![]() |
Arşiv |
|
|
|
| TARİH TEMİZLENDİ Kocaeli Valiliği'nin restore ettirdiği eski Gar Binası önündeki alana Fuar'dan taşınan ve yaklaşık bir ay önce kimliği belirsiz kişiler tarafından siyah boya ile kirletilen tarihi eserler temizlendi. İzmit'in yeni müze alanı olarak düzenlenecek bölgedeki yaklaşık 100 civarındaki tarihi heykel ve taşların tümünün temizlenmesi işleminde de artık sona yaklaşıldı. Tarihi eserlerin temizlik ihalesini İstanbullu İKS isimli firma kazanmıştı. Çalışmaları Kültür ve Turizm Bakanlığı restorasyon ve Konservasyon Merkezi laboratuarında görevli Uzman Heykeltıraş Ali Osman Avşar da baştan sona takip ediyor. Avşar, İzmit Müzesi'nin çok değerli parçalara sahip olduğunu, teşhir amacıyla bunların tamamının temizlendiğini söyledi. Temizlik çalışmasında hafif kimyasal maddeler ve su kullanılıyor. Açık alandaki eserlerden sonra aynı ekip saatçi Ali Konağı ve Av Köşkü'ndeki tarihi parçaların da temizliğini yapacak. Özgür Kocaeli, 28.07.2006 |
![]() |
![]() |
METRO KAZISINDAN KİLİSE KALINTISI ÇIKTI Marmaray, metro ve hafif metronun bütünleşeceği Yenikapı Metro İstasyonu alanındaki arkeolojik kazılarda bu kez de 'sahil kilisesi kalıntısı' ortaya çıktı. Çalışmalarda daha önce de sur, gemi, iskele kalıntılarına rastlanmıştı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş dün arkeolojik kazı çalışmalarını inceledi. Topbaş, kazılarda rastlanan bulguları yapılacak müzede değerlendirmeyi arzuladıklarını söyledi. Milliyet, 28.07.2006 |
| YENİKAPI'DA BULUNAN ARKEOLOJİK ESERLER İÇİN METRO İSTASYONUNA MÜZE YAPILACAK İstanbul, 'içinden metro geçen müze'ye kavuşuyor. Yenikapı'da yapımı süren metro istasyonu, ortaya çıkartılan tarihi kalıntılar için “metro-müze” haline getiriliyor. İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü denetiminde yürütülen kazılarda 4 adet Bizans döneminden kalma batık gemi kalıntılarına rastlandı. Müze Müdürü Doç. Dr. İsmail Karamut, arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan eserlerin Bizans ve Osmanlı dönemine ait olduğunu söyledi. Kazılar için 2 milyon YTL harcadıklarını ifade eden Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, “Bulunan bu gemiler ve taşınmaz varlıklar için müze kurulması kararını çok olumlu karşılıyoruz. Arzumuz da buydu.” dedi. Başkan Topbaş, Atina Metrosu'nda olduğu gibi Yenikapı Metro İstasyonu'nda da müze yapılacak olmasının İstanbul turizmi açısından önemli olduğunu söyledi. Tüm kazılar, Koruma Kurulu onayı ve Arkeoloji ve Müzeler Müdürlüğü denetiminde yapılıyor. Çalışmaları Büyükşehir Belediyesi'nce yürütülen metro istasyonu, Ulaştırma Bakanlığı'nın Marmaray projesinin yaklaşık 500 metre yakınında sürüyor. Yapı sınırı boyunca ortamın su geçirmesini önlemek amacıyla 620 adet kazıktan 230 adedinin foraj ve betonlaması müze elemanları denetiminde devam ediyor. İstasyona 650 araçlık 3 katlı kapalı otopark inşa edilecek. 219 personelin çalıştığı istasyonun yapı alanı ise 21 bin 600 metrekare. Başkan Topbaş, Yenikapı Metro İstasyonu yapımı sırasında çıkarılan arkeolojik bulguları basın mensuplarıyla birlikte gezdi. İstanbul'un ulaşım problemini çözmek için en önemli toplu taşıma aracı olan raylı sistem geliştirmeye çalıştıklarını aktaran Topbaş, öncelikli hedeflerinin yüzde 90'ı metro olan 500 kilometrelik raylı sistemi şehre monte etmek olduğunu söyledi. İstanbul'un raylı sistem ağının en can alıcı noktasını kuzey-güney aksı ile doğu-batı aksının Yenikapı'da buluşması olduğunu ifade eden Başkan Topbaş, “Bin yıllık olduğu tespit edilen bulgular, kentin tarihi zenginliğidir. İstanbul'un dünyaya yansıması açısından bu istasyon çok önemli bir özellik arz edecektir.” diye konuştu. Tarihî bulguların çıkarıldığı yerde müze kurulacak olması nedeniyle, metro, kalıntıların altında inşa edilecek. Yenikapı İstasyonu'nun projesinde bazı tadilatlar yapıldığını aktaran Topbaş, bu nedenle inşaatın biraz gecikebileceğini söyledi. “Ancak buradaki ana istasyonun gecikmesine tünelde, yerin 30 metre altında bir başka istasyonla çözüm bulacağız.” diyen Büyükşehir Belediye Başkanı, “Kuzey-güney hattındaki Darüşşafaka-Yenikapı Metro inşaatımız büyük bir hızla devam ediyor. 2008 sonu 2009 başı gibi devreye almak istiyoruz.” dedi. Başkan Topbaş, kazı çalışmasının İstanbul Üniversitesi başta olmak üzere İstanbul'daki üniversiteler için de arkeolojik anlamda önemli bir tatbikat alanı da olduğuna dikkat çekti. Arkeolojik kazının bir an önce neticelendirilmesini arzu ettiklerini anlatan Büyükşehir Belediye Başkanı Topbaş, şunları kaydetti: “Arkeolojik kazılar hepimizin bildiği gibi birazcık zahmetli ve süreli işlerdir. Ama şunu ifade etmek isterim ki, bu yapılan hızlı çalışma belki dünyada nadir örneklerden biridir. Çok hızlı mesafe alınıyor.” Büyükşehir Belediyesi'nin bugüne kadar arkeolojik kazılara 2 milyon YTL harcadığını vurgulayan Başkan Kadir Topbaş, 'kazı çalışmalarının Marmaray'ı ne kadar geciktireceğine' ilişkin soruya da şu cevabı verdi: “İstasyonun gecikmesi söz konusu olabilir, orada bir endişemiz var. Biz bunu bir şekliyle tünelde, yerin 30 metre altında çözeceğiz. 30 metre alttan geliyoruz. Çıkış ağızlarında bize problem getirebilir endişemiz var.” dedi. Zaman, Haber: Ali Kuş, 28.07.2006 |
|
![]() |
KANATLI DENİZATI UŞAK'IN SİMGESİ Uşak Arkeoloji Müzesi'nde sergilenirken sahtesiyle değiştirilerek çalınan Karun hazinelerinin en değerli parçası Kanatlı Denizatı Broşu, kentin simgesi oldu. Uşak Belediye Başkanı Mesut Apaydın'ın testi toprağından benzerini yaptırttığı broş, Uşak Kent Konseyi'nin de simgesi olarak seçildi. Ayrıca yeni kurulan ve ÖSYM'nin tercih formlarında yer alan Uşak Üniversitesi'nin de simgesinin kanatlı deniz atı olması için öneri götürüleceği öğrenildi. Afyon Kocatepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Uşak Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adnan Şişman, gazetecilere yaptığı açıklamada "Altın broş ilimizden çıkarılan bir eserdir. Çalınmış olsa bile biz ona sahip çıkacağız" dedi. Hürriyet, 28.07.2006 |
| İŞPORTACILAR, AVLUDAN ATILINCA TURİSTLER SULTANAHMET'İN GÜZELLİĞİNİ KEŞFETTİ Uzun yıllar seyyar satıcıların işgaline uğrayan Sultanahmet Camii avlusuna Eminönü Emniyet Müdürlüğü el koydu. Hergün cami çevresinde görevlendirilen polisler, seyyar satıcılara göz açtırmıyor. Bazı günler sayıları 100'e ulaşan seyyar satıcılar, kendilerini engellemek isteyen zabıtaları dövmüştü. Müftülük, Turizm Kültür İl Müdürlüğü ve turist rehberlerinden gelen şikayetlerin artması üzerine Emniyet, bölgedeki önlemlerini artırdı. Polisin ısrarlı takibi sonucunda iki haftadır mesai saatleri içerisinde kartçılar dahil hiçbir seyyar satıcı cami avlusuna giremiyor. Eminönü Müftüsü Muharrem Bilgiç, Sultanahmet Camii'nde hayatın mesai saatiyle sona ermediğine dikkat çekerek, polislerin akşam saatlerinde de durmasını istiyor. Türkiye Rehberler Birliği (TUREB) Başkanı Şerif Yenen ise, alınan önlemlerin sadece cami avlusuyla sınırlı kalmamasına dikkat çekti. Yenen, “Bölgedeki hanutçusundan kartçısına, şerbetçisinden sağlıksız gıda satanlarına kadar ilkel görünümlü her şey önlenmeli.” çağrısını yaptı. Sultanahmet Camii, her yıl binlerce yerli ve yabancı konuk tarafından ziyaret ediliyor. Özellikle Ramazan aylarında camideki ziyaretçi trafiği daha da artıyor. Türkiye'ye gelen konuk devlet adamları da Sultanahmet'i görmeden ülkelerine dönmüyor. Ancak turizmin gözbebeği bu çevre, zaman zaman işportacıların işgaline uğruyor. Seyyar satıcılar, turistlere ürün satabilmek için her yolu deniyor. Baskılardan bunalanlar da çareyi camiyi terk etmekte buluyor. Belediyeden müftülüğe, cami derneğinden turizmcilere kadar herkesin şikayetçi olduğu fakat bir türlü önlenemeyen cami avlusundaki işportacıları ancak polis temizleyebildi. Görevlendirilen 15 polis, iki haftadır cami avlusunda sürekli nöbet tutuyor. Mesai saati boyunca işportacıları cami avlusuna sokmayan polis, turist ve ziyaretçilerin taciz edilmesini önlüyor. Kartçılar ancak mesai saatinin bitiminde cami avlusuna girerek satış yapmaya çalışıyor. ![]() İstanbul Turizm Kültür İl Müdürü Ahmet Emre Bilgili, cami avlusundaki kartçı kargaşasını sürekli ilgili makamlara ileterek önlem alınmasını istediğini belirtti. Kartçılarla köşe bucak kovalamaca oynayan turistlerin camiyi rastgele gezdiğini kaydeden Bilgili, “Oysa İstanbul'u ve tarihi mekanları gezen turistlerin ziyaretinde düzenlilik olmalı. Gelen misafire güven vermeliyiz.” dedi. Önlemlerin devamlılık arzetmesini isteyen Bilgili, gelen turistin güvenliğinden sadece görevlilerin değil herkesin sorumlu olduğunu dile getirdi. Müftü Muharrem Bilgiç de son günlerde alınan önlemlerin yerinde olduğunu, ancak mesai saati ile sona ermemesi gerektiğini söyledi. Sultanahmet civarındaki hareketliliğin yatsı namazına kadar devam ettiğini anlatan Bilgiç, “Önümüzde Ramazan ayı var. Sürekli ziyaretçi akını yaşanıyor. Mesai saatleri sonunda da kontroller devam etsin.” isteğinde bulundu. Türkiye Rehberler Birliği (TUREB) Başkanı Şerif Yenen ise konuya temkinli yaklaşıyor. Alınan tedbirlerin devamlı olmasını isteyen Yenen, “Bu sıkıntı, 30-40 yıldır devam eden bir problem. Turistlerin arasında polis ve zabıtanın kovalamaca oynaması ilkel bir görüntü. Önlemlerin sadece bir mekanda alınması da yeterli değil. Turistlerin uğradığı her yerde bu önlemler alınmalı.” diyor. Turistlerin rağbet gösterdiği bir başka mekan olan Eminönü Meydanı da uzun yıllar seyyar satıcılardan geçilemiyordu. Büyükşehir ve Eminönü Belediyelerinin kararlı çalışmaları ile işportacılardan temizlenen meydanda şimdi vatandaşlar daha rahat geziyor. Zaman, Haber: Mükremin Albayrak, 28.07.2006 |
|
| KAVUŞTULAR Osmaniye'nin Düziçi İlçesi'nde 13 Haziran'da kimliği belirlenemeyen kişilerce çalınan, ünlü halk ozanı Karacaoğlan'ın heykelindeki sazın yenisi yapıldı. İlçeye bağlı Farsak Köyü'nde doğduğu iddia edilen ünlü halk ozanının heykelinden çalınan saz için belediye seferber oldu. Heykeli yapan firmaya yeniden sipariş edilen saz, yerine monte edildi. Düziçi Belediyesi Basın Sözcüsü Dursun Yeşiloğlu, "Umarız dünyanın sahip çıktığı ünlü ozanımızın kıymeti bilinir ve heykeline bir daha saygısızlık yapılmaz. Karacaoğlan bizimdir ve 'Ben Düziçiliyim' diyen herkesin de ona sahip çıkması gerekir" dedi. Hürriyet, 28.07.2006 |
![]() |
| TARİHİ YARIMADADA YENİ BİR ADRES VAKIF HAN 94 YIL SONRA OTEL OLDU İstanbul Eminönü'nde Doğubank'ı geçtikten hemen sonra eski Vakıf Han yerine artık bakımlı bir otel yükseliyor. Bugün World Park Hotel'in bulunduğu bina, 1912 yılında dönemin tanınmış mimarlarından Kemalettin Bey tarafından 4. Vakıf Han olarak inşa edildi. I. Dünya Savaşı'ndan sonra İstanbul'u işgal eden Fransız kuvvetlerinin silah deposu olarak kullanıldı. Daha sonra han ve ticaret borsası olan 4. Vakıfhan, son yıllarda iyice köhneleşmiş ve kaderine terk edilmişti. 2000'de Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından ihaleye çıkarıldı. İhaleyi aylık 487 bin YTL ile alan Gap-San Eserler AŞ, binayı restore etti ve 29 yıllığına kiraladı. Diyarbakırlı üç işadamı tarafından gerçekleştirilen projenin mimarı, aynı zamanda şirketin ortağı olan Sedat Eser. Proje, 15 ayda yaklaşık 15 milyon Euro'ya tamamlandı. Hürriyet Cuma, Haber: Duygu Başaran, 28.07.2006 |
|
![]() ![]() |
HALKİDİKİ'DE MESOPITHECUS KAFATASI Selanik, Aristotelion Üniversitesi Jeoloji Bölümü tarafından bildirildiğine göre, geçtiğimiz Salı günü kuzey Yunanistan'ın Halkidiki bölgesinde, Kassandra yarımadasında bulunan Kryopigi'nin çam ağaçları ile kaplı yamaçlarında bulunan bir Mesopithecus kafatası, insanoğlunun evrimine önemli bir ışık tutacak. Aristotelion Üniversitesi jeoloji profesörü Evangelia Tsoukala'ya göre, 5-7 milyon yıllık kafatası, fosilizasyon sırasında oluşan deformasyondan, yanında bulunan ve koruyucu kalkan görevini yapan iki küçük taş sayesinde kurtulmuş. Üst Miyosen Dönem'de yaşamış olan Mesopithecus'lar, yaklaşık 1.30 cm boyunda, primatların Cercopithecidae ailesine ait, kuyruklu maymun türü yaratıklardı. Bunlar, günümüzde Hindistan'da yaşayan uzun kuyruklu langur maymunlarına morfolojik çok benzemekte idiler. Bulgaristan'daki Trakia Üniversitesi'nden paleoantropolog Antonis Bartsiokas'a göre kafatası, 2003'de Endonezya'nın Flores Adası'nda, Liang Bua Mağarası'nda bulunan ve 18.000 yıl önce yaşamış Homo Floresiensis kafatası ile aynı ölçülere sahip. Üniversitenin Jeoloji Bölümü Tirolyen döneme ait fosilleri 1998'den beri araştırmakta. Daha önce de sadece 1.20 cm yüksekliğinde olduğu bilinen, her ayağında üç toynağı olan tarihöncesine ait bir at türü, Hipparion'un fosilleşmiş dişleri bu bölgede aynı ekip tarafından bulunmuştu. Yunanistan'da, daha önce Makedonya'daki Axios Vadisi'nde, Vathylakkos yakınlarında ve Attika'da Maramena'da Mesopithecus fosilleri bulunmuştu. Athens News Agency, Der: Ali Yamaç, Foto: ANA-AP 27.07. 2006 |
| ANTİK KENTTE KAZILAR BAŞLADI Bursa, Mustafakemalpaşa'ya bağlı Üçkurnalı Melde Bayırı mevkiinde bulunan Miletepolis Antik Kenti'nde kazı çalışmalarının tekrar başladığı bildirildi. Bursa-Balıkesir arasında yapımı devam eden duble yolun, Üçkurnalı mevkiinde bulunan sit alanı içinden geçmesi nedeniyle geçtiğimiz yıl başlayan çalışmalar, 2005 Kasım ayında hava şartları nedeniyle durdurulmuştu. Geçtiğimiz hafta Kosova rampası ile Üçkurnalı mevkii arası duble yol çalışmalarının başlaması üzerine Miletepolis Antik Kenti'nde kazılar 8 ay sonra yeniden başlatıldı. Önceki gün başlayan kazı çalışmaları, Bursa Müzeler Müdürlüğü yetkilileri nezaretinde 25 kişilik kazı ekibiyle yürütülüyor. Kazı ekibi, çalışmalarını sit alanı içinden geçen duble yol güzergahı boyunca toprağın ana zeminine inene kadar sürdereceklerini açıkladı. Duble yolun Melde Bayırı'ndan geçip geçmemesi ise kazı çalışmaları sonunda Bursa Müzeler Müdürlüğü tarafından vereceği raporla netlik kazanacak. Yeni Bursa, 27.07.2006 |
![]() |
![]() |
