©Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri - TAY Projesi


Mezraa Teleilat

Çizimler için tıklayın...

maps

Fotoğraflar için tıklayın...

Mezraa Teleilat
Türü:
Höyük
Rakım:
500 m
Bölge:
Güneydoğu Anadolu
İl:
Şanlıurfa
İlçe:
Birecik
Köy:
Mezraa
Araştırma Yöntemi:
Kazı
Dönem:
Yeni Assur İmparatorluk Dönemi Post Assur Dönemi

     


Yeri: Şanlıurfa il merkezinin kuzeybatısında; Birecik İlçesi'nin 5 km güneyinde; Mezraa Köyü'nün hemen batısında ve kısmen altında yer almaktadır.
Konumu ve Çevresel Özellikleri: Fırat Nehri'nin ilk taşım sekisi düzlüğünde yer alan höyük nehrin doğu kıyısında; nehrin menderes yaptığı yere çok yakın bir konumdadır. Yerleşme yerinin batısında eski bir kanal uzanmaktadır. Kuzey-güney doğrultusunda 450 m; doğu-batı doğrultusunda 160 m uzunluğunda olan dar oval biçimli bir höyüktür. Yüksekliği yaklaşık 4 m'dir. Tüm dağılım alanının 7 hektar olduğu söylenmektedir. Tepenin kuzey kısmında yaklaşık 160x160 m'lik bir alan bahçe yapımı uğruna buldozer ile tahrip edilmiştir. Böylelikle bu kısımda 1.5 m yüksekliğinde bir dolgunun izlendiği kesit meydana gelmiştir. Höyük günümüzde kısmen ekilmektedir.
Tarihçe:
Araştırma ve Kazı: Keban, Karakaya ve Atatürk Barajı'ndan sonra, 1989 yılında yapımı planlanan ve Fırat Nehri üzerindeki Birecik ve Kargamış barajlarının göl suları altında kalacak olan tarihi yerlerin ve anıtların saptanıp belgelenmesi projesi çerçevesinde G. Algaze başkanlığında, R. Breuninger ve J. Knudstad'ın katılımıyla gerçekleştirilen yüzey araştırmasında saptanmıştır. 1998 yılında ODTÜ TAÇDAM koordinatörlüğünde, İstanbul Üniversitesi Prehistorya Anabilim Dalı'nın höyükte gerçekleştirdiği yüzey toplamasının ardından, 1999 yılında aynı Anabilim Dalı'ndan M. Özdoğan başkanlığında kazılmaya başlanmıştır. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlanmış tescilli arkeolojik sit alanları listesinde yer almaktadır.
Tabakalanma: 1998 yılı çalışmalarında ele geçen yüzey bulguları, höyüğün daha çok Neolitik Dönem'e ait olduğunu göstermiştir ve sadece birkaç adet Demir Çağı malzemesi bulunmuştur. 1999 yılı kazıları ise, höyük üzerinde Demir Çağı'na ait en az üç yenileme evresi bulunan büyük bir yapı kompleksinin varlığını ortaya çıkartmıştır [Karul et al. 2001a:133]. Mezraa Teleilat I. Kültür Katı'na genel olarak bakıldığında, tek ve büyük bir yapı kompleksinin bulunduğu belli olmaktadır. Bu yapının etrafında başka ek yapı ya da iskan izlerine rastlanmamıştır [Özdoğan 2000:21-31]. Mezraa Teleilat, çeşitli alt evreleri olan iki kültürel evre içinde toplanmıştır: I. Kültür Evresi (STÇ-Demir Çağı: yaklaşık MÖ 1400-300) II. Kültür Evresi (Neolitik Çağ: MÖ 6. binyıl ve öncesi) [Karul et al. 2001b:165-166]. 2001 yılı çalışmaları sonucunda Mezraa Teleilat'daki kültürel süreç şöyle belirlenmiştir: 1A Kültür Katı-Akhamenid/Pers Dönemi 1B Yeni Assur Yapı Katı 1C Erken Demir Çağı 2A Kültür Katı-Son Neolitik Çağ 2B Kültür Katı-Orta Neolitik Çağ 2C Kültür Katı-İlk Neolitik Çağ, 3 Çanak Çömlekli-Çanak Çömleksiz Neolitik Geçiş Dönemi.
