ EVLER TEHLİKE SAÇIYOR
Ayvalık'ta bulunan eski evler adeta faciaya davetiye çıkarıyor.
Haber Ekspres, Fotoğraf: turkeyinphotos.com, 19.07.2007 |
|
![]() |
1227 YILLIK KİLİSE 400 BİN DOLARA SATILIK
Bursa’ya bağlı Trilye’nin (Zeytinbağı) Siyi Köyü’ndeki dünyanın en eski üçüncü kilisesi olarak gösterilen 1227 yıllık Başmelekler Kilisesi, 400 bin dolara satışa çıkarıldı. Hürriyet, Haber: Meltem Kara, 19.07.2007 |
|
URARTULARDAN KALMA KANALİZASYON SİSTEMİ
Erzincan'ın Üzümlü İlçesi'nde bulunan Altıntepe mevkiinde, 2003 yılından itibaren yürütülen arkeolojik kazılar dahilinde, Urartular dönemine ait tuvalet ve kanalizasyon sistemi ortaya çıkarıldı.
Erzurum Atatürk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Karaosmanoğlu nezaretinde yürütülen çalışmalar neticesinde, Urartu dönemine ait tuvalet ve kanalizasyon sisteminin ortaya çıkarıldığı belirtildi. Karaosmanoğlu, ortaya çıkarılan kalıntıların bugüne kadar bulunanların en eskisi olduğunu belirtti. Altıntepe'de, kazılara öğretim elemanları, araştırma görevlileri, öğrenciler ve işçilerden oluşan 35 kişilik bir ekip katılıyor. Zaman, Haber: Burhan Torunlar, 19.07.2007 |
![]() |
|
MECLİS'TE MİMARİ KATLİAM VAR
Türkiye Büyük Millet Meclisi kampusunda, mimari yapıya uygun andezit kaldırım taşlarının sökülüp, yerlerine bina ve bahçeyle hiç uyumlu olmayan yeni kaldırım taşlarının döşeniyor olması tepkiyle karşılandı.
TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi'nden yapılan açıklamada, "Türkiye'nin simgesel değeri yüksek bu yapısında gerçekleştirilecek her ter fiziksel müdahale ve faaliyet, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu çerçevesinde yapılmalıdır. Tüm işlemler Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Ku-rulu'nun bilgisi dahilinde gerçekleştirilmelidir. Ortada tam bir kanun ve kural tanımazlık vardır" denildi.
Mimarlar Odası Ankara Şubesi'nin açıklamasında şu görüşlere de yer verildi:"Meclis binasının projesi 1938 yılında düzenlenen bir yarışma sonunda ortaya çıktı. Uygulanacak projeyi bizzat Atatürk seçti. Bu bina, Bakanlıklar kompleksinin içindeki en önemli yapıdır. Binanın mimarı Avusturyalı Prof. Clemens Hoizmeister'dir. Söz konusu mimar, yapının yanı sıra bahçe ve kaldırımları da tasarlamıştır. Mimarlar Odası Ankara Şubesi olarak Meclis kampusundaki özgün ve sağlam durumdaki kaldırım taşlarının bu şekilde yenilenmesini onaylamamız mümkün değildir. Yapının ve açık alanlarının özgün şekillenişinin tarihimizden ve toplumsal belleğimizden fiziksel, mimari ve kültürel olarak koparma girişimleri bizi ve geleceğimizi yakından ilgilendirmektedir. Bu nedenle, toplumsal hafızamıza ve tarihimize sahip çıkmak, demokrasi geleneğimizi kökleştirmek için Meclis Başkanlığından yaptığı bu yanlış uygulamaya bir an önce son vermesini, sökülen taşların yerlerine yerleştirilmesini istiyoruz." Birgün, Haber: Betül Kansu, 19.07.2007 |
|
![]() |
3 BİN YILLIK ATÖLYE SİT ALANI OLDU
Akdeniz havzasının tarihteki en büyük açık hava heykel atölyesi Yesemek, birinci derece Arkeolojik sit alanı ilan edildi.
Gaziantep'in İslahiye ilçesinde yer alan Yesemek'te yapılan kazılarda, bugüne kadar 300 dolayında heykel gün yüzüne çıkartıldı. İslahiye ilçesinin Karatepe sırtlarında yeralan Yesemek, yöre halkının deyimiyle bir heykel tarlası... Yaklaşık 3 bin yıl önce Hitit İmparatorluğuna ait heykel ve kabartmaların bulunduğu atölye 110 dönümlük bir alanı kapsıyor.
1890 yılında keşfedilen Yesemek, Adana Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararıyla birinci derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilerek koruma altına alındı. Trt/Haber, 19.07.2007 |
|
1800 YILLIK MEZAR BULUNDU
Balıkesir Kent Haber, 19.07.2007 |
|
|
TROIA ANTİK KENTİNDE KAZILAR BAŞLADI
Çanakkale'nin merkeze bağlı Tevfikiye Köyü
sınırları içerisinde bulunan Troia Antik
Kenti'ndeki 2007 yılı arkeolojik kazıları
başladı. |
![]() |
|
|
DEFİNE ARARKEN SUYU PATLATTILAR
Tarihi geçmişi çok eski yıllara dayanan İzmit’te nereyi eşeleseniz pekçok değerli eser çıktığı biliniyor. Tarihi eserlerin araştırılması, bulunması ve sergilenmesi öncelikle Müze Müdürlüğü'nün sorumluluğunda. Bir de toprak altında var olduğu düşünülen definelerle ilgilenenler var. Onların derdi Hellenistik ya da Roma Dönemi'ne ait heykel bulmak değil. Onlar çil çil altın dolu küpler bulmanın peşinde. Kimine göre definecilik bir hobi. Kimine göre de hastalık derecesinde bir tutku.
|
|
BULGARİSTAN'DA ANTİK ALTIN MASKE GÜN IŞIĞINA ÇIKARTILDI
Bir Bulgar arkeoloji ekibi, geçmişi MÖ. 4. yüzyıla dayanan altın bir maske ortaya çıkardı. Southeast European Times, 18.07.2007 |
|
![]() |
TARSUS ROMA HAMAMI VE GÖZLÜKULE KAZILARI BU YIL YAPILMAYACAK
Tarsus’ta her yıl kazı çalışmaları yapılan ve tarihi eser aranan mekanlarda bu yıl kazıların yapılmayacak olması üzüntüyle karşılandı. Özellikle Antik Yolda çalışmaların durdurulmasından sonra buranın sponsoru olan Berdan Tarih Vakfı'nın yeni sponsorluğunu Roma hamamının yerindeki kazılara kaydırdığı ve destek verdiği biliniyordu. Ancak buradaki kazılara izin çıkmadı.
Tarsus Haber, Fotoğraf: TAY Projesi 18.07.2007 |
|
KAZILARA SICAK ENGELİ
Güneş altında saatlerce çalışmak zorunda kalan arkeoloji grupları, zor şartlar altında da olsa kazı programlarını üniversitelerin tatile girdiği yaz aylarında gerçekleştirmeyi tercih ediyor. Ancak, küresel ısınma olgusuyla birlikte bu yıl tüm dünyada etkili olan yüksek sıcaklık değerleri karşısında çaresiz kalan araştırmacılar, çalışmalarını Eylül-Ekim aylarına ertelemek zorunda kaldılar.