TARİHİ ESER OPERASYONU Batman Valiliği'nden yapılan açıklamaya göre, Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince yapılan çalışmalarda, bazı kişilerin tarihi eser bulundurduğu bilgisine ulaşıldı. L.B., K.D. ve T.A isimli şahıslara yönelik yapılan operasyonda; şahısların üstlerinde, otolarında, evlerinde ve iş yerlerinde yapılan aramada 4'ü altın 5 adet sikke ile 6 adet çeşitli küçük objeler olmak üzere toplam 11 parça tarihi eser olduğu değerlendirilen obje ele geçirildi. Haklarında 2863 sayılı kültür ve tabiat varlıklarını koruma kanununa muhalefet suçundan tahkikat yapılan şahıslar, çıkarıldıkları adli mercilerce serbest bırakıldı. Batman Gazetesi, 27.07.2006 |
| KARUN ZANLILARI TUTUKLANDI Uşak Arkeoloji Müzesi'nde sergilenen Karun Hazinesi'nin en değerli parçaları arasında bulunan Kanatlı Deniz Atı görünümlü Altın Broşun sahtesiyle değiştirildiği iddialarının ardından dün akşam saatlerinde İstanbul'da gözaltına alınan 2 kişi, soruşturma kapsamında Uşak'ta çıkarıldıkları mahkeme tarafından tutuklandı. Uşak Müzesi'nde sergilenen Karun Hazinesi'nin en değerli parçaları arasında bulunan Kanatlı Deniz Atı görünümlü Altın Broşun sahtesiyle değiştirilmesi olayıyla ilgili soruşturma sürüyor. Karun davasında firari olarak aranan Ahmet D. ve Suat Y., dün akşam saatlerinde İstanbul'da yurt dışına kaçmak üzere hazırlık yaptıkları sırada sahte kimlik ve sahte pasaportla yakalanarak gözaltına alındı. Şahıslar daha sonra bugün sabah saatlerinde Uşak'a gönderilmiş ve sorgulamalarının ardından akşam saatlerinde mahkemeye sevk edilmişti. Olaya karıştıkları iddia edilen ve haklarında gıyabi tutuklama kararı bulunan Suat Y. ve Ahmet D., bugün akşam saatlerinde çıkarıldıkları Uşak Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tutuklanarak Uşak E Tipi Kapalı Cezaevi'ne gönderildi. Davayla ilgili olarak daha önce firari olarak aranan ve olaya karıştıkları iddiasıyla savcılık tarafından haklarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'na muhalefet ve zimmet suçlarını işledikleri gerekçesiyle 25'er yıl hapis cezası istemiyle dava açılmıştı. Olayla ilgili soruşturma devam ederken, bugün tutuklanan 2 şahısla birlikte Karun davasında tutuklananların sayısı 7 kişi oldu. Olayla ilgili olarak ayrıca soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve tutuklanan 5 kişi tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmış ve halen firari olan Oğuz S. hakkında da gıyabi tutuklama kararı çıkmıştı. Olayla ilgili davanın ilk duruşması ise 7 Eylül 2006 tarihinde yapılacak. Uşak Kent Haber, 27.07.2006 |
![]() |
![]() |
SÜLEYMANİYE'YE EL DEĞMEDİ Kütahya, Karaman, Ankara Kaleiçi, İstanbul Fatih, Zeytinburnu, Ayvansaray, Tuzla, Süleymaniye. İstanbul'da daha geniş kapsamlı olarak, tarihi yarımada. Bu yerler üç ay önce, Bakanlar Kurulu kararıyla yenileme alanı ilan ediliyor. Tarihi ve kültürel dokusunu koruyarak, yenilenecek yerler. Yenileme görevi, isterse büyükşehir, istemezse ilçe belediyelerine veriliyor. Süleymaniye'yi İstanbul Büyükşehir Belediyesi üstleniyor. Yenileme için bir proje gerek. Nerenin, nasıl koruma altına alınacağı, bu işi kimlerin üsteleneceği gibi pratik sorunların çözümü gerek. İlan edilen alanlar arasında Süleymaniye Dünya Mirası listesinde. Dünyanın gözü, tarihi yarımadanın her karışında ve Süleymaniye'de. Ancak, her zamanki gibi, yine bir sorun var. Yenileme alanı ilan edilmesine rağmen, Süleymaniye'de otoparklar hálá duruyor, inşaatlar hálá devam ediyor, mülkiyet sorunu hálá çözülemiyor, koruma kurulu hálá oluşamıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin eli üç aydır Süleymaniye'ye değmiyor. Hürriyet, Haber: Yalçın Doğan, 27.07.2006 |
| İŞTE İSTANBUL'UN GELECEĞİ! Türkiye'nin megakenti İstanbul'un geleceğini şekillendirecek en önemli imar planı, Büyükşehir Belediye Meclisi'nde geçtiğimiz günlerde oybirliği ile kabul edildi. 500 kent uzmanının çalıştığı İstanbul Metropoliten Planlama Bürosu tarafından hazırlanan ve “İstanbul'un Anayasası” diye sunulan İstanbul Çevre Düzeni Planı, bomboş bir meclis salonunda tartışıldı. Planın oylandığı toplantıya, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'la birlikte çok sayıda meclis üyesi katılmadı. CHP'li meclis üyelerinin de “En kötü plan plansızlıktan iyidir. Eksiklerine ve yanlışlarına rağmen evet oyu vereceğiz” şeklindeki konuşmalarının ardından geçilen oylama sonucu kabul edilen imar planı ilginç detaylarla dolu. İmar planının görüşüldüğü oturumu Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi adına izleyen Yüksek Mühendis Mimar Mücella Yapıcı, yaptığı değerlendirmede, “Yasadışı gelişen İstanbul'un yasadışı planı” tanımlamasında bulundu. İstanbul Çevre Düzeni Planı'nda tartışılması gereken çok nokta olduğunu kaydeden Yapıcı, “Örneğin, İstanbul'un su havzalarındaki talanı zaten görüyoruz. Bu plan eliyle Hadımköy'de belirlenen lojistik merkez, su havzaları eşiğinin içinde kalıyor. Bu çok önemli bir konu. Bir de 'üçüncü köprü yok' deniliyor. Ancak plan haritalarında görüyoruz ki üçüncü köprünün yolları belirlenmiş, bir tek deniz üzerindeki izdüşümü haritaya çizilmemiş” dedi. Çevre Düzeni Planı'nda İstanbul'un bütün kuzey alanlarında “film endüstrileri” gibi birtakım alanların belirlendiğine dikkat çeken Yapıcı, şunları söyledi: “Ekolojik Tarım ve Turizm alanı (ETTA) diye bir alan belirlenmiş ve bütün orman alanlarının içine girmiş bu tanım. Tabii 1/25 binlik planları da beklemek lazım kesin konuşabilmek için ancak yine de dikkat çekici.” Planda, Silivri taraflarında hastane alanları belirlenmesine de değinen Yapıcı, kent içindeki Çapa ve Haseki gibi önemli hastanelerin kaldırılmasının planlandığını hatırlatarak “Burada Tabip Odası'nı da göreve çağırmak lazım. Çünkü kent içinde siz 10 dakika içinde bir tam teşekkülü hastaneye ulaşamazsanız ölebilirsiniz de” uyarısında bulundu. İstanbul Çevre Düzeni planı paftalarında ilgi çekici bir nokta da, İstanbul'un Dünya Mirası listesinden çıkartılmasını gündeme getiren nedenlerden biri olan Tarihi Yarımada Suriçi bölgesinin Haydarpaşa ile birlikte ticaret merkezleri olarak belirlenmiş olması. Ayrıca yoğun tepkiler nedeniyle nasıl özelleştirileceği bir türlü belirlenemeyen Haydarpaşa Gar binası haritalarda bu kez de “tematik müze” olarak gösteriliyor. Ayrıca meslek örgütleri ve bilim insanları tarafından birçok kez tepki gösterilen, “Kartal Merkezi İş Alanı Projesi, Zeytinburnu Hizmet Turizm ve Rekreasyon Alanları Kentsel Tasarım Projesi, Küçükçekmece-Avcılar İç-Dış Kumsal Kentsel Tasarım Projesi” gibi kentsel dönüşüm projeleri Çevre Düzeni Planı'na alınmış. Ayrıca Ömerli Su Havzası'nın ortasında bütün havzayı tahrip eden Formula 1 de yine plana alınmış. Evrensel Gazetesi, 27.07.2006 |
|
| HERŞEY DÜLÜK İÇİN Şehitkamil Belediye Başkanı Metin Özkarslı, tarihi ve kültürel mirasların ancak kaybedildikleri zaman değerlerinin anlaşıldığını söyledi. Özkarslı, Dülük köyünde bulunan Dülük Antik Kenti'nde, Şehitkamil Belediyesi, çevre gönüllüleri ve köylülerin yaptıkları temizlik çalışmalarını inceledi. Temizlik çalışmalarının ardından yol ve çevre düzenlemesi çalışmalarını yapacaklarını kaydeden Özkarslı, "Tarihini tam meydana çıkardığımız takdirde Dülük'ün, Gaziantep'e Zeugma kadar turistik değer katacağını inanıyoruz. Buradaki harabeler dünyaca çok iyi tanınıyor, bir Alman profesör burada 5 yıldır çalışmalar yapıyor. Biz de belediye olarak, bu eserleri dünyaya tanıtmak üzere çalışıyoruz" dedi. Dülük köyüne ulaşımı kolayca sağlayacak bir yol çalışması yapacaklarını kaydeden Özkarslı, şunları kaydetti: "Dülük Antik Kenti'nin turizme kazandırılması amacıyla hazırlanan proje uzun vadeli düşünülen bir proje. Her yıl toplanan emlak vergisinin yüzde 10'unu buraya harcamayı planlıyoruz. Ayrıca, yapacağımız çalışmalarda bize destek verecek çevre gönüllüleri ve sivil toplum örgütleriyle işbirliği yapmak istiyoruz.'' Özkarslı, kanunen, belediyelerin topladıkları emlak vergilerinin yüzde 10'luk kısmının tarihi yerlere harcama zorunluluğu olduğunu, kendilerinin de emlak vergilerinden elde ettikleri bu geliri Dülük Antik Kenti'nin turizme kazandırılması amacıyla harcamayı planladıklarını belirtti. Bu yıl Dülük Antik Kenti'nin turizme kazandırılması için 1,5 milyon YTL harcamayı planladıklarını bildiren Özkarslı, gerekli çalışmaları yapabilmek amacıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Anıtlar Yüksek Kuruluna gerekli başvuruları yaptıklarını, başvurunun kabul edilmesi durumunda dünyanın ilk yerleşim yerlerinden biri olarak bilinen Dülük Antik Kenti'nin turizme kazandırılması çalışmalarına başlayacaklarını dile getirdi. "Tarihi ve kültürel mirasların değeri maalesef kaybedildiği zaman anlaşılmaktadır. Zeugma Antik Kenti sular altında kalıncaya kadar dünyanın ilgisini çekmedi'' diyen Özkarslı, Dülük Antik Kenti'nin de bu tür bir talihsizlik yaşamaması için girişimlerde bulunduklarını bildirdi. 28 köyün belediye bünyesinde mahalle statüsü aldığını bunların hepsinde temizlik çalışması yaptıklarını vurgulayan Özkarslı, ancak bu köyler arasında Dülük'ün tarihi ve turistik önemi açısından farklı ve cazip bir yönünün bulunduğunu ifade etti. Gaziantep 27 Gazetesi, 27.07.2006 |
![]() |
| ANTİK ÇÖPLÜK Balıkesir'in Erdek İlçesi'nde Kyzikos Antik Kenti'nde kazı çalışmaları, çöp engeline takıldı. 8 yıl aradan sonra yeniden başlayan kazılara başkanlık yapan Atatürk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi Yard. Doç. Dr. Nurettin Koçhan, 2500 yıl önce büyük bir uygarlığın yaşadığı Kyzikos Antik Kenti'nde çöp yığınları ile karşılaşınca şaşkına döndü. Kazı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Koçhan, Erdek Belediye Başkanı Hüseyin Sarı'yı arayarak yardım istedi. Başkan Sarı, Erdek'e 5 kilometre uzaklaktaki Kyzikos'a çöp kamyonu göndererek çöplerin temizlenmesi talimatını verdi. Temizlik çalışmalarını kazı ekibi de izleyerek çöp yığınları ile birlikte antik kalıntıların çöplüğe gitmesini önledi. Çöplüğe dönüşen antik kentin temizlenen bölümünde iki gün süren çalışmalarda 12 kamyon çöp toplanırken çalışmalar sürüyor. Erdek Belediye Başkanı Hüseyin Sarı, Erdek ve Kapıdağ Yarımadası'nda çok geniş bir alana sahip olan ve zamanın en büyük yerleşim alanı olarak bilinen Kyzikos Antik Kenti'nin gün ışığına çıkması gerektiğini vurguladı. Sarı "Kyzikos'un gün ışığına çıkarılması sadece bölge için değil ülke turizmi açısından da büyük bir gelişme olacak. Anadolu'daki en önemli kültür miraslarından olan Kyzikos, kültür turizminin yeni merkezi olacak" dedi. Kazı çalışmalarına 8 yıl aradan sonra yeniden başlanan Kyzikos'un Efes Antik Kenti'nen daha büyük olduğunu belirten Kazı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Nurettin Koçhan, kentin mutlaka turizme açılmasını istedi. Yrd. Doç. Dr. Koçhan, Kyzikos'la ilgili şu bilgileri verdi: "Kentin kurucusu Kral Kyzikos MÖ 362 de Arteka'yı (Erdek) ele geçirdikten sonra Kyzikos önemli bir ticaret merkezi oldu. Efes'ten daha büyük olan Kyzikos bölgenin başkentiydi ve antik kent yaklaşık 25 kilometrekarelik bir alanı kaplıyor. Roma İmparatoru Maurelius Quintillus MS 297'de Kyzikos'ta sikke bastırmıştı. `Kyzikos Stateri' yani parası bugünkü Amerikan doları gibi değerliydi ve her şeyin fiyatı bugün Amerikan dolarında olduğu gibi o dönemde Kyzikos Stateri'ne göre belirleniyordu. Bu değerli paraya Bulgaristan'da bile rastlandı. Türkiye'de 3 büyük amfi tiyatro var. Bunlardan biri de Kyzikos'taki yaklaşık 20 bin kişi kapasiteli Kyzikos Tiyatrosu'dur." Vatan, 27.07.2006 |
|
![]() |
1000 YILLIK KİTAPTA İSRAİL'DEN ŞİKÂYET İrlandalı arkeologlar mucize eseri bulunan antik ilahi kitabının sevincini yaşıyor. Bir inşaat işçisinin küreğinin ucuna değerek tesadüfen çıkarılan kitap, İrlanda'da bugüne kadar bulunan erken ortaçağa ait ilk tarihi belge. Uzmanlar 20 sayfalık kitabın MS 800-1000 yıllarından kaldığını tahmin ediyor. Kitap bulunduğu sırada açık olan sayfasında Latince el yazısıyla, 'Psalm 83' adlı ila-hi yer alıyor. İlahide Tanrı diğer milletlerin, İsrail hakkındaki şikâyetlerini dinliyor. Ulusal Müze yöneticisi Pat Wallace, İsrail-Hizbullah arasındaki savaş sürerken böyle bir mesajla karşılaşmalarının da çok şaşırtıcı bir sürpriz olduğunu söylüyor. Radikal, Foto: AP, 27.07.2006 |
| ARKEOLOJİK KAZILARDA ARAŞTIRMA KURTARMA BİRLİKTE YAPILIYOR Farklı uygarlıkların izlerini taşıyan 195 tarihi antik kentin bulunduğu Muğla'da, tarihi gün ışığına çıkartma çalışmaları sürdürülüyor. Muğla Valisi Temel Koçaklar, Karia ve Likya gibi uygarlıklara başkentlik etmiş olan ve bu uygarlıkların izlerini taşıyan tarihi antik kentlerde ve ören yerlerinde kültürel değerlerin gün ışığına çıkarılması için 2006 yılı içinde 11 yerde bilimsel, 7 yerde kurtarma kazısı, 6 yerde ise yüzey araştırmasının yapılacağını açıkladı. Vali Koçaklar açıklamasında, sahip olunan tarihi ve kültürel değerlerin gün ışığına çıkarılmasında, bu değerlerin, ulusal ve uluslararası boyutta tanıtılmasında ve titizlikle korunarak gelecek kuşaklara aktarılmasında, bilimsel ve kurtarma kazılarıyla, yüzey araştırmalarının büyük önem taşıdığını belirtti. Koçaklar, Muğla genelinde, 2006 yılı içinde bir bölümü başlayan, bir bölümü de önümüzdeki günlerde başlayacak olan arkeolojik bilimsel ve kurtarma kazılarıyla, yüzey araştırmalarının yapılacağı yerleri şöyle sıralıyor: Arkeolojik bilimsel araştırmalar Köyceğiz-Kaunos Kazısı, Fethiye-Tlos Kazısı, Fethiye-Letoon Kazısı, Datça-Knidos Kazısı, Yatağan-Stratonikeia Kazısı, Yatağan-Lagina Kutsal Alan Kazısı, Milas-Beçin Kazısı, Milas-İassos Kazısı, Milas-Labranda Kazısı, Bodrum-Gümüşlük Myndos Kazısı. Arkeolojik kurtarma kazıları Muğla-Özlüce Fosil Yatakları Kazısı, Kavaklıdere-Hylarima Kazısı, Yatağan-Alaşar Çatlıbası Kazısı, Bodrum Omurça Mah Kazısı, Milas-Gümüşkesen İ.Ö.O. Bahçesi Kazısı, Marmaris-Yalancıboğaz Kazısı, Datça-Emecik Köyü Apollon Kutsal Alanı Kazısı. Arkelolojik yüzey araştırmaları Muğla-Kentsel Sit Alanı, Milas-İassos Ören Yeri, Milas-Heraklia, Marmaris-Kıran Gölü, Fethiye-Likya Pamfilya, Aydın ve Muğla İlleri Yüzey Araştırması. Haber Ekspres, 27.07.2006 |
|
