©Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri - TAY Projesi


Pedasa

Çizimler için tıklayın...

maps

Fotoğraflar için tıklayın...

Pedasa
Türü:
Kent
Rakım:
m
Bölge:
Ege
İl:
Muğla
İlçe:
Milas
Köy:
Gökçeler
Araştırma Yöntemi:
Kazı
Dönem:
Protogeometrik Geometrik Arkaik Klasik Hellenistik Roma

     


Yeri: Muğla İli; Bodrum İlçesi'nin kuzeyinde; Gökçeler Köyü'nde yer alır [Bean 2000:115-116]. Çirkan Köyü yakınlarındadır [Bean-Cook 1955:123].
Konumu ve Çevresel Özellikleri: Dar bir geçitin önündeki kentin bulunduğu arazinin; 20. yüzyılın ortalarında yapılan araştırmalar sırasında; çam ağaçlarıyla kaplı olduğu belirtilmektedir [Bean 2000:116]. Göktepe ve Konacık'ın kuzeyinden Torba Limanı'na kadar devam eden bölgenin; Pedasa Antik Kenti'nin sınırları içinde olduğu düşünülmektedir. Bu alanda yapılan çalışmalarda birçok Leleg yapısı tespit edilmiştir [Diler 2003:14-15].
Tarihçe: Herodotos 1; 175-176'da; MÖ 546'da Lydialılar'ı bozguna uğratan Persler karşısında Pedasalılar'ın direndiklerini; bir süre boyunca Lide Dağı'nda konuşlanarak küçük çapta muharebelere girdiklerini bildirir. Lide Dağı'nın bugünkü Kaplandağı ya da Tırmandağı olduğu düşünülür. Herodotos aynı zamanda Pedasalılar'ın başına bir kötülük geleceği zaman Athena rahibesinin sakalının çıktığını ve bu olayın üç defa tekrarlanmış olduğunu belirtmiştir. MÖ 6. yüzyılda Persler'e karşı direnen tek Karia kenti olması açısından önemlidir. Attika-Delos Deniz Birliği'ne önceleri iki talent veren Pedasa sonradan bir talent vergi ödemiştir. MÖ 499'daki İon Ayaklanması'ndan sonra Persler karşısında yenilen Karialılar; Pedasa yolu üzerinde Persler'e tuzak kurmuştur. MÖ 494'te Miletos'u ele geçiren Persler; Pedasa halkını Miletos'un yukarısındaki tepelere göç etmeye zorlamıştır. Arkeolojik veriler ışığında kentin tamamen terk edilmediği anlaşılmaktadır. Olasılıkla MÖ 3. yüzyılın sonu; 2. yüzyılın başında V. Philippos tarafından ordugah olarak kullanıldığı düşünülmektedir [Bean-Cook 1955:124-125; Bean 2000:115-116]. Hellenistik ve Roma Dönemi'ne tarihlenen çanak çömlek ve kiremit parçaları yerleşmenin bu yüzyıllarda da devam ettiğini ve Pedasa'nın; Hekatomnoslardan itibaren Yunanlaşma etkisinde kaldığını gösterir [Diler 2003:15].
Araştırma ve Kazı: 19. yüzyılın sonunda Paton ve Myres; 1920'lerde Maiuri'nin çeşitli incelemelerde bulunduğu kentte Bean ve Cook 1950'li yıllarda yüzey araştırması yapmıştır. 1999-2006 yılları arasında A. Diler ve ekibi tarafından yapılan yüzey araştırmalarında elde edilen verilerin kazılarla desteklenmesi amacıyla 2007 yılında arkeolojik kazılar başlamıştır.
Tabakalanma:
Buluntular:
Kalıntılar: 160 m uzunluğundaki kale; akropolis nitelikli bir tepecik üzerine inşa edilmiştir [Bean 1955:123-124]. Pedasa territoriumunun güney kısmında Hamasa Mevkii'nde çevre duvarı ile sınırlandırılmış konut ve hayvan barınağı kalıntılarına rastlanmıştır. Bunlar yakın zamanda tarla sınırı ve ağıl olarak kullanılmıştır. Hamasa Mevkii'nin güneyinde anıtsal bir yapıya ait olduğu düşünülen bir eşik bloğu; yakın çevresinde birtakım mimari elemanlar ve hamur özellikleri bakımından Arkaik Dönem'e tarihlendiği düşünülen astarsız ve bezemesiz yerel üretim kaba çanak çömlek parçaları saptanmıştır [Diler 2004:144]. Daha kuzeyde ise 24x13 m ölçülerinde doğu-batı yönünde uzanan ve etrafı 75-80 cm kalınlığında çevre duvarları ile çevrili bir mekan vardır. Duvarlar yatay taşlardan inşa edilmiş olup Leleg tarzındadır. Yapının yaşama mekanı ile ilişkili olduğu düşünülmüştür. 2007 yılında A. Diler ve ekibi tarafından başlatılan bilimsel kazılara akropolisten başlanmıştır. Doğal kaya kütlesi üzerine oturan ve 'Yönetici Binası' olarak adlandırılan yapının ilk inşa evresinde megaron planlı olduğu anlaşılmıştır. Yönetici Binası'na ait M-1 ve M-2 mekanlarını kuşatan dış cephe duvarları yapımlarında sağlamlık esası uygulanmış olan erken evre duvarlarıdır. İç kısımlarda taşlar düzgün bir biçimde işlenmemiş ve neredeyse doğal halleriyle bırakılmıştır. Duvarların dıştan daha güçlü gözükmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır. Her iki mekanda da taş dolgu kaldırılma sürecinde günlük kullanım kaplarına ait parçalar, Bizans Dönemi yeşil sırlı seramikleri, çatı kiremiti parçaları ve ezme taşı parçaları ele geçirilmiştir. M1 mekanının zemin seviyesinde in situ büyük bir pithos da bulunmuştur. Yönetici Binası ana mekanları yoğunlukla Bizans Dönemi buluntuları içermesine karşın, erken Arkaik Döneme tarihlenebilen kireç taşı heykelcik ve Arkaik Dönem pithos parçası gibi seramik buluntular yapının erken dönem evrelerinden günümüze ulaşan veriler olarak düşünülmektedir [Diler et al. 2009:267-269]. Akropolde yapılan çalışmalarda M-9 olarak tanımlanan mekanı kuzey köşesinde bir fıırn yapısı ile karşılaşılmıştır. Üst örtüsü tonoz olan mekanın zemini devşirme mermer plakalardan oluşturulmuştur. Oda planı sergilemeyen ve M-8 olarak adlandırılan alanın bir ara sokak olduğu düşünülmektedir [Diler et al. 2009:269]. 