Buluntular: Mimari: Mezraa Teleilat I. Kültür Katı'na genel olarak bakıldığında, tek ve büyük bir yapı kompleksinin bulunduğu belli olmaktadır. Yapı, bugüne dek açıldığı kadarıyla büyük bir orta avlunun çevresine iki dizi olarak yerleştirilmiş, çeşitli büyüklükteki magazin türü mekanlardan oluşmaktadır [Karul et al. 2004:59]. Bu yapının etrafında başka ek yapı ya da iskan izlerine rastlanmamıştır. Yamaca yakın yerlerde yanlızca depo ya da çöp biriktirme amaçlı derin çukurlar ile, birkaç mezar bulunmuştur. Dolayısıyla höyükteki bu yapının bir yerleşmeden çok, idari veya dinsel amaçlı bir kompleks olduğu düşünülmektedir [Özdoğan 2000e:29-31]. Mezraa Teleilat'ın I. Kültür Evresi, MÖ 2. binyıl sonları ile MÖ 3. ya da 4. yy'a kadar olan yaklaşık bin yıllık bir süreci kapsar. I. Evre, üç yapı katı ile temsil edilmektedir. II. Kültür Evresi'ne geçişte en az beş bin yıllık bir boşluk olduğu ve bu süreçte burada hiçbir yerleşmenin olmadığı anlaşılmaktadır. Son Tuç Çağı'nın altında, tepenin boş kaldığı bu uzun süre boyunca oluşması beklenen ara katmana da rastlanmamıştır. Bu da yeni yerleşme kurulurken, höyüğün üst kısımlarının tesviye edildiğini, dolayısıyla tepenin Neolitik Dönem'deki topografyasının önemli ölçüde değiştirildiğini düşündürmektedir. Bu durumda, II. Evre'nin en üst katmanları büyük ölçü de tahrip edilmiş olmalıdır. Bununla beraber, karışık dolguların içinde Halaf türü bir parçaya rastlanmış olması, I. Evre yapıları kaldırıldığında bu döneme ait sağlam kalmış dolgulara da rastlanabileceğini düşündürmektedir. IB evresinde iyi korunmuş bir yapı kısmen açığa çıkarılmış; yüzeye çok yakın olan IA evresi ise tam olarak anlaşılamamıştır. Bu dönem daha çok, derine inen çukurlarla belirlenmiştir. IA yapı katında in situ Pers-Akhamenid Dönemi'ne ait buluntular ele geçmiştir. Böylece tepenin en son kullanımının Persler tarafından gerçekleştiği ve sonra iskanın son bulduğu görülmüştür. IB yapı katındaki büyük yapı ise Yeni Assur Dönemi'ne tarihlendirilmektedir. Şu an için boyutları 43x30 m'yi bulan yapının tipi, Kuzey Suriye Yeni Assur saray yapılarına benzemektedir. Pers-Akhamenid Dönemi yapısının niteliği, çok sayıdaki süvari ve at heykelciği ve bullalarıyla, buranın önemli bir merkez olduğunu göstermiştir [Karul et al. 2002a:63-74]. 2001 yılı çalışmaları sonucunda IA yapı katının Akhamenid-Pers Dönemi'ne ait olduğu ve Yeni Assur sarayı ile aynı yerde bulunduğu anlaşılmıştır. 23 K ve 23 L açmalarında saptanan büyük bir yapıya ait olan duvarlar, teknik olarak Akhamenid yapılarına benzemektedir. IB Yeni Assur yapı katındaki buluntular henüz tam olarak incelenmemekle birlikte, yapının yerel tarım ürünlerinin denetim ve ihracatını sağlayan, Fırat kenarında yer alan bir yönetim merkezi olduğu düşünülmektedir [Karul et al. 2003:166]. Yüzeyin altındaki çok bozuk durumda bulunan IA Akhamenid yapıları dışında, IB evresine ait tek büyük bir yapı kompleksi ile batı yamaçta yoğunlaşan çukur ve mezarlara rastlanmıştır. 