|
©Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri - TAY Projesi
|
|
|
|
|
|
Kremna |
|
|
Çizimler için tıklayın... ![]() |
Fotoğraflar için tıklayın... ![]() |
|
Türü:
|
Kent |
|
Rakım:
|
1200 m |
|
Bölge:
|
Akdeniz |
|
İl:
|
Burdur |
|
İlçe:
|
Bucak |
|
Köy:
|
Çamlık |
|
Araştırma Yöntemi:
|
Kazı |
|
Dönem:
|
Roma Hellenistik |
|
|
|
![]() |
|
| Yeri: Burdur il merkezinin güneydoğusunda; Bucak İlçesi'nin 2 km doğusunda; Çamlık (Girme) Köyü'nde yer alır. |
| Konumu ve Çevresel Özellikleri: Kremna; Yukarı Aksu (Kestros) Vadisi'nin ince; uzun üçgen şeklindeki tepesinde yer alır. Tepe doğu-batı yönünde giderek alçalmaktadır. |
| Tarihçe: Kremna; bazı antik yazarlar tarafından bir Pisidia kenti olarak anılır [Ptolemaios 5; 5; 7; Strabon 12; 7; 2]. Kremna'nın kuruluşu Hellenistik Dönem'e tarihlenir. İlk sikkesini bağımsız olarak MÖ 1. yüzyılda basmıştır. MÖ 39-25 yıllarında Amyntas'ın önemli bir kalesi olmuş; Augustus döneminde Roma kolonisine dönüşerek "Colonia Iulia Augusta Felix Cremna" adını almıştır. Kent en parlak dönemini MS 2. yüzyılda yaşar. Hadrianus döneminde Güneybatı Anadolu'nun önemli kentlerinden biri olmuştur. MS 225 dolaylarında kent; muhtemelen bir depremle büyük zarara uğramıştır. MS 278'lerde kenti kuşatan Isaurialılar Roma ordusu tarafından geri püskürtülmüştür. |
| Araştırma ve Kazı: Kent kalıntıları 1872-1874 yılları arasında G. Hirschfeld tarafından keşfedilerek tanımlanmıştır [Levick 1967a: 40]. 1885 yılında J.R.S. Sterrett kentteki yazıtlar üzerine çalışmıştır. Aynı yıllarda G.K. Lanckoronski kentin genel topografik planını çıkararak bazı yapıları tanımlamıştır. Kremna forumu ve bazilikası M.H. Ballance tarafından 1956 yılında incelenmiştir. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi adına; J. İnan ve ekibi tarafından 1970-71 tarihlerinde hamam ve propylonda kazı ve araştırmalar gerçekleştirilmiştir. Araştırmalara 1985-87 yılları arasında S. Mitchell başkanlığında devam edilmiştir. |
| Tabakalanma: |
| Buluntular: |
| Kalıntılar: Plan ve topografya açısından kent; iki kısma ayrılır. Yüksek olan doğu kısmı tam anlamıyla ızgara planlıdır. Kentin batı kısmında ise sokak açıları arazinin eğimine bağlı olarak değişmektedir. Kremna'da sur duvarlarının bir kısmı; agora ve sütunlu cadde Roma Dönemi öncesine tarihlenir. Hellenistik kent merkezinin vadiden kentin doğusuna doğru uzandığı düşünülür [Mitchell-Waelkens 1987: 46]. Koloninin kuruluş tarihi ile Hadrianus dönemi öncesi arasına ait herhangi bir yapı izine henüz rastlanmamıştır. Hellenistik yapılar Hadrianus dönemine kadar kullanılmış olmalıdır. 2014 yılında H. Metin ve ekibi tarafından yapılan yüzey araştrmalarında sur duvarlarının dışında, Hacıbağ Mahallesi'nin kuzeybatısında az yükseltili bir tepe üzerinde kilise tespit edilmiştir. Bölge halkının Kilise-Kisle olarak isimlendirdiği bu alandaki kilise, kaçak kazılar nedeniyle büyük tahribata uğramıştır. Düzgün kesilmiş taş bloklarla inşa edilen yapının özellikle apsisi diğer bölümlere göre daha iyi durumdadır. Kilisenin etrafında bulunan mimari parçalar muhtemelen batı uctaki, dikdörtgen planlı anıt mezara aittir. Anıt mezarın çevresinde ise lahit kapakları tespit edilmiştir. Çalışmaların devamında Kilise Mevkii'sinden kuzeybatısında bulunan Dikmen Tepe'ye uzanan antik yol tespit edilmiştir. Düzgün olmayan taşlarla oluşturulmuş yola ait kalıntılar bazı alanlarda net görülebilmektedir. Antik yolun bir bölümü günümüzde aktif olan mermer ocağı için yapılan yol nedeniyle tahrip edilmiştir. Antik yolun sonunda bulunan, Dikmen Tepe'nin zirvesinde yuvarlak planlı gözetleme kulesi bulunmaktadır. Kaçak kazılardan dolayı tahrip olan kulenin bazı bölümlerinde düzgün kesilmiş taşlar kullanılmıştır. Dikmen Tepe'nin kuzey eteklerinde bulunan Eşek Yaylası olarak isimlendirilen alanda Kremna'nın sur dışında kalan kırsal yerleşmeleri tespit edilmiştir [Metin et al. 2016:206-207]. Sur: Kent suru yaklaşık 3 km uzunluğundadır. Kentin Hellenistik Dönem'e tarihlenen güney sur duvarı kayadan kayaya; menderes şeklinde uzanmaktadır. Batı sur duvarlarının bir kısmı Amyntas'ın Kremna'yı ele geçirdiği MÖ 30 yıllarına ya da öncesine tarihlenir. Arazinin yumuşak inişi nedeniyle batı sur duvarı yaklaşık 6 m genişliğindeki 12 adet kareye yakın planlı kule ile desteklenir. Kuleler; bazıları yamuk şekilde kesilmiş taşlardan pseudo-isodomos tekniğinde örülmüştür. Surdan öne taşan kuleler Augustus dönemine tarihlenebilir ve Side; Perge ve Adada kentlerindeki kuleleri anımsatmaktadır. Batı