2008 ve 2009 yıllarında yapılan çalışmalarda Akropolis'teki yerleşim hakkında genel bilgilere ulaşılabilmiştir. Birbirlerine bitişik olarak tasarlanan ve yan yana sıralanan tüm yapı gruplarının, genişliği 1.5 ve 2.5 m arasında değişen sokaklar tarafından kesilerek yapı adalarının oluşturulduğu anlaşılmıştır. Eklemler şeklinde birbirine bağlanan kalıntılar kuzey sur duvarına kadar açıldığında mekanların erken ve geç evre yapılanmasını da yorumlayabilmek mümkün olmuştur. Açılan mekanlardaki duvar işçiliğine bakıldığında dikkat çekici olan, hemen hemen tüm mekanlarda moloz taş ve yer yer dikdörtgen şeklinde kesilmiş ve daha küçük kesilmiş taşların yanında mekanların girişlerinin yer yer iri bloklar ile kapatılmış olmasıdır. 37 ve batısındaki 38 no'lu odaların ilk yapıldığı evrede tek bir mekan olarak tasarlandığı anlaşılmaktadır. 37 no'lu odanın batı duvarı oldukça incedir. Genişliği 0.40 m olan batı duvarındaki bu farklılık duvarın mekan içi bölme fonksiyonundan kaynaklanmasıdır. Bu bölme duvarı ile sur duvarı arasında iki mekan oluşturulmuştur. Bu iki mekan ile sur duvarı arasına örülmüş olan 0.20 m kalınlığında ince bir duvar bulunmaktadır. Bölme duvarı olarak kullanılan bu duvar tek sıra taştan oluşturulmuştur. Bu mekanların her ikisinde de tabandaki taşlar çok düzgün yapılmış ve sık olarak yerleştirilmiştir. Mekan 38, güneyde surun köşe yapması nedeniyle üçgen şeklinde oluşturulmuş, girişi kapalı bir alandır. Olasılıkla bu mekanların bölme duvarları çok yüksek değildir ve mekanlara içten merdivenle ulaşılmaktadır. Yapının orijinal girişi Sokak 2 yoluna açılan kuzeybatı köşededir. Daha sonra bu açıklık kapatılmıştır. Kapatılan kapının olduğu köşede eğrisel bir köşe odası oluşturulmuştur. Bu mekan, diğer alanlarda açığa çıkarılan benzerlerinden farklı olarak daha yüksek tabanlıdır. Zemini düzgün kayrak taşlarla döşenmiştir. Kenarlarda 1 sıra taşla yükseltilmiş olan bu eğrisel mekanın üst yüzeyi 0.18 x 0.10 m boyutlarındaki bir açıklığa yönlendirilmiştir. Açıklığa yönlendirilen eğim bu köşedeki düzenlemenin banyo amaçlı kullanıldığını düşündürmektedir. Alanda sokak üzerlerinde merdiven platformlarına rastlanmıştır. Bu platformlar alttaki depo odalarının üstünde yerleşik olan yaşama mekanlarına çıkmaya yöneliktir. En iyi korumuş olan merdiven platformu Mekan 39'un önünde, yol üzerinde, doğu köşede sura koşut olarak yapılmış olandır [Diler (Ö. Baran) 2011: 325-326]. 2012 yılında Akropolis'te gerçekleştirilen çalışmalarda Bizans Dönemi'ne ait duvarlar ortaya çıkartılmıştır. Duvarların alt kısımlarında çok sayıda Arkaik Dönem çanak çömleği bulunmuştur [Diler et al. 2014]. 2013 yılında Akropolis'in güneydoğu sur girişinin kuzeyinde çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Bu alanda sekiz mekan ve bu mekanlarla ilişkili bir avlu ortaya çıkarılmıştır. Bu sekiz mekanın ortak bir avluya açılan bir kompleks olduğu anlaşılmıştır. 46, 50-51 ve 52-52 no'lu mekanların ilk evrelerinin tek katlı olduğu tespit edilmiştir. İkinci evrelerinde ise iki katlı oldukları görülmüştür. İkinci evrede alt katlar depo ya da işlik olarak kullanılmıştır. Bu mekanların son evrelerinin MS 12. yüzyıl ortalarına tarihlenen Bizans Dönemi konutları olduğu düşünülmektedir [Diler et al. 2015]. Sur: Pedasa akropolisi halka tipi iki surla çevrilidir [Diler 2003:15]. Güneyde kule ve bastionları olan surun; kuzey ve batı kenarları Leleg tarzında; geniş kavisler çizerek devam etmektedir. Kale duvarı yaklaşık 1.5 m genişliğinde; düzensiz bir taş işçiliğine sahiptir. 2.5 m genişliğindeki ana giriş batıdadır. Kuzeyde 60 cm genişliğinde bir potern bulunmaktadır [Bean-Cook 1955:123-124]. Kalenin güneyindeki alan da ikinci bir çevre duvarı ile sınırlanır. 1.63 m genişliğinde ve kuru duvar tekniğinde örülmüş olan bu duvar kulelerle desteklenmektedir. Kulelerin düzgün bir işçilik ile inşa edildikleri gözlenmiştir [Bean-Cook 1955:124-125; Diler 2003:15; Bean 2000:117]. Arazinin yüksek olduğu doğu kısımda bir kule ile korunan ve batıdaki bir rampa ile çıkılan bir bastion yer alır. 2.50 m genişliğindeki bir kapı ile batıdan girilir. Kulenin bir köşesinde merdivenler tespit edilmiştir. Kalede çok az sayıda çanak çömlek parçası bulunabilmiştir [Bean-Cook 1955:124-125]. 