2002 yılında 20 R ile 14 L sondajlarında Demir Çağı'na ait bazı duvar parçalarının görülmüş olması, tepede saray kompleksinin dışında başka yapıların da bulunmuş olduğuna işaret eder. Mezraa Teleilat'taki yapı kompleksi, Yeni Assur Dönemi merkezi yapıları gibi asimetrik olarak yerleştirilmiş, farklı işlevlere sahip çeşitli kanatlardan oluştuğundan, esas yaşama birimlerini içeren bir kanadının daha bulunması güçlü bir olasılıktır [Özdoğan et al. 2004:239; Karul et al. 2004:59]. Yeni Assur Dönemi yapı katı kompleksinin üzerinde, tepenin en son kullanımını temsil eden, ancak yüzeye çok yakın olduğu için tarımsal faaliyetler nedeni ile çok tahrip olmuş bulunan Akhamenid Dönemi yapı katı (IA) yer almaktadır. Mimari özellikleri açısından Yeni Assur yapılarından çok farklı özellikler sergilemesine karşılık bu döneme ait kalıntıların da oldukça anıtsal nitelikte olduğu, parça halindeki duvarlardan belli olmaktadır. Çanak Çömlek: 2001 yılı çalışmaları sonucunda, Yeni Assur Dönemi'ne tarihlenen yapı kompleksinin IA ve IB yapı katlarında in situ olarak çok sayıda depolama küpü bulunmuştur [Karul et al. 2002b:63-74]. Kil: Yeni Assur Dönemi'ne ait olan yapı kompleksinin içinde ortaya çıkartılan kerpiç tuğlalardan oluşan bir kutuda çok sayıda ağırşak tespit edilmiştir. Figürin: Pers-Akhamenid dönemlerini simgeleyen en önemli buluntular, pişmiş toprak heykelciklerdir. Bunların çoğu çeşitli büyüklükteki at ve atıyla birlikte betimlenen süvarilerdir. At heykelciklerinin biçimleri aynıdır; öne doğru düz uzanan ön ayaklar ve çok kısa arka ayaklar ile betimlenen atların arkada küçük bir kuyruğu vardır, gövdeden itibaren geniş bir kıvrım yapan boyun ve baş çok daha özenli biçimlendirilmiştir. Daha özenle yapılmış at heykelciklerinde atın gözleri kabartma halinde betimlenerek bazen tek, bazende iki renkli boyanmıştır. Boynun hemen arkasına oturan süvarilerde, gövdenin alt kısmı atın alt gövdesiyle bütünleşmiş, oldukça şematik betimli kollar hayvanın boynunun alt kısmına doğru uzanmıştır. Genellikle baş ve yüzleri çok özenle işlenmiş süvari heykelciklerinin tümü sakallı ve serpuşludur. Ancak hepsinin serpuş ve sakalları farklıdır. Ayrıca yüzlere kişiliği betimleyen ifade verilmesine de özen gösterilmiştir. Ender olarak karnından tek ya da çift tanrıça çıkan at heykelciklerine de rastlanmıştır. Mezraa Teleilat'ın çok sayıdaki ana tanrıça heykelciklerinin hangilerinin Pers, hangilerinin Assur Dönemi'ne ait olduğu ayrılamamışsa da, Kuzey Suriye gelenekli ana tanrıça figürünün, Pers Dönemi'nde de devam ettiği ve olasılıkla bunun Pers atlı motifiyle birleştirilmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır. Epigrafik