surlarının kuzeyinde yer alan bir bastion; Hellenistik Dönem'e ait düzgün işlenmiş bloklardan örülü bir bölüm içerir. Batı surlar; Augustus döneminde ve Geç İmparatorluk Dönemi'nde yenilenmiştir. Yeterince sarp olduğundan kentin kuzeyinde tahkimata gerek duyulmamıştır. MS 278'lerde İmparator Probus zamanında; yaşanan büyük Isauria saldırısı ile savunma büyük çapta tahrip olmuştur [Zosimos 1; 63-64]. Isauria kuşatması sırasında batı sur duvarının kuzeyinde; vadiyi abluka altına alacak kuşatma hendeği oluşturulmuştur. Hendeğin derinliği 23 m; doğu-batı doğrultusundaki uzunluğu ise 140 m'dir. Kentin batısında iki sıra halinde kaba taşlarla örülen kuşatma duvarları savunmayı desteklemiştir. Duvar 800-1000 m uzunluğundadır. Batı surlarına yakın olan ilk duvar; altı adet kare planlı kuleye sahiptir. Güney Kapı: Kentin güneyinde yer alan kapı; 5x5.5 m'lik küçük dörtgen bir kule içine açılmıştır. İki kemerli ve 2.5 m genişliktedir. İki sur duvarını bindirmeli bir şekilde kavuşturarak yapılmıştır. Giriş muhtemelen tahta bir kapı ile kapalıydı. Pednelissos Güney Kapısı ile benzerlikler taşıyan bu kapı; daha çok kentin doğu kısmına yönelik tasarlanmıştır. Kapıya duvar takviyeli; kayalık bir rampa ile ulaşılır. Yol rampaya ulaşmadan önce batıya yönelir; sonra dik bir açıyla doğuya dönerek; surların dibinden Güney Kapı'ya ulaşır. Pamphylia-Sillyon'da kent kapısına varan rampalı yol ile benzerlik gösterir. Kapı Amyntas döneminde Hellenistik tahkimatı güçlendirme programı dahilinde yapılmıştır. Batı Kapı: Kentin batısında; bir kuleye (no 12) bitişik yapılmıştır. 4.6 m genişliğindeki kapı; tek kemerlidir ve MS 278 yıllarında gerçekleşen Isauria kuşatması sırasında inşa edilmiştir. Cadde: Güney Kapı'dan başlayarak kente ulaşan ana cadde; ilk insulanın köşesinden dönerek kuzeydoğuya doğru çaprazlamasına uzanır ve tiyatronun önünden agoraya ulaşır. Genişliği 8 m olan cadde kentin doğusu ile merkezi kesimini birbirine bağlamaktaydı. Batı Kapısı'ndan başlayan sütunlu cadde ise önce sağa dönüp sonra foruma kadar düz bir rota izlemektedir. Sütunlu caddenin izlediği bu rota; kent planını çaprazlamasına keser ve kent merkezini batı kesime bağlar. Cadde; kuzey kesimde konut alanını insulalara ayıran ara yollarla kesişir. Uzunluğu güneybatı-kuzeydoğu doğrultusunda 235 m; genişliği 9.7 m'dir. Sütunlu cadde; drenaj sistemini örten kalın; kireçtaşı plakalarla döşenmiştir. Caddeyi her iki yanda sınırlayan sütunlu galerilere üç basamakla çıkılır. Galeri sütunları İon düzenli kaideler üzerinde; 3.6 m yüksekliğindedir. Sütunlar granitten; Korinth başlıkları ise kireçtaşından yapılmıştır. Estetik amaçlı; daha küçük Korinth sütunlarına sahip ikinci bir kat da yapılmış olabilir. Sütunlu galerilerin gerisinde dükkan sırası yer almaktaydı. Dükkanlar 7 m genişliğinde ve 6.5 m derinliğinde olan odalar şeklindedir. Kapı söveleri basit bezemelidir. Caddede akanthus yapraklı ve rozetlerle bezeli sarmallar içeren friz parçaları bulunmuştur. Bu tip frizlere Güneybatı Anadolu mimarisinde sıklıkla rastlanır. Özellikle MS 129 dolaylarına tarihlenen Attaleia; Hadrianus Kapısı ve MS 180-195 yıllarına tarihlenen Sagalassos Tiyatrosu sahne binasına ait kapı süslemeleri benzerlik gösterir. Caddenin doğusunda ve merkezi alanda zengin bezemeli; yüksek heykel kaideleri bulunmuştur. Aralarında rahip; rahibe ve çeşitli yarışmalarda ödül kazananların heykellerine ait kaideler vardır. Sütunlu cadde; zengin bezemeleri ve heykelleri ile kuzeyinde yer alan konut alanının basit görüntüsünü gizlemekteydi. Sütunlu caddenin MS 2. yüzyılın ikinci yarısında; agora artan ihtiyaçları karşılayamaz hale gelince inşa edildiği ve inşaatın Severuslar döneminde bitirildiği anlaşılmaktadır. MS 220-230 yıllarında depremle yıkılan cadde; geç antik çağda onarılmıştır. Onarımlar caddenin orijinal simetrisini ve düzenini büyük çapta bozmuştur. Tak: Batı Kapısı'ndan başlayan sütunlu caddede üç adet anıtsal tak bulunmaktadır. Takların niş ve aediculalarında tanrı ve imparator ailesine ait heykeller sergilenmekteydi. Sütunlu caddenin 75 m doğusunda; iki girişi bulunan ilk takın sadece ayakları in situ haldedir. Sütunlu caddenin doğu ucundaki ikinci tak iki katlıdır. Üst kat yüksek kaideli sütunlarla desteklenmiştir ve bu tarzıyla Miletos Agora Kapısı'nı anımsatır. Zengin bezemesiyle yapı taktan çok görkemli bir propylonu andırır. Aşağı katında tiyatro maskeli; üst katında ise akanthus motifli birer frize sahiptir. Alt kat frizi; Erken Hadrianus dönemine ait Pergamon