Türkiye’nin önemli antik kentleri arasında gösterilen Adana’nın Kozan İlçesi yakınlarındaki Anavarza ile Karasis Kalesi ve Yumurtalık’taki Ayaş antik kentinde çalışmalar yürüten İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sayar da tarihi eserleri gün yüzüne çıkarmaya eylüle kadar ara vermek zorunda kaldıklarını söyledi. Türkiye Gazetesi, 18.07.2007 |
TARİHİ KENTLER BİRLİĞİ ELAZIĞ'DA TOPLANIYOR
Tarihi Kentler Birliği üyesi belediyelerin problemlerine çözüm oluşturmak amacıyla düzenlenen Tarihi Kentler Birliği seminerlerinin bu yılki üçüncü toplantısı, 4-5 Ağustos 2007 tarihlerinde Elazığ Belediyesi’nin ev sahipliğinde yapılacak.
Akgün Otel’de, gerçekleştirilecek olan Elazığ Semineri’nde, “Geleneksel Kent Dokularının Yeni Gelişme Alanlarıyla Buluşması” başlıklı konu ele alınacak. Kent gezisi kapsamında ise Keban, Harput, Hüseynik, Palu ve Sivrice’deki doğal ve kültürel miras alanları ziyaret edilecek. Türkiye Gazetesi, 18.07.2007
|
|
İTALYANCA TERCÜME RÖTARI
Malatya'daki Arslantepe Höyüğü'ndeki en eski sarayın Açık Hava Müzesi'ne dönüştürülmesi için İtalyanca hazırlanan projenin keşif bedelinin belirlenmesi için Türkçeye çevrilmesi bekleniyor. Malatya Haber, 18.07.2007 |
![]() |
|
OLBA'DA KAÇAK KAZILAR ARTTI
Mersin'in Silifke İlçesi'nde bulunan Olba (Uğra) ören yerinde, Mersin Üniversitesi (MEÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emel Erten başkanlığındaki ekip tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı izniyle yapılan arkeolojik yüzey araştırmalarının 2007 çalışma dönemi tamamlandı.
Araştırmayı değerlendiren Arkeologlar Derneği Mersin Şube Başkanı Tuna Akçay, Olba'da yeni çiftlik evleri ve haç kabartmaları bulunarak kayıt altına alındığını, geçtiğimiz yıla oranla bu yıl Olba'da kaçak kazıların da arttığını söyledi. Şeytanderesi Vadisi'ndeki mağara kilisenin bulunduğu yamaçta yer alan bir kabartmanın alt kısmının delinerek bu deliklere dinamit yerleştirilip patlatıldığına vurgu yapan Akçay, konuyla ilgili olarak Silifke Kaymakamlığı'na ve Silifke İlçe Jandarma Komutanlığı'na gerekli başvurularda bulunduklarını kaydetti.
25 Haziran-15 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilen araştırma heyetinde Doç. Dr. Emel Erten başkanlığında, Yrd. Okt. Murat Özyıldırım, Kültür ve Turizm Bakanlığı Temsilcisi ve Tarsus Müze Müdürü Abdülbari Yıldız, MEÜ Jeoloji Bölümü Arş. Gör. Dr. Kıvanç Zorlu, Kimya Yük. Müh. Noyan Dilek, Dr. Sibel Ünalan, Arkeologlar Derneği Mersin Şube Başkanı Tuna Akçay, MEÜ arkeoloji bölümü öğrencisi Hakan Durmaz görev aldı.
Olba'da yapılan arkeolojik belgeleme çalışmalarında yüzey araştırmaları sırasında araştırma ekibi tarafından daha önce bilimsel yayını yapılmamış yeni çiftlik evleri (villae rusticae) bulundu. Eski çağda kullanılan bu yapıların bu dönemlere kadar çeşitli şekillerde kullanıldığı belirlendi. Doç. Dr. Emel Erten ve Yük. Müh. Noyan Dilek, Olba'nın su sistemi üzerine araştırmalarını sürdürürken, suyun bu kentin geçmişinde nasıl bir yeri olduğu konusunu da ayrıntılı bir biçimde araştırdı" dedi. Anayurt Gazetesi, 18.07.2007 |
|
![]() |
BODRUM'DA TARİHİ ESER VE UYUŞTURUCU OPERASYONU
Muğla'nın
Bodrum İlçesi'nde, tarihi eser ve uyuşturucu
madde ticareti yaptığı iddia edilen 1 kişi
yakalandı. Muğla Kent Haber, 18.07.2007 |
|
YILLARDIR KAYIP OLAN LAL BABA TÜRBESİ GÜN YÜZÜNE ÇIKARILDI
Osmanlı İmparatorluğu döneminde
sağır ve dilsiz kişilerin dua ve muska almak
için ziyaret ettikleri, adı tarihe 'Lal Baba'
olarak geçen veli zatın, Erzurum'da yıllardır
kayıp olan mezarı, merhum Doç. Dr. Zeki Başar'ın
yerini tespit etmesinin ardından Yakutiye
Belediyesi tarafından restore edildi.
Osmanlı döneminde büyük saygı gören, efsane ve menkıbelerde adı geçen Lal Baba hakkında geniş bir bilgi bulunmuyor. Kaynaklarda kanaat önderi, alim ve hekim olduğu hakkında bilgiler bulunan Lal Baba'nın bir rivayete göre 1840'lı yıllarda diğer bir rivayete göre ise 1200'lü yılarda yaşadığı sanılıyor. Her iki rivayetinde doğru olabileceğini söyleyen Tarihçi-Yazar Muzaffer Taşyürek'e göre ise Osmanlı dönemi menkıbelerinde adı geçtiği için 17. yüzyılda yaşadığı ağır basmakta.
Lal Baba'nın kabrini gün yüzüne çıkaran ve yetkililerle ilk görüşmeleri yapan Merhum Doç. Dr. Zeki Başar ziyaret hane hakkında şu notları düşmüştür; "Halen Kınakına Sokağı'ndaki düz dam örtülü küçük bir kulübe halinde olan türbe veya mezar kaldırılmış olup, yerinde şoför Kaya'ya ait tek katlı mütevazı bir ev vardır."
Lal Baba Ziyaret hanesi'nde bulunan bir kitabede ise şunlar yazılıyor; "Hulusi kalb ile gel eyle gel can ziyaret. Abdulfettahi El Enisi bulup yaptı anı, hayıresi belirsiz olmuş iken bir nice sal budur hudaya mahsi matlab. Raht binaesi budur nakdi sarfi gayret eden Bolulu Mustafa Ağa himmetesi fehimi geldi tarih lafzı üzre bin ikiyüz altmış ikisi." Zaman, Haber: Muhammet Hatunoğlu, 17.07.2007 |
|
|
OSMANLI EVLERİ KORUMA ALTINDA
Balıkesir'in Edincik beldesindeki Osmanlı döneminden kalan tarihi ahşap 150 ev koruma altına alındı. Haber Ekspres, Fotoğraf: haberler.com, 17.07.2007 |
![]() |
|
VAHDET ÇEŞMESİ HAYATA GEÇTİ
|
|
|
HAMAMDAN KÜLTÜR MERKEZİ'NE
Toplam alanı bin 900 metrekare olan ve bin 400 metrekare kapalı alana sahip olan tarihi yapıda, biri büyük toplam beş salon bulunuyor. Büyük salon dahil toplam 3 salon sergi salonu olarak, biri toplantı salonu, diğeri de çok amaçlı salon olarak düzenlenecek. Hamam içerisindeki hol ve odalar ise hat, ebru, minyatür ve tezhip gibi geleneksel el sanatlarının icra edilebileceği şekilde düzenleniyor.