| YAĞMALANAN ANTİK HEYKELİ İADE ETTİLER 3 yıl önce ABD'nin Irak'ı işgali sırasındaki yağmalamalarda yüzlerce değerli arkeolojik eserle birlikte Irak Ulusal Müzesi'nden çalınan Entenema adlı 4000 yıllık kral heykeli Irak hükümetine iade edildi. Mezhep çatışmalarıyla kan gölüne dönen Bağdat'ın güvenliği konusunu görüşmek üzere ABD'ye giden Irak büyükelçisi Zalmay Halilzad ve Irak Başbakanı Nuri El Maliki, paha biçilmez heykeli Washington'da düzenlenen bir törenle aldılar. Nadir bulunan siyah bir taştan yapılmış, kafası kopmuş heykel, 20. yüzyılın başında Irak'ın güneyindeki bir tapınağın yakınlarında yapılan kazı çalışmalarında bulunmuştu. ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, kimlikleri açıklanmayan kişilerin geçen yılın sonlarında Amerikalı yetkililere heykelin bulunabileceği yer hakkında bilgi verdiklerini, böylece heykelin geçen mayıs ayında geri alınarak ABD'ye getirildiği ve Haziran ayı başında da gerçekliğinin teyit edildiği belirtildi. Hürriyet, 27.07.2006 |
![]() |
| 'LAODİKYA KAZILARI 600 YIL DAHA SÜRER' Denizli merkeze bağlı Eskihisar köyü yakınlarındaki Laodikya'da yapılan kazılarda, antik kentin erzak deposu ile değerli tarihi eserler bulundu. Laodikya Kazı Heyeti Başkanı Doç. Dr. Celal Şimşek, bu yıl kazılara 15 Haziranda başladıklarını, halen çalışmaların merkezi hamam, Suriye Caddesi, Kuzey Nekropolü, Doğu Bizans Kapısı ve Kuzey Erzak Deposu'nda devam ettiğini söyledi. Laodikya kazılarının eylül ayı ortalarına kadar süreceğini ifade eden Şimşek, “Burası, kendi döneminin önemli ticaret merkezlerinden birisi. Toprak altındaki antik kent, 4 kilometrekarelik bir alanı kaplıyor. Yılda 3 ay çalışmayla Laodikya kazıları 600 yılda biter. Oysa Denizli'de iklim şartları yılın 8-9 ayı kazı yapmaya elverişli. Kazı ödeneğinin artırılması, kazıların hız kazanmasını sağlayacaktır.” diye konuştu. Türkiye Gazetesi, 27.07.2006 |
|
![]() |
RUM EVİ'NE MAKYAJ Çanakkale'de, İstiklal İlköğretim Okulu'nun yan kısmında bulunan ve harabeye dönen tarihi Rum Evi'nin restorasyon çalışmalarına başlandı. Restorasyon projesinin mimarı İsmail Erten, harabeye dönen binadaki restorasyon çalışmalarına başlandığını belirterek, "Bayramiçli işadamı Deniz Çınaroğlu ile eşi bu binayı satın alarak kurtarmak istedi. 1800'lü yılların sonunda yapılan ve eski Rum Evi olarak bilinen bu yer, 130 metrekarelik kapalı bir alan üzerini kurulu. 2 katlı bina olduğu için 260 metrekarelik bir kullanım alanına sahip. Ayrıca yüz metrekarelik de açık bahçesi var. Restorasyon konusundaki hazırladığımız dosyayı Çanakkale Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu'nda onaylandı.. Restorasyon çalışmaları bütün hızıyla devam edecek. Burayı çocuklara yönelik bir kültür evi olarak düzenleyeceğiz. Çocukların resim, müzik, dans gibi faaliyetlerini yapacakları mekan olacak bu tip tarihi binaların kurtarılarak gelecek nesillere aktarılmasından yanayız. Bunun için de çalışmalarımıza devam edeceğiz" dedi. Gazete Boğaz, 26.07.2006 |
| FATİH CAMİİ'NİN AVLUSUNDA BULUNAN TARİHÎ KÜTÜPHANEDE YANGIN ÇIKTI Fatih Camii'nin avlusundaki tarihi kütüphanede, dış cephedeki restorasyon çalışmaları esnasında yangın çıktı. Sigara izmaritinden çıktığı tahmin edilen yangın, itfaiye ekipleri tarafından büyümeden söndürüldü. Kütüphanede kaç kitabın yandığı açıklanmadı. Edinilen bilgiye göre dün saat 11.00 sularında Fatih Camii'nin avlusundaki tarihi kütüphanede yangın çıktı. Restorasyon çalışmaları sırasında alevleri gören işçiler hemen itfaiyeye haber verdi. Kısa sürede olay yerine gelen itfaiye ekipleri, kütüphanenin kapısını kırarak içeri girdi. Bir grup itfaiye görevlisi ise dışarıdan söndürme çalışmalarını sürdürdü. İki koldan yürütülen çalışmalarla yangın, Fatih Camii ve Fatih Sultan Mehmet'in türbesine sıçramadan söndürüldü. Çevredeki vatandaşların meraklı bakışları arasında söndürülen yangının sigara izmaritinden çıkmış olabileceği belirtildi. Zaman, 27.07.2006 |
|
| ANTİK TİYATRO YENİDEN VÜCUT BULACAK Kaş'ta, Hellenistik dönemden kalma 26 basamaklı 4 bin kişilik seyirci kapasitesine sahip doğal kayaya dayandırılmış olan Antik Tiyatro'nun restorasyonu öncesi, röleve için Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı Yüksek Anıtlar Kurumu'ndan 9 kişilik ekip çalışmalara başladı. Yapılan çalışmalarda en gelişmiş 3D lazer tarayıcısı Riegl aracıyla Rıza Yılmaz başkanlığındaki Ekol Mimarlığa bağlı 9 kişilik ekip, Antik Tiyatro'da 40 derece sıcağın altında yoğun çalışmalarını sürdürüyor. 3 hafta sürecek olan çalışmalar, Hellenislik mabet, Dor uygarlığına ait Akdam Dor Kaya Gömütü, Patara Antik Tiyatro ve Meclis Binası'nda devam edecek. Röleve çalışmaları sonunda toplanan veriler ilgili kurumlara rapor olarak sunulacak. Daha sonra restorasyon çalışmalarına başlanacak. Antalya Kent Haber, 26.07.2006 |
![]() |
| TARİHİN ÜSTÜNE BETON DÖKMÜŞLER Turizmin cennet köşelerinden Didim'e yarım mil uzaklıktaki Panayır Adası'na balık çiftliği kurulması kararı halkı isyan ettirdi. Bölgenin sit alanı ilan edilmesi gerektiğini belirten Didimli'lerin başvuruları üzerine yapılan incelemede, 400 yıllık kilisenin üzerine beton dökülerek tahrip edildiği ortaya çıkarıldı. Ada çevresinde 6 tarihi batık olduğu belirtilirken, anfora parçaları bulundu. Altınkum plajlarına yarım mil uzaklıktaki Panayır (Cennet) Adası'na bir firma tarafından balık çiftliği kurulmak üzere yasal izinlerin alındığının duyulması üzerine harekete geçen Didimli'ler, geçen hafta başlattıkları eylemin ardından dün de Didim Müzesi'ne başvurarak bölgede inceleme yapılmasını istedi. Didim Kültürel Mirası Koruma Derneği Başkanı Mustafa Şentürk'ün daveti üzerine, Milet Müzesi'nde görevli arkeolog Erkan Dede Panayır Adası'na giderek inceleme yaptı. ![]() Mustafa Şentürk ile birlikte ada üzerinde ve etrafında incelemelerde bulunan Arkeolog Dede, adadaki 400 yıllık olduğu tahmin edilen tarihi kilise üzerinde inceleme ve ölçümlerde bulundu. Dede, önceki yıllarda kilisenin bitişiğine yapılan ek binanın yapımı sırasında tarihi kilisenin üzerine beton dökülerek tahrip edildiğini belirterek şunları anlattı: “Panayır Adası Ege'de bakirliğini koruyan en güzel adalarımızdan biri. Ada üzerinde bulunan kilisenin yanına 1974 yılında Tarım İl Müdürlüğü tarafından yapılan binanın inşası sırasında, kilise de betonla sıvanmış. Bu yüzden kilisenin yapılış tarihini net olarak bilemiyoruz. Kilise ve civarında kazı çalışmaları yapılarak inşa tarihi bulunabilir. Buraya yapılması düşünülen balık çiftliği, bu adanın doğal özelliğinin tamamen yok olmasına neden olur. Biz gerekli incelemelerimizi yaparak ilgili kurumlara raporumuzu sunacağız. Bu adanın bakirliğini koruması için yapılacak en etkili yöntem, adanın bir an önce doğal sit ilan edilmesidir.” Şentürk ve Dede'nin ada üzerinde yaptığı ve yaklaşık üç saat süren inceleme gezisi sırasında yüzlerce yıllık anfora parçaları da bulundu. Tarihi doku gibi doğanın da katledilmeye çalışıldığını belirten Didim Kültürel Mirası Koruma Derneği Başkanı Mustafa Şentürk de şöyle konuştu:“Her gün onlarca günübirlik tur teknesinin uğradığı, yerli ve yabancı yatların rotası üzerinde olan Panayır Adası'na balık çiftliği kurmak tam anlamıyla cennette cinayet işlemek demek. Ada üzerindeki kilise ve denizdeki 6 ve 3'ncü yüzyıllara ait 6 batığıyla ada doğa ve kültür cenneti. Bir zamanlar kilisenin üzerine beton dökerek tarihi yok etmeye çalışan zihniyet, şimdi de kıyıya en yakın mesafede Panayır Adası'na balık çiftliği kurdurarak doğayı yok etmeye çalışıyor. Ancak bizler buna izin vermeyeceğiz. Adanın bir an önce doğal ve arkeolojik sit alanı ilan edilmesi için yasal işlemlerimizi başlattık. Milet Müzesi'nden sonra üniversitelerin tarih ve edebiyat bölümlerinden bilim adamlarını getirip rapor hazırlamalarını ve bölgenin önemini ortaya koyan bilimsel çalışmalar yapmalarını sağlayacağız.” Hürriyet, Haber: Yaşar Anter, 26.07.2006 |
|
![]() |
SELÇUKLU MEZARLIĞI'NDA KAZI ÇALIŞMALARI Bitlis'in Ahlat İlçesi'nde bulunan tarihi Selçuklu Mezarlığı'nda, Gazi Üniversitesi Mimarlık ve Mühendislik Fakültesi Mühendislik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nakış Karamağaralı başkanlığında sürdürülen kazı çalışmalarının bu yılki bölümü 42 kişilik ekibin katılımıyla başladı. Çalışmalarla ilgili basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Nakış Karamağaralı, kazılara öğretim üyesi ve öğrencilerden oluşan 22 kişini yanı sıra, 20 işçinin de katıldığını bildirdi. Çalışmalar için sağlanan ilk kısım ödeneğin 55 bin YTL olduğu ve bu ödeneğin artacağının ümit eden Karamağaralı, kazıların eylül ayı ortalarına kadar sürmesini planladıklarını kaydetti. Doç. Dr. Karamağaralı, "İlk olarak Selçuklu Mezarlığı'nın arka tarafındaki geçici yerleşim denilen alanda çalışmaya başladık. Burada 'Akıt' dediğimiz Timilus tarzı mezar yapılarıyla fonksiyonunu şu an tam olarak belirlemediğim bir takım mekanlar var. Önce buraların etrafını ve içlerini temizliyoruz. Daha sonra derine inerek orijinal seviyelerini bulacağız. Bu alan daha önce hiç kazılmamış. Onun için öncelikle bu kısmın kazı çalışmasını tamamlamak istiyoruz. Buranın fonksiyonunu ve zemini tam olarak ortaya çıkarmak istiyoruz. Ancak kazı çalışmalarımız bittikten sonra daha net konuşmak mümkün. Burayı tamamen ziyarete ve restorasyona hazır hale getirmeye çalışıyoruz" dedi. Ahlat'ın, döneminin en büyük Selçuklu şehri ve kültür merkezi olmasıyla Kubbet'ül İslam denilen 3 şehirden biri olması bakımından çok büyük önem arz ettiğini kaydeden Doç. Dr. Karamağaralı, "Ahlat sadece Türkiye için değil tüm dünyaya bakıldığında çok tipik özellikler arz eden bir ortaçağ şehridir. Zaten bu bir ortaçağ şehir kazısı" şeklinde konuştu. Bitlis Kent Haber, 26.07.2006 |
| BAK ŞU KÖSTEBEĞİN YAPTIĞINA Asur ticaret kolonilerinin bulunduğu ve 4 bin yıl öncesine ait Anadolu'daki ilk yazılı kil tabletlerin çıkarıldığı Kültepe Höyüğü'nün keşfedilmesini sağlayan köstebekler, şimdi kazı yapılan bölgeyi tünellerinden su taşıyarak tehdit etmeye başladılar. 1870 yılında Gömeçli Hacı Mehmet Ağa, tarlasındaki köstebeklerin yer altından gün yüzüne çıkardığı çivi yazılı kil tabletleri, Kayseri Valisi'ne götürerek bölgedeki tarihi zenginliğin keşfedilmesini sağladı. Kültepe Höyüğü'nde ilk resmi kazı, 1948 yılında Prof. Dr. Tahsin Özgüç tarafından başlatıldı. Geçen yıl hayatını kaybeden Prof. Dr. Özgüç'ün 57 yıl devam eden kazılarda çıkardığı binlerce çivi yazılı tablet ve diğer arkeolojik eserler Kayseri Arkeoloji Müzesi ve Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde sergileniyor. Prof. Dr. Tahsin Özgüç'ün ölümünden sonra bu yılki kazı başkanlığını yürüten Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, köstebeklerin açtığı tünellerinin çevredeki pancar ve ayçiçeği tarlalarının sularını Karum kazı alanına kadar taşıdığını belirtti. Aslında köstebek bizim için çok değerli bir hayvan; bu höyüğün keşfedilmesini sağladılar, ancak şu anda bizim baş belamız, 4 bin yıllık eserleri tehdit ediyorlar” diyen Prof. Dr. Kulakoğlu, şöyle devam etti: “Civardaki ayçiçeği ve pancar tarlalarını çiftçiler suyla dolduruyorlar. Ayrıca bizim kazı alanının etrafından topraktan su kanalları geçiyor. Bölgede bulunan binlerce köstebek tünelinden geçen sular da kazı alanımızın içine kadar giriyor. Arkadaşlarımızla birlikte bitişiğimizdeki tarlaların sularının çalışma yaptığımız alana dolmasını engellemek için kazma ve küreklerle çalışıyoruz. Yeni su yolları yaparak kazı alanı içerisine gelen suyu tahliye etmeye çalışıyoruz.” Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın kazı alanı etrafındaki 4 tarlanın istimlak edilmesi için gerekli emri verdiğini ve Kayseri Valiliği'nin istimlakle ilgili işlemleri yürütmeye başladığını belirten Kulakoğlu, ”istimlak işlemleri tamamlandığında kazı alanı etrafındaki tarlaların bir bölümü sulanmayacağı için bu tehdit kısmi olarak ortadan kalkacak, ancak kazı alanı etrafında birkaç tarlanın daha istimlak edilmesi gerekiyor” diye konuştu. Hürriyet, 26.07.2006 |
|
| APHRODİSİAS'TAN ÇALINAN DÖRDÜNCÜ FRİZ DE BULUNDU Aydın İl Kültür ve Turizm Müdür Yardımcısı Nusret Debre, 1989 yılında Aphrodisias Antik Kenti'nden çalınan 4 friz bloğundan sonuncusunun da bulunduğunu söyledi. Debre, yaptığı açıklamada, 1989 yılında Aphrodisias Antik Kenti'nde meydana gelen bir soygunda, 4 adet friz bloğunun çalındığını anımsattı. Çalınan friz bloklarından üç adedinin daha önceden bulunduğunu belirten Debre şöyle konuştu: ''1984 yılında o dönemin kazı başkanı Kenan Erim tarafından, Aphrodisias Antik Kenti Tiberius Portikosu'nda gün ışığına çıkarılan, PTNE 84-1-4 kazı numaralı friz bloğu, 1989 yılındaki soygunda çalınan 4 friz bloğundan biriydi. Aphrodosias Antik Kenti kazı başkanı Roland Smith, bu bloğun geçen yıl İngiltere'nin Londra kentindeki Barakat Galerisi'nde olduğunu tespit etti. Böylece, 1989 yılında Aphrodisias Antik Kenti'nden çalınan 4 friz bloğundan sonuncusu da bulundu.'' Yapılan yazışmaların ardından bloğun Aphrodisias Antik Kenti'nden çalındığının kesinleştiğini ifade eden Debre, bloğun Türkiye'ye iadesinin istendiğini ve gelecek günlerde Türkiye'ye geri getirileceğini sözlerine ekledi. Aphrodisias Antik Kent kazı başkanı Roland Smith, Aydın İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'ne yazdığı yazıda, çalınan eseri 10 Şubat'ta Barakat Galerisi'nde gördüğünü ifade etti. Eserin Aphrodisias'tan çalındığını ispatlamak için SİT alanından çalındığını gösteren dokümantasyon aldığını bildiren Smith, eserin aynı zamanda ''Barakat Gallery''nin internet sitesinde ilan edildiğini ifade etti. Smith, eserin ait olduğu SİT alanı Aphrodisias'a ve Türkiye'ye er ya da geç geri dönmesi ve esere el konulması için mümkün olan en kısa zamanda harekete geçilmesi halinde çok mutlu olacağını da kaydetti. Öte yandan, Aphrodisias Müze Müdürlüğü yetkilileri çalınan ve daha sonra bulunan II. Roma İmparatoru Tiberus döneminden kalma eserlerin, o dönemde Tiberus'un kazandığı zaferler onuruna hediye edildiğini, eserlerin baş görünümlü bloklar olduğunu kaydetti. Yetkililer tarihi değeri bulunan frizlerden iki adedinin Anadolu Medeniyetler Müzesi'nde, bir adedinin Aphrodisias'ta bulunduğunu, İngiltere'de bulunan son friz ile kayıp friz kalmadığını kaydettiler. Aydın Denge, 26.07.2006 |
![]() |