Traianeum'u ve MS 2. yüzyıl Side Tiyatro'su Sahne Binası'nın aşağı kat frizi ile benzerlik gösterir. Anıtsal tak; sütunlu caddenin ilk yapım evresine; MS 2. yüzyılın üçüncü çeyreğine (Antoninus Pius dönemine) tarihlenir. Caddenin batı ucunda yer alan üçüncü tak oldukça harap durumdadır. Ancak cadde ile paralel doğrultuda uzanmadığı gözlemlenebilmektedir. Agora: Kentin doğusunda yer alır. Döşemeli dörtgen bir alan ile doğu; batı; kuzey kenarlarında Dor düzeninde inşa edilmiş stoalardan meydana gelmiştir. Geç dönem onarımları agoranın orijinal planının kesinleştirilmesini engellemektedir. Doğu ve batı sütunlu galeriler muhtemelen tek katlı; çift sütun sıralıydı. Kuzey sütunlu galeri iki katlı ve çift neflidir. Gerisinde 14 odalı dükkan sırası saptanmıştır. Yarım sütunların yer aldığı ikinci kata agoranın kuzeyinde bir tepeden giriş olabilir. Sütunlu galerilerin üzeri büyük olasılıkla tahtadan; eğimli çatı ile kaplıydı. Plan ve analojiler doğrultusunda Kremna Agorası; MÖ 150-50 yıllarına tarihlenebilir. MS 2. yüzyılda onarılmış ve değişim geçirmiştir. Değişimler sırasında sütunlu galerilerin dış sütunlarının araları duvarla örülmüş; kuzey ve doğu yönünde geniş kemerli girişler inşa edilmiştir. Sütunlu galerilere kemerlerin yerleştirilmesi nedeniyle sütun hizaları bozulmuştur. Değişimler sırasında daha çok agoranın kendi malzemesi kullanılmıştır. Dar kemerli girişler; İmparator Hadrianus'un eşi Sabina'nın ve İmparator Traianus'un heykelleriyle süslenmiştir. Forum: Kentin doğu kesimindeki forumdan geriye oldukça az kalıntı günümüze ulaşmıştır. Ortasında yer alan döşemeli alana 6 basamakla inilir. Forum dörtgen planlıdır ve dört tarafı Dor düzenli; iki katlı galerilerle çevrilidir. Kuzey galeri aynı zamanda bazilikanın güney duvarını meydana getirirerek iki yapı arasında geçişi sağlamaktadır. Kuzey ve doğu galeri sütunları aynı ölçülerdedir. Batı galeri diğerlerinden daha uzun sütunlarla taşınan; daha yüksek ve geniş bir fasada sahip olabilir. Batıda büyük bir giriş olmasına karşın; forumun asıl kapısı doğuda olmalıdır. Doğu duvarın dış cephesi üçgen alınlık taşımaktadır. Doğudan foruma girildiğinde görülen ilk manzara batıdaki iki katlı galeridir. Forumda genel olarak Dor düzenine aykırı şematik; basit nitelikli bezemelere rastlanır. Caius'un oğlu L. Fabricius Longus (üç defa Kremna'nın baş magistratı ve muhtemelen Tykhe rahibi); forum; bazilika; eksedra ve mermer heykellerin yapımından sorumludur. Ölümünden sonra; yapılar eşi Vibia Tatia ve kızı Fabricia Lucilla tarafından tamamlanmış; İmparator Hadrianus'a ve tanrılaştırılan Caesar Traianus'a adanmıştır. Forum epigrafik verilerle Hadrianus dönemine tarihlenir. Bazilika: Kentin doğu kesiminde; forumun bitişiğinde yer alır. Düzenli dörtgen bloklardan; harç kullanılmaksızın inşa edilmiştir. Batı duvarında kemerli üç giriş bulunur. Yan kemerler 2.8 m genişliğinde ve 5 m yüksekliğindedir. Orta giriş yaklaşık 6x10 m ölçülerindedir. Bazilika üç neflidir. Orta nef dörtgen payelerle destekli 12 kemere sahiptir. Bazilikanın güney duvarı Dor düzeninde sütun sırası şeklinde devam eder (bak. Forum). Böylece bazilikanın güney nefi aydınlatılmaktaydı. Kuzey duvar tamamen toprak altında kalmıştır. Muhtemelen MS 3. yüzyıl ortasında doğu duvara bir eksedra eklenmiştir. Saçaklık üç fascialı arşitrav; asma-sarmaşık bezemeli friz ve İon düzeninde bir kornişten meydana gelir. Yapı MS 2. yüzyıl İon/ Korinth düzenini yansıtan bir karakterdedir. Kremna bazilikası Ephesos Devlet Agorası'ndaki bazilika ile kıyaslanabilir. Ephesos'ta da birbiri içine geçen agora alanı ve bazilika politik merkez oluşturmaktadır. Üç tarafı sütunlarla çevrili Smyrna Bazilikası (MS 2. yüzyıl ortası) da agoranın güney kenarı boyunca uzanması yönünden Kremna bazilikasını anımsatır. Kremna bazilikası forum gibi; L. Fabricius Longus ve ailesi tarafından inşa edilip; İmparator Hadrianus ile Divus Traianus'a adanmıştır. Hadrianus dönemine tarihlenen yapı; MS 220-230 depreminin ardından Ulpius ailesinin bir üyesin tarafından onartılmıştır. Bazilika MS 4. yüzyılda kiliseye dönüştürülmüştür. Yapının doğusuna bir apsis eklenir ve merkezi nef daraltılır. Bazilika; forumun kuzey galerisine ait sütun aralıklarının kapatılması ile forumdan ayrılır. Tiyatro: Kentte iki tiyatro inşa edilmiştir. Biri forum-bazilika kompleksinin güneyindedir ve batıya dönüktür. Bu yapının sadece dış sınırları belirlenebilmiştir. Sahne yapısı yamaçtan aşağıya doğru yıkılmış durumdadır. İkinci tiyatronun temelleri kentin