2006 ve 2007 yıllarında A. Diler ve ekibi tarafından yapılan Bodrum Yarımadası Leleg Yerleşmeleri araştırması kapsamındaki çalışmalarda surlar ve sur içine açılan kapılar incelenmiştir. Araştırma sonucu güney surlarda iki, batıda ise bir giriş olduğu görülmüştür. Kalenin ana girişi batı kapısıdır ve diğer örneklere göre daha anıtsal yapılmıştır. Kalıntı 2 m genişliğe, 4.30 m derinliğe sahiptir ve önde dar sur duvarı ile koruma altına alınmıştır. Diğer giriş kapıları ise olasılıkla savunmada sağlayacağı avantaj nedeni ile daha dar yapılmıştır. Güney ve kuzey surları içine açılmış olan kapılar, gösterdikleri duvar işçilikleri nedeniyle sur duvarlarından daha geç dönemde inşa edilmişlerdir ve onarım izleri taşırlar. Güney kapısı üzerinde yapılan inceleme sonucunda üst lento blokunun aşağıya bakan yüzünde bir yazıt olduğu saptanmıştır. 0.95 m uzunluğunda 0.18 m yüksekliğindeki blokun üzerindeki etnikonun tahribat nedeni ile okunamayan yazıtının, MS 3. yüzyıldan olduğu ve bir onurlandırma içeriği taşıdığı anlaşılmaktadır [Diler et al. 2009:125-126]. 2009 yılında sur duvarlarında Batı Kapısı'nda yüzey temizliği, Güney Kapısı'nda kazı çalışmaları yapılmıştır. Batı kapısı Akropol yüzey kodunun düşüklük gösterdiği bir yerde inşa edilmiştir. Kapı yapısı basit olup öndeki giriş ve girişin arkasında 6.3 m uzunluğundaki koridordan oluşmaktadır. Koridor doğu-batı yönünde uzanan iki duvarla çevrilidir. Koridor duvarı taşları, batıda Akropol duvarı taşlarıyla iç içe geçer vaziyette inşa edilmiştir. Akropol duvarı burada büyük bloklardan, harçsız ve itinayla örülmüştür. Koridor duvarları ise aksine irili ufaklı taşlardan yapılmadır ve sadece bazı bölümlerinde itinalı bir işçiliğe sahiptir. Duvarlar bloklarının arasında devşirme malzemeye ve harca da rastlanmaktadır. Kaba duvar işçiliği, kapının içerisinden geçen Akropolis sur duvarının alt dizileri, kapı koridor duvarlarındaki devşirme taşlar ve harç kullanılmış olması, Batı Kapısı'nın Akropol'deki ilk yapılaşmadan daha geç bir döneme tarihlenmesi gerektiğini göstermektedir. Güney Kapısı Kutsal Alan'a ve şehre giriş yoluna bakar vaziyette konumlanmıştır ve Akropol tepesinin dik bir kayalığı üzerine inşa edilmiştir. Sur duvarı kapı bölümünde kuzeye dönüp kapı kirişlerini oluşturmaktadır. Doğu kirişine başka bir duvar daha yaslanmakta olup bu duvarın alt taş dizisi, yine büyük bloklardan oluşmaktadır. Bu duvar kuzeye dönerek batıdaki kapı duvarıyla birlikte dar bir koridor oluşturmaktadır. Bu dar koridorin çevresinde yapılan çalışmada 5 adet mekan ortaya çıkarılmıştır [Diler [B. Kleine-I. Mittag-A. Wienkemeier) 2011: 327-328]. Tapınak/Kutsal Alan: Athena Tapınağı: Antik kaynaklardan bilinen bu tapınak kent girişindedir. Bosajlı isodomos duvar tekniğinde inşa edilmiştir. Muhtemelen Hellenistik Dönem'e aittir. Kaçak kazılarla tahrip olan tapınakta bir bothros ya da mezara rastlanmış; buradan çıkan malzeme Geç Arkaik - Erken Klasik Dönem'e tarihlendirilmiştir [Diler 2003:15]. Bu alanda 2007 yılında başlayan bilimsel kazılarda 'Athena Tapınağı' olarak nitelendirilen alanda yapılan temizlik çalışmalarında orijinal duvar örgüsü ortaya çıkarılmıştır. Kuzeyde, doğu-batı yönünde; güneyde ise kuzey-güney yönünde bir iç duvar ile ayrılan, toplam üç mekandan oluşan kuzey-güney yönelişli yapı 12x8 m ölçülerindedir. Taş işçiliği ve ele geçirilen buluntulardan Mausollos zamanında inşa edildiği anlaşılan yapı, büyük olasılıkla Mausollos'un Synokizm politikası ile ilgili ve bu amaçla kent giriş ve çıkışlarını kontrole den askeri amaçla kullanılmış olmalıdır [Diler et al. 2009:270-272]. 2009 yılında bosajlı sağlam bloklarla inşa edilen ve ilk kazı yıllarında ulaşılan veriler ışığında "Karakol Binası" olarak yorumlanan yapının yukarısında çalışmalara ağırlık verilmiştir. Arkaik döneme ait mimari yapı elemanları ve adak eşyası olarak yorumlanabilecek buluntular buradaki kutsal alanın varlığının ilk habercileri olmuştur. Kutsal alandaki anıtsal yapılar, kuzeyde ana kaya ile sınırlanan üst terasta yerleşiktir. Tanrıçanın adının geçirildiği yazıt parçası, aegisi ile birlikte tasvir edilen Athena heykeli parçası ve pişmiş toprak kadın figürinleri kutsal alanın Herodotos'ta anılan tanrıça Athena'ya ait olduğunu kesin olarak ortaya koyan verilerdir [Diler (H. Bulut) 2011:329]. 2010 yılında tapınak terasında çalışmalar, batı ve güney podyum duvarının kesiştiği güneybatı köşede gerçekleştirilmiştir. Terastaki erken dönem yapılarına ait mimari elemanların yer yer harçla birlikte kullanıldığı döşemenin güney ve doğuya doğru devam ettiği ve iki evreli olduğu saptanmıştır. 2009 yılında açığa çıkarılan kare şekilli sunağın batısında, ana kaya üzerine yerleşik ve bothros olarak tanımlanabilecek iki çukur ortaya çıkarılmıştır. 