| AKDAMAR KİLİSESİ'NDE RESTORASYON TAMAMLANIYOR Van İl Kültür ve Turizm Müdür Vekili Salih Tatlı, Akdamar Kilisesi'nin restorasyon çalışmalarının bitmek üzere olduğunu, çevre düzenlemesinin de önümüzdeki günlerde başlayacağını söyledi. İl Kültür ve Turizm Müdürü Vekili Salih Tatlı, yaptığı açıklamada, Van'ın Gevaş İlçesi sınırlarında bulunan Akdamar Adası'ndaki Akdamar Kilisesi'nin restorasyon çalışmalarının 2 gün içerisinde son bulacağını bildirerek, restorasyon çalışmalarının bitmesiyle adanın çevre düzenlemesinin başlayacağını kaydetti. Tatlı, "Restorasyonu devam eden kilisenin çalışmalarında son aşamaya gelindi. Restorasyonun bitmesiyle çevre çalışmaları başlayacaktır. Yapılacak olan düzenlemelerle adanın su, elektrik ihtiyacı giderilmiş, seyir terasları ve dinlenme gibi yerleri oluşturulmuş olacaktır. Buraya gelen insanlar, hem tarihi hem de doğal güzellikleri aynı anda görecek. Ada, bütün çalışmaların son bulmasıyla turistlerin ve halkın gün boyu uğrak yeri haline gelecek. Böylece turizme il adına büyük bir katkı sunulmuş olacaktır" dedi. Turizm Gazetesi, 26.07.2006 |
|
![]() |
KÜÇÜK SARAY'DA YIKILMA TEHLİKESİ! Hasankeyf kazı başkanı Prof. Dr. Abdulselam Uluçam, yaşanan sert kış nedeniyle bir çok tarihi eser ve yapıtın zarar gördüğünü söyledi. 2006 kışının Hasankeyf için şansız bir dönem olduğunu belirten Prof. Dr Uluçam, " Son 30 yılın en sert kışı yaşandı. Bir çok tarihi eser zarar gördü. Bu konudaki çalışmalarımız sürüyor." dedi. Hasankeyf Kaymakamlığını ve Belediyeyi bu konuda bilgilendireceğini söyleyen Prof. Uluçam, yıkılma tehlikesi bulunan bölgedeki vatandaşların dikkatli olmalarını istedi. Kazı başkanı Uluçam, şöyle konuştu: " Kış döneminde Hasankeyf'te ardı ardına 7 gün yağan kar yağması, buna paralel olarak gündüzleri karların erimesi ve geceleyin yaşanan buzlanma tarihi dokuya büyük zarar verdi. Kireç taşıyla yapılan mimaride ayrışmalar çözülmeler oluştu. Hasankeyf'in anıtsal yapıları, iç kaledeki büyük saraydan küçük saraya, su kulesinden aşağıdaki rızk camisinin minaresine kadar bütün tarihi eserler nasibini bundan aldı. Baharla birlikte mimari ve anıtsal yapıtlarda ayrışma oldu. Hızla yıkıma gidiyor. Mayıs ayından bu yana küçük saray yıkılma tehlikesi yaşıyor. Tehlike nedeniyle Küçük Saray ziyarete kapatıldı. Demir parmaklıklarla etrafı çevrildi. Dinlenme yerlerinden yolgeçen hanı, Dicle nehri kenarındaki çardaklar da tehlike altında . Ziyaretçilerin dikkatli olması gerekiyor." Batman Gazetesi, 26.07.2006 |
| KÜLLİYEYİ TAŞKINDAN KURTARACAK PROJE Döneminin sağlık ve sosyal anlayışını en güzel şekilde yansıtan II. Bayezid Külliyesi'ni su taşkınlarından kurtacak Drenaj Sistemi inşaatı önümüzdeki hafta başlıyor. Vakıflar Bölge Müdürlüğü yaklaşık maliyeti 950 bin YTL olacak işin ihalesini alan İstanbullu firma ile bugün yer teslimi için sözleşme imzalayacak. Bünyesindeki yapılar topluluğunun dört yıl gibi kısa bir sürede bitirilip imparatorluğun ekonomik ve teknik gücünü gösterdiği II. Bayezid Külliyesi'nde, yaklaşık 525 yıl sonra bir şantiye de önümüzdeki hafta drenaj sistemi inşaatı için kurulacak. Yaklaşık maliyeti 950 bin YTL olan drenaj işi ihalesini 21 Temmuz günü alan İstanbullu firma yetkilileri ve Vakıflar Bölge Müdürlüğü yetkilileri bugün yer teslimi için bir araya gelecek. Vakıflar Bölge Müdürü Hasan Çetinkaya, Kırkpınar Müzesi oluşturma çalışmaları süren ve Sağlık Müzesi dışında külliyenin tüm müştemilatını gezen Danışma Kurulu Üyeleri'ne fodlohane ve imarethane hakkında bilgi verip yapılacak çalışmaları anlattı. Külliye'nin 600 bin YTL'lik harcamayla kurşunlarının yenilendiğini ifade eden Çetinkaya, çalışmalar sırasında çıkan eski kurşunların da tekrar eritilip değerlendirileceğini kaydetti. Külliyenin tavanında çalışmaların tamamlandığını ve bundan sonraki aşamada çalışmaların külliyenin tabanında süreceğini belirten Çetinkaya, “Drenaj sistemi yapıldığında artık külliyede su basması meydana gelmeyecek” dedi. Diğer bölümlerin restorasyon ihalesi ise 2007 yılı Mart ayında yapılacak. İhaleden sonra başlayacak olan onarımın Aralık ayında tamamlanması planlanıyor. Hizmet verdiği yıllarda yer sofralarının kurulup ihtiyaç sahibi vatandaşa sıcak aş verilen imarethane onarımdan sonra kapılarını tekrar imarethane olarak açarak yıllar önce verdiği hizmeti sürdürecek. Edirne Internet Gazetesi, 26.07.2006 |
|
| BİR AFGAN BUDİST MAĞARASI'NDA ANTİK PERS ÇİZİMLERİ BULUNDU Japon araştırmacılar Afganistan'ın Bamiyan harabelerinde, Pers mitolojisinde geçen bir kuşun resmini buldular. 7. yüzyıla tarihlenen ve Zoroastrian dönem İran efsanelerinde yaygın olarak adı geçen Simurg resmi bölgenin Budizm inancının İslam Öncesi İran etkisi altında olduğunun bir ispatı olarak kabul ediliyor. Taliban'ın 2001 yılında dünyanın en büyük Buda heykelini dinamitleyerek tahrip ettiği Bamiyan Bölgesi'nde, bir Budist mağarasında bulunan resmin silik renkleri Japon ekibin yaptığı temizleme çalışması sonucunda açığa çıktı. Projede görev alan ve AFP e konuşan, Japon Kültürel Varlıkları Araştırma Enstitüsü'nün bir uzmanı “İlk defa bu efsanevi yaratğın somut bir resmi ile karşı karşıyayız. Bu resim, İran mitlerinin Bamiyan Budizmine yansıdığını göstermekte.” dedi. Öte yandan, İskender'in MÖ 4. yüzyılda Afganistan'ı aldığını hatırlatan bazı diğer uzmanlar, resmin Yunan mitolojisindeki Griffin de olabileceğini belirterek Japon ekibinin daha kapsamlı araştırmalar yapmak zorunda olduğunu vurguladılar. Resim, bir kartalın kafası ve kanatları ile bir aslanın gövdesine sahip, altın, gümüş, mavi ve kırmızı renklerle bezeli bir yaratığın bir boğa ile karşılaşmasını betimliyor. Aynı mağarada araştırmacılar bir boğa ile karşı karşıya gelen bir aslanın resmine de rastladılar. Ekipten bağımsız olarak isminin açıklanmasını istemeyen diğer bir araştırmacı ise; “Civarda veya başka mağaralarda kısımlar halinde benzer resimler olduğunu, fakat ilk defa, bir tek mağara bu kadar çok hayvan resmine rastladıklarını” söyledi. Japon ekibin amacı Taliban ve savaş tahribinden sonra Bamiyan'da kalan tüm eserleri araştırmak ve korumaya almak. AFP, Haber: Joel Saget, Der: Ali Yamaç, 25.07.2006 |
![]() |
| İSRAİL BOMBALARI 2000 YILLIK BAALBEK'İ DE TEHDİT EDİYOR İsrail'in Lübnan topraklarındaki saldırıları, 2000 yıllık geçmişe sahip olan Baalbek kentini de tehdit ediyor. Yunanca adı Heliopolis (Güneş Kenti) olan ve UNESCO tarafından Dünya Mirası olarak kabul edilen kentteki Venüs Tapınağı, Jüpiter Tapınağı ve Baküs Tapınağı ile diğer tarihi kalıntılar artık İsrail bombardımanından kaçanlar tarafından sığınak olarak kullanılıyor. Her yıl dünyaca ünlü müzik festivaline evsahipliği yapan ve tarihi eserlerinin değeri nedeniyle turizmden önemli bir gelir sağlayan kent, İsrail hava saldırılarında doğrudan hedef olmasının ardından ölü şehre döndü. İsrail, geçen hafta düzenlediği hava saldırısında kentin merkezine 24 ton bomba bıraktı. Bunun üzerine Lübnan Kültür Bakanı Tarık Mitri, zaten hassas durumdaki tarihi yapıların ardı arkası kesilmeyen patlamalarla ve doğrudan hedef olma ihtimaliyle tehdit altında kaldığını söyleyerek, UNESCO'dan Baalbek'deki arkeolojik hazineyi korumak için girişimde bulunmasını istedi. ![]() Baal tanrısına tapanların merkezi ve Beka eyaletinin en büyük Fenike şehri olarak biliniyor. Baalbek, daha sonra Yunanların işgaline sahne oldu. Yunanlar buraya Heliopolis adını verdiler. Yunanlardan sonra, Romalıların eline geçti ve Antonius zamanında çok geliştirildi. Sonraki asırlarda Baalbek şehri yine pek çok kez el değiştirdi. Savaşlar yüzünden çok önemli yıkımlar yaşadı. Örneğin Bizans İmparatoru Teodosius şehri ele geçirdiği zaman, Jüpiter Tapınağı adı verilen yapının büyük bir bölümünü yıktırarak, yerine kilise kurdu. Ancak Baalbek'i en çok yağmalayıp tahrip edenler Haçlılar oldu. Haçlılar 14. yüzyılda kenti dev bir kale haline getirdiler. Timur, Ortadoğu seferinde bu kaleye de hücum etti ve ele geçirdi. Bölge Osmanlı hakimiyetine de girdi. Kent bu dönemde, yıkık, harap ve kendi haline terk edilmiş, aynı zamanda yarı yarıya toprağa gömülmüş durumdaydı. 1899'da Türkler, Almanlara kazı yapma izni verdiler. Birinci Dünya Savaşından sonra Lübnan, Fransızların eline geçti ve bu kazılara Fransızlar devam etti. Ancak buradaki en önemli kazı çalışmalarını yapan ve kalıntıları meydana çıkaranlar yine Lübnanlılar oldu. Baalbek'te bugün, harabe halinde üç büyük tapınak bulunuyor: Jüpiter, Baküs ve Venüs. En büyüğü Jüpiter'in MS 3. yüzyılda yapılmış büyük bir giriş kapısı bulunmaktadır. Avludan sonra geniş bir kapıdan girilen tapınağın 84 adet granit sütunu var. Bugün bunların sadece 6'sı ayakta. Diğerleri yıkık, kırık, bir kısmı da başka ülkelerdeki müzelere götürülmüş. Bu sütunlardan biriyse Süleymaniye Camii'nde bulunuyor. Baküs tapınağı daha iyi korunmuş. Bu tapınağın, her biri 18 metre yükseklikte 46 sütunu halen ayakta. Giriş kapısının yüksekliği 12 metre, genişliğiyse 7 metre. Hürriyet, 26.07.2006 |
|
![]() |
PEPOUZA ANTİK KENTİNDE KAZI ÇALIŞMALARINA BAŞLANIYOR Uşak'ın Karahallı İlçesi'ne bağlı Karayakuplu Köyü'nde 6 yıl önce ortaya çıkarılan ve Hıristiyanlık'ın kayıp mezhebi Montanizm'in merkezi olduğu öne sürülen antik Pepouza kentinde, Prof. Dr. Peter Lambe başkanlığındaki Alman ekibin yeniden araştırma yapacağı öğrenildi. Uşak Kültür ve Turizm Müdürü Şerif Arıtürk, yaptığı açıklamada, bölgenin yüzey araştırmalarıyla ortaya çıkarılmasının ardından, Prof. Dr. Peter Lambe ve ekibinin, Ağustos ayı içinde tekrar bölgeye gelerek araştırmalarına devam edeceğini kaydetti. Ekibin 6 yıldır bölgede çalışma yaptığını belirten Arıtürk, bu yıl da yüzey araştırması için Bakanlıktan izin alındığını ve çalışmaların Ulubey kanyonlarına doğru ilerleyeceğini ifade etti. Çalışmalar tamamladıktan sonra ekibin hazırlayacağı raporu kendilerine vereceğini bildiren Arıtürk, ''Ekibe her konuda yardımcı olacağız. Bu yılki araştırmalar daha çok Karahallı Deresi, Banaz Çayı kenarlarında, tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan Clandıras Köprüsü ile güney kesimde Ulubey, Hasköy, Avgan Asar yörelerinde olacak'' dedi. 2006 kazı sezonunda Banaz'ın Ahat Köyü'ndeki Akmonia antik kentinde de kurtarma kazısı yapmayı planladıklarını dile getiren Arıtürk, ''Akmonia antik kentinde bulunan mozaiklerin gün yüzüne çıkarılması ya da koruma altına alınması konusunda, 2006 yılı kazı sezonunda kurtarma kazısı planlıyoruz. Bu alanda bulunan mozaikleri çıkararak, tablolar haline getirmeyi ve Uşak Arkeoloji Müzesi'nde sergilemeyi istiyoruz. Ancak bunu gerçekleştirebilmek için Bakanlıktan onay gelmesi gerek. Şu anda planlamamızı yapıyoruz. Akmonia'nın yanısıra Blaundus antik kentinde çevre düzenlemesi yapacağız" ifadelerini kullandı. Turizm Gazetesi, Fotoğraf: Uşak Kent Haber, 25.07.2006 |
| PERA PALAS OTELİ İHSAN KALKAVAN'IN İstanbul'un tarihi beş yıldızlı oteli Pera Palas'ın işletme hakkını ve İzmir Alaçatı'daki beş yıldızlı Süzer Paradise'ı armatör işadamı İhsan Kalkavan aldı. Pera Palas'ın işletme hakkını elinde bulunduran Süzer Grubu ile anlaşan Kalkavan, iki otelle ilgili ödemeleri peşin yaptıklarını söyledi. Rakam konusunda bilgi vermeyen Kalkavan, kendisinin yatırımcı olduğunu, otellerde işletmeye karışmayacaklarını, tadilat isteyen otelde tahminen 20 milyon dolarlık yenileme yapacaklarını anlattı. Turizm Habercisi, 25.07.2006 ![]() Kalkavan: Pera Sıradan bir Yatırım Değil İstanbul'daki Pera Palas ve Çeşme'deki Süzer Paradise Hotel'in yeni sahibi olan ünlü armatör İhsan Kalkavan, yaklaşık 85 milyon dolara aldığı otellerde restorasyon çalışmalarına hemen başlayacak. Tarihi Otelleri aile dostu Süzer ailesinin talebiyle aldığını söyleyen Kalkavan 23 yıl yaşadığı bölgede, anılarının olduğu Pera Palas'ı almasının kendisine duygusal anlar yaşattığını söyledi. Pera Palas'a sıradan bir yatırım olarak bakmadığını söyleyen Kalkavan, "Bugün her ne kadar esamesi okunmuyor gibi görünse de içeri girenleri duygusallaştıran anılar var. Atatürk burada kaldı. Atamızı da saygı çerçevesinde kaldığı odaya, oradaki anılarına saygılı seviyede bir iş yapacağız" dedi. Atatürk'ün Pera Palas'ta kaldığı 101 numaralı oda 1981 yılında müze haline getirildi. Pera Palas'ı saray mantığıyla restore ederek dünyada konuşulacak bir otel haline getireceklerini söyleyen Kalkavan, "Anahtar sayısını artırmayacağız. 300 yatak kapasiteli otelin bazı odaları suit şeklinde tasarlanacak. Belki oda sayısını azaltacağız" dedi. Kalkavan, restorasyon çalışmaları için ucu açık bir bütçe oluşturduklarını ve ünlü İtalyan mimarlarla görüştüklerini kaydetti. Milliyet, 27.07.2006 |
|
![]() ![]() |
ANTİK TİYATRO'DA KAZILAR YENİDEN BAŞLADI İznik'teki Antik Roma Tiyatrosu'nda, 50 kişilik bir ekiple yeniden kazı çalışmasına başlandı. MS 8. yüzyılda İslam ordularının kuşatması nedeniyle taşları sökülerek surların güçlendirilmesinde kullanılan İznik Antik Roma Tiyatrosu arkeoloji kazıları, yeniden başladı. Roma İmparatoru Trajanus döneminde Bithynia Eyalet Valisi Plimius tarafından 2'nci yüzyılda yaptırılan ve dünya mimarisinde yerini alan antik tiyatro kazıları, 1980 yılında Doç. Dr. Bedri Yalman başkanlığında başladı. 1996-97 yıllarında ruhsat temini yapılamadığından dolayı ara verilen çalışmalara, 1998 yılında tekrar başlandı. 24 yıldır süregelen tiyatronun ortaya çıkarılması çalışmalarına, bugün çeşitli üniversitelerin antrapolog ve arkeolog bölümlerinden öğrenciler katılıyor. İznikliler'in de aralarında bulunduğu 50 kişilik kazı ekibinin başkanlığını yapan Doç. Dr. Bedri Yalman, tiyatronun sahne ve orkestra bölümlerindeki çalışmaların bir ay süreceğini belirterek, "Tiyatronun iç kısmında bulunan mimari bölgeler açılacak. İznik Kaymakamlığı'nca teknik ekipmanların temin edilmesi halinde batı ve güney yönündeki taşıyıcı mimari bölümlerinin ortaya çıkarılmasını hedefliyoruz. Döner bant sisteminin sağlanması halinde tiyatroyu ayakta tutan 40 adet beşik tonozlu mekan ile 7 adet trapozeyi dolduran toprak tabakasının boşaltılmasına başlanacak" dedi. Yalman, "Tiyatrodan taşınan taşların ardından bir daha kullanılmadığını, çeşitli atıkların döküldüğü ve Roma İmparatoru'nun buraya daha sonra Mezarlık Kilisesi yaptırdığını ve beş ayrı bölgede toplu mezarların olduğunu görmekteyiz. Osmanlı İmparatorluğu döneminde ise çini ve seramik atölyelerinin kurulduğu, yapılan kazı çalışmalarından anlaşılıyor. Bugüne kadar toplam 7 adet fırın kalıntısına rastladık. Bu önemli arkeolojik yapı kalıntılarında mini bilgi ve belgelere ulaşmayı hedefliyoruz. Kazılarda ortaya çıkarılan insan iskeletleri de Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümü'ne gönderilerek, ölüm nedenleri laboratuar ortamında incelenmektedir. Çalışmaları 35 bin YTL ödenekle gerçekleştiriyoruz" diye konuştu. Marmara Bölgesi'nin en ihtişamlı ve yoğun seyirci imkanına sahip İznik Antik Roma Tiyatrosu, 8. yüzyılda İslam ordularının İznik'i kuşatması sonucunda taş sütunları yerinden sökülerek şehrin müdafaasında kullanılmak üzere 4 bin metre uzunluğundaki surların güçlendirilmesinde kullanıldı. Bursa Kent Haber, 25.07.2006 |
