©Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri - TAY Projesi


Damlıboğaz / Hydae

Çizimler için tıklayın...

maps

Fotoğraflar için tıklayın...

Damlıboğaz / Hydae
Türü:
Düz Yerleşme
Rakım:
m
Bölge:
Ege
İl:
Muğla
İlçe:
Milas
Köy:
Damlıboğaz
Araştırma Yöntemi:
Kazı
Dönem:
Geometrik Arkaik

     


Yeri: Muğla İli'ne bağlı Milas İlçesi'nin kuş uçumu 8 km uzağında; Sodra Dağı'nın batısındaki Damlıboğaz Köyü'nde yer alır. Köyün bulunduğu Kale Tepesi ile doğudaki Sarıçay (antik dönemde Kybersos) Vadisi ve çevresindeki alanda konumlanmıştır [Diler 2002:225].
Konumu ve Çevresel Özellikleri: Sarıçay'ın eski yatağının; bugünkü kanalın 40-50 m kadar batısından geçtiği belirtilmektedir [Diler 2002:225]. Damlıboğaz Köyü'nün hemen önünden geçen Sarıçay'ın ötesinde geniş verimli bir ova bulunmaktadır. Kent sarp ve kayalık bir tepenin zirvesinde kurulmuştur [Tırpan 1999b:461-62].
Tarihçe: Damlıboğaz'da; MÖ 3. binyıla tarihlenen küçük kapların yanısıra; Sarıçay yatağından çıkarıldığı belirtilen Orta ve Son Tunç Çağı'na ait el yapımı gaga ağızlı kaplar da vardır. Kale Tepesi'nin alt yamaçlarındaki köy yerleşmesinin aşağısında Geometrik ve Orientalizan Dönem'e ait bir nekropolis vardır. Buralarda kaçak kazı yapıldığı bildirilmektedir [Diler 2002:225-226]. MÖ 5. yy'da Attika-Delos Deniz Birliği'ne Kydae ismiyle üye olduğu bilinmektedir. MÖ 2. yy'dan itibaren sikke basmaya başlamıştır. Sikkelerin üzerinde Kybersos'u simgeleyen nehir tanrısı betimi vardır [Diler 2002:225].
Araştırma ve Kazı: Tırpan tarafından 1997'de yapılan çalışmalar dışında Diler tarafından 2000 yılında kazı çalışmaları yapılmıştır.
Tabakalanma:
Buluntular:
Kalıntılar: Damlıboğaz Köyü'nün yaslandığı Kale Tepesi antik kentin akropolisidir. Yaklaşık 150-160 