0.80 m çapında 0.85 m derinliğindeki silindirik formlu ilk çukur içinden hayvan kemikleri ve deniz kabuklarıyla birlikte yoğun kül gelmiştir [Diler (H. Bulut) 2012:171]. Karakol Binası'nın hemen kuzeybatısında kalan "Kutsal Alan" olarak adlandırılan bölgede tüm alanda kaçakçılar tarafından atılan toprak tamamen temizlenmemiş olmakla birlikte, alanın yapılaşmasına dönük bazı sonuçlara ulaşılmıştır. Toprak harçlı duvarlarla sınırlanan 3.40x2.72 m ölçülerinde muhtemelen alandaki son yapı evresi ile ilişkili bir mekan kısmen ortaya çıkarılmıştır. Bu mekanın kuzeyinde doğu, batı ve güneyden iyi işlenmiş devşirme bloklar ile inşa edilmiş olan toprak harçlı duvarlarla sınırlanan 3.56x3.47 m ölçülerinde ikinci bir mekan daha ortaya çıkarılmıştır. Duvarın kuzey kenarda aynı zamanda bir yürüme zemini oluşturan döşemenin üzerine oturması, geniş bir duvar olması ve kalın, taşlı bir iç dolgusunun bulunması gibi sebepler bu duvarın anıtsal bir yapıya muhtemelen bir altara ait olabileceğini düşündürmektedir. Tüm alandan toplanan buluntular arasında Arkaik Döneme ait olanlar dışında, MÖ 4. yüzyıla ait siyah firnisli örnekler, Hellenistik Döneme ait kalıp yapımı kase parçaları, terra-cotta figürin parçaları ve Bizans Dönemine ait sırlı seramik ve cam bilezik parçaları bulunmaktadır. Bizans Dönemi duvarlarında kullanılmış olan iyi işlenmiş duvar taşları, farklı yapılara ait ovolo ve mimari yapı elemanı parçaları ve adak eşyası olarak yorumlanabilecek buluntular, Herodotos tarafından anlatılanlar ışığına varlığı kabul edilebilecek olan Athena Tapınağı'nın bu alanda olduğuna işaret eden veriler olarak görülebilir [Diler et al. 2009:273-274]. 2013 yılında, Kutsal Alan'ın batı teras duvarında yürütülen sondaj kazısında, batı teras duvarının, doğuda olduğu gibi MÖ 4. yüzyılın ortalarından sonra (belki yüzyılın 3. çeyreğinde) inşa edildiği anlaşılmıştır. Açmanın kuzey sınırını çizen işlenmiş kaya uzantısı Arkaik Dönem'e ait olmalıdır. Dolgularda, çok sayıda MÖ 4. yüzyıla tarihlenen çanak çömlek parçası bulunmuştur. Klasik Dönem buluntularının çoğunluğunun MÖ 4. yüzyılın ilk yarısına ait olması, Kutsal Alan'da bu dönemde yoğun bir kullanım olduğuna işaret etmektedir. Duvarın inşası tamamlandıktan sonra bu buluntular, dolgu malzemesi olarak atılmıştır. Teras dolgusu içinde, MÖ 7. yüzyılın sonları, 6. yüzyılın ilk yarısına ait bir fayans figürin parçası bulunmuştur. Adak figürini olarak kullanıldığı düşünülen bu parçada saçlar Hathor tarzında işlenmiştir. Pedasa Kutsal Alan'ının doğusunda yer alan Karakol Binası'nda Mekan 3 olarak adlandırılan kuzey kısım kazılmıştır. Mekanın ortasında devşirme bloklarla inşa edilmiş bir duvar ortaya çıkarılmıştır. Duvar, kuzey-güney uzantılıdır. Duvar, mekanı ikiye bölmüştür. Mekanın içinde Bizans Dönemi'ne ait bir depo alanı tespit edilmiştir. Bizans tabanının hemen altında, daha erken dönemlere ait çanak çömlek parçaları görülmüştür. Bu parçalar arasında, Attika siyah firnisli kaplar yoğundur. Mekan 3'ün iç kısmında, orijinal duvarı ve orijinal girişi tespit edilememiştir. Bu nedenle yapının erken dönemlerindeki iç düzenlemesinin nasıl olduğu bilinmemektedir. Geç Dönem kullanım evrelerinde yapı değişikliğe uğramıştır. Bulunan çanak çömlek parçaları, yapının Maussollos Dönemi veya sonrasına ait olduğunu göstermektedir. Hellenistik Dönem sonrasında da kullanılmış olmalıdır [Diler et al. 2015]. 2014 kazılarında tapınak kutsal alanının terasında çalışılmıştır. Güney ve batı yönden çeviren podyum duvarı olarak belirlenen duvarın tarihini anlamaya yönelik çalışmalar yapılmıştır. Orta Doğu Roma Dönemi yapılarından biri olan 12 no'lu mekanın batı kıyısında kısa süreli sondaj yapılmıştır. Devşirme tapınak bloklarının kullanıldığı mekanın batı ve güney duvarlarında dış yüzeyin kaliteli işçilik ürünü olduğu gözlemlenmiştir. Doğu Roma Dönemi'nde kullanılmış olan harç izlerinin korunduğu duvarlarda çeşitli onarımlara işaret eden farklı örgü teknikleri görülmüştür. Duvar, iri taşlar ve ana kaya yongaları içeren kırmızı renkli toprak doldurularak düzenlenen ana kaya boşluklarından birinin üzerine oturtulmuştur. Dolgu taşları aras?nda kırmızı renkli topraktan gelen, yüzeyi aşınmış Korinth kapalı kap gövde parçaları, İyonya kasesi gövde parçaları, fayans figürin parçaları ve fayans boncuklarından oluşan buluntular duvarın MÖ 7. yüzyılın ikinci yarısı ile MÖ 6. yüzyıl başları arasında inşa edildiğini göstermektedir. Sondaj alanının güney yarısında, batı duvarı önünde küllü ve kısmen taş parçaları içeren alanda çok sayıda deniz tarağı kabuğu ve grup halinde on iki adet Doğu Roma bronz çukur follis ele geçirilmiştir. Ayrıca Doğu Roma Dönemi'ne ait sikke ve renkli cam bilezik parçaları yanı sıra Arkaik ve Hellenistik dönem aralığına tarihlenen seramik parçaları, demir cüruf ve kemik parçaları tespit edilmiştir. Sondajın kuzey yarısında, 10. seviyede bulunan, ön yüzde dörtte üç dönüşlü, defne çelenkli Apollon, arka yüzde Zeus Labraundos betimi olan gümüş Halikarnassos sikkesi Pedasa'daki Hekatomnidler Dönemi bulunularıdır. Bu alandaki sondaj çalışmalarının bitiminde, İyonya üretimi oinokhoe boyun parçası ve küçük bir bölümü korunmuş keçi betimli Korinth aryballosu gövde parçası bulunmuş ve MÖ 