Yapı içerisinde fuaye, depo, arşiv ve büfe gibi aksamlar da bulunacak. Restorasyon kapsamında otopark da yapılacak. Ördekli Kültür Merkezi, BursaRay Doğu Etabı'nın da devreye alınmasıyla çok önemli bir aktivite merkezi haline gelecek. 200 kişilik 2 büyük salon ile tiyatro oyunlarının da sahnelenebileceği oditoryum tarzı bir salonun bulunacağı Ördekli Kültür Merkezi, kafeteryalarıyla Bursalılar'ın kültürle iç içe soluklanabileceği bir mekan olacak. Bursa Hakimiyet, 17.07.2007 |
|
|
PAŞA CAMİİ ONARIMDA
Malatya'da halk arasında "Paşa Camii" olarak da bilinen
tarihi Yusuf Ziya Paşa Camii, restore
ediliyor. |
![]() |
|
GECEKONDU CAMİSİNE SELÇUKLU TARZI YENİLEME |
|
|
JANDARMADAN TARİHİ ESER OPERASYONU
Jandarma tarafından başta Niğde olmak üzere 11 ilde tarihi eser kaçakçılarına yönelik düzenlenen "Miras" operasyonunda gözaltına alınan 40 şüpheliden 27'si adliyeye sevk edildi. Operasyonda Yunan ve Roma dönemine ait olduğu belirlenen heykel, sikke ve tarihi paraların da bulunduğu 4 bin 700 parça tarihi eserin ele geçirildiği öğrenildi.
|
|
|
GORDION'DA DOĞAYA UYGUN TESİSLER
Başkentin hemen yakınında bulunan Friglerin başkenti Gordion'un turizm cazibe merkezi olması için Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Polatlı Belediyesi işbirliğinde çalışmalar yürütülüyor.
Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Orhan Düzgün, yabancı ziyaretçi açısından 17. sırada yer alan Gordion'un önemli merkezlerden biri olduğunu söyledi. Bölgede bakanlığın koruma amaçlı imar planı bulunduğunu belirten Düzgün, köyün doğal yapısı bozulmadan "turistik cazibe merkezi haline getirileceğini" bildirdi.
Gordion'a gelen turistlerin Polatlı'ya hiçbir katkısı olmadığını ve gelir bırakmadan gittiğini anlatan Polatlı Belediye Başkanı Yakup Çelik, uzun vadede yapılacak günübirlik konaklama tesisleri, pansiyonlarla Gordion ve bölge turizminin hızla gelişeceğini vurguladı. Çelik, "Köyün kerpiç evleri, doku bozulmadan, doğaya uygun şekilde pansiyon gibi tesisler haline dönüştürülecek" dedi.
Öte yandan, Gordion Tümülüsü hakkında bilgi
veren Gordion Kazı Başkanı Prof. Dr. Kenneth
Sams, tümülüsün Frigleri anlamak açısından
çok önemli olduğunu belirterek, şu bilgileri
verdi: "Daima bakıyoruz, dedektör ile ısı ve
nemini ölçüyoruz. İşaretler, testler
yaptırıyoruz. Durum çok iyi, mikrop var ama
az miktarda, zararsız. Çürümüyor ama belki
200 yıl sonra çürüyecek, o kesin değil." Trt/Haber, Fotoğraf: Kültür ve Turizm Bakanlığı, 16.07.2007 |
|
![]() |
RUMKALE AYDINLATILIYOR
Yavuzeli Kaymakamı Yusuf İzzet Karaman, Rum Kale'nin aydınlatma ve içme suyu ihtiyacının giderilmesi için hazırlanan projeye ödenek istediklerini bildirdi.
Karaman, Yavuzeli Kaymakamlığı tarafından Rum Kale'nin aydınlatılması, içme suyu çekilmesi ve tuvalet yapılması amacıyla Adana Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun onayının alındığını belirtti. Projenin gerçekleşmesi için İl Özel İdaresinden ödenek talep edildiği anlatan Karaman, kaleyi ziyarete gelen yerli ve yabancı turistlerin rahatlıkla gezebilmesi için kalenin aydınlatılmasına, ayrıca içme suyuna ve yapılmasına ihtiyaç olduğunu söyledi. Ödenek ayrılması durumunda, kalenin kasaba beldesinden içme suyu çekileceğini, bir büfe de yapılacağını duyurdu. Kaymakam Karaman, Rum Kale'ye şu anda gemilerin yanaşması için iki adet iskelenin bitirilmeye çalışıldığını kaydetti. Gaziantep 27 Gazetesi, Fotoğraf: rumkale.org, 16.07.2007 |
|
TARİHİ BİNAYA TEDAVİ
Artık İstanbul'daki tarihi binalara bakan bir laboratuar var. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Koruma Uygulama ve Denetim Müdürlüğü (KUDEB), Türkiye'nin en büyük tarihi bina inceleme laboratuarını kurdu. İstanbul'un '2010 Avrupa Kültür Başkenti' olarak ilan edilmesinin ardından kentteki tarihi eserlerin restorasyonuna ağırlık veren Büyükşehir Belediyesi, bu amaçla 2007 yılında Koruma Uygulama ve Denetim Müdürlüğü'nü kurdu. İstanbul'daki tüm tarihi yapıtların yenilenmesi ve korunmasından sorumlu olan müdürlük ilk çalışmasını kentteki tarihi binaların yenileme çalışmalarını yönetecek laboratuar kurarak başladı.
Uygulamanın yapıldığı yer İstanbul Büyükşehir belediyesi'nin Koruma Uygulama ve Denetim Müdürlüğü Süleymaniye'de tarihi bir bina olan Kayserili Ahmet Paşa Konağı'nda hizmet veriyor. Konağın bir bölümünde kurulan bina inceleme laboratuarı tıpkı bir hastane gibi çalışıyor. Kimyagerler önce yenileme yapılacak binalara giderek numuneler alıyor. Tarihi binalarda yapılacak tadilatın türüne alınan numuneleri laboratuar ortamında inceleyerek karar veren kimyagerler, tıpkı bir hastane ortamında çalışır gibi alınan numuneleri testlere tabi tutuyor.
Laboratuar aynı zamanda bir enstitü olarak da hizmet verecek. İstanbul'un tarihi envanterini 2008 sonuna kadar çıkarmayı planlayan müdürlük bunun için kütüphane ve140 bin dosyalık kompakt bir arşiv de kurarak kentin tarihi eserler bilgi sistemini oluşturuyor. Eğitim çalışmalarına ağırlık veren KUDEB, kuracağı ahşap atölyesiyle ustalar yetiştirerek bu alanda da çalışmak isteyenlere imkan tanıyacak.
Tarihi yapıların onarılması için gerekli prosedürler konusunda bina sahiplerine danışmanlık hizmeti veren Koruma Uygulama ve Denetim Müdürlüğü binaların aslına uygun olarak restore edilip edilmediklerini denetliyor.
Tarihi binalarda restorasyon yapmayla ilgili izinler geçmiş dönemlerde 1 yıla yakın sürerken, müdürlük gerekli belgeleri tamamlayan bina sahiplerine en geç bir hafta içinde yenileme izni veriyor. Müdürlüğün çalışmaları hakkında muhtarlıklara gönderilen yazıda, oturdukları tarihi binaları restore etmek isteyen vatandaşlara sağlanan kolaylıklardan bahsedildi.
Şimdiden 45 bina sahibinin başvurduğu onarım izinleri en geç bir hafta içinde veriliyor. Onarım yapmak isteyen vatandaşlardan onarım yapmak istedikleri dilekçeyle birlikte Tapu, Kurul kararı (tescil ve grup kararı içeren yazı), onarım yapılacak binaya ait eski ve güncel fotoğraflar isteniyor. Yeni Şafak, 16.07.2007 |
|
|
TOPÇUOĞLU CAMİİ ONARILACAK
Vakıflar Bölge Müdürlüğü
son yıllarda başladığı ve birçok eseri
ayağa kaldırdığı restorasyon hamlesine
aynen devam ederken, bir yandan da yeni
eserlerin restorasyonuna başlanılması
için gerekli çalışmaları sürdürüyor. Nasrullah Gazetesi, 16.07.2007 |
![]() |
|
TARİHİ SU KANALI KÖYÜ SUSUZLUKTAN KURTARDI
Çorum'un Sungurlu İlçesi'nde uzun yıllardır susuzluk çeken Kalenderoğlu Köyü, tarihi sulama kanalının bulunmasıyla içme suyuna kavuştu.