doğu sınırında saptanmıştır. Tiyatro güney yönündeki vadiye dönüktür ve kente hakim bir manzaraya sahiptir. Hiçbir zaman bitirilememiş olan sahne yapısının dış hattı ve kayaya oyulan caveadaki oturma yerleri görülebilmektedir. Muhtemelen 25 oturma sırası içermekte idi. Kent tiyatrosu ilk olarak buraya inşa edilmek istenmiş; ancak daha iyi manzara veren bir yer bulununca yarım bırakılmıştır. Tiyatro koloninin ilk yıllarına; Augustus dönemine tarihlenebilir. Su Kemeri: Kremna çevresindeki tek su kaynağı kentin yaklaşık 2 km güneybatısındadır. Kot farkı suyun ancak kemerle taşınmasını mümkün kılmıştır. Kaynak çevresindeki bazı taş bloklar dışında günümüzde kemere ait herhangi bir iz yoktur. Suyun kaynak yanından büyük kaba bloklarla; 1 m kalınlığında örülmüş duvarın üzerine yerleştirilen pişmiş toprak borularla kente iletildiği tespit edilmiştir. En iyi korunagelen kesimi kaynak ile modern köy arasına rastlar. Su kemeri batı yönünde bir çift küçük vadi üzerinden ilerler. İlk bölümden geriye kare biçimli temeller kalmıştır. Daha geniş olan ikinci vadi üzerini geçen iki kemerli bölümde ise kalıntılar hala görülebilir. İki vadi arasında 30 m'lik bir duvar uzanırdı. Kaynak ile vadiler arasındaki kot farkı nedeniyle su; kemerlere yerleştirilen sifon sistemiyle basınç sağlanarak taşınabilmekteydi. İki vadi arasındaki kayalığın ilerisinde kısmen kayaya oyulmuş bir depo inşa edilmişti. Depoda toplanan basınçlı su kemerin ikinci kısmına iletilmekteydi. İkinci yatağı geçtikten sonra su kemeri Hacıbağ Köyü'nün batı sınırına bakan alçak kayalığın tepesine kadar uzanır. 250 m boyunca izi görülebilen duvar; kayalığın sonuna kadar devam etmekteydi. Burada da kayalık ile vadi tabanı arasında 20 m'lik yükseklik farkı nedeniyle sifon sistemi kurulmuştur. Vadi zemininde alçak bir köprünün 13 ayağının temeli in situ halindedir. Vadinin kuzeyinde su kemeri doğuya doğru dönerek kente yönelir. Kremna yakınlarında iki su kemeri izine daha rastlanmıştır. Bunlardan biri basınç sisteminin kuzeyinden doğuya döner ve kente ulaşan Roma yolunun doğusu boyunca uzanır. Su kemerine ait kalıntılar arasında duvar temeli ve pişmiş toprak boru parçaları yer alır. Bu kemer kentin ancak güneybatı kısmına su sağlamaktaydı. İkinci su kemerine ait taş duvar ise kuzey-doğu yönünde basınç sisteminin doğuya dönmeden önceki kuzey kısmında görülür. Köyün kuzeydeki modern su rezervuarının üzerinde 12.5x14.4 m boyutlarında; dörtgen planlı yapı ve diğer küçük yapı izleri muhtemelen su kulelerine aitti. Kuleler hayvan gücüyle çalışan bazı aletler içermiş olmalıdır. Sistem MS 1. yüzyıl sonu - 2. yüzyıl başlarına tarihlendirilebilir. Hamam: Hadrianus Forumu'nun güneyinde yer alır. "Q Yapısı" olarak da adlandırılan hamam; kentin en iyi korunan yapısıdır. Hamamın iki dörtgen odası kazılar sonucu ortaya çıkartılmış; üçüncü bir oda izine de batıda rastlanmıştır. Hamama ana girişi sağlayan 2.3 m genişliğindeki kapıdan üç basamakla doğudaki salona girilmektedir. Nispeten geniş olan salon 19.5x29.05 m ölçülerindedir. Salonun duvarları; yerel kireçtaşı bloklarından inşa edilmiştir. Odanın her iki uzun tarafında beşer adet niş bulunur. Doğu duvarın orta bölmesi yarım daire şeklinde 6 m genişliğindedir ve mozaik kaplıdır. Mozaik bezemesi hakkında toprakla kaplı olduğu için fazla bilgi edinilememiştir. Doğudaki diğer bölmeler küçük; dörtgen biçimli; tonoz örtülü ve taş döşemelidir. Yan bölmelerin kireçli harç-moloz ve kırık kiremitten örülü alçak duvarları; tüm yapıda olduğu gibi pembemsi sıva ve ince mermer ile kaplıydı. Salonun batı duvarında yer alan merkezi bölme dörtgen planlıdır. Batı duvarın orta bölmesinde bulunan bir kapı ile hamamın diğer odasına geçilir. Salonun batısında kalan oda 17.4x9.2 m iç ölçülerine sahiptir. Duvarlar sıva üzerine mermer kaplıdır. Odanın batısında üç; kuzeyinde bir adet apsidal niş bulunur. Batı nişler; kemerli iki girişle birbirinden ayrılır. Kemerli girişler üçüncü odaya geçişi sağlar. Yapının ikinci evresinde kemerli girişler ve nişler; sadece pencereler açıkta kalacak şekilde kapatılmış; orta nişte asimetrik bir giriş meydana getirilmiştir. Kuzey duvar düzensiz molozla örülüdür. Duvarın doğusunda; sonradan kapatılmış bir pencere; batısında ise kuzeydeki küçük bir odaya açıldığı tahmin edilen bir kapı vardır. Daha sonra kapı nişe çevrilmiş ve gerisi tuğla ile kapatılmıştır. Yapının ikinci evresinde duvara ısıtma sistemine bağlı bir dizi pişmiş toprak boru yerleştirilmiştir. Burası hamamın caldariumu ya da sıcaklık