| HARMANCIK'TA DEFİNECİ OPERASYONU Bursa Harmancık'ta, izinsiz kazı yaptığı öne sürülen 4 kişi yakalandı. Alınan bilgiye göre, bir istihbaratı değerlendiren jandarma ekipleri, Kozluca Köyü kırsalında kaçak kazı yaptığı belirtilen T.Y, A.Y. S.Y. B.K isimli şahısları suçüstü yakaladı. Yapılan incelemede, kazı çalışmasının uzun süreden beri devam ettiği belirlendi. Gözaltına alınan şüpheli kişiler, Tavşanlı Cumhuriyet Savcılığı tarafından ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakıldı. Bursa Kent Haber, 25.07.2006 |
![]() |
| JANDARMA'DAN TARİHİ ESER OPERASYONU Afyonkarahisar İl Jandarma Komutanlığı tarafından yapılan tarihi eser operasyonunda, çeşitli eserler ele geçirilirken, olaylarla ilgili olarak 3 kişi gözaltına alındı. Edinilen bilgiye göre, jandarma ekipleri tarafından yapılan çalışmalar neticesinde tarihi eser kaçakçılığı yaptığı tespit edilen Ö.K., T.A. ve S.Ö. isimli şahısların ellerinde bulundurdukları tarihi eserleri pazarlamaya çalışacakları öğrenildi. Yapılan operasyon sonucunda şahısların kullandıkları 07 ve 35 plakalı araçlarda yapılan aramalarda 1 adet 71 santimetre boyunda çıplak erkek figürlü mermer heykel, 8 adet çeşitli dönemlere ait sikke, 2 adet üzeri çeşitli taşlarla motifli yüzük ve 1 adet ruhsatsız tabanca yakalandı. Ö.K, T.A. ve S.Ö. ise jandarma ekipleri tarafından göz altına alındı. Olayla ilgili tahkikat devam ediyor. Afyon Haber, 25.07.2006 |
|
![]() |
TROİA'DA KAZILAR BAŞLADI Çanakkale'nin merkeze bağlı Tevfikiye Köyü sınırları içerisinde bulunan Troia Antik Kenti'ndeki 2006 yılı arkeolojik kazıları başladı. Almanya'nın Tübingen Üniversitesi profesörlerinden Manfred Korfman'ın geçtiğimiz yıl hayatını kaybetmesinin ardından kazı başkanlığına getirilen Tübingen Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ernst Pernicka öncülüğünde başlayan kazılara, yaklaşık 13 ülkeden 70'e yakın bilim adamı katılıyor. 15 Eylül tarihine kadar devam etmesi planlanan kazılar, geçtiğimiz yıl yardım kalan bölgelerde devam edecek. Çanakkale Kent Haber, 25.07.2006 |
| “ALLİANOİ DAVASINDA BİZ DE VARIZ” Allianoi Girişim Grubu Dönem Sözcüsü Dr. Oya Otyıldız, Allianoi kararının iptali davasına katılacaklarını açıkladı. Dr. Otyıldız, grup üyeleriyle birlikte İzmir Adalet Sarayı önünde düzenlediği basın toplantısında, Allianoi'nin sular altında kalmasını önleyen İzmir 2 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 13 Ekim 2005 tarihli kararının iptali için DSİ tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı aleyhinde İzmir 1. İdare Mahkemesi'nde dava açıldığını belirtti. Dr. Otyıldız, "Bu çağda, bu coğrafyada yaşayan bizler için Allianoi ve benzeri değerleri korumak en önemli tarihsel sorumluluklarımızdan biridir" dedi. Barajın su tutmaya başlamasıyla Allianoi'nin, bir daha gün yüzüne çıkmayacak şekilde yok olacağını kaydeden Otyıldız, "Davaya konu edilen karar, bu vahim sonucu engelleyen, yasa dışılığın önüne geçen bir karardır. Yerinde alınan ve hukuka uygun koruma kurulu kararını savunmak için Kültür ve Turizm Bakanlığı yanında davaya katılıyoruz" diye konuştu. Haber Ekspres, 25.07.2006 |
|
| BUHARLI DEPO RESTORE EDİLDİ İzmir'de Tire Belediyesi, Devlet Demiryolları ile yaptığı protokol çerçevesinde, ilçedeki ''buharlı depo'' olarak bilinen 125 yıllık lokomotif depolarını restore ederek, çeşitli amaçlar için kullanmaya başladı. Devlet Demiryolları İşletmesi ile Tire Belediyesi arasında yapılan protokolle İstasyon Mevkii'ndeki yaklaşık 30 bin metrekare alandaki çeşitli tarihi binalar, restore edilerek kullanıma açıldı. Buharlı lokomotiflerin bakım ve onarımının yapıldığı ve ''buharlı depo'' olarak bilinen 125 yıllık bina, kültür ve sanat galerisine dönüştürüldü, başka bir bina Tire'nin amatör grupta mücadele eden futbol takımı Tirespor için idari bina, diğeriyse 2. Basketbol Erkekler Ligi'nde mücadele veren takımı Tiregücü için pansiyon haline getirildi. İlçenin ihtiyacı olan düğün salonu da bir başka tarihi binanın restorasyonuyla elde edildi. Tarihi bakım atölyesinin bulunduğu bina, belediyenin Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri tarafından onarıldı. Haber Ekspres, 25.07.2006 |
![]() |
| "CENNET DEĞİL, DÜNYANIN EN ESKİ VE GÖRKEMLİ TAPINAK KOMPLEKSİ" 'Tapınaklar Dağı' Göbekli Tepe, Almanya'da yayımlanan ünlü Der Spiegel dergisinde 11 sayfa yer aldığından bu yana yoğun ilgi görüyor. Şanlıurfa'daki, kökeni 11 bin 500 yıl öncesine kadar giden bu tarihöncesi yerleşim, haziran ayında Türk basınında da Spiegel'in haberinde olduğu gibi 'Cennet bulundu' diye, Âdem-Havva adlarının bolca anıldığı haberlere konu olmuştu. Kazı başkanı, Alman Arkeoloji Enstitüsü'nden Doç. Klaus Schmidt ise bu konuda hayli dertli. Dünyanın en eski tapınaklarının ve heykellerinin bulunduğu Göbekli Tepe'nin yanlış bir üne kavuşmasından kaygı duyuyor. Bu ay başında yıllık kazı programı için Şanlıurfa'ya dönünce tanıdık, tanımadık pek çok kişi karşısına çıkıp 'cenneti' bulduğu için kendisini tebrik etmiş. Avcı-toplayıcı toplulukların yonttuğu büyük dikilitaşlarla dolu bu 'tapınım merkezi' ona göre de emsalsiz, ancak 'cennet' değil. 1. derece sit alanında kamulaştırma çalışmaları tamamlanmak üzere. Ardından bölge ziyaretçiye açılacak. Schmidt, bize bilimsel bakış açısıyla 'Göbekli Tepe'yi anlattı. ![]() Der Spiegel'deki yazıda aktarıldığı gibi Göbekli Tepe, Eski Ahit ve efsanelerde geçen Aden'le yani cennetle ilişkilendirilebilir mi? Yazı, iki kitaptan alınan bilgilerden oluşturulmuş bir kurgu. Biri, cenneti İran'da bir yerde konumlandıran sanat tarihçisi David Rohl'un 'Efsane' adlı kitabı. Diğeri, benim, 2006 Ocak ayında Almanca yayımlanan Göbekli Tepe'yle ilgili kitabım. 11 yıllık kazı sonuçlarını aktardığım kitabımda, Âdem ile Havva ya da cennet üzerine herhangi bir şey yok. Ancak yazıda, Rohl'un görüşleri ve arkeolojik buluntular bir araya getirilmiş. Söz konusu yönlendirmelere ve yarattığı yanlış gündeme katılmıyorum. Der Spiegel, sizden görüş aldı mı? Evet. Ama sorular, kazılarla ilgiliydi. Cennet bağlamından hiç söz edilmedi. Her şeyden önce, bir arkeolojik kazı, cenneti aramak için yapılmaz; bu arkeologların alanı değil. Ama konu, Türkiye kamuoyuna 'Cennet bulundu' diye yansıdı... Sanırım yazının Türkçe versiyonunda kullanılan talihsiz başlıklar bunda etken. Haberin ardından, özellikle yerelde, cennet bağlamı yoğun bir şekilde öne çıkarıldı, ötesi, bu benim iddiam olarak algılandı. Bu nedenle, temmuz başında bir basın açıklaması yaparak, yerel basına ulaşmaya çalıştım. Göbekli Tepe, avcı toplayıcı dünyasına ilişkin bugüne dek bilinenleri altüst etmesiyle öne çıkıyor. Nedir bunlar? Yerleşik ama henüz tarıma geçmemiş son avcılardan, yaklaşık 11 bin 500 yıl öncesinden bahsediyoruz. Göbekli Tepe kazılarına dek, yabani av peşinde koşturarak yaşamını sürdürmeye çalışan bu grupların gelişkin bir kültüre sahip olabilecekleri, anıtsal, görkemli bir mimari yaratabilecekleri bilinmiyordu. Bizi şaşkınlığa uğratarak, karşımıza beklenmedik bir sosyal organizasyonla, beklenmedik tapınak sistemleriyle çıktılar. Boyları beş metreye varan ve ağırlıkları on tonu bulan dikilitaşların, çok yetkin bir stili yansıtan üzerlerindeki yabani hayvan kabartmalarının ve sembolik dil motiflerinin eşi benzeri yok. Dünyanın en eski heykeltıraşlık eserleri ve tapınakları diyebilir miyiz? Evet, insanoğlu tarafından inşa edilen en eski ve en büyük tapınaklar. Aynı şekilde, büyük boyuttaki en eski heykeltıraşlık eserleri. İngiltere'deki, her yıl binlerce turisti çeken ünlü megalitlerden (Stonehenge) ne kadar eski? Yaklaşık 7 bin yıl. Göbekli Tepe tapınakları nasıl yapılmışlar? Her biri, daireye yakın yapılar. Ortalarında iki tane, büyük T-biçimli dikilitaş var. Bu yapıların iç ve dış duvarlarına, yüzleri büyüklere dönük, daha küçük dikilitaşlar yerleştirilmiş. Yapılar, kendi zamanlarında bilinçli olarak yumruk büyüklüğündeki taşlarla kapatılmış, yani gömülmüş. Beş metreye varan muazzam bir dolgu söz konusu. Bu şekilde dört tapınak sistemi ortaya çıkardık. Dikilitaşların sayısı da 50'yi geçti. Kaç tapınak kompleksi daha bulmayı öngörüyorsunuz? Jeomanyetik yüzey taramalar sonucunda 15-20 sistem belirledik. Kısacası, Göbekli Tepe, muazzam bir 'tapınaklar dağı' niteliğinde, 'taş devri kabilelerinin' çeşitli törenler düzenledikleri 'Olimpik buluşma' yeri olarak karşımıza çıkıyor. Neye ya da nelere tapınıyorlardı peki, ana tanrıça var mıydı? Dikilitaşlar insan formunda stilize edilmişler. Atayı simgeliyor olabilirler. Üzerlerine aslan, domuz, tilki ve yılandan kertenkele ve kuşa, çevrelerindeki hemen her hayvanı betimlemişler. Ritüel amaçlı yapıldıkları belli. Göbekli Tepe'de ana tanrıça kavramına dair bulgular yok. Egemen olan erkeklik sembolleri. Bu yapıların hepsini kazmayı düşünüyor musunuz? Hayır. Bir bölümünün, daha yeni teknolojilere ve sorulara sahip olacak gelecek kuşak arkeologlara bırakılması gerekiyor. Ama kazmayacağımız alanları georadarla ölçüp üç boyutlu olarak belgeleyeceğiz. Kazı yöntemleriniz nasıl? Modern teknik ve yöntemler. En ufacık bir izi bile gözden kaçırmamak gerekiyor. Göbekli Tepe'nin dolgusunu inşaat hafriyatı gibi hızla kazıp atamazsınız. Ayrıntılı toprak ve tortu analizleri yapıyoruz. Göbekli Tepe ne zaman açılacak? Ziyaretçiye her zaman açık. Ancak derinlikleri nedeniyle tehlike arz eden kazı alanları içine ziyaretçiyi yöneltemiyorduk. Ama geldiğimiz aşamada gerekli düzenlemeleri yapabileceğiz. Bir yandan da kazıları genişleterek sürdüreceğiz. Şanlıurfa Müzesi'nde sergilemek üzere tapınakların modellerini, bazı dikilitaşların da orijinal boyutlarında kopyalarını yapmayı planlıyoruz. Radikal, Haber: Nermin Bayçın, Foto: Alman Ark. Ent., 25.07.2006 |
|
| AKHİSAR'DA TARİHİ ESER OPERASYONU Manisa'nın Akhisar ilçesinde 400 yıllık olduğu belirlenen ve sayfalarında altın işleme bulunan Kuran-ı Kerim'i satmaya çalışan 2 kişi yakalandı. Alınan bilgiye göre, Akhisar Jandarma Komutanlığı ekipleri, ilçeye bağlı Dağdere beldesinde tarihi Kuran-ı Kerim'i satmak isteyen 2 kişiyle alıcı gibi davranarak temasa geçti. Buluşma noktasında jandarmaya Kuran-ı Kerim'i satmak isteyen O.K. (39) ile H.A. (33) suçüstü yakalandı. Jandarma tarafından Manisa Müze Müdürlüğüne teslim edilen ebru desen kağıt kaplamalı ve el yazması Kuran-ı Kerim'in 400 yıllık olduğu, sayfalarda altın işlemeli çerçeve bulunduğu ve kapağındaki süslemelerin yıprandığı bildirildi. Zanlıların, işlemleri tamamlandıktan sonra adliyeye sevk edileceği bildirildi. Haber Ekspres, 25.07.2006 |
KÜLTEPE İLE MARKA OLACAK Kültepe Höyüğü'nde 58 yıldır sürdürülen kazıların bu yılki bölümünde de 50'ye yakın eser ortaya çıkartıldı. Kazı Başkanı Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu, geçen yıl ölen Prof. Dr. Tahsin Özgüç tarafından 1948 yılında başlatılan kazılara bu yıl 26 Haziranda başladıklarını, kazıların 15 Eylüle kadar süreceğini söyledi. Kazıyı, 15 kişilik bilim ekibi ve 30 kişilik işçiyle sürdürdüklerini belirten Kulakoğlu, Kültepe kazı alanında yapılan çalışmalarda şimdiye kadar yaklaşık 25 bin yazılı tablet ve 50 bine yakın arkeolojik eserin gün yüzüne çıkarıldığını ifade etti. Kulakoğlu, “Kayseri, tüm dünyada tanınan bir şehir. Kültepe'nin de bilim dünyasında tanınırlığı çok yüksek. Biz bu iki markayı birleştirebilirsek, bu Kayseri için çok büyük bir marka olacak” dedi. Türkiye Gazetesi, 25.07.2006 |
| İSLAM SANATININ GÖVDE GÖSTERİSİ Ortadoğu topraklarının artık 'medeniyetlerin beşiği' değil kaos kavramıyla birlikte anıldığı, Batı toplumlarında Müslüman ülkelere yönelik önyargıların tavan yaptığı bir dönemde Batı metropollerinden Londra'nın kültür yaşamında çok anlamlı bir adım atıldı. Britanya'nın en önemli kültür merkezlerinden Victoria&Albert Müzesi'nin İslam sanatı galerisi üç yıllık bir restorasyonun ardından ziyarete açıldı. Geçmişin İslam ülkelerindeki sanatı derinliğine keşfetme fırsatı sunan galerinin açılışı geçen hafta Prens Charles tarafından yapıldı. Suudi Arabistan'ın büyük sermaye çevrelerinden Jameel ailesinin, bugüne kadar müzeye yapılan en büyük yardım miktarı olan 5.4 milyon sterlinlik desteğiyle restore edilen galeri, artık 'Jameel İslam Sanatı Galerisi' adını taşıyor. Galeride, müzenin açıldığı 1852 yılından beri oluşturulan 10 bin parçalık İslam sanatı koleksiyonundan seçilmiş 400 parça eser sergileniyor. ![]() Galerinin en çok göze çarpan eseri, mekânın tam ortasında yer alan, 10.5 metre uzunluğunda, beş metre genişliğinde bir halı. Bu, herhangi bir tarihi halı değil. Ardabil Halısı adını taşıyan obje, dünyanın en eski halılarından biri olma unvanına sahip. 1539 yılında İran'ın Ardabil kentinde yapılan eser, dünyadaki İslam eserlerinin en değerlilerinden biri olarak kabul ediliyor. Galeride ayrıca 8. yüzyıldan Birinci Dünya Savaşı'na kadarki süre zarfında İslam ülkelerinde yapılmış birbirinden değerli seramik, dokuma, halı, metal, cam, tahta, fildişi eserler sergileniyor. Eserler kaftandan oymalara, vazodan yağlıboya tablolara kadar çeşitlilik ihtiva ediyor. Sergide İznik çinilerinden Bursa ipek dokumalarına kadar Osmanlılardan da birçok eser bulunuyor. Mekânda sergilenen eserlerin yanında hikâyeleri de yer alıyor. Zaten müze yalnızca İslam sanatı eserlerini izleyicilere sunmuyor, ayrıca farklı kültürlerin birbirlerinden nasıl etkilendiklerini ve İslam ülkelerinin komşu ülkelerin kültürlerine nasıl açık olduğunu da gösteriyor. Victoria&Albert Müzesi Müdürü Mark Jones, müzenin açılışıyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, İslam sanatı koleksiyonunun tüm güzel ve çeşitli yönleriyle sunulduğunu belirtiyor ve ekliyor: "Bunun, insanların dünyanın en büyük kültürlerinden birinin değerini anlamasına ve İslam sanatının derinliğine anlaşılmasına yardım etmesiniumuyoruz". Jones, İslam'ın yalnızca bir din değil aynı zamanda bir politik güç olarak da algılanması gerektiğinin altını çiziyor: "Birçok insan Jameel Gallery'den bir din olarak İslam'ın sanatını göstermesini bekleyecek. Gerçekteyse, İslamiyet diğer dinlerden farklıdı çünkü Hz. Muhammed dinin kuruluşunda aynı zamanda bir politik sistem de kurmuştu. Dolayısıyla bu galeri, bir inanç olarak İslam'ın değil, İslam imparatorluğunun ve onun ardıllarının sanatını sergileyecek." Jones, tarihteki İslam ülkelerindeki farklı kültürlere açık olma durumunu da takdire şayan bulduğunu belirtmekten çekinmiyor: "Geçmişteki İslam medeniyetinin kendinen çok emin ve dışarıdaki dünyaya çok açık olduğunu insanların görmesini ümit ediyoruz. Bunun hepimiz için bir model olduğunu düşünüyorum." Bu arada müze, galerinin yeniden açılması vesilesiyle müzenin yakınındaki Madejski bahçesinde Ortadoğu kültürleri temalı hafta sonu etkinlikleri düzenleyecek. 5 ve 6 Ağustos'taki etkinlik Türklere ait. 'Laleler, Çiniler ve Kahve Kültürü' adlı etkinlikte misafirler, canlı müzik, dans gösterisi, moda, sanat örnekleriyle geleneksel Türk kahvesi ve Türk mutfağından örnekleri bulma şansına sahip olacaklar. Radikal, Fotoğraflar: AFP, 25.07.2006 |