Sungurlu Kaymakamı Ayhan Durmuş, ilçeye 47 kilometre uzaklıkta bulunan Kalenderoğlu Köyü'nün uzun yıllardır içme suyu sıkıntısı çektiklerini, köy halkının yıllarca kuyu suyu ve kilometrelerce uzaklardan tankerlerle taşınan suyu kullandıklarını söyledi. Durmuş, çalışmalar esnasında, tarihi bir sulama kanalına rastladıklarını suyun içilebilir durumda olduğunu tespit ettiklerini ve suyun uzun süre köy halkının ihtiyacını karşılayacak durumda olduğunu belirtti. Birgün, 15.07.2007 |
|
|
BUZUL ÇAĞINDAN GELEN MİNİK DEV
Rusya'nın Kuzey Kutbu'ndaki Yamalo-Nenetsk bölgesinde bir Rus avcı, karların arasında önce ren geyiği ölüsü zannettiği bir kalıntıya rastladı. Biraz daha yakından incelediğinde ise, kalıntının buzlar sayesinde çok iyi korunmuş 40.000 yıllık bir yavru mamut olduğu ortaya çıktı. Yavru mamut, şimdiye kadar bulunan mamut örnekleri arasında en iyi korunmuş olanı. Mamutlar, 1.8 milyon ile 11.500 yıl arası süren Buzul Çağı'nın devleriydiler.
50 kilo ve 130 santim uzunluğunda olan yavru mamut, büyükçe bir köpek büyüklüğünde. Bilim adamları yavru mamuta Rus avcının eşinin adı olan "Lyuba" ismini verdiler. Mamut üzerinde DNA çözümlemeleri ve pek çok başka araştırma yapıldıktan sonra, Rusya'nın Kutup bölgesindeki Salekhard kentinde sergilenmesi planlanıyor.
Yavru olması nedeni ile postu dışında her şeyi muntazam bir şekilde korunmuş olan fosil, mamut türüne ait DNA çözümlemerinin çok daha sağlıklı yapılabilmesine olanak sağlayıp, türün evrimsel çözümlemesine katkıda bulunacak. Ayrıca yakın bir gelecekte canlı bir mamut görme olasılığını da arttırdığını söylemek çok yanlış olmaz. National Geographic, Haber: Christine Dell'Amore, Çev., Yüksek Zemin Arayışı, 15.07.2007 |
|
|
MÜZEDE KEŞİF YAPILACAK
Uşak Arkeoloji Müzesi'nde sergilenen Karun Hazineleri'nin en değerli parçası olan Kanatlı Denizatı Broşu'nun sahtesiyle değiştirilmesiyle ilgili davada, biri tutuklu 10 kişinin yargılanmasına devam edildi.
Uşak Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanık, eski Uşak Arkeoloji Müzesi Müdürü Kazım Akbı-yıkoğlu ile tutuksuz sanıklardan Suat Yenmez, Mehmet Polat, Fehmi İşler, Ahmet Düzyer, Halil Eker, Uğuz Sağlan ve Fuat Ergün katıldı. Tutuksuz yargılanan diğer sanıklar ise duruşmaya katılmadı. Duruşmada tutuklu sanık Kazım Akbıyıkoğlu tahliyesini talep ederken, tutuksuz sanıklar Fehmi İşler ile Suat Yenmez, yurt dışına çıkış yasağının geçici bir süre kaldırılmasını talep etti. Mahkeme heyeti, duruşma sonunda Kazım Akbıyıkoğlu'nun tutukluluk halinin devamına karar verirken, Fehmi işler ve Suat Yenmez'in geçici olarak yurt dışına çıkış yasağının kaldırılması talebini reddetti.
Uşak Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, ayrıca müzede yapılacak keşfin tarihinin bir sonraki duruşmada belirlenmesine karar verdi.
Uşak Arkeoloji Müzesi'nde sergilenen Kanatlı Deniz Atı Broşu'nun sahtesiyle değiştirildiği yönündeki ihbar mektubu üzerine başlatılan operasyonda, dönemin Müze Müdürü Kazım Akbıyıkoğlu'nun da aralarında bulunduğu 10 kişiden 8'i tutuklanmış, sonraki duruşmalarda Kazım Akbıyıkoğlu dışındaki sanıklar tahliye edilmişti. Birgün, 15.07.2007 |
|
|
YİĞİDİN HARMAN OLDUĞU KENT: XANTHOS
Latin Amerika ülkelerine bakıldığında, Anadolu'da ciddi bir direniş geleneğinin olmadığı kabul edilir. Hatta bu nedenle solun Türkiye'de dikiş tutturamadığı, 12 Eylül'e direnemediği ve halkı örgütleyemediği bile iddia edilir. Oysa Anadolu'da dünya tarihinin en büyük direnişleri verilmiştir. Tabii bunu görebilmek ve öğrenebilmek için Anadolu'ya bir bütün halinde sahip çıkmak lazım. Ancak böyle bir bakış açısı yaşadığımız topraklara yabancılaşmayı engelleyebilir. Şimdi binlerce yıl öncesinden bir kahramanlık öyküsü anlatacağım sizlere...
Likya'nın başkenti Xanthos'tayiz. Likya dilinde Arnna olarak adlandırılan kent, antik dönemde Yunanca'da sarı anlamına gelen Xanthos olarak adlandırılmış. Kendi dili ve yazısı olan Likyalıların Anadolu'nun yerli halklarından olduğu kabul edilir. Herodot, Likyalıların kendilerine Termili (Trmmli) dediklerini belirtir. Tanrılarının Apollon Lykeios adlı bir kurt (lykos) olması nedeniyle Likyalı olarak anıldıkları sanılır.
Yunan kentleri birbirine düşmanlık besleyen kent devletlerinden oluşurken, Likyalılarda-ki bir arada yaşama bilinci onları bir millet haline getirmiş. MÖ 167 yılında 23 kentin oy kullanma hakkına sahip olduğu Likya Birliği kurulmuş. Likya birliği ünlü yazar Montesquieu tarafından "Dünyanın ilk birleşik cumhuriyeti" olarak tanımlanır.
Likyaların Anadolu'nun kıskanç savunucusu olduğu; bu nedenle Mısırlılara karşı Hititlere, Akhalara karşı Troyalılara yardım ettikleri bilinir. Xanthoslu Sarpedon komutasındaki Likya ordusu Troyalılarm yardımına koşmuş, Sarpedon Troya Prensi Hektor'a şu sözlerle cesaret vermişti:
"Ben ta uzaklardan cjeldim yardıma Anajörlu Xanthos'tan cjeldim, uzak Likya'dan Sevgili karımı ve yavrumu bıraktım orada Yoksulların göz dikeceği bir sürü mal mülk bıraktım. Savaşa sürüklüyorum Likyalılar'ı gene de Kendimde en öndeyim işte bak..."
Xanthoslular aynı kararlılıkla kendi ülkelerini de savunmuşlardır. Birkaç yüzyıl arayla başkent Xanthos'a saldıran Pers ve Romalılara teslim olmamış, benzeri görülmemiş bir direniş göstermişlerdir. Herodot, Harpagos'un komutasındaki Pers Ordusu tarafından 546 yılında kuşatılan Xanthoslularin kahramanca direndiğini ve teslim olmayarak kenti ateşe verip topluca intihar ettiklerini anlatır. Herodot'a göre o sırada kentte bulunmayan seksen aile dışındaki tüm Xanthoslular ölmüştü.