bölümü olabilir. Daha sonra ısıtma sistemi kaldırılmış ve borulardan geriye kalan boşluklar pembemsi sıva ile kapatılmıştır. Yapının doğusuna sonradan başka bir odanın daha eklendiği düşünülmektedir. Yapının kuzeyini dolaşan bir su kanalı; ana odadaki su boruları ve küçük odada tespit edilen buhar boruları yapının hamam olduğunu gösterir. MS 69-79 Vespasianus döneminde inşa edildiği anlaşılan hamam MS 225 yılında depremle tahrip olmuştur. Ulpiuslardan bir kişi hamamın onarımını üstlenmiş ve yapının kuzeyi özensiz bir işçilikle onarılmıştır. Aynı dönemde ana odanın zemini 1 m kadar yükseltilmiş ve kuzey duvara iki; kuzeydoğu bölmenin olduğu yere bir giriş eklenmiştir. Onarım sırasında hypokaust sistemi iptal edilmiştir. Bu evrede yapı muhtemelen hamam işlevini yitirerek seçkin sınıfın sergi salonu halini almıştır. Yeni mermer levhalarla döşenen salonda; çoğu Hadrianus Forumu'ndan sökülen heykeller sergilenmeye başlamıştır. MS 3. yüzyıl ortası ya da ikinci çeyreğinde yaşamış Flavius Avidius Fabianus Capitonianus ve Rutilianus Longillianus Callippus aileleri Herakles; Athena (iki adet); Asklepios ve Hygieia; Apollo; Leto; Aphrodite; Nemesis ve giyimli bir kadın heykelini yeniden diktirmiştir. Dokimeion üretimi olduğu düşünülen mermer heykeller; MS 2. yüzyıl ortalarına tarihlenir. Tanrı heykellerini taşıyan kaidelerde kente yararları dokunan ve MS 3. yüzyılda yaşamış güçlü ailelerin isimleri (gens Ulpia gibi ) yazılıdır. Ayrıca kentin demos ve boulesini onurlandıran yazıtlar ele geçmiştir. Sarnıç: Severuslar Tapınağı'nın doğusunda birbiriyle bağlantılı 16 depodan oluşan geniş bir kamu sarnıcı yer alır. Depolar; paralel dört sıra halindedir. Sarnıç; anıtsal merdivenin üzerinde büyük kireçtaşı bloklarla döşeli bir meydan ile örtülüdür. Sarnıcın batı doğrultusundaki iki depo sırası iç kısımları haricinde iyi durumdayken; diğer iki sıra yıkılmıştır. Depolar tonozlu dörtgen birer oda şeklindedir. Odalar yaklaşık 3.8 m yüksekliğinde ve 9.2x3.4 m ölçülerindedir. Küçük kesme kireçtaşlarından örülen duvarlar üç kat sıva ile kaplıdır. Tonozlar ve aralarındaki dolgu yukarıda yer alan meydanın döşemesini desteklemektedir. Her bir tonoz çatısında bulunan iki veya üç adet kare biçimli delik; yağmur sularının içeri akmasını sağlanmaktaydı. Delikler meydan döşemesinde tekerlek şeklinde taş ızgaralarla kapatılmıştır. Suyun depolar arasında dolaşımı pişmiş toprak borular yardımıyla gerçekleşir. Meydan ve Büyük Propylon ile bağlantılı olan sarnıç; alanı kapsayan onarım programı dahilinde inşa edilmiştir. Nymphaion: Antik çağda kentin Güney Kapısı yakınında yer alan doğal kaynak; bir yapı ile süslenmiştir. Kente varan ana yol üzerinde; Güney Kapısı'nın yaklaşık olarak 40 m batısında bir teras duvarı üzerine inşa edilmiştir. Yapı; insan eliyle genişletilen büyük bir mağarayı içerir. Arka tarafı dik bir yamaçla derinlemesine kesilir. Kaynak suyu birbirine bitişik iki sığ depoda toplanır. Depolar kesme kireçtaşı bloklarından inşa edilmiş iç yüzeyleri suyu koruyan harç ile kaplanmıştır. Ana depo işlevi taşıyan arka depo 1.3x2 m; suyun döküldüğü diğer depo ise 3x0.8 m boyutlarındadır. Su; kayaya oyulmuş sığ bir kanalla kaynak yapısından caddeye iletilir. Yapı fasadının en alt taş sırası; ön depo ile mağara duvarının arasında in situ olarak korunmuştur. Taş fasad mermer ile süslenmiştir. Yapı muhtemelen Güney Kapısı civarında yaşayan vatandaşların hizmetindeydi. Kent kapısı yakınındaki konumuyla Perge'de Hellenistik ve Roma Güney Kapıları arasında yer alan Severuslar dönemi nymphaionunu anımsatır. Tapınak: Yapılan araştırmalar sonucunda ise Kremna'da altı tapınak tespit edilmiştir fakat bunların kime adanmış olduğu kesinleştirilememiştir. Kentin Roma Dönemi tapınakları cadde; forum ve bazilika gibi halka açık yapıların çevresinde yer almakta ve onlara doğru yönelmektedir. Hadrianus Tapınağı: Tapınak; kent merkezinin doğusunda; agora ile Küçük Antoninuslar Tapınağı arasında yer alır. Ön cephesi güneybatıdaki caddeye dönüktür. Korinth düzenli tapınak prostylos planlı olabilir. Ön cephesinde dört veya altı sütun vardır. Tapınağa ait üst yapı parçalarının büyük kısmı tespit edilmiştir. Yüksek ve ağır bir arşitrav sırasına sahiptir. Korniş ve alınlık köşelerine ait iki büyük parça bulunmuştur. Çevreleri yumurta dizileri ile bezenmiş konsolların arasında rozetler vardır. Açık ve kapalı palmet dizisinden oluşan sima bezemesinin en yakın benzerleri Antalya Hadrianus Kapısı; Perge Hadrianus Kapısı ve Aizanoi Hamamı'ndadır. Analojiler