|
![]() |
KÁBE ÖRTÜSÜNÜ DE KAÇIRACAKLARDI İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, geçen cumartesi Beşiktaş'taki antikacı dükkánına operasyon yaptı. Arama yapan ekipler, depoda gizlenmiş 110 tarihi eser ele geçirdi. Yakalanan ancak tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan H.G.' ye yurtdışına çıkış yasağı konuldu. Benzeri ABD'de 500 bin dolardan (780 bin YTL) müzayedeye çıkan Kábe örtüsünün bir parçasının da bulunduğu, cami ve kiliselerden çalınan tarihi eserler, Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne gönderilecek. H.G.'nin babasının da önceki yıllarda tarihi eser kaçakçılığından gözaltına alındığı bildirildi. İşte ele geçirilenler: - Üzerinde bitkisel, rozet, geometrik ve hayvansal figürlerin yer aldığı yeşil, sarı ile kahve renkli 32 toprak seramik - Hicri 1210 ile 1240 yıllarına ait olduğu sanılan Osmanlı ağalarının isimleri yazılı 4 adet tas - Osmanlı dönemlerinde fakirlere dağıtılmak üzere yemek yapılan bir kazan - 8 şamdan ve alem - 49 hat levha. Aralarında Osmanlı'nın ünlü hattalarından olan Sami Efendi'nin eserleri de var - Kiliselerden çalındığı tespit edilen 4 adet Hz. İsa ve havari ikonası - Mermer üzerine yazılmış 2 Kuran-ı Kerim sayfası - Bursa ve Konya'dan çalındığı tahmin edilen ahşap işlemeli 2 kapı - Kábe örtüsü ve Osmanlı dönemine ait altın sırma ile işli örtü - Ceylan derisine yazılmış 2 Yasin-i Şerif Hürriyet, Haber: Toygun Atilla, 25.07.2006 |
| ALTINTEPE'DE KAZILARA DEVAM EDİLİYOR Erzincan'ın Üzümlü İlçesi sınırlarında Urartu, Bizans ve Osmanlı medeniyetlerine ev sahipliği yapan Altıntepe mevkiindeki arkeolojik kazılara bu yıl da devam ediliyor. 2003 yılında Altıntepe'de başlatılan kazı çalışmalarının bu yılki bölümünü yine Atatürk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Karaosmanoğlu başkanlığındaki 20 kişilik ekip gerçekleştiriyor. Kazı ekibinin Altıntepe'nin 3 ayrı noktasında başlattığı çalışmaların geçen yıl kaldığı yerden devam ettiğini belirten Prof. Dr. Karaosmanoğlu, çalışmaların, Altıntepe'nin kuzey batısındaki Urartu dönemine ait yapı ile orta kısmındaki Bizans dönemine ait 18 sütunlu Apadana'da (Kabul Salonu) ve doğu kısmında bulunan ve mozaik zemini hayvan figürleriyle süslü Bizans dönemine ait kilisede sürdürüldüğünü söyledi. Altıntepe'nin kuzeybatısındaki Urartu medeniyetine ait taş yapıyla ilgili geçen yıl önemli bir çalışma yaptıklarını anlatan Prof. Dr. Karaosmanoğlu, ayrıca Bizans dönemine ait kilisenin tabanındaki mozaiklerin restorasyonunun yapıldığını, dış etkenlerden korunması için üzerinin kapatıldığını belirterek, önümüzdeki yıllarda mozaiklerin tam korunmasının sağlanması için de ayrıca çalışma yapacaklarını vurguladı. Prof. Dr. Mehmet Karaosmanoğlu, 17 Temmuz'da başlayan kazı çalışmalarının yaklaşık 1 ay süreceğini kaydetti. İl Kültür ve Turizm Müdürü Metin Çankaya'da yaptığı açıklamada, kazı çalışmalarının tamamlanmasıyla Altıntepe'de geçmişe ait tarihi eserlerin ortaya çıkacağını ve insanların gezip görebileceği bir mekan olacağını belirtti. Altıntepe'nin 60 metre yüksekliğinde doğal bir tepe olduğunu hatırlatan Çankaya, "Burada altın yok. Sadece tarihi yapılar var. Geçmiş zamanlarda bu düşünceyle hareket eden defineciler tarafından yapılan kazılar tarihi dokuya zarar vermiş" dedi. Kazı çalışmalarında elde edilen tarihi objelerin önümüzdeki yıllarda açılacak olan Erzincan Müzesi'nde sergilenebileceğini belirten Çankaya, "Bu seneki kazı çalışmalarında ayrıca Altıntepe ve 2 kilometrelik çevresinde yüzey araştırması yapılacak. Bu çalışmayla da çevrenin Altıntepe ile olan tarihsel yapısı, idari bağlantısı tespit edilmeye çalışılacak" diye konuştu. Erzincan Kent Haber, 25.07.2006 |
![]() |
![]() |
MEYDAN MEDRESESİ'NE RESTORASYON Hakkari'nin Biçer Mahallesi'nde bulunan tarihi Meydan Medresesi'nin restorasyon çalışmalarına başlandı. İl Emniyet Müdürü Cavit Çevik, Kültür ve Turizm Müdür Yardımcısı Emin Özatak ile Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Top ile Meydan Medresesi'ni ziyaret eden Vali Ayhan Nasuhbeyoğlu, burada yapılan onarım çalışmalarını yerinde inceledi. Restore çalışmaları hakkında görevlilerden bilgi alan Vali Nasuhbeyoğlu, medresenin içini ve odaları gezdi. 1701 yılında İbrahim Bey tarafından yapılan ve 2 katlı planıyla günümüze kadar ulaşan en önemli anıtsal yapı olan medresenin onarılarak, ildeki tarihi eserlerle kültürel değerlerin burada sergileneceği kaydedildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Hakkari Valiliği'nin işbirliğiyle 2006 yılı Mayıs ayında onarım çalışmalarına başlanan medresenin ekim ayında bitmesi bekleniyor. Vakıflar Genel Müdürlüğü'nden gelen elemanlarınsa medresenin onarımını yaparak çalışmalarda bulundukları ifade edildi. Cumhuriyet döneminde bir süre cezaevi olarak da kullanılan tarihi Meydan Medresesi'nin restore çalışmalarının bitmesiyle Kültür ve Turizm Bakanlığı'na devredileceği aktarıldı. 1998 yılında Dağgöl Mahallesi'nde Hakkari Kalesi'nin kuzey eteğinde yapılan kazı sonucunda ortaya çıkarılarak Van Müze Müdürlüğü'nde koruma altına alınan tarihi steller ve levhaların yanı sıra yöreye ait el sanatlarıyla kültürel değerlerin medresede sergileneceği belirtildi. Hakkari Kent Haber, 25.07.2006 |
| PARİON ANTİK KENTİNE DİNAMİT Çanakkale'nin Biga İlçesi'ne bağlı Kemer Köyü'nde bulunan Parion antik kentindeki bazı mezarlar defineciler tarafından dinamitle parçalandı, bazıları da talan edildi. Kazı Heyeti Başkanı ve aynı zamanda Atatürk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cevat Başaran, kazı alanında ve antik kentin sınırındaki 4 mezarın, kış aylarında defineciler tarafından iş makinalarıyla tahrip edildiğini, dinamitle parçalanmaya çalışıldığını, heykel ve seramik kapların çalındığını belirtti. Ayrıca "Kaya Mezarı" adı verilen mezarın içinde bulunduğunu tahmin ettikleri altınların da çalınmış olabileceğini öne süren Prof. Başaran, konuyla ilgili hazırladıkları raporu, Kültür ve Turizm Bakanlığına sunacaklarını bildirdi. Başaran, şunları kaydetti: "Parion antik kentini, 13 yıldır ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Ancak ne yazık ki, verdiğimiz emekler bazı kişilerce boşa çıkarılmaya çalışılıyor. Karşılaştığımız manzara bizi çok üzdü. Köy halkının Parion'un korunması için çaba göstermesi gerekiyor. Onlardan duyarlı olmalarını istiyoruz. Çünkü Parion önemli bir kültür ve tarih mirasıdır." Hürriyet, 24.07.2006 |
![]() |
| TARİHE SAYGI ÖDÜLÜ VERİLDİ İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin düzenlediği “Tarihe Saygı Yerel Koruma Ödülleri” belli oldu. 2003 yılından beri her yıl verilen ödüller kapsamında bu yıl Urla'da üç bina ödüle layık görüldü. Urla eski belediye başkanlarından Besim Uyal'ın evi, işadamı Talat Kutlukaya'nın evi ve Klazomenai Zeytinyağı İşliği tarihe saygı ödüllerine layık görüldü. Besim Uyal'ın evi Kentli İzmirli dalında ödül alırken, Talat Kutlukaya'nın evi özgün işlevin değiştirildiği esaslı onarım ödülüne uygun görüldü. Ege Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Güven Bakır başkanlığında ayağa kaldırılan Klazomenai Antik Zeytinyağı İşliği jüri özel ödülüne layık görüldü. Ödüle layık görülen binalara ödül tabelaları asıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi sınırları içindeki binaları ve yapıları kapsayan Tarihe Saygı Yerel Koruma Ödülleri Eylül ayının ilk haftası düzenlenecek olan törenle sahiplerine verilecek. Binlerce yıllık kültür geleneğinin biriktiği bir coğrafya üzerinde bu uygarlıklara ait çeşitlenmiş ve farklılaşmış kültürel ve mekansal mirasa hak ettiği saygının gösterilerek korunması, koruma bilincinin ve örneklerinin teşvik edilmesi, yerel koruma modellerinin geliştirilmesi, tarihi çevreye ilişkin koruma bilinci taşıyan çaba ve eylemlerin özendirilmesi amacıyla İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Tarihe Saygı Yerel Koruma Ödülleri 2003 yılından beri veriliyor. Kentli İzmirli Ödülü, Tek Yapı ve Tarihi Doku Ölçeğinde Başarılı Koruma Uygulamaları Ödülleri (kendi arasında Basit Onarım, Esaslı Onarım ve Emek Ödülü olmak üzere üçe, Esaslı Onarım da kendi arasında Özgün İşlevin Korunduğu Esaslı Onarım ve Özgün İşlevin Değiştirildiği Esaslı Onarım olmak üzere ikiye ayrılıyor) ve Tarihsel Çevre ve Kültür Varlıklarını Koruma Dalında Katkı Ödülü olmak üzere üç dalda veriliyor. Seçici kurul koruma konusunda başarılı çalışmalar yapmış bir mimar, bir şehir plancısı, bir restorasyon uzmanı, koruma konusunda akademik çalışmaları olan bir mimar, bir şehir plancısı, bir arkeolog, bir sanat tarihçisinden olmak üzere 7 kişiden oluşuyor. Haber Ekspres, 24.07.2006 |
|
![]() |
AFŞİN'DE TARİHİ ESER OPERASYONU Afşin'de düzenlenen operasyonda, Roma Dönemi'ne ait 211 parça tarihi eser ele geçirildi. Edinilen bilgiye göre, bir ihbarı değerlendiren jandarma ekipleri, Afşin İlçesi Altaş Köyü'nde Fikret P. isimli şahsın kendi evinin bahçesinde kaçak kazı yaparak bulduğu eserleri satmaya çalıştığı ihbarını aldı. Düzenlenen operasyonda, Fikret P.'nin evinde Roma Dönemi'ne ait olduğu belirlenen 3 adet işlemeli sütun ayağı, 3 adet düz işlemesiz sütun ayağı, 10 adet altıgen taş ve 195 adet zar büyüklüğünde renkli mozaik taşı ele geçirildi. Şüpheli Fikret P., jandarmada yapılan sorgusunun ardından adliyeye sevk edildi. Olayla ilgili soruşturma sürüyor. Kahramanmaraş Kent Haber, 24.07.2006 |
| ZEYNEL BEY MEDRESESİ'NDE KAZI Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Top, 2005 yılında Zeynel Bey Medresesi'nde yaptıkları arkeolojik kazı çalışmalarında, 16. yüzyılın 2. yarısına ait 8 odadan 2'sini gün yüzüne çıkarttıklarını bildirdi. Hakkari Merkez Biçer Mahallesi'nde hazine arazisi üzerinde bulunan Zeynel Bey Medresesi'nde, Van Müze Müdürlüğü Başkanlığı ve Yrd. Doç. Dr. Mehmet Top'un bilimsel sorumluluğunda geçen yıl başlanan kazı çalışmalarının bu yılki bölümüne başlandı. Hakkari Valisi Ayhan Nasuhbeyoğlu, Emniyet Müdürü Cavit Çevik ile Zeynel Bey Medresesi'nde 7'si uzman toplam 40 kişilik ekip tarafından yürütülen kazı çalışmalarını yerinde inceledi. ![]() Kazılarla ilgili olarak basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Van YYÜ Fen Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Top, Zeynel Bey Medresesi'nin 2006 yılı kazı çalışmalarını yaklaşık bir haftadan beri sürdürdüklerini kaydederek, Zeynel Bey Medresesi'nin ilin Osmanlı döneminden kalma en önemli ikinci yapısı olduğunu söyledi. Tamamen toprak altında kalan medreseyi 2005 yılında yaptıkları kazı ve temizlik çalışmaları sonucunda ortaya çıkarmaya başladıklarını ifade eden Top, şu bilgileri verdi: "2005 yılında medresenin kuzey kanadında 2 sağlam oda bularak avluda çalışmalarımızı yürütmüştük. Şimdiyse özellikle medresenin batı kanadıyla güney tarafındaki odaları temizlemeye başladık. Burada aşağı yukarı medresenin 8 tane odasının olduğu anlaşılıyor. Bu odaların hepsini tek tek ortaya çıkarıp bunların belli derecede geçici onarımlarını yapıp bu şekilde bu sene bırakmayı düşünüyoruz. Medresenin güney tarafında bulduğumuz ve mescit olduğunu düşündüğümüz odanın kazı çalışmaları sırasında bir takım orijinal sıva çıktı. Medresenin odalarının içerisinin tamamıyla kireç harcıyla yapılmış sıvayla kaplı olduğunu gördük. Tabii bunlar toprak içerisinde kaldığı için rutubetten nemlenmiş. Bunların da bir takım koruma önlemleriyle ayakta kalması için tedbirler almayı düşünüyoruz. Onun dışında odadan bir takım künklerde yoğun bir biçimde çıkmaya başladı. Bunlarda burada mescidin akustiğini sağlayan üst örtüde kullanmış olduklarını tahmin ediyoruz. Bunlar tonusun içerisine yerleştirilmiş ses akustiğini sağlıyor. Çalışmalarımız Van Müze Müdürlüğü'nün başkanlığında bilimsel bir heyet tarafından yürütülmektedir. Çalışmalarımıza Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Hakkari Valiliği destek vermektedir. Şu anda çalışmalarımızı 7 kişilik teknik bir ekip ve 33 işçiyle sürdürüyoruz. Bizim hedefimiz buradaki temizlik ve onarım çalışmalarını Ağustos ayının ilk haftasına kadar bitirmektir." ![]() Buldukları odaların içinde Osmanlı döneminde yapılan medreseler gibi girişin hemen karşısında küçük bir mazgal pencere olduğunu da kaydeden Yrd. Doç. Dr. Mehmet Top, odadaki pencerenin medresenin içini aydınlattığını ifade etti. Top, diğer taraftaysa medresenin içinin ısıtılması için şömine dedikleri bir ocağın yer aldığını söyledi. Mehmet Top'tan kazı çalışmaları hakkında bilgi alan Vali Ayhan Nasuhbeyoğlu ise, Osmanlı döneminden kalan en önemli yapılarından biri olan Zeynel bey Medresesi'nde yapılan çalışmalara gereken desteği sağlamaya devam edeceklerini belirtti. Vali Nasuhbeyoğlu, daha sonra Emniyet Müdürü Cavit Çevik ile medresedeki kazı çalışmalarını inceleyerek ortaya çıkarılan odaların içini gezdi. Yüksekova Haber, 24.07.2006 |