Xanthoslular MÖ 42 yılında kenti kuşatan Brutus komutasındaki Romalılara da teslim olmaz. Romalıların kenti ele geçireceğini anlayınca, beş yüz öncesinde olduğu gibi intihar etmeye kalkıştıkları bilinir.
Her iki direnişte tarih kitaplarımızda yer almaz. Ne de olsa bilmediğimiz, tanımadığımız halkların tarihidir 1071 öncesi. Anadolu'yu boydan boya işgal etmeyi başarmış iki büyük orduya karşı Xanthoslularin gösterdiği direniş nasıl görmezden gelinir anlamak güç. Daha büyük ve eski bir direniş var mıdır bilmem? Ama Xanthoslulari hak ettikleri değeri vermediğimiz ortada.
Fethiye'ye bağlı Kınık Köyü'ndeki antik yerleşimin kalıntıları Eşen (Xanthos) Çayı'nın sol yakasındadır. Roma ve Bizans döneminde de önemini sürdüren Xanthos'un erken Bizans döneminde piskoposluk merkezi olduğu, ancak 7.yy'da Araplarca işgal edildikten sonra eski görkemini yitirdiği, 13 .yy'da yaşadığı bir yangın sonucunda terk edildiği kabul edilir. Kentin altında Türklerce Kınık olarak adlandırılan bir köy kurulmuştur.
İngiliz Charles Fellows Xanthos'u 1838 yılında yeniden keşfedilmiş. Fellows, pekte güzel keşfetmiş. Zira taşınabilir ne varsa Aslanlı Mezar, Payava Anıtı, Harpyler Anıtı ve Nereidler Anıtı gibi eserler başta olmak üzere toparlayıp British Museum'a götürmüş. Kentten geriye ise temel kalıntıları ve götürülmesi unutulmuş (!) eserler kalmış. Örneğin kabartma ve heykellerle süslü olduğu bilinen ve MÖ 4-yy'a tarihlenen Nereidler Anıtının yalnızca temel kalıntıları günümüze ulaşabilmiştir.
Nereidler Anıtı gibi, Pers sanatının izlerinin görüldüğü Harpyler Anıtı'nın da kabartmaları British Museum'a götürülmüş, ancak alçıdan kopyalan yapılarak anıta konulmuş. MÖ 550-540'lara tarihlenen ve Xanthos'taki bilinen en erken tarihli mezar yapısı olan Aslanlı Mezarı'nda yalnızca kaidesi yerinde durmaktadır.
Kentin en önemli anıtlarından biride 4,04 m. uzunluğundaki Xanthos Dikilitaş'ıdır. Bilinen en uzun Likya yazıtı olan ve Likçe ve Yunanca olarak iki dilde yazılmış yazıt, Likya dilinin çözümlenmesinde kullanılan en önemli araçlardan biri olmuştur. Bu yazıt, aslında Pers egemenliği döneminde Xanthos'un yerel beylerinden Kherei tarafından yaptırılan ve onun başarıları anlatan yazıtlı bir anıtın kalıntısıdır. Anıtın kabartmalarla taşlarla süslenmiş bir mezar odasının da bulunduğu bilinir.
Eğer Anadolu'ya 1071'den sonra geldiğinize inanıyorsanız, çok şey kaybediyorsunuz demektir. Büyük Anadolu uygarlığını gözünüzün önünde durduğu göremeyeceksiniz. Öyle ya ülke topraklarındaki eserlerin çoğuna bizim değil ki deyip yabancı kalacaksınız. Sonrada nasıl olsa gavur yapmış diyerek yok edeceksiniz ya da olmaya bırakacaksınız. Bu satırların Xanthoslularin en azından kültürel mirasçısı olduğuna inanmaktadır. Bu nedenle bu direnişlerini de büyük bir coşkuyla sahiplenmektedir.
Umarım bir gün antik kentin girişine şöyle bir yazı astırmak nasip olur: "Atalarımız burada kahramanca savaştılar; öldüler, yenilmediler." Birgün, Yazı: Ersoy Soydan,
Fotoğraf: lycianturkey.com, 13.07.2007
Antalya'nIn Kaş İlçesi'ne bağlı Kınık
Beldesi'nde bulunan Xanthos antik
kentindeki kazılar başladı. Likya
uygarlığının en büyük kenti Xanthos'ta
1950 yılından bu yana yürütülen kazı
çalışmalarının bu yılki bölümü, Bordeaux
Üniversitesi Klasik Arkeoloji Bölümünden
Prof. Dr. Jacques Des Courtlis
başkanlığında yürütülüyor. Bölgede
yaklaşık 20 kişilik Fransız bilim
ekibinin çalıştığını vurgulayan Des
Courtlis, kazılar için ödeneğin de
Fransa Dışişleri Bakanlığı tarafından
sağlandığını vurguladı. Des Courtlis,
kazıların 3 Ağustos'a kadar devam
edeceğini belirtti. Akşam Akdeniz, 15.07.2007 |
|
|
BREZİLYA BU GOLÜ NASIL ATTI?
İsviçre’deki New7Wonders Vakfı’nın
düzenlediği "Dünyanın Yeni Yedi Harikası"
oylaması, 100 milyon insanın katılımıyla
07.07.2007’de sonuçlandı ve seçilen 7
harika, Lizbon’da açıklandı. Ancak sonuçlara
yapılan itirazlar bitmedi. En şaşırtıcı
sonuç, bu 7 harikanın arasında Brezilya’daki
İsa Heykeli’nin de bulunması. 1931’de Rio de
Janeiro’da yapılan bu heykel nasıl oldu da
bu listeye girebildi? Hürriyet Pazar, Haber: Aytaç Fener, 15.07.2007 |
|
![]() |
KERVANSARAY TÜRK-KIRGIZ İŞBİRLİĞİYLE RESTORE EDİLDİ
Hatay'ın Belen İlçesi'nde Kanuni Sultan Süleyman zamanında yaptırılan ve günümüze dek ayakta kalmayı başaran tarihi kervansaray, Türkiye-Kırgızistan işbirliğiyle restore edilerek yeniden hizmete girdi.
İpekyolu üzerinde bulunan kervansarayda açılan sergi ve kervansarayın işletilmeye başlaması ile ilçede kültürel hareketlilik de artmaya başladı. İşletmeye açılan kervansarayda geleceğin ressamlarını yetiştiren Kırgızistanlı ressam Aslan Kaşkarbaye, Türk kültürünü çok yakından tanıdığı için adeta elçilik görevi yapıyor. Kırgız ressam Kaşkarbaye, "Başta Hatay olmak üzere Türkiye'nin değişik illerinde sergi açtık. Belen bizim için ayrı bir önem taşıyor. Böylesi güzide mekanda bizlere çalışma imkanı sunan herkese teşekkür ediyoruz. Türk halkını ve kültürünü çok yakından tanıyorum. Burada gelen insanlarla birebir görüşüyor ve Türk kültürünü anlatıyoruz. Özellikle Azerbaycan ve diğer Türk Cumhuriyetlerinden gelen dostlarımız bu tarihi mekanı çok beğeniyor." dedi.