doğrultusunda tapınak Hadrianus dönemine tarihlenir; ancak tapınağın Hadrianus'a adanmış olduğu kesinlik kazanmamıştır [Büyükkolancı 1996: 71-3]. Hadrianus ve Antoninuslar Tapınakları'nın bulunduğu alanın güneyinde; forum ve bazilika doğrultusunda üç kemerli bir propylon yer alır. 14 m genişliğinde olan ve Küçük Propylon adı verilen yapının tapınak alanına bakan kuzey fasadı sade bırakılmış; diğer yüzü ise işlenmiştir. Yapının doğu temelleri ve euthynteriaya ait dört adet geniş dörtgen blok hala görülebilmektedir. Muhtemelen merdivenlerle forum ve bazilikanın bulunduğu alana ve kuzeydeki kutsal alana geçiş vermekteydi. En üst basamağında dört adet sütuna ait izler vardır. Propylonun merkezi kemeri 3.6 m; yan kemerleri ise 3.2 m genişliğe sahipti. Merkezi kemer dik üçgen bir alınlık taşımaktaydı. Bazilika ve foruma bakan alınlık süslemeliydi. Saptanan burmalı bir sütun; kuzey fasadın kemerli girişlerini ve üçgen alınlığı tamamlayıcı bir eleman olmalıydı. Küçük Propylon MS 150 yıllarında inşa edilmiş ve Antoninuslar Tapınağı'nın bezemeleri ile aynı atölye hatta aynı kişiler tarafından yapılmış olabilir. Küçük Hadrianus Tapınağı: Kent merkezinde; forumun batısında yer alır. Ön cephesi doğuya; foruma bakmaktadır. Naos duvarlarının temelleri ve naos kapısının güney sövesi ile yanındaki orthostat bloğu in situ durumdadır. Pronaos kısmına ait bir sütun ve öndeki merdivenlerden altı basamak tespit edilmiştir. Ayrıca tapınak kapısının lentosu; arşitrav parçası ve alınlığın köşe kornişine ait parça saptanmıştır. Tapınak yaklaşık 8.2 m uzunluğunda ve 7.7 m genişliğindedir. İon veya Korinth düzenli; prostylos planlı olduğu düşünülmektedir [Mitchell 1995: 88]. Ön cephesinde dört sütun olduğu varsayılmaktadır. Tapınağın doğusunda bezemeli bir kapı; döşemeli bir alana açılmaktadır. In situ haldeki kapı sövesinin fasciaları arasında Lesbos kymationu; taç kısmında İon kymationu ve bunun üzerinde ters ve düz işlenmiş palmet frizi yer alır. Mitchell kapı sövesi üzerindeki bezemelerinin Geç Traianus-Erken Hadrianus dönemi özellikleri yansıttığını düşünerek tapınağı MS 115-125 yıllarına tarihler [Mitchell 1995]. Büyükkolancı ise kapı sövesi üzerindeki bezemelerden yola çıkarak tapınağın daha çok Geç Antoninuslar ve Erken Severuslar dönemine ait olduğunu belirtir [Büyükkolancı 1996: 73-74]. Antoninuslar Tapınağı: Kent merkezinin doğu kısmında; agora ile forum arasında; Hadrianus Tapınağı'nın yakınındadır. Ön cephesi; güneydoğudaki ana caddeye dönüktür. Tapınağın naos kapı eşiği in situ olarak günümüze ulaşmıştır. Üst yapı parçalarının tümü saptanmıştır. Korinth düzenli; prostylos planlı tapınak büyük olasılıkla yüksek bir podiuma sahiptir. Ön cephede altı; hatta sekiz sütun olduğu varsayılmaktadır. Yivli sütunlar sekizgen postamentler üzerinde oturmaktaydı. Fascialar arasındaki boncuk dizisi ve Lesbos kymationu ile taç kısmındaki İon kymationu ve palmet frizi stilistik açıdan Antoninuslar dönemine yakın benzerlikler taşımaktadır. Tapınak frizi sarmal dallar ve aralarda rozetlerle bezenmiştir. Bunu yumurta dizisi ve konsollu korniş ile diş kesimi takip eder. Tapınak çevresinde akroter; alınlık köşesi; simasında arslan başı çörtenler kapsayan korniş tespit edilmiştir. Alınlığın orta kısmında Suriye tipi alınlığa özgü bir kemer olduğu düşünülmektedir. Tapınağın girlandlı bir duvar frizine sahip olduğu bulunan anta başlığı sayesinde anlaşılmıştır. Pisidia Antiokheiası'nda Augustus Tapınağı ve Sagalassos'ta Dionysos Tapınağı'nda da görülen duvar frizi Pisidia tapınaklarının önemli bir özelliğidir. Tapınak arşitrav üzerinde bulunan yazıttan anlaşıldığına göre Antoninus Pius'a (MS 138-161) adanmıştır. Severuslar Tapınağı: Kent merkezinde; Büyük Propylon'un kuzeybatısındadır. Tapınağın güneyindeki yaklaşık 15 m uzunluğunda duvarın temenosa ait olduğu ileri sürülmüştür [Mitchell-Waelkens 1987: 43]. Duvar dışta sade bırakılmış; içte ise işlenmemiş yarım sütun sırası ile bezenmiştir. Bunlar olasılıkla üç fascialı arşitrav; dış bükey friz ve kornişten oluşan sahte bir saçaklık taşımaktaydı. İon düzenli 6x11 sütunlu olduğu düşünülen tapınak peripteros planlı ve olasılıkla doğuya dönüktür. Muhtemelen üç basamaklı krepise sahiptir. Tapınağın doğu kısmında bulunan İon düzenli bir başlık; Severuslar dönemi tapınağından önce; in antis veya prostylos planlı bir tapınağın varlığını işaret eder. Büyük olasılıkla tapınak; Severuslar döneminde çevresine yapılan peristasis ile peripteros plana dönüştürülmüştür. Söz konusu