Malzeme: IB evresi olarak tanımlanan ve Yeni Assur Sarayı olarak bilinen yapıda 2002 yılında mevzi taban temizliği yapılırken bir duvar köşesinde korunagelmiş ancak küçük parçalar halinde çivi yazılı tabletlere rastlanmıştır. V. Donbaz tarafından yapılan deşifre çalışmaları sonunda bu tabletlerin Yeni Assur değil Yeni Babil Dönemi'ne tarihlendiği tespit edilmiştir. Bu doğrultuda Yeni Assur olarak tanımlanan tabakanın zaman içinde yeniden değerlendirilmesi gerekecektir [Özdoğan et al. 2004:239].
Kalıntılar:
Yorum ve tarihleme: Mezraa Teleilat'ın içinde bulunduğu Orta Fırat Havzası, MÖ 7. yy sonlarına kadar Yeni Assur İmparatorluğu'nun önemli bir parçasını oluşturmuştur. MÖ 612 yılında Med-Babil koalisyonu karşısında başkent Nineve'nin yıkılmasıyla Mezopotamya'daki Assur hakimiyeti sona erer. Bundan sonraki kısa bir karmaşa döneminin ardından, Anadolu'nun önemli bir bölümü Medler'in eline geçerken, Mezopotamya ve Orta Fırat Havzası Yeni Babil Krallığı'nın hakimiyetine girer. Karkamış ve çevresinde Mısırlılar'ın yardımıyla tutunmaya çalışan Assurlular'ı MÖ 605 yılında yenen Yeni Babil Kralı Nabupolasar'ın oğlu Nabukadnesar, Assurlular'ın tutunduğu bu son bölgeyi de alarak Orta Fırat Havzası'nı tümüyle kendi krallığına dahil eder. Bundan sonra bölgenin uzun bir süre Yeni Babil Hanedanlığı'nın siyasi hakimiyeti altında kaldığı bilinmektedir. MÖ 6. yy'ın ortalarında Kyros, Med hakimiyetine son vererek Akhamenid/Pers Hanedanlığı'nı kurar. Giderek güçlenen Persler, MÖ 547 yılında Lydia Kralı Kroisos'u yendikten sonra Önasya'nın tümüne hakim olabilmek için Yeni Babil topraklarına göz diker. Yeni Babil Kralı Nabonid'in tutsak alınmasıyla sonuçlanan bir dizi savaşın ardından bölgede MÖ 539 yılından itibaren Pers hakimiyeti başlar. Kyros, Dareios ve Kserkses dönemlerinde Persler'in Önasya'da Mısır ve Yunanistan'a kadar uzanan geniş bir imparatorluğu satraplıklara bölerek başarıyla yönettikleri bilinmektedir. Kserkses'in MÖ 465 yılında öldürülmesinden sonra Persler bir taraftan Hellenler'le savaşırken, diğer taraftan da iç çekişmelerle uğraşmak zorunda kalır. Pers Hellen çekişmesi Persler'in aleyhine gelişmeye devam eder ve MÖ 449 yılında Hellenler'le yapılan barış antlaşmasının hemen ardından Suriye Satrabı Megabazos zayıf düşen Pers Hanedanlığı'na karşı büyük bir isyan başlatır. İç isyanlarla devam eden bu gerileme döneminin arkasından MÖ 331 yılında Büyük İskender'in Pers ordusunu İssos'ta (İskenderun yakınında) yenmesiyle Mezopotamya, Hellenler'in siyasi hakimiyetine girer. Orta Demir Çağı'ndan itibaren Mezraa Teleilat'ın içinde bulunduğu Orta Fırat Havzası'nın, Assur hakimiyetinden sonra sırayla Yeni Babil, Akhamenid/Pers ve Yunan/Selevkos siyasi hakimiyeti altına girdiği bilinmektedir. Bu süreç boyunca ortaya çıkan yeni oluşumların etkileri Mezraa Teleilat Demir Çağı tabalarında gözlenebilir [Şenyurt 2006:182-183].


Liste'ye