Kervansarayın işletmeciliğini yürüten Ayşe Barutçu Keklikçi ise, kervansarayda halka kültür hizmeti sunmanın gayreti içerisinde olduklarını belirterek, Belen'den geçen yerli ve yabancı turistlerin serin havada dinlenme fırsatı bulduklarını söyledi. Zaman, Haber: Mürsel Seher, Fotoğraf: Hatay Gündem, 15.07.2007 |
|
DEV MOZAİK ÖDENEKLE GÜN YÜZÜNE ÇIKTI
Hatay'ın Harbiye Beldesi'nde MS 3. yüzyıla ait 18 metre uzunluk, 260 santim genişliğinde 4 panodan oluşan ve tiyatro sahnesini canlandıran insan figürlerinin yer aldığı yeni taban mozaiği, 15 yıl sonra sağlanan ödenekle ortaya çıkarıldı. Hatay Müze Müdürlüğü bünyesinde, Arkeologlar Demet Kaya ve Ömer Çelik ile 11 işçinin birlikte yürüttüğü ve 1 ay süren Yukarı Harbiye Mozaik Kurtarma Kazıları'nın bu sezonki çalışmalarının tamamlandığı bildirildi. Arkeolog Çelik, beldedeki bir bahçede 15 yıl önce tespit edilmesine karşın ödeneksizlik nedeniyle çıkarılamayan ve üzerinde tarım yapılmaya devam edilen tarihi mozaiğin, bu yıl gelen 30 bin YTL ödenek sayesinde gün yüzüne çıkarıldığını söyledi.Mozaiğin ilk incelemelerde yıpranmadığını tespit ettiklerini ifade eden Çelik yaptığı açıklamada, “MS 3. yüzyıla ait olduğunu belirlediğimiz taban mozaiği üzerinde çalıştıkça farklı mekanlar çıkıyor. Mozaik 1 metre kadar toprağın altında kaldığı için kalitesi yüksek, renk çeşitliliği zengin ve parlak, cam oranı taş yoğunluğuna yakın. Mozaik yıpranmadığı gibi çok deneyimli bir ustanın elinden çıktığı da anlaşılıyor. Soyluların sayfiye yeri olarak kullandığı sanılıyor” dedi. Yeni Şafak, 15.07.2007 |
|
|
ALAÇATI'YA 5 MERMER HEYKEL
Alaçatı'da belediyenin gerçekleştirdiği ''2007 Alaçatı Uluslararası Heykel Sempozyumu'' sona erdi. Etkinliğe katılan dünyaca ünlü 5 heykeltraş, ustalıklarını sergiledi. Yaptıkları 5 heykel, beldenin meydan ve bulvarları süslemeye başladı. Arkas İcra Kurulu Üyesi Bernard Arkas, Alaçatı Belediyesi yetkilileri ve diğer destekçilerin katılımıyla yapılan törende, sanatçılar bilgi verdi.
Milliyet Ege, Fotoğraf: Sabah, 15.07.2007 |
|
|
|
ANTANDROS VİLLASINA ÇATILI KORUMA ÖNLEMİ
Balıkesir'in Edremit İlçesi'ne bağlı Altınoluk Beldesi'nde sürdürülen Antandros Antik Kenti kazı çalışmaları, 2007 kazı döneminin başlamasıyla yeniden start aldı.
Kazı sorumlusu Ege Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Klasik Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Gürcan Polat'ın Antandros Antik Kenti'ndeki Roma Villası'na çatılı koruma yapacaklarını söyledi. Bu yılki kazı çalışmalarına 25 kişilik ekiple başladıklarını belirten kazı sorumlusu Doç. Gürcan Polat, 'Antandros kazılarını geçen yıl 3 sektörde yürütmüştük. Bunların ilki yamaç ev ve isminden de anlaşıldığı gibi Efes'teki yamaç evlere benzer bir konumlamaya sahip duvar resimleri ve mozaiklerle süslü bir Roma villasıdır bu. Buradaki çalışmalarımızda 17 - 16 ve 15 nolu mekanları açığa çıkarttık ve buraların, evin hamam kısmını oluşturduğunu anladık. Bu sayede Roma Villamız yaklaşık 18 mekana sahip oldu. Bunun yanı sıra mozaiklerde ve duvar resimlerinde restorasyon ve konservasyon çalışmalarımız devam etti. Amacımız, Roma Villası'nın tam planını elde ederek kalıcı bir çatı projesiyle tam korumayı sağlamak' diye konuştu. İkinci yöndeki çalışmalarının mezarlık açma olduğunu ifade eden Polat, geçen yılki 3. ve son çalışmalarının antik Antandroslar'ın oturduğu alanda yaptıkları sondaj çalışmaları olduğunu vurguladı. Akşam Ege, Fotoğraf: Firdevs Sayılan/andandros.org, 15.07.2007 |
|
KARS'IN TARİHİ DOKUSU YENİDEN CANLANIYOR
Kars'ta bugünlerde özellikle tarihi mekanlarda yürütülen çalışmalar dikkatleri çekiyor. Başbakanlık, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Belediye ve Ebul Hasan Harakani Yaptırma ve Yaşatma Derneği'nin katkılarıyla yapılan çalışmalarda birçok tarihi eser asıl amacına ulaşmış olacak. Bunların başında ise Evliya Camii Projesi veya diğer adıyla Şehit Ebul Hasan Harakani Külliyesi geliyor. Kaleiçi Mahallesi'nde bulunan ve Kars'ın manevi önderlerinden olan Hasan Harakani Hazretleri'nin türbesinin bulunduğu Evliya Cami'nin bulunduğu alandan başlayan çalışmalar kalenin dibine kadar devam edecek. Burada Osmanlı'dan kalan ve çürümeye terk edilen Beylerbeyi Sarayı kurtarılacak ve sarayı kapatan Fen Lisesi yıkılacak. Proje kapsamında yapılan kamulaştırma çalışmaları ile külliyenin iskeleti ortaya çıkarıldı. Eski adı 12 Havariler Kilisesi olan Kümbet Camii de bu kapsamda elden geçirilecek. Camilerin de restorasyonunun yapıldığı Kars'ta gecekondulaşmanın da önüne geçiliyor. Tarihi hamamların ve Namık Kemal'in de evinin restore edildiği çalışmaların yanısıra burada bulunan yollar da yeniden düzenlendi.
Ebul Hasan Harakani Külliyesi çalışmalarını kapsayan Kaleiçi Osmanlı ve Selçuklu Eserlerini Canlandırma Projesi ile ilgili bilgi veren Kars Belediye Başkanı Naif Alibeyoğlu, bu bölgenin Türkiye'nin en gözde mekanları haline getirileceğini söyledi. Proje kapsamında aynı zamanda Vakıflar Genel Müdürlüğü, Kültür Bakanlığı, Ebul Hasan Harakani Yaptırma ve Yaşatma Derneği ile beraber ortak çalıştıklarını kaydeden Alibeyoğlu, bunun sonucunda bu bölgedeki gecekonduların kamulaştırarak yıkımını sağladıklarını ve bunların yarısını Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün, yarısını da belediye olarak kendilerinin kamulaştırdığını aktardı. "Geçen yıllarda yaptığımız yol çalışmalarını devam ettireceğiz ve burasını güzel bir meydan haline getireceğiz." diyen Alibeyoğlu, "Derneğimiz buradaki çevre duvarlarını yaptırıyor, ayrıca süs havuzlarını da biz yaptıracağız. Vakıflar Genel Müdürlüğümüz de Evliya Cami'nin yanındaki yerlerin kamulaştırmalarını yaptı, onların da yıkım işlemine başladık. Burası son derece mükemmel bir hal alacak. 4 metre genişliğindeki kale burcunu da derneğe tahsis ettik. Burası da bir külliye olacak ve böylelikle burada yıkılmak üzere olan binaları kurtarmış olacağız. Ebul Hasan Harakani Hazretleri'ni anma etkinlikleri bu çalışmalar bittikten sonra derneğimizle birlikte daha da güzel ve anlamlı bir duruma getirilecek. Böylelikle de Evliya Camii layık olduğu yere getirilmiş olacak." diye konuştu.