İon başlığının kökeni Halikarnassos Maussolleion'una dayanır ve MÖ 2. yüzyılda yoğun olarak kullanılmıştır. En yakın benzerine Letoon; Leto Tapınağı'nda rastlanır. Tapınak çevresinde bulunan bazı friz parçalarında boğa başı; yaban domuzu ve panter figürleri işlenmiştir. Lanckoronski; frizdeki girlandların üzerinde yer alan hayvan figürlerinin Artemis'le ilgili olabileceğini ve tapınağın bu nedenle Artemis (Diana Coloniae) Tapınağı olabileceğini savunmuştur [Lanckoronski 1892: 170]. Tapınak büyük olasılıkla ilk kez Hellenistik Dönem'de Artemis Tapınağı olarak inşa edilmiş ve Augustus döneminde Diana Coloniae'ya adanmıştır. Severuslar döneminde caddeler ve propylonu da içeren bir yapı programı içerisinde onarılmıştır. Tapınak bu yenileme sırasında eski yerini korur. Kent merkezinde yer alır. İki katlıdır ve üç kemerli girişe sahiptir. Yapının ikinci kat orta alınlığı üçgen; yan alınlıkları ise yarım daire şeklindedir. Friz üzerinde yer alan akanthus motifi Küçük Suriye Alınlıklı Tapınak'ın simasındaki palmet bezemesini anımsatır. Kemerlerin alt yüzlerine yerleştirilen kasetler akanthuslarla çevrili küçük büstlerle süslenmiştir. Bezemelerdeki MS 2. yüzyıl sonuna; Severuslar dönemine özgü gölge-ışık oyunu etkileyicidir. İkinci katta yer alan üçgen alınlık Kybele; daha iyi durumda olan yarım daire alınlıklarsa palmiye dalı tutan kanatlı iki Nike ile ortalarında Athena figürünü içerir. Marcus Aurelius ve Commodus Tapınağı: Agoranın kuzeyinde dört adet bezemeli mimari parça saptanmıştır. Naosa ait kapı lentosu ve üç fascialı; Latince yazıtlı arşitrav parçalarından oluşan kalıntıların Marcus Aurelius ve Commodus Tapınağı'na ait oldukları anlaşılmıştır. Kapı lentosundaki Lesbos ve İon kymationu frizleri Suriye Alınlıklı Küçük Tapınak bezemeleri ile aynı stildedir. Analojiler tapınağın MS 169-177 yılları arasında inşa edildiğini işaret eder [Mitchell 1995: 108]. Suriye Alınlıklı Küçük Tapınak: Kent merkezinin dışında; kuzeyde yer alan yüksek bir yamacın üzerine inşa edilmiştir. Dikdörtgen planlı yapının boyutları tam olarak bilinmemekle beraber Küçük Hadrianus Tapınağı'ndan daha küçük olmalıdır. Tapınak cephesi muhtemelen güneye dönüktür ve yapı cephesi ortada Suriye alınlığı taşıyan dörtgen; çifte pilastrlar içerir. Pilastr kaideleri Attik-İon profilli ve alçak başlıklıdır. Başlıkların yumurta-ok ve boncuk bezemeleri; üstte palmet motifli şerit ile taçlandırılmıştır. Arşitrav ve friz aynı blok üzerine işlenmiştir. Bezemeler Küçük Antoninuslar Tapınağı ve Küçük Propylon'undakileri anımsatır. Yapı Marcus Aurelius ve Commodus Tapınağı ile aynı tarihlere dayanır. Kısmen temelleri günümüze kalmış olan yapının bir tapınak mı yoksa zengin bir aileye ait mezar yapısı mı olduğu kesinlik kazanmamıştır. Cephe mimarisi ve yeri nedeniyle ikinci ihtimal de göz önünde tutulmaktadır. İnarası Kutsal Alanı: 2014 yılında H. Metin ve ekibi tarafından yapılan yüzey araştırmalarında, Taşyayla Köyü'ne giden yolun yakınlarında önceki yılda tespit edilen İnarası kutsal alanında belgeleme çalışmaları yapılmıştır. Temenosla çevrili kutsal alana giriş güneybatıdan yapılmaktadır. Kapı doğal etkenlerden dolayı bozulmuş olsa da yer yer kısmen belirgindir. Kayaya oyulmuş mağara girişinde kült heykelinin bulunduğu büyük bir niş vardır. Bir diğer önemli tepsit ise kaçak kazılar sonucu ortaya çıkmış seki olmuştur. Sekinin üzerinde yaklaşık 3 m yüksekliğe sahip aydınlatma amacıyla kandiller için açılmış nişler bulunmaktadır. Bu nişler arasında belirli bir mesafe ya da simetri yoktur. Adak nişlerinin yaklaşık 3 m solunda dizleştirilmiş kaya kesitinin üzerindeki sıva üzeri kırmızı boya izleri mağaranın tamamının sıvandığını ve boyandığını kanıtlamaktadır [Metin et al. 2016: 207-208]. Konut: Kent alanının büyük kısmı yerleşime ayrılmıştır. Biri doğuda; diğeri batıda olmak üzere kentin iki konut alanı bulunmaktadır. Tahribat nedeniyle konutların mimari evreleri saptanamamıştır. MS 2. yüzyıla ait ilk konutlar kaliteli kesme bloklardan yapılmıştır. Bazı evler peristyl avluya ve çeşitli odalara sahiptir. Konutların dış duvarları genelde geniş; kireçtaşı bloklardan kabaca inşa edilmiştir. İç duvarlar ise düzensiz; küçük taş ve molozlardan yükseltilmiştir. Genelde iç kapılar sade bırakılmıştır. Yalnızca bir konutta sıva izine rastlanmıştır. Sütunlar; kapı dikmeleri; eşikler; pencere pervazları ve lentolar monolit kireçtaşı bloklardandır. Çatılar geniş; dörtgen kiremitlerle örtülmüştür. Evlerde bazı küçük sunak ve kaideler bulunmaktadır. Çoğu