|
| KÜLTÜR VE TURİZM'DEN KENTSEL TASARIMA DESTEK İl Kültür ve Turizm Müdürü Özcan Budak, Kentsel Tasarım Projesi kapsamında Düzce Belediyesi'ne destekde bulunduklarını söyledi. Budak, Düzce yerleşim merkezinde çevre düzenlenmesi işi için Turizm ve Kültür Bakanlığı tarafından gönderilen 100 bin YTL ödeneğin Düzce Belediyesi'ne aktarılmasında yardımcı olduklarını belirtti. Belediyeye bu ödeneği alt yapı hizmetlerinlerinde kullanma talebi karşısında destek olduklarını ifade eden Özcan Budak “Belediye Başkanı'nın müracaatı ile İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü olarak Belediye'ye destek anlamında 100 bin YTL katkı sağladık. Ödenek İl Encümeninin kararı ile aktarıldı.”dedi. Bu tür çalışmalarda Bakanlık ile belediye arasında koordineyi sağladıklarını vurgulayan Budak “Kentsel dönüşüm projesi belediye başkanlığının fikir projesi. Belediye Başkanı Mehmet Keleş, Kentsel tasarım projesine duyarlı. Bizde kendilerine Bakanlıktan gelen kaynağın aktarılması konusunda destek oluyoruz.” şeklinde konuştu. Düzce Damla, 24.07.2006 |
TARİHİN EN ESKİ BARAJ BENDİ VE SULAMA KANALI HASANKEYF'TE ORTAYA ÇIKARILDI Tarihin en eski baraj bendi ve sulama kanalı, Batman'ın Hasankeyf İlçesi'nde ortaya çıktı. Tarihi kentte Antik Çağ'da şekillenen ve Osmanlı Dönemi'nin köşklerine su götüren 13 kilometre uzunluğunda su ağı şebekesi bulundu. Hasankeyf'te devam eden arkeolojik kazılarda, milattan önce 5 bin yıllarında yapıldığı ve bölgenin ilk barajı olduğu ileri sürülen baraj kalıntısı ortaya çıktı. İlk çağlara ait baraj ve su dağıtım ağı görenleri hayrete düşürüyor. Bölgenin ilk barajı olduğu tahmin edilen kalıntıların, Selçuklular ve Osmanlı İmparatorluğu dönemine kadar faal olduğu ve Dicle nehir kodunun çok üstündeki yerleşim noktalarına su taşıdığı belirtiliyor. Hasankeyf'in sular medeniyetinin hakim olduğu bir antik kent olduğunu belirten Hasankeyf Kazıları Başkanı Abdulselam Uluçam, antik çağda yapılan barajın Osmanlı dönemine kadar faal olduğunu ileri sürdü. Doğu Anadolu Bölgesi'nde Urartularda görülen su dağıtım kültürünü Hasankeyf'te de gördüklerini belirten Uluçam, “Kazılarda, Kasımiye bölgesinde Osmanlı dönemine ait köşklere su götüren, ama antik dönemde şekillendirilen su kanalları ortaya çıktı. O su kanallarından birisi güneydoğu ve güney batıya uzanan iki derin vadiden geçen ve en uzunu 13 kilometreye uzanan su şebekesi mevcut. ” dedi. Zaman, Haber: Suphi Kaya, 24.07.2006 |
| TARİHİ KİLİSE OKUL OLDU Edirne Kaleiçi'nde Katoliklerin 1852 yılında yaptırdığı, İtalyan Kilisesi ve manastırı tamamlanan onarımının ardından yeni eğitim öğretim yılında çocuk sesleri ile çınlayacak. Edirne ve Karaağaç'ta yaşayan Katoliklerin yaptırdığı ve bugüne kadar onarımı için 500 bin YTL harcama yapılan kilise bölümü çok amaçlı salon, her iki yanında bulunan yapılar da derslik olarak İstiklal İlköğretim Okulu'na kazandırıldı. Tarihi yapının 18 Eylül'de başlayacak 2006 - 2007 eğitim ve öğretim yılında eğitim kurumu olarak kapılarını açmasıyla birlikte ikili öğretim yapan İstiklal İlköğretim Okulu da normal öğretime geçmiş olacak. Restorasyon ve onarım işi müteahhit firma İSKA İnşaat tarafından Edirne Valiliği Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü kontrolörlüğünde gerçekleştirilen İtalyan Kilisesi (İstiklal İlköğretim Okulu)'nun restorasyon ve onarım işi tamamlandı. İhalesi Edirne Merkez Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından yapılan binanın kilise bölümü çok amaçlı salon olarak hizmet verecek. Bugüne kadar restorayonu için 500 bin YTL harcama yapılan binanın sağ ve solundaki yapılar da 4'er derslik olarak onarıldı. Tarihi mekan 18 Eylül günü başlayacak olan 2006 - 2007 eğitim ve öğretim yılında İstiklal İlköğretim Okulu ek dersliği olarak hizmete girecek. Onarımı tamamlanan bina sayesinde ikili öğretim yapan İstiklal İlköğretim Okulu da yeni ders yılıyla birlikte normal öğretime geçiş yapacak. 645'nci Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nin açılışının yapıldığı 30 Haziran Cuma günü Edirne'ye gelen Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin ziyaret ve açılış programları kapsamında İtalyan Kilisesi'ni de gezerek incelemelerde bulundu. Araştırmacı Tarihçi Yazar Oral Onur, Edirne'nin; azınlıkların bıraktığı en büyük eserlerden olan İtalyan Kilisesi'ne sahip çıkarak Avrupa Birliği'nin İnsan Hakları'nın en güzel örneğini verdiğini söyledi. Onarımı tamamlanan yapının Edirne'ye yeniden kazandırılmasının mutluluğunu yaşadığını ifade eden Onur, yapının tarihçesi hakkında yaptığı açıklamada da, 1852 tarihinde Edirne'de ve Karaağaç'ta yaşayan Katoliklerin Kaleiçi'nde yaptıkları kilise ve manastır binalarının onarımının bitip Valiliğe teslim edilmesinin mutluluğunu yaşadığını söyledi. Onur, açıklamasında şöyle dedi: “Binanın kullanılış şekli ve Edirne İstiklal İlköğretim Okulu'na verildiği, onarım için yarım trilyon para harcandığı tabelada yazmaktadır. Büyük bina okul ihtiyacı için kullanılacak. Kilise binasının ise okulun çeşitli kültür amaçlarına (kütüphane, konferans vs.) kullanılacağı anlaşılmakta. Edirne, azınlıkların bıraktığı en büyük esere sahip çıkarak Avrupa Birliği İnsan Hakları'nın en güzel örneğini de vermiştir. Karaağaç'tan gelen ve Edirne'de yaşayan İtalyan halkı her Pazar günü kiliseye gelerek ayinlerde bulunurdu. Yandaki iki bina ise Edirne İtalyan Konsolosluğu binasıydı. En son Edirne Konsolosu Jan Dorfani idi. 1970'li yıllarda Dorfani öldükten sonra bina, kendi haline terk edildi. Akşamcıların mekan edindiği bu binaların içinde bulunan kiliseyi yaktıkları görüldü. Rahmetli Fahri Yücel döneminde kilise ve yandaki binaların onarımı gündeme geldi ve Nusret Miroğlu döneminde bina restore edilerek kurtarıldı. Çift öğretim yapan İstiklal İlköğretim Okulu bundan böyle tekli öğretime geçmiş olacak. Edirne'de bir azınlığın mabedi ve binalarının kurtarılarak hizmete girmesi gerçekten çok ileri bir olaydır. Edirne bunlarla tarihini, kültürünü yaşatacaktır. Çok kısa zamanda Havra'nın da onarımı gerçekleşirse Edirne kültürel zenginliğini pekiştirmiş olacak.” Edirne Internet Gazetesi, 24.07.2006 |
|
| EFES ANTİK TİYATROSU ONARILIYOR Tarih boyunca, depremler ve diğer doğal afetlerle yıpranan son 30 yılda da konser ve kültürel etkinliklerle yorulan Efes Antik Tiyatrosu onarılıyor. Selçuk ilçesindeki Efes Antik Kenti'nin içinde yer alan 24 bin kişilik antik tiyatroda onarım ve restorasyon çalışmaları başladı. Çalışmalara en büyük destek 250 bin YTL veren CHP'li Selçuk Belediyesi'nden geldi. Avusturya Efes Kazıları Başkanı Ord. Prof. Dr. Fritz Krinzinger başkanlığında kurulan Uluslararası Efes Tiyatrosu Komisyonu, antik tiyatroyla ilgili raporunu tamamladı. Selçuk Belediye Başkanı CHP'li Vefa Ülgür, onarım projesinin maliyetini belediye olarak karşılayacaklarını anlattı: "Elimizi taşın altına sokuyoruz. 2006 yılı çalışma programı için ilk etapta 250 bin YTL katkıda bulunduk. İşçi, makine ve malzeme konusunda da her tür desteği vereceğiz. En büyük hedefimiz bu dünya harikasını sağlamlaştırmak ve insanlığın hizmetine sunmaktır." Kazı başkanı Prof. Dr. Krinzinger de, "Bu yılki çalışmalar antik tiyatronun güneyindeki ziyaretçi girişleri bölümü ve birinci diazoma (koridorlar) bölgelerinde yoğunlaşacak, üç ay sürecek" dedi. Radikal, Fotoğraf: Erol Selçuk, 24.07.2006 |
![]() |
| KADIKALESİ GÜN IŞIĞINA ÇIKARILIYOR Kuşadası'nda bulunan tarihi Kadıkalesi bölgesinde yapılan kazı çalışmaları 6. yılına girdi. Kazı çalışmalarının başlaması nedeniyle açıklamalarda bulunan Ege Üniversitesi (EÜ) Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Kazı Ekibi Başkanı Prof. Dr. Zeynep Mercangöz, hızla yapılaşan ilçede yazlıkların arasında kalan tarihi eserlerin gün yüzüne çıkarılması çalışmalarına devam edildiğini bildirdi. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın katkısı, Kuşadası Belediyesi'nin sponsorluğunda gerçekleştirilen kazıların Ege arkeolojisi için çok önemli olduğunu belirsten Mercangöz, kazıların bölgenin turistik değerini de artıracağını ifade etti. Bizans Kalesi'nin temizlenip ortaya çıkarılmasını amaçlayan kazılarda farklı kültürlere ait önemli buluntuların ortaya çıkarıldığını ifade eden Mercangöz, ''Çevresini kuşatan yazlıklar arasında unutulmuş bu ortaçağ kalesi ve üzerinde yer aldığı höyük, hak ettiği ilgiyi bulacak. Kale her geçen gün artan bir hızla tahrip olmaktayken tarihsel kimliği ve kültürel potansiyeliyle bölge için ne kadar önemli olduğu hatırlandı'' dedi. Kalenin, tarihi MÖ 3 binlere dayanan bir höyüğün üzerinde kurulduğunu söyleyen Mercangöz, bunun yapılan kazının önemini ve zorluk derecesini artırdığını kaydetti. Elde edilen buluntuların bölgede 19. yüzyıla kadar kesintisiz yerleşim yapıldığını gösterdiğini kaydeden Mercangöz, şu bilgileri verdi: ''Bu veriler, şimdiden Kadı Kalesi kazısını, Batı Anadolu arkeolojisinde dikkate değer bir yere taşımıştır. Kalenin ve höyüğün boyutlarına göre henüz sınırlı çalışma alanında bile MÖ 2 binin değişik dönemlerindeki altın, gümüş benzeri astarlı ve boyalı yerli (taklit) miken, arkaik, klasik, Helenistik ve Roma dönemlerine ait seramik parçalarından oluşan çok zengin ve çok çeşitli buluntu mevcut.'' Yaklaşık 3 bin metrekarelik alanda etaplar halinde yapılan kazılarda, çok çeşitli dönemlere ait seramik, cam ve metal parçaların yanında Bizans tabakasında Hitit üslubunda kurşun alaşımlı bronz ''Fırtına Tanrısı'' heykelciğinin bulunduğunu ifade etti. Kazı alanının yeterince korunamaması ve vatandaşın bilinçsizliğinin büyük sorunlara neden olduğunu aktaran Mercangöz, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Geçen yıl yapılan kazılarda bir kilise içinde 17 Bizans mezarı ve mezarların içlerinde bir çok olguya rastladık. Her yeni kazı sezonunda tahribatla karşılaşıyoruz. Kazı ekibimizin günlerce uğraş vererek kale girişini temizlemesinden sonra gelip gördüğümüz manzara hiç de hoş değildi. İnşaat molozlarının kale girişine dökülmesi bizleri çok üzdü. Kazı alanının kış aylarında daha iyi korunması gerekiyor.'' Aydın Denge, 24.07.2006 |
|
| MOR YUHANUN KİLİSESİ AÇILDI Mardin'in Savur İlçesi'ne bağlı Dereiçi Köyü'ndeki Süryani cemaatine ait 4. yüzyıldan kalma Mor Yuhanun Kilisesi, restorasyonun tamamlanmasından sonra yeniden ibadete açıldı. Mardin Dayru'z-Zaferan Manastırı Metropoliti Saliba Özmen'in yönettiği ayin sonrası yapılan törene Mardin Belediye Başkanı Metin Pamukçu ve çok sayıda Süryani katıldı. İsveç Metropoliti Gello Şabo "Sıcak savaşların yaşandığı dönemde Türkiye'deki birlik umarım dünyaya örnek olur. Kardeş kavgası son bulmalı" dedi. Radikal, 24.07.2006 |
ESKİHİSAR CAMİSİ RESTORE EDİLECEK Muğla İl Özel İdaresi, Yatağan'a bağlı Eskihisar köyündeki Stratonikeia Antik Kenti'ndeki tarihi Eskihisar Camisi'nin restorasyonu için 50 bin YTL ödenek tahsis etti. Eskihisar Camisi'nin restorasyonunda kullanılacak malzeme ve araçlar Güney Ege Linyitleri İşletmesi (GELİ) tarafından karşılanacak. Tarihi caminin yanındaki Eskihisar Köy Kahvesi'ni ise Muğla Genç İşadamları Derneği (MUGİAD) restore ettirecek. MUGİAD Başkanı Coşkun Coşar, restorasyon çalışması için antik kente marangoz gönderdiklerini belirterek, "Ay sonunda restorasyon için izin çıkacak. Tarihi caminin restorasyonuyla birlikte biz de çalışmalarımıza başlayacağız. Bu çalışma tamamlandıktan sonra da, kahve antik kenti ziyaret edenler için sosyal bir tesis olarak hizmet verecek" dedi. Yeni Asır, 24.07.2006 |
| ÜRGÜP'E ÖNCE FESTİVAL, SONRA MÜZE Türkiye'nin en özgün doğal turistik mekanlarından biri olan Ürgüp, bugünden itibaren hummalı bir sanat faaliyetine ev sahipliği yapacak. Modern sanatın tüm disiplinlerini bir araya getirmeye çalışan festivalin ardından şehre bir de müze kazandırılacak. Ürgüp, ilk modern sanat festivali ve hemen ardından açılacak modern sanat müzesi için gün sayıyor. Kapadokya bölgesini Anadolu'nun sanat ortamlarından biri haline getirmek isteyen yerel sanat inisiyatifi Fabrikartgroup, uluslararası çapta bir modern sanat festivali düzenlemeye girişmiş ve işi kotarmış durumda. Yüzden fazla sanatçının desteklediği festivalin meyveleri bugünden itibaren vadilere çıkıyor. Modern sanatın tüm disiplinlerini bir araya getirmeye çalışan festival; resimden heykele, fotoğraftan yerleştirmeye, kısa filmden deneysel müzik ve performansa kadar uzanan repertuvarını, 5 Ağustos'a kadar yöre halkının ve turistlerin beğenisine sunacak. Ama tabii ki iş bu kadarla kalmıyor; festival süresince atölye çalışmaları sayesinde sokaklar dahil bütün açık ve kapalı mekanlar sanatla iç içe olacak. ![]() İki ressam, Kaan ve Gülhan Sarı'nın Fabrikartgroup ile başlayan çalışmaları, Mustafapaşa Belediyesi'nce desteklenince festival için hemen kollar sıvanmış. Türkiye'de sanat ortamının sadece İstanbul'dan ibaret olmadığını söyleyen Sarı, festivalin gelenekselleştirileceğini, hatta ikinci festival programının da önemli ölçüde hazır olduğunu müjdeliyor. Bütün sanatçı ve sanatseverlerden Anadolu'da oluşturulacak sanat hareketlenmelerine destek olmasını bekleyen grubun bu yoldaki en büyük amaçlarından biri de yörede bir modern sanat müzesi açmak. Mustafapaşa Belediyesi buna da 'isteyenin bir yüzü kara, vermeyenin iki yüzü' cevabını vermiş. “Şehrin bir modern sanat müzesine sahip olması fikri bizi çok heyecanlandırdı, hemen çalışmalara başladık.” diyen Belediye Başkanı Mustafa Özer, eserlere eski konaklardan birinin, Cansever Konağı'nın kucak açacağını söylüyor. İlk aşamada 1. Uluslararası Modern Sanat Festivali'ne katılan sanatçıların belediyeye bağışlayacakları birer eserle kapılarını açacak müzenin adının, 'Sinasos Modern Sanat Müzesi' olması planlanıyor. Ağustos ayı sonunda kapılarını açacak müzenin elbet eksiği gediği olacak; fakat 10 gün sürecek festival kusursuz bir kaynaşmaya tanıklık edeceğe benziyor. Mustafapaşa Belediyesi'nin meydan ve sokakları, Fabrikartgroup irtibat binası, vadiler, kervansaraylar ve Özel Kapadokya Üniversitesi Rektörlük Binası ile bahçesi heykel, resim, fotoğraf, deneysel müzik ve kısa filmler ile dostluk kuracak. Zaman, 24.07.2006 |