7. yüzyıla tarihlendirilmiştir. Burada bulunan ithal seramikler deniz aşırı ve bölgeler arası iletişimi kanıtlamaktadır. Kutsal alan orta teras sondaj çalışmaları da 2009 ve 2013 sondajları sonrası elde edilen verileri büyütmek amacıyla yapılmıştır. Kutsal alanın güneyi MÖ 4. yüzyıl ikinci yarısında inşa edildiği anlaşılan, iyi korunmuş teras duvarı ile sınırlandırılmıştır. Arazi güneyden kuzeye doğru oldukça dik eğimli olduğu için Erken Demir Çağ başlarından itibaren kullanılan teras duvarlarının onarımını zorunlu kılmıştır. Bu alanda çalışma az olduğu için teras duvarının inşa edildiği tarih hakkında kesin bilgilere henüz ulaşılamamıştır. Kazılan alanda yüzey seviyesinde dağınık duvar taşları ve orta batıya meyilli yağhane işlik elemanı olarak kullanılmış büyük mimari blok, orta teras duvarının tahribatını kanıtlar niteliktedir. Bu tahribat definecilik faaliyetlerinden kaynaklanmakta olup, anakayaya kadar yağhane işlik elemanı, Arkaik, Klasik, Hellenistik ve Roma buluntularının karışık gelmesiyle kanıtlanmıştır. Teras duvarının güneyindeki alanın MÖ 6. yüzyıl ortalarına kadar doğal hali ile kalmış olması, terasa yakın olsa da düzenlenmemiş olması ilgi çekicidir. Büyük teras önünde, alanın mimari bütünlüğünü saptamak için kazılar yapılmıştır. Güneyde; Karakol Binası'nın güney duvarı doğrultusunda, yüzeyde teras duvarı taşlarına benzeyen bazı taşlar tespit edilmiştir. Kazılar sonucunda orijinal teras duvar taşlarının blok taşlardan daha küçük boyutta ve moloz taşlarla örülmüş olduğu anlaşılmıştır [Diler et al. 2016:560-566]. Konut: Sura bitişik inşa edilen duvarlar konut tipi yapılara aittir. Duvara bitişik olması Leleg mimarisi için tipiktir [Diler 2003:15; Bean 2000:117]. 2012 yılında, Gökçeler Mevkii Doğu Alan 1'de yürütülen kazılarda, dikdörtgen planlı bir yapı kompleksi ortaya çıkartılmıştır. Uzun kenarları yaklaşık 15.30 m, kısa kenarları ise yaklaşık olarak 6.70 m boyutlarındadır. Bu yapı kompleksi 9.16 m uzunluğunda bir duvarla ikiye ayrılmış ve böylece birbirine bitişik iki konut alanı oluşturulmuştur. Toplamda 6 mekan açığa çıkartılmıştır ve bu mekanların konut alanı olarak kullanıldığı düşünülmektedir. Bu mekanlar kuzey-güney yönünde uzanmaktadır. Birbirine bitişik bir şekilde sıralanmaktadır. Yapı kompleksi Arkaik Dönem'e tarihlenmektedir. Pedasa territoriumunda bulunan Topçular Tepesi'nde 2011 yılında yürütülen çalışmalar, bu alanda birbirleriyle bağlantılı birden çok mekan ve çiftlik evlerinden oluşan ve olasılıkla çevresi surlarla çevrili lokal bir yerleşmenin varlığına işaret etmektedir. Bu yerleşmenin MÖ 7. yüzyıldan Bizans Dönemi'ne kadar iskan edildiği düşünülmektedir [Diler et al. 2014]. 2013 yılında Sivri Çam Tepesi'nde yürütülen çalışmalar sonucunda, erken döneme ait sivil yapı kalıntıları ortaya çıkarılmıştır. Yapı 1, tepenin güneybatı köşesinde yer almaktadır. Temel seviyesinde korunmuştur. Etrafında tümülüsler ve mezar platformları vardır. 6.40x4.80 m ölçülerindeki yapı dikdörtgen formdadır. Yapının ortasında bir kaçak kazı çukuru tespit edilmiştir. Mekanda herhangi bir giriş tespit edilememiştir. Yapının içinde kül izlerine rastlanmıştır. Duvarların iç yüzlerinde de yanık izleri tespit edilmiştir. Yapının orta kısmında yoğun yanık tabakası içinde insan parmaklarına ait kemik parçaları bulunmuştur. Yapılan çalışmalar, yapının krematorium (ölü yakma alanı) olarak kullanılmış olabileceğine işaret etmektedir. Yapı 1'in kuzeyinde yer alan Yapı 2, 5.60x3.80 m ölçülerindedir. Dikdörtgen planlıdır. Temel seviyesinde korunmuştur. Yapının içinde çanak çömlek parçaları, tezgah ağırlıkları, ağırşaklar ve yanık ahşap parçaları bulunmuştur. Buluntular yapının bir dokuma atölyesi olduğunu düşündürmektedir. Pedasa territoriumunun batısında yer alan Göktepe Mevkii'nde ise üç büyük yapı kalıntısı bulunmuştur. Bu yapılardan ikisi, Bodrum Yarımadası Leleg yerleşmelerinde görülen yuvarlak çiftlik evleridir. Yapıların duvarları kuru duvar tekniğiyle inşa edilmiştir. İki çiftlik evinin ortasında temel seviyesinde korunmuş yapı grupları bulunmaktadır [Diler et al. 2015]. 2014 kazılarında Karakol Binası'nda kazılar yapılmıştır. Yapı, Kutsal Alan'ın güneydoğusunda, Akropolis'in 200 m kadar batısında yer almaktadır. Yapının duvarları kaba bosajlı izodom teknikte inşa edilmiş ve 3 bölümden oluşmaktadır. Çalışmalarda yapının işlevini belirlemek için iç kısımda Mekan 1 ve Mekan 2'de kazılar yapılmış. Mekan 1'in doğu duvarının güney bölümünde yer alan ve geç dönemde kapatılmış giriş kapısı temizlenmiştir. Bu kapı kutsal alana açılmaktadır. Doğu duvarın orta kısmında korunmuş düzensiz ve farklı döşeme taşlarına rastlanmış; korunmayan alanda ise döşemenin altına yayılmış çatı kiremit parçaları tespit edilmiştir. Bu alanda siyah firnisli Attika seramik parçaları ve Geç Klasik Dönem'e