konutta yer altı sarnıçlarına rastlanmıştır. Su ihtiyacı yağmur sularının yer altı sarnıçlarında depolanmasıyla karşılanmaktaydı. Sarnıçlar genelde inşası ucuz ve kolay olan matara; bazen de kare şeklindedir. Yerel bir özellik olan sade mimari ve bezeme dışında; evler Roma karakterindedir ve orta düzeyde Roma kent hayatını yansıtır. Batı Konut Alanı: Sütunlu caddenin kuzeyden batı surlara kadar uzanan geniş bir alanı kapsar. Caddeler topografyaya göre düzenlendiği için insulalar dikdörtgen biçiminde değildir. Sütunlu caddenin kuzeyindeki insula; caddenin eksenini izleyebilmek için doğu yönüne doğru daraltılmıştır. Bu değişim özellikle kuzeydoğu köşedeki evlerin planlarında değişikliğe yol açmıştır. Ara sokaklar sütunlu caddeyi mümkün olduğu kadar dik açıyla kesebilmek için kuzeyden güneye doğru daralmaktadır. Konut alanında; caddeler boyunca bağımsız ticarete dayalı üniteler şeklinde basit odalı dükkanlar sıralanmaktadır. Alanın kuzey ve güneyinde merkezi peristyl avlulu geniş evler bulunur. Mimarisi ve ölçüsüyle diğerlerinden ayırt edilen bu evler elit sınıfa ait olmalıdır. Konut alanının batısında; 4 no'lu insulanın büyük bir kısmını merkezi avlulu; geniş; dikdörtgen peristylli bir ev kaplamaktadır. Avlu döşemesinin altında sarnıç vardır. Portiklere ait yivli dört sütun ve bir sütun kaidesi in situ olarak kalmıştır. Basit bezemeli kireçtaşı bir korkuluk; avlu ile portikleri birbirinden ayırır. Fakat avludan iki dar aralıkla kuzey portiğe geçilebilmektedir. Evin yatak odaları kuzey yönündedir. Evin kuzey; doğu; güney ve muhtemelen batı yönleri caddelerle sınırlıdır. Evin doğusunda muhtemelen dükkan olan beş ya da altı bitişik oda caddeye açılmaktadır. Bunlar bir duvarla evden ayrılır. Güney odadan eve geçiş olduğu düşünülmektedir. Kuzey Konut Alanı: Kamu sarnıçlarının doğusunda; sarp kayalıkta yer alır. Kayalığın aşağısında kent merkezinin bulunduğu vadi görülebilir. Konutlar ve kuzey-güney yönündeki caddeler ağır yıkıntılar altında kaldığından tam olarak araştırılamamıştır. Sarnıçlara bakan batı tepesindeki evler teraslar üzerindedir. Kent merkezine yukardan bakmakta olan sarp tepe üzerindeki konutlardan çoğunun görkemli yapılar olduğu düşünülmektedir. Kışları güneş alan; yazları ise serin olan tepedeki evler kentin her yerinden kolaylıkla görülebilir. Alanda en göze çarpan yapı; peristylli bir evdir. Kuzey uçuruma dönük olan evin büyük kısmı yıkılmıştır. 45x25.4 m boyutlarındadır. Avluyu çevreleyen portikler mutemelen 12 yivli sütunla desteklenmekteydi. Beş sütun in situ olarak bulunmuştur. Farklı sütun tipleri evin iki katlı olabileceğini düşündürmektedir. Avlunun güneyinde granit sütunlu geniş; önü açık mekan; bir eksedra veya tablinum olabilir. Buradan güney portiğe ve belki diğer odalara çıkılır. Avlunun güneydoğu köşesindeki oda içinde bir apsis yer alır. Odanın işlevi bilinmemektedir. Nekropolis/Mezar: Kentin başlıca nekropolis alanı; batı surun dış tarafındaki eğimli arazidir. Kireçtaşından yamaçlara oyulan khamasorionlar dışında bağımsız mezar yapıları ya da lahitler varlıklarını koruyamamıştır. İzlerine rastlanan mermer lahitlere ait küçük parçalar Anadolu kentlerinde MS 2-3. yüzyıllarda sevilen Dokimeion mermer işçiliği gösterir. Mezar yapılarına ait oldukça az veriye rastlanması gömüt mimarisinin kentte tutulmadığını gösterir. Güney sarp kayalıklarda ise kısmen kayaya oyulmuş bir mezar yapısı bulunmaktadır. Mezarın kayaya oyulan podiumu muhtemelen basamaklıdır. Yapının 3 m genişliğindeki ön cephesinde görülen izler yapının prostylos planlı olduğuna işaret eder. Eksende yer alan iki yanda volütlü konsollarla sınırlanır. 1.8 m'ye kadar inşa edilen doğu duvarın gerisi kabaca işlenmiş doğal kayalıkla tümlenir. Güney kenarın köşeleri pilastrlarla belirtilmiştir. Saçaklık oldukça süslü bezemeye sahiptir; üç fascialı arşitrav; girlandlı friz; diş kesimli korniş ve aslan başlarıyla bezeli simadan oluşur. Mezarın içi ise basit dörtgen bir odadan ibarettir. Orijinal zemin kaçak kazı sonucu harap olmuştur. Odada bulunan üçgen kapaklı lahide ait izlere rastlanmıştır. Ancak Kremna kaya mezarına kesin bir tarih vermek zordur. MS 1. yüzyıl sonu ya da 2. yüzyıl başına tarihlenebilir. Kestros Nehri'ne açık manzarası ve yapımına gösterilen özen; mezar sahibinin Kremna'nın zengin sınıfından olduğunu işaret eder. Taş Ocağı: Kent yapılarının inşasında kullanılan kireçtaşının; batı surlarının kuzeyinde 400 m kadar uzaktaki taş ocağından elde edildiği bilinmektedir. |
| Yorum ve tarihleme: |