Belediye Başkanı Alibeyoğlu, Kültür Bakanlığı'nın; Ali Ağa, Vaazoğlu ve Kümbet camilerinin restorasyonunu yapacağını ifade ederek, böylelikle 100 yıldır sahipsiz olan Kümbet Camisi'nin bakıma muhtaç utanç durumundan kurtarılmış olacağını belirtti. Restorasyonların Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından ihalesi yapıldığını kaydeden Alibeyoğlu, şunları söyledi: "Bu camilerin kurtarılması için restorasyon çalışmaları önümüzdeki günlerde başlayacak. Hükümetimizin bu bölgeye verdiği desteği bu anlamda faydasını göstermiş olacak. Kümbet Camisi'nin arkasındaki Papazın Evi dediğimiz yıkılan o binayı geçen yıl yaptırdık. Bu sene içinin dizayn çalışmaları devam ediyor. Yanındaki büyük hangarları da yıktık. Yanındaki gecekonduyu da yıktık. Bu bölge tamamıyla üzerindeki pisliklerden arındırılıyor. Burası Türkiye'nin en gözde mekanlarından birisi olacak. Kalenin etrafında bulunan ve 100 yıldır giderek çarpık kentleşmenin en bariz örneklerinin yaşandığı ve gecekondulaşmanın yoğun olduğu bu bölgede Kaleçi bölgesinde 351 konutu boşalttık ve bilindiği gibi Digor yolundaki TOKİ'den aldığımız konutlara yerleştirdik. Yine Kültür Bakanlığımız ile birlikte kalenin restorasyonunu yaptırdık. Ayrıca kale arkasında güzel de bir yol yaptırdık. Valilik ile birlikte Fen Lisesi'ni yıkacağız, bu konuda Milli Eğitim Bakanlığı başka bir bölgede Fen Lisesi yapacak. Bu yıkılacak Fen Lisesi'nin arkasındaki Beylerbeyi Sarayı'nı kültür ve kent müzesi yapacağız. Beylerbeyi Sarayı restore edilecek. Burada kalan bütün gecekonduları da boşaltıyoruz. Bunların yıkımı da gerçekleşecek. Böylelikle Kale, Beylerbeyi Sarayı, Ulu Cami, Kümbet Camisi ve Evliya Camisi'nin bulunduğu bu bölge tamamıyla gecekondudan arındırılmış yeşil ve kültürel mirasın restore edildiği korunduğu bir bölge haline getirilecek. Topçuoğlu Hamamı bilindiği gibi yıkılıyordu onu kamulaştırdık. Burada ayrıca bir değirmen kalıntısı ve birkaç gecekondu vardı onları yıktık. Şimdi ise burada bir anfitiyatro ve çevre düzenlemesi yapıyoruz. Tarihi hamamın bitişiğine zamanında yapılaşmaya izin verilmiş. Oradaki 3 katlı binayı da söküyoruz. Hamamı da restore edip halkımızın hizmetine sunacağız. Namık Kemal'in Evi ve Üçler Mahallesi'ndeki gecekonduların boşaltılmasıyla beraber bu bölgedeki yapılaşmayı gerçekleştiriyoruz."
Üçler Mahallesi hakkında da bilgi veren Alibeyoğlu, Üçler Tepesi'nde yaptırdıkları İnsanlık Anıtı'na giden yolun olmadığını ve buraya yeniden yol yaptıklarını anlattı. Alibeyoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: "Binlerce araç taş ve toprak buradan taşındı. Kırıcılarımız bir ay süren çalışmayla bu yolu ancak bitirebildi. Burada doğal taştan geniş bir yol yapacağız. Ayrıca geniş bir otopark yapacağız ve büyük etkinliklerde sıkıntı çekilmesini önleyeceğiz. Vali konutunu da bu bölgeye alacağız. Mahallemizin de durumu kötüydü ama doğal taş yol çalışmasını başlatıyoruz. Bir de park yapacağız." Zaman, Haber: Musa Kaban, Fotoğraf: Kars İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, 14.07.2007 |
|
|
ANTALYA MÜZELERİNE 2.1 MİLYON ZİYARET
Antalya ve ilçelerindeki müze ve ören yerlerinden, bu yılın altı aylık bölümünde 2 milyon 127 bin 820 YTL gelir elde edildi.
Antalya Kültür ve Turizm Müdürlüğü bilgilerine göre, Antalya ve ilçelerindeki Aspendos, Perge, Phaselis, Noel Baba, Patara, Xanthos, Simena, Myra, Termessos, Karain, Olympos, Arykanda, Limyra, Alanya Kalesi, Ehmedek Kalesi, Alanya Kızıl Kule, Selge, Side Tiyatrosu ören yerleri ile Antalya, Alanya ve Side müzelerini toplam 1 milyon 43 bin 438 yerli ve yabancı turist ziyaret etti. Bu ziyaretlerden 2 milyon 127 bin 820 YTL gelir elde edildi. Geçen yılın aynı döneminde Antalya'daki ören yerleri ve müzeleri 921 bin 849 turist ziyaret etmiş, 2 milyon 292 bin 392 YTL gelir sağlanmıştı. Turizm Gazetesi, 14.07.2007 |
|
|
AZDAVAY'DAKİ YANIKALİ KONAĞI RESTORE EDİLİYOR
Kastamonu`nun Azdavay İlçesi'ne bağlı Başören Köyü'ndeki 200 yıllık tarihi Yanıkali Konağı`nın restorasyon çalışmalarına başlandı.
Küre Dağları Eko Turizm Derneği'nce Avrupa Birliği`nden (AB) hibe kredi alınarak restore edilecek Yanıkali Konağı`nın bu yıl sonuna kadar bitirileceği ve ilçeye gelen yerli ve yabancı turistlere hizmet vereceği öğrenildi.
Azdavay`da mükemmel bir doğa turizmi potansiyeli olduğunu belirten Küre Dağları Eko Turizm Derneği Başkanı Dr. İsmail Menteş, Yanıkali Konağı`nı onararak Azdavay`da turizmi canlandırmayı hedeflediklerini söyledi. Kastamonu Postası, Fotoğraf: Azdavay Belediyesi, 13.07.2007 |
|
![]() |
|
![]() |
|
8 - 14 Temmuz 2007 |
|
|
YAZMA ESER SEFERBERLİĞİ
Konya Bölge
Yazma Eserler Kütüphanesi’ne önceki gün
Akhisar Zeyneldede İlçe Halk
Kütüphanesi’nden bin 593 adet matbu eser
bağışlandı.
Merhaba Gazetesi, Haber: İbrahim Büyükeken, 14.07.2007 |
|
MARMARAY'DAN HABERLER... |
|
|
ESKİ DÜNYANIN 'YENİKAPI'SI Hürriyet Pazar, 08.07.2007
İstanbul Yenikapı'daki Marmaray kazılarında ortaya çıkan Antik Thedossius limanında 11'inci yüzyıla ait toplu mezar bulundu.