ait kandil parçası bulunmuştur. Yapının temelleri üst duvarlara oranla daha kaba ve daha büyük boyuttadır. Temel taş duvarları dışa doğru çıkıntı yaparak yapının daha sağlam olmasını sağlamıştır. Yapının dış güney bölümünde duvarlar bağlantılı olarak inşa edilmiştir. Bunlar kutsal alanın düzgün işlenmiş mimari bloklarından oluşturulmuştur. Akropolis Kuleli İç Kale Yerleşimi/Bey Evi olarak isimlendirilen alanda da kazılar yapılmıştır. Sitadel'in en yüksek noktasında, doğu uçta yer alan alanı doğu ve güney surlar, batısı ikiz kule, kuzeyi ise teras sur ile sınırlandırılmıştır. İç kale özelliği olan bu alanda daha önce hiç kazı yapılmamıştır. Burada amaç iç kale yapısı ile Akropolisin mimari ilişkisini, dönemsel ve işlevsel anlamda araştırmaktır. Doğu sur duvarının batısında özenli taş işçiliğe sahip bir duvar uzantısının devamında batıya doğru devam eden açmaların birleşmesi sonucu bir sokakla ayrılan beş mekan açığa çıkartılmıştır. Tüm akropol genelinde olduğu gibi burada da Orta Doğu Roma Dönemi'nde yerleşme söz konusudur ve erken dönemin nitelikli yapıları yerini süfli yapılara terk etmiştir. Mekan 1'in güneydoğusunda temel düzeyinde korunan taşlar ve birleşme yerleri yapının orijinal planının korunmuş olduğunu göstermektedir. 3.06x3.50 m boyutlarındaki M3, arka duvar önünde kurulmuş depo binaları ve önde yaşam alanları buna göre düzenlenmiş kapı açıklıkları ile tam bir Doğu Roma evi geleneğini yansıtmaktadır. Az sayıda tarihlenebilir parça MÖ 4. yüzyıla tarihlendirilmiştir. Alanın en eski tarihi ise kırık parçalardan tespit edilen Geç Geometrik Dönem'dir. Kuleden başlayarak kuzeye doğru en az dört mekan daha tespit edilmiştir. Böylece İç Kale alanının orijinal planının, sur duvarı önünde yan yana sıralanmış ortak duvarlı ve kapı açıklıkları ise önde bir sokağa açılan mekanlardan oluştuğu hemen hemen kesinlik kazanmıştır. Bunların dışında mekanlarda bulunan çok sayıda hayvan kemiğinin ağırlıklı olarak küçükbaş, sığır, at, domuz, köpekgiller, kemirgenler ve denizel canlılardan oluştuğu tespit edilmiştir. Küçükbaşlara uygulanan kasaplık faaliyetleri bu hayvanların beslenme amacıyla kullanıldığını göstermektedir. Bunun yanı sıra sığır ve domuzun da beslenme kültürü ile ilgili olduğu öngörülmektedir [Diler et al. 2016:566-570]. Pedasa territoriumunda kalan Torba'da 10 adet yapıya ait kalıntılar tespit edilmiştir. Bunların büyük kısmının çiftlik evi olduğu belirtilmiştir. Leleg tarzı kuru duvar tekniğinde inşa edilmiştir. Yapılar yuvarlak ve dikdörtgen planlıdır. Bazılarının oda sayısı saptanabilmektedir. Arapyurdu tepesinin batı yamacında yer alan bir çiftlikte kemerli ocak bulunmaktadır. Fincan Kayası'nın kuzeyindeki tepenin zirvesinde iyi işlenmiş taşlardan inşa edilmiş bir kule yer almaktadır. Saatçinin Tepesi ve Demir Tepe'nin zirvesinde yer alan yapılar duvarla çevrilidir. Muğla Kültür Envanteri'nde yer almaktadır [Muğla KE III.2 2013: 1297-9; 1319-26]. Nekropolis/Mezar: Kalenin güney ve güneybatısında saptanan mezarlardan çoğu Leleg tipi tholos mezardır. Az sayıda sandık mezar vardır. Birinci tipte bindirme tonozla örtülü mezar odasına bir dromosla girilir. Mezar odasının etrafı yuvarlak planlı bir duvarla çevrildikten sonra; yine yuvarlak planlı bir taş yığını ile kapatılmıştır. Bu açıdan mezarlar bir tür heroon ya da anıtsal bir yapı görünümündedir. Pedasa Akropolisi'nin güneyindeki Sivriçam Tepesi'nin batısında yer alan 15 m çapında ve 3 m yüksekliğindeki bir mezarda; bir yaban keçisi ve bir geyiği avlayan mızraklı bir figür betimlenmiş silindir mühür; üç ayaklı; tek kulplu pişmiş toprak bir kap ve Protogeometrik Dönem çanak çömlek parçaları bulunmuştur. Silindir mühür MÖ 2. binyılın ikinci yarısında Yakındoğu'daki örneklerle kıyaslanmaktadır [Diler 2003:15-16]. Güneydoğudaki yamaçlarda da benzer mezarlara rastlanmıştır. Burada ele geçen çanak çömlek parçaları Erken Arkaik Dönem'e aittir [Bean 1976:682; Bean 2000:117-118]. 2006 ve 2007 yıllarında A. Diler ve ekibi tarafından yapılan Bodrum Yarımadası Leleg Yerleşmeleri araştırması kapsamındaki çalışmalarda akropolün kuzeybatısındaki tepe üzerindeki "Üç Örenler" mevkiinde tümülüsler çevresinde yapılan araştırmalarda, kalıntıların yakınında dikdörtgen biçimli yaşam mekanları belirlenmiştir. Pedasa'nın Geç Protogeometrik ve Geometrik Dönem tümülüsleri özellikle gömüt odasının kare veya kareye yakın dikdörtgen boyutları ve dromoslarının dar ve alçak özellikleri yanında inhumasyon ve kremasyon gömüleri bir arada içeren özellikleri ile Müsgebi gibi yerleşim yerlerinde açığa çıkarılan Miken yeraltı gömütleri ile yakınlık gösterir [Diler et al. 2009:125-126]. 