|
| BU MÜZE KANGALLARA EMANET Türkiye'de müzelerin güvenliği özellikle Uşak'da yaşanan olayın ardından sorgulanmaya başlanırken son derece modern cihazlarla korunan Kültürpark'taki İzmir Tarih ve Sanat Müzesi'nin güvenliğine ayrıca kangal köpekleri yardımcı oluyor. Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılan Tarih ve Sanat Müzesi Kültürpark'ta 3 bin 820 metrekare kapalı 9 bin 500 metrekare açık alanı bulunuyor. Beş bin yıllık tarihi eserlerin bulunduğu müzede, Taş Eserler Bölümü'nde İzmir ve yakın çevresindeki ören yerlerinden heykeller kabartmalar, Agora'da gün ışığına çıkmış Demeter, Poseidon, Artemis heykelleri, Seramik Eserler Bölümü'nde başta Smyrna Tepekule Höyüğü olmak üzere İzmir çevresindeki höyüklerden elde edilen eserler, Kıymetli Eserler Bölümü'nde de Arkaik, Helenistlik, Roma ve Bizans dönemlerine ait gümüş ve değerli taşlardan yapılan yapılmış takı ve süs eşyaları, cam eşyalarla sikkeler turistlerden büyük ilgi görüyor. Bina birkaç yıl önce yapıldığı için son derece hassas güvenlik cihazlarıyla korunuyor. Gece müze kapandıktan sonra da ayrıca 'Efe' ve 'Ece' isimli iki kangal köpeği devreye giriyor. Dünyaca ünlü Türk çoban köpeği kangallar gece müzenin bahçesinde serbest bırakılıyor. Özel eğitim almış kangal köpekler gece müzenin duvarına kedi bile yanaştırmıyor. O nedenle üç yıldır değerli eserlerin sergilendiği müzede hiç bir hırsızlık olayı olmadığı bildirildi Hürriyet, Haber: Mustafa Oğuz, 24.07.2006 |
![]() |
| BAKANLIĞIN PAMUKKALE'NİN GELİRİNE EL KOYMASI DENİZLİ'Yİ AYAĞA KALDIRDI Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç'un, Pamukkale ören yerinin gelirinin alındığını açıklaması Denizli'de tepkiyle karşılandı. Bakan Koç, Aydın Teknik, Ekonomik ve Sosyal Konseyi üyeleriyle yaptığı kahvaltıda maliyede edebi tahsis prensibi gereğince Pamukkale ören yerinin gelirinin alındığını söylemişti. 22 işadamı kuruluşunun ortaklığından oluşan Denizli Platformu adına bir açıklama yapan Platform Sözcüsü İbrahim Tefenlili, “Pamukkale'nin geliri Pamukkale'ye kalmalı. Aksi halde Pamukkale'yi kurtaracak kaynağı bulamayız. Bununla ilgili Ankara ile temaslara girişmeliyiz. Bu karardan dönülmeli. Bu işin başka yolu yok” dedi. Denizli Ticaret Odası Başkanı Mehmet Yüksel ise Pamukkale'nin Denizli'nin olduğu kadar Türkiye'nin de prestiji olduğunu ifade ederek, “Ülkemizde bazı değerler, genel yaklaşımlarla harcanıyor. Ancak Pamukkale'yi böyle bir kaderle baş başa bırakamayız. İlimizin sorunlarını Ankara'ya götürmede büyük bir yeteneğe sahibiz. Pamukkale'nin özlük hakkı olan bu gelirden de asla vazgeçmeyiz” diye konuştu. Denizli Sanayi Odası Başkanı Müjdat Keçeci, daha önce de Denizli'nin Pamukkale için ayaklandığını ve dönemin Kültür Bakanı Erkan Mumcu'dan istenilen kararı hızla çıkarttığını hatırlattı. Pamukkale için her şeyi yapacaklarını belirten Keçeci, “Bu, Denizli'ye bahşedilmiş, insanlık için kültür mirası olarak saptanmış çok önemli bir nimet. Bakan Atilla Koç, eşitlikçi davranacağını söylüyor. Ancak Pamukkale gibi bir değer için daha eşitlikçi davranmak gerekli. Bakanlık bu kararından geri dönmeli” dedi. Mimarlar Odası Denizli Şube Başkanı Süleyman Boz, Atilla Koç'un eski Bakan Erkan Mumcu'dan sonra Denizlileri kızdıran ikinci Kültür Bakanı olduğunu söyledi. Boz, “Yalvaçlı Bakan'dan sonra sıra şimdi de, Köşklü geldi. Yalvaç ile Köşk arasında kaldık. Yani, her zaman Bakan çıkaran Isparta ile Aydın arasında sıkıştık. İki ilin bakanları, Denizli'nin önünü tıkamaya devam ediyor. Koç Denizli'ye ceza veriyor. Koç'un 'Denizli'den işadamı, Aydın'dan Bakan çıkar' sözü üzerine biz de, Aydınlı Bakan'dan aydınca bir davranış bekliyoruz. “ ifadelerini kullandı. ![]() Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İl Başkanı Ali Rıza Ertemur da, “Denizli'nin kaderi Isparta ile Aydın arasına sıkıştı kaldı. Başbakan vaatlerde bulunuyor, kabine üyeleri ve Bakanları geri alıyor. Ne Başbakan, ne de Bakanları Denizli'ye gelmesin. Sayın Atilla Koç ise Ankara'ya giderken Denizli'den geçmesin. Ören yeri gelirinin kesilmesi, 'Denizli artık hak ettiğini alıyor' sözünün ne kadar boş olduğunu bir kez daha ortaya koydu.” diyerek tepki gösterdi. Denizli Belediye Başkanı Nihat Zeybekci, Pamukkale'nin Denizli için çok önemli olduğunu ancak, Sezar'ın hakkının da Sezar'a verilmesi gerektiğini ifade ediyor. Başkan Zeybekci, “Pamukkale için baştan beri hepimiz mücadele veriyoruz. Ören yeri kadroları ve personeli tamamen Bakanlığa devredildi. Gelirin bir süre daha aynen devam etmesi için ısrarcı olduk. Ancak, bu kararla gelirin tamamı merkeze çekilmiyor. Ören yeri kadrolarının maaşları ve giderleri de Kültür Bakanlığı tarafından karşılanıyor. Ören yeri gelirlerinin net yüzde 25'i yine Denizli'ye kalıyor. Bu gelir desteği de projelerin başlatılması için yeterli. Projeler için Bakanlık ödeneği fazlasıyla alınacaktır. Bundan önce yıllarca sadece Denizli'ye kalan onca ören yerleri gelirine ne oldu?” şeklinde konuştu. Denizli Valisi Gazi Şimşek ise 2004 yılında UNESCO'nun Pamukkale'deki koruma çalışmalarını yetersiz bulduğunu ve bir yazıyla kendilerini uyardığını belirtti. Şimşek, “Eğer Pamukkale'yi miras listesine yakışır şekilde koruyup geliştirmezseniz listeden çıkartırız dediler. Biz de dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu'dan o dönemde Üniversite ile hazırladığımız projeyi onaylamasını istedik. Proje onaylandı ve ören yeri gelirinin belli oranının Denizli'ye kalması kararı verildi. Pamukkale bu gelirle ayağa kaldırıldı. Şimdi projelerimizi tamamlamak için uğraşırken böyle bir karar bizi üzdü.” ifadelerini kullandı. Zaman, Haber: Resul Cengiz, 24.07.2006 |
|
| PAMUKKALE'YE BİR DARBE DAHA : KORUMA KURULU, ANTİK HAVUZ ÇEVRESİNDEKİ TESİSLERİN YIKILMASINA KARAR VERDİ Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç'un, ören yeri gelirlerini kesmesi yüzünden yıllık 7.8 milyon YTL'den olan Pamukkale'ye bir darbe de Koruma Kurulu'ndan geldi. Aydın Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu, yılda 2 milyon YTL gelir getiren Pamukkale'deki "Antik Havuz" çevresinde bulunan tesislerin yıkılmasına karar verdi. Kararın Denizli turizmini baltalayacağını vurgulayan Vali Gazi Şimşek, İdare Mahkemesi'ne iptal davası açtı. TURAŞ firması tarafından işletilen tesislerin 1985 yılında Kültür Bakanlığı Koruma Yüksek Kurulu'nun izniyle yapıldığını hatırlatan Vali Şimşek, şöyle konuştu: "Burası Denizli Özel İdaresi'ne yılda 2 milyon YTL'nin üzerinde bir gelir sağlıyor. Bu paranın tamamı Denizli'ye kalıyor. Bu tesisler, zaten koruma kurulunun izniyle yapılmıştı. Şimdi de yıkılacak ve yerine bir çivi bile çaktırılmayacak. Yani doğal yapıya uygun bir restorasyon bile yapamayacağız. Böylece ören yeri gelirlerinden sonra Pamukkale'nin bir geliri daha kesilmiş olacak." Antik Havuz kenarındaki Pamukkale Otel'in, Koruma Planı çerçevesinde yıkıldığını anlatan Şimşek, bölgede yalnızca soyunma odaları ile ziyaretçiler için oluşturulan dinlenme alanlarının kaldığını belirtti. Pamukkale için büyük önem taşıyan bir gelirden olduklarını dile getiren Şimşek, "Tesisin günlük brüt gelirinin yüzde 40'ı Denizli İl Özel İdaresi hesabına periyodik olarak yatırılıyor. 21 yıl önce kurulan bu tesislerin yıkılması için karar alan Aydın Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu, Pamukkale'nin geleceğini de tehlikeye düşürüyor. Çünkü yabancı turistler, tarihi Hierapolis Antik Kenti sütun ve sütun başlıklarının bulunduğu ve zamanında kralların, kraliçelerin yıkandığı bu suya girmek için geliyor. Soyunma odalarını, kabinleri, oturma alanlarını kaldırdığınız zaman buraya gelen turist sayısı hızla düşer. Seyahat acenteleri programlarından Pamukkale'yi çıkarır. Bu da Denizli ekonomisine, tesislere ve Özel İdare'ye darbe olur" dedi. Antik Havuz çevresinin yıkılması ile havuzun bakımsız bir tesis haline geleceğini vurgulayan Şimşek, "Burasının bakımsız ve sıradan bir havuz haline gelmesine izin vermeyeceğiz. Tesis, Pamukkale'nin doğal dokusuna uygun olarak ve antik özelliğini koruyacak şekilde yeniden inşa edilebilir. Ancak yıkılması demek, Pamukkale turizminin darbe alması demektir. Bunu önlemek için İdare Mahkemesi'ne dava açtık. Sonucu bekliyoruz" diye konuştu. Pamukkale'ye gelen her dört turistten birinin mutlaka uğradığı Antik Havuz, ziyaretçilere 2 bin yıllık tarihle iç içe yüzme ve tedavi olma imkanı sağlıyor. Tesisler, Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı TURAŞ şirketi tarafından işletiliyor. Şirket kira olarak gelirinin yüzde 40'ı olan yaklaşık 2 milyon YTL'lik yıllık bir bedel ödüyor. Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç, geçen hafta sonu Aydın'a yaptığı ziyaret sırasında, Pamukkale girişlerinden elde edilen yıllık 7.8 milyon YTL'nin bakanlığa gönderileceğini açıklamıştı. Denizlililer, travertenlerin korunması amacıyla hazırlanan proje için Bakanlık desteğini beklerken, bu şok kararla sarsılmıştı. Karara tepki gösteren Denizlililer, Pamukkale'nin "Dünya Mirası Listesi"nden çıkarılma tehlikesiyle karşı karşıya kalabileceğini vurgularken Bakan Koç'a da, "Sakın Denizli'den geçme" mesajını göndermişti. Yeni Asır, Haber: Mustafa Kaya, 24.07.2006 |
|
| SİVAS ULU CAMİİ'NİN EĞRİ MİNARESİ DÜZELTİLİYOR Anadolu'nun en eski camilerinden olan ve eğik minaresiyle dikkati çeken Sivas Ulu Camisi'nin onarımı için, proje hazırlandı. Camilerin mekan düşüncesinin önemli bir basamağını teşkil eden ve kubbe fikrinin henüz gelişmediği dönemde, 1196-1197 yıllarında Kızıl Arslan Bin İbrahim tarafından yaptırılan Ulu Cami için rölöve ve restorasyon, 13. yüzyılın ilk yarısında inşa edilen minaresi için ise statik güçlendirme proje etüt çalışması hazırlanıyor. Çalışmalar kapsamında, alemden kaideye göre 116 santimetre eğik olan ve birkaç defa yıldırım isabet etmesi nedeniyle kıymetli süslemelerin bulunduğu gövdesi boydan boya yıpranan caminin minaresinin eğilme nedeni de tespit edilecek. Tespit çalışmalarının ardından bu durumun giderilmesi amacıyla onarım çalışması başlatılacak. Zaman, 24.07.2006 |
TARİHİ MEZARLIKTA YANGIN ÇIKTI Bitlis'in Ahlat İlçesi'nde bulunan tarihi Selçuklu Mezarlığı'nda, yangın çıktı. Yangında, onlarca mezar taşı zarar gördü. Alınan bilgiye göre, Selçuklu Mahallesi'nde bulunan tarihi Selçuklu Mezarlığı'nda, henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Yangını gören Hüseyin Kemer isimli çocuk, olayı emniyet ve itfaiye ekiplerine bildirdi. Olay yerine gelen ekipler, bir saatlik çalışma sonucunda yangını kontrol altına aldı. Yangının söndürülmesinin ardından çok sayıda mezar taşının zarar gördüğü ve mezarlık alanında bulunan bazı hayvanların yangından etkilenerek öldüğü gözlendi. Zaman, 24.07.2006 |
KARAMANIN KOYUNU, YAVAŞTAN ÇIKIYOR OYUNU! HATİCE SULTAN ÜZERİNE RANT TEZGAHLARI |
|
| ORTAKÖY'ÜN AYAKTA KALAN TEK YALISI İstanbul Valiliği'nin, İstanbul Yüzme İhtisas Kulübü'nü 35 yıldır faaliyette bulunduğu Hatice Sultan Yalısı'ndan tahliye girişimi tartışmalara neden oldu. Valiliğin, tarihi ve mimari açıdan büyük değeri olan yalıyı tahliye sonrası ne şekilde kullanacağı sorusu ise yanıt bulamadı. ![]() Ortaköy ve Nişantaşı meydanlarının mimarı Erhan İşözen, Hatice Sultan Yalısı'nın, Gaziosmanpaşa Ortaokulu olarak kullanılan Naime Sultan Yalısı'nın 4 yıl önce yanmasından sonra "Ortaköy'ün ayakta kalan tek yalısı" unvanına sahip olduğunu söyledi. Mimar İşözen, "Bunlar bir ülke için prestij mekanlarıdır. Böyle tarihsel mekanların gelecek kuşaklara bir kimlik olarak iletilmesi önemlidir. Bu yapıların aslına uygun fonksiyonlarla donatılıp, turizm amaçlı kullanılması gerekir. Bu tür yapıları farklı amaçlarla kullanmayı doğru bulmuyorum. Ama İYİK, bu mekanı sosyal amaçlı ve tarihi dokusuna sadık kalarak kullanıyorsa buna da itirazım yok" diye konuştu. Mimarlar Odası İstanbul Şube Başkanı Eyüp Muhcu, Hatice Sultan Yalısı'nın, şimdiye kadar kullanıldığı şekliyle, tarihi dokusunu, aslına uygun restore edilerek varlığını sürdürdüğünü belirtti. Muhcu, şöyle devam etti: "Bu tür mekanların, toplumun belleğinde yer ettiği şekliyle korunması çok önemli. Tarihi mekanların asli fonksiyonlarına uygun kullanılması temel ilkedir, UNESCO'nun da direktifleri gereğidir. Fiziki yükler getirilerek bu mekanları bozmak, asıl fonksiyonlarından arındırmak, 'içini değil, sosyal, kültürel içeriğini de boşaltmak' anlamına gelir. Maalesef bizim toplumsal belleğimizde bir süreklilik yok. Bunun nedeni, tarihsel mekanların kullanımındaki düzensizlik ve kesintilerdir." Mülk sahibi İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Sabri Kaya, tarihi binanın tahliye sonrası ne şekilde kullanılacağı, bir projeleri olup olmadığı yönündeki sorumuza, "Mülkiyeti Özel İdare'nindi, süresi bitti. Boşaltıp teslim etmesi gerekiyor. Gençlik Spor İl Müdürlüğü'ne yazımızı yazdık. Boşaltma işlemini onlar yapacak" yanıtını verdi. İstanbul Valisi Muammer Güler, İstanbul Yüzme İhtisas Kulübü'nün sözleşmesinin uzatılmamasına ilişkin değerlendirmesinde, "Orası çok kıymetli bir alan. Oranın sadece yüzme sporu için kullanılması kamu yararı açısından yeterli değil. Spor faaliyeti her yerde yapılabilir. Orası bir turizm alanı olarak imar planlarına işlendi. Tüm alan bütünüyle bir turizm alanı olarak değerlendirilecek ve daha büyük gelir getirecek bir hale dönüştürülecek". Hürriyet, Haber: Ali Dağlar - Faik kaptan, 23.07.2006 ![]() İstanbul Yüzme İhtisas Yalıyı Terketti İstanbul Yüzme İhtisas Kulübü (İYİK) tarafından 1971 yılından bu yana kullanılan Hatice Sultan Yalısı, sözleşmelerinin uzatılmaması üzerine tahliye edildi. Çevik Kuvvet'in Ortaköy'deki Hatice Sultan Yalısı'na girmesinin ardından, binada bulunan İYİK üyeleri, sporcular ve yüzücüler polis tarafından bina dışına çıkartıldı. Kulüp üyeleri ve sporcuların bina dışına çıkarılışı sırasında dramatik sahneler yaşandı. Birçok üye ile küçük sporcuların göz yaşlarını tutamadıkları görüldü. Bu arada, İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü yetkilileri, binada İYİK yetkilileriyle görüşerek, içerideki eşyanın tespit edilip götürüleceğini bildirdiler. Tutanakların tutulmasının ardından, önce kulüpte şahsi eşyası olanlar bunları binanı | |