Bizans dönemine ait bir şapelin içinde öldürülmüş ya da ölümü kabullenmiş 45 insana ait kafatasları üç gün önce Fener Rum Patriği Bartholomeos tarafından da ziyaret edildi. Kazı başkanı ve İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürü İsmail Karamut toplu mezar için şimdilik açıklama yapmanın bilimsel olmayacağını belirterek incelemenin sürdüğünü söyledi. Şapeldeki iskeletleri antropolojik açıdan inceleyen Dr. Murat Görgülü'nün verdiği bilgilere göre, kafatasları 40 yaşlarındaki bir kadın iskeletinin baş ve ayak uçlarında toplanmış. Dikkat çekici nokta ortadaki kadın iskeletinin başının Kudüs'e dönük olması ve sağ kaval kemiğinde 10 santim uzunluğunda, dört buçuk santimetre genişliğinde tömoral bir büyümenin tespit edilmesi. Bu tümoral büyüme, kadının bir hastalık nedeniyle öldüğünü ortaya çıkarabilir. Ahşap bir yatak üzerindeki ve bütünüyle korunmuş bu tek iskelet, büyük ihtimalle üst mertebeli bir rahibeye aitti. Ayak ve başucundaki bebek, erkek ve çoğunlukla kadın kafatasları ise onun yanında çalışan ruhani kişilikler olabilir. Patrikhane Basın Sözcüsü Dositeos, "Eğer hangi kilise olduğu tespit edilirse o zaman konuşmak daha doğru olacak, ancak bizim burayı almak ya da yeniden kilise haline getirmek gibi bir düşüncemiz yok" dedi. Sabah, Haber: Bedia Ceylan Güzelce, 14.07.2007 |
|
![]() |
POSEIDON'UN BAŞI BULUNDU
Denizli’nin 2500
yıllık antik kenti Laodikya’daki kazı
çalışmalarında Eski Yunan Deniz Tanrısı
Poseidon’un başı bulundu. Şimşek,
"Laodikya’yı ayağa kaldırmaya başladık.
Bizans ve Roma imparatorluklarının tarihini
aydınlatmayı amaçlıyoruz. Çalışmalarda çok
güzel eserler ortaya çıktı. Nekropol’den
pişmiş toprak, sikke ve mermerlerin yanı
sıra ikinci su dağıtım terminalinden
Denizler Tanrısı Poseidon’un başını bulduk.
Tapınaktan da fildişi ikona ve Erken Bizans
Dönemi’ne ait rahibe ikonası ve sütunlu
kadın başı bulduk. Caddeyi doğuya doğru
açmak ve Bizans kulelerine kadar kazı
çalışmaları yapmayı amaçlıyoruz. Kentin
deprem nedeniyle terk edildiği MS 7.
yüzyılın ilk yarısındaki son kullanım halini
ayağa kaldırmak istiyoruz. Bunun için
Denizlili hayırseverlerin de ekonomik
desteğine ihtiyacımız var" dedi. |
|
"OSMANLIYI
KÖTÜLEYEREK BİR YERE VARAMAYIZ"
CE: Her şeyi
ortaya çıkarmaya çalışırsak yanlış da
yapabiliriz. Bırakalım gelecek nesil nasıl
istiyorsa öyle olsun. Zaten 46’dan sonra
50’ler geliyor ve bozulma dönemi başlıyor.
Onları da canlandırmadık. Mesela
Ayasofya’nın önünde kocaman bir mahkeme
binası var onu koymadık. Silüeti
perdeliyordu iyi ki yıkmışlar dedik ve
canlandırmadık. Arkitera, Haber: Gökçe Aras, 13.07.2007 |
|
|
GÖZLERİNİ TREN GARINA DİKTİ
Ankara’daki tarihi, kültürel ve doğal varlıkların korunmasıyla ilgili uzmanlarla davalık olan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, bu sefer de Ankara Tren Garı’na gözlerini dikti. Gökçek’in Gar Önü Katlı Kavşak Projesi hakkında yürütmeyi durdurma talepli dava açan Peyzaj Mimarları Odası yöneticileri tarafından dün düzenlenen basın toplantısında, Gökçek’e artık yargı kararlarına uyma, kent ve kentli yararına işler yapma çağrısında bulunuldu. Oda Başkanı Ayşegül Oruçkaptan, Gökçek’in Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na gönderdigi projenin yanlış olduğunu dile getirerek, bölgenin, Ankara’nın en önemli tarihi, en değerli kimliği ve özel kent dokularından biri olduğunu ve Ankara ulaşım ağının, Gar önünde yapılacak katlı kavşağa ihtiyacı olmadığını söyledi. Bölgedeki tek hakimin TCDD’nin İnşaat Dairesi Başkanlığı olduğunu belirten Oruçkaptan, TCDD’nin de bu projeye olumsuz görüş verdiğini söyledi. Oruçkaptan, olumsuz görüşe rağmen, belediyenin, “TCDD’nin de olumlu görüş verdiğini” söyleyerek, projeyi onayladığını dile getirdi. Oruçkaptan, belediyenin, “Kültür ve Turizm Bakanlığı Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu, 11 Mayıs 2007 tarih ve 2347 sayılı kararı ile Ankara Gar Meydanı’nın yeniden düzenlenerek, motorlu taşıt trafiği için bir yönde kesintisiz trafik sağlamak üzere yeraltı geçişi oluşturacak şekilde bir köprülü kavşak yapılmasına karar verdiğini” hatırlattı. Kararın; hukuka, imar mevzuatına, mimarlık, şehircilik ve trafik mühendisliği, evrensel yaya hakları esaslarına aykırı olduğunu vurgulayan Oruçkaptan, Mimarlar Odası ile birlikte yürütmeyi durdurma talepli bir dava açtıklarını belirtti. Oruçkaptan, “Yörede 90 yıllık tarihi çınarlar bulunmaktadır. Bunlar tescilli değildir ama korunması için illa tescilli mi olması gerek. Tescilsizler diye, onları öldürmek, yok etmek mi gerek?” diye sordu. Gökçek’in söylediği gibi “provokatörlük” değil, yurtseverlik yaptıklarını belirten Oruçkaptan, “Gar binası ve çevresinin tarihsel tanıklığı ve hafızalarımızdaki bağımsızlık mücadelesinin ve kurtuluşun önemli simgesi olan Cumhuriyet dönemi izlerinin algılarımızdan alınmasına izin vermeyeceğiz” dedi. Evrensel, Foto: Mimarlık Müzesi, 13.07.2007 |
![]() |
|
II. TROAS BÖLGESİ
DEĞERLERİ SEMPOZYUMU - V. ERENKÖY BAĞBOZUMU
FESTİVALİ
Özellikle İntepe/Erenköy
ve çevresi halkı için önem taşıyan bağcılık ve
şarapçılığın yeniden canlandırılmasını sağlamak
adına bu yıl düzenlenecek sempozyumun ana konusu
ağırlıklı olarak arkeoloji ve kültürel değerler
(antik Ophryneion kenti ve buluntuları, geleneksel
mimari), İntepe ve çevresi tarihi (Çanakkale
savaşları ve sonrası İntepe çevresi), geçmişten
günümüze üzüm ve şarap üretimi (tarih öncesi ve
antik çağda şarap üretim ve ticareti), tarım ve su
ürünleri (bağcılığının geliştirilmesi, şarap
üretimi, su ürünleri) ve pazarlama (üzüm, şarap ve
su ürünlerinin pazarlanması) gibi çeşitli alt
bölümlere ayrıldı.
Sempozyum kapsamındaki bildiri konuları ise Bilim turizmi, İntepe Arkeoloji ve mitolojisi, Geleneksel konut mimarisi, Kültürel değerler, İntepe ve çevresi tarihi ve sosyolojisi, Eskiçağ’da üzüm yetiştiriciliği ve şarapçılık, Bağcılık ve Şarapçılık, Tarım ve su ürünlerinin pazarlanması ve Bağcılık ve şarapçılığın geliştirilmesi olarak belirlendi. TAYHaber, 13.07.2007 |
|
|
BEYKOZ'DAKİ TARİHİ KIŞLA
KÜLTÜR MERKEZİ OLUYOR | |