2007 yılında başlayan kazı çalışmalarında Güneydoğu Nekropolü'nde, neredeyse tümü kaçak kazılarla yağmalanmış Çam Tepe ve çevresindeki tümülüslerden ikisinde kazı ve temizlik çalışmaları yapılmıştır. Tümülüs I'in kuzeybatı kısmında yuvarlak olan çevre duvarından küçük bir bölüm korunmuştur. Doğu-batı doğrultulu tabanda 2.90x2.33 m ölçütlerindeki mezar odasına girişi sağlayan ve içte 0.74 m genişliğindeki dromos, mezar odasının batı duvarı üzerinde yer alır. Mezar odasının güneybatı kısmında ana kaya daha düz bir zemine oturur. Kuzeybatı köşede ise ana kayanın derinleştirilmesi ile oluşturulmuş 1.23x0.80x0.25 m ölçülerinde bir çukur yer almaktadır. Söz konusu ana kaya çukurunun tabanında pişmiş toprak bir lahite ait taban ve yan kenar parçalarının bulunması, çukurun lahit gömü yerleştirmek amacıyla açıldığını göstermektedir. Tümülüs 2'yi çevreleyen krepis duvarının güney bölümü dağılmış olan taş dolgunun altında kalmıştır. 11.70 m çapındaki çevre duvarı ile orta boyutta bir tümülüstür. Mezar odasının duvarları doğu ve güney bölümlerde neredeyse tavan seviyesine kadar ayaktadır. Batı ve kuzey duvarları tahribata uğramıştır. 1 ve 2 no'lu tümülüslerden toplanan buluntular arasındaki pişmiş toprak lahit parçaları tümülüslerin içerisine gömü yerleştirme geleneğinin MÖ 7. yüzyıl ve öncesinde yaygın olduğunu kanıtlar [Diler et al. 2009:274-276]. Batı Nekropolü'nde platformlar içine yerleştirilmiş olan gömü kapaklarının kolaylıkla görülebilmesi nedeniyle kaçakçılar tarafından mezarların tahrip edilmesine yol açmıştır. Nispeten iyi korunmuş olan 1 no'lu mezarda 3 gömü çukuru saptanmıştır. 1 no'lu gömü platformun kuzeydoğu kenarına doğu-batı doğrultulu olarak yerleştirilmiştir. Gömü çukurunun batı kısmını kapatan kapak taşları karşılıklı olarak yerleştirilmiş ve birbiri üzerine bindirilmiş plakalardan oluşur. Gömü çukurunda yapılan çalışmada, içerisinde çok sayıda pithos parçası bulunan toprak tabakası ana kaya zemine ulaşılıncaya kadar devam etmiştir. Kaçakçılar tarafından tahrip edilmiş olmakla birlikte, 1 no'lu gömü içerisine bırakılmış olan küçük boyutlu çift kulplu monokrom kap ve bronz fibula parçası, gömü hediyelerinin çeşitliliği konusunda fikir vermektedir. 2-3 ve 5 no'lu gömülerde yapılan çalışmalar, her üç gömünün urna çukuru olarak kullanıldığını göstermiştir. 2 no'lu gömüden küçük boyutlu çift kulplu el yapımı bir kap, 3 no'lu gömüden bronz bir fibula parçası, 5 no'lu gömüden bir adet ağırşak ve yüzük formunda ince bronz bir halka ele geçirilmiştir. Buluntular için kesin bir tarihlendirme öneriisnde bulunmak güç olmakla birlikte, basit yerel formların benzerlerinin Submyken Dönemi ve Protogeometrik dönemlerde görülmesi, mezar platformlarının tümülüslerle çağdaş ve benzer gömü hediyelerine sahip olduklarını göstermektedir. Urna çukurları genellikle dar ve yüksek olarak yapılmışlardır. Çukurların kendilerinin birer kül depolama alanı olup olmadığı, içlerinde urnalar bulunup bulunmadığı henüz bilinmemektedir. 2007 yılı çalışma sonuçları Pedasa'da kremasyon gömü geleneğinin 2. binyılın sonlarında inhumasyon ve kremasyon geleneklerinin uygulanıyor olması ve Arkaik Dönem içlerine kadar uzun süre devam etmesi, Leleg yarımadasında ölü gömme geleneklerinde sürekliliğin izlenebilidği bir yerleşme olarak Pedasa'nın önemini vurgulamaktadır [Diler et al. 2009:276-278]. 2008 ve 2009 yılında kazısı yapılan 2 mezar platformundan elde edilen veriler, gömü çukurlarının urna amaçlı olarak bir defa kullanıldığını göstermiştir. Gömüler taş dolgu içerinde yer almaları, gömü çukurlarına göre son derece büyük olan kapakları, dörtgen tasarlanmış olan çukurları ve tabanda karşılaşılan kül, yanmış kemik parçaları ve birçoğunda gömü hediyesi içermemeleri ile benzer özelliklere sahiptirler. Mezar platformlarına ender de olsa pithos gömü de yapılabilmektedir. 1 no'lu mezar platformunda 6 no'lu gömünün kapağının kuzey batı köşesinde ele geçirilen olasılıkla Protogeometrik Dönem'e ait monokrom bir skyphos, bazı durumlarda kapak kenarlarına, taş dolgu içerisine gömü hediyesi bırakma geleneğinin varlığını kanıtlar. Mezar platformlarının taş dolgusu üzerinde ve içerisinde karşılaşılan daha çok skyphos ve benzeri açık kaplara ait parçalar ve çömlek parçaları mezarlara gerçekleştirilen ziyaretler ve yapılan urna gömülerin varlığına ilişkin kanıtlar olmalıdırlar. Gömü hediyesine rastlanan gömü çukurunda ele geçirilen hediyeler arasında monokrom kaplar, fibulalar, ağırşaklar, demir kılıç parçaları yer almaktadır [Diler (B. Özer) 2011: 331-332]. Kent territoriumunun kuzeydoğusunda, modern Torba yerleşiminin güneybatısında, Keselitepe yamacında "Gebe Kilise'' olarak bilinen mezar anıtının batısı dışında tüm yönlerden çevre duvarı ile sınırlandırıldığı görülmüştür. Mezar odası tüm yönlerde 2.95 m uzunluğa sahiptir. İçindeki çanak çömlek parçalarına dayanarak mezar anıtının MÖ 6. yüzyılın başlarında inşa edildiği tahmin edilmektedir [Diler (B. Özer) 2011:332]. 2010 yılında Akropol'ün güney alt yamacında, dış surun yaklaşık 30 m güneyinde tahrip edilmiş olan sandık mezarların bulunduğu alanda çalışılmıştır. Mezarlar aynı yapıyla bağlantılı 2 mekandan kuzeyde yer alan 1 no'lu mekanın batı kenarına, güneyden kuzeye doğru, doğu-batı doğrultulu yerleştirilmişlerdir. Sandık mezar şeklinde inşa edilmiş olan mezarlar, mekanın doğu kenarında 1.50 m genişliğinde bir alan bırakıldıktan sonra batı yarısının tamamına yerleştirilecek şekilde tasarlanmışlardır. İki ortak duvar ile 3 gömü odası oluşturulmuştur. 1 no'lu mezarın güney ve batı duvarları, mekan duvarlarının önüne tek sıra taştan inşa edilmiş olan duvarlarla oluşturulmuştur. Mezarın üzeri büyük boyutlu plaka taşlarla kapatılmıştır. Bu plaka taşların üzerinde, daha küçük yassı taşlarla oluşturulmuş ikinci bir taş düzlem görülmüştür. Mezar içerisinde daha alt kodlarda mezarın daha erken dönem kullanımı ile ilişkili başı doğu kenarda yer alan bir iskelet ile karşılaşılmıştır. 2 ve 3 no'lu mezarlar ise dörtgen ve derin tasarıları ve duvar işçilikleri ile 1. no'lu mezarla benzer özelliklere sahiptirler. 2 no'lu mezarda yapılan çalışmada, kuzeydoğu köşede bir iskelete ait parçalar ve gömüt hediyesi olarak bırakıldığı anlaşılan, MÖ 2. yüzyılın ortalarına ait bir unguentarium ele geçirilmiştir. Mezar içerisinde orta bölümde 0.15 m genişliğinde, 0.20 m derinliğinde ve 1.80 m uzunluğunda, muhtemelen yapının konut olarak kullanıldığı süreçle bağlantılı bir kanal ortaya çıkarılmıştır. 1 ve 2 no'lu mekanlarda da çalışmalar devam etmiştir [Diler et al. 2012:169-171]. 2013 yılında, Pedasa'nın güneydoğusunda yer alan Sivriçam Tepesi'nde çalışmalar yürütülmüştür. Bu alanda büyük taş tümülüsler ve tümülüslerin arasında mezar platformları vardır. Önceki yıllarda Sivriçam Tepesi'nin güneyinde tespit edilen iki büyük tümülüs arasında kalan yapının bir mezar platformu olduğu anlaşılmıştır. Diğerlerinde olduğu gibi bu mezar platformu da büyük bir taş kapakla kapatılmıştır. Ancak kaçak kazılar nedeniyle kapak taşı üç parçaya bölünmüştür. Gömüt çukurunun ön kısmı tahrip olmuş olsa da arka kısmı daha iyi korunmuştur. Çalışmalar sonucunda küçük, açık ağzılı ve çift kulplu yerel bir kap, bir metal parçası ve yanmış kemik parçaları bulunmuştur. Yapının tek bir gömüte ait olduğu anlaşılmıştır. Alandaki ikinci platform, güneybatıda yer alan büyük tümülüslerin arasındadır. Kaçak kazılarla oldukça tahrip olmuş platform, 4.20 m uzunluğunda, 0.65 m yüksekliğinde korunagelmiştir. Alanın güneybatısında, taş dolgunun altında Gömüt 2 olarak adlandırılan bir pithos gömüte ait yuvarlak bir taş kapak bulunmuştur. Taş kapak, 0.31 m çapında, 00.3 m kalınlığındadır. Pithosun in situ olarak ele geçen alt kısmında az sayıda kemik parçası, küçük bir kap parçası ve küçük bir bronz saç halkası bulunmuştur. Gömüt 2'nin kuzeyinde, Gömüt 3 adı verilen bir gömüt çukuruna rastlanmıştır. Bu çukura kremasyon gömüt yapılmıştır. Bu çukurun doğusunda oldukça tahrip olmuş bir pithos gömütle karşılaşılmıştır. Bu gömüt de Gömüt 4 olarak adlandırılmıştır. Tepenin kuzeydoğu yamacında yürütülen çalışmalarda tespit edilen mezar platformunun güney yarısında iki gömütle karşılaşılmıştır. Kaçak kazılarla oldukça tahrip edilmişlerdir. Çukurlardan birinde, kül ve kemik yığını bulunmuştur. Güney kenarda dağılmış bir pithosa ait parçalar görülmüştür. Güney yarıda, olasılıkla platformun inşası sırasında bırakılmış 2 kase bulunmuştur. 2009 ve 2013 yılları arasında toplanan buluntuların ön sonuçları, bu buluntuların Geç Hellas III C Dönemi çanak çömleklerinin yerel yorumları olduğuna işaret etmektedir. Bu durum, 2011 yılında Batı Nekropolis kazılarında ortaya çıkarılan buluntular için de geçerlidir [Diler et al. 2015]. İşlik: Akropolisin 500 m güneybatısında bir zeytinyağı işliği presi vardır. Pedasa Kalesi'nin kuşuçumu 1.5 km uzağında Fincan Kayalığı denilen yerde bir başka yağ işliği presi bulunmuştur. Presler etraflarındaki Leleg yapıları ile ilişkilidir [Diler 2003:16].
Yorum ve tarihleme: 2010 yılında dış sur duvarı önü güney nekropolde yapılan çalışmada mekanların kazısı sırasında ele geçirilen dağınık buluntuların, yapının kullanıldığı dönemle ilişkisi kesin olmamakla birlikte, daha çok MÖ 4. yüzyılla ilişkili olduğu görülmüştür. Mekan 1 içerisine yerleştirilmiş olan mezarların yapı duvarları ile organik bağlarının olmaması, mimari anlamda yapı evrelerinin varlığını kanıtlamaktadır. 2 no'lu mezarda ele geçirilen MÖ 2. yüzyıla ait unguentarium, mezarların en azından Hellenistik Dönem'e ait olduğunu belgelemektedir. Bu nedenle Akropolis dış suru önünde, Hellenistik Dönem öncesinde kullanılmış olan konut yapısı, konutun işlevini yitirmesinin ardından bir aileye ait mezar yapısı olarak düzenlenmiş ve tekrar kullanılmış görünmektedir [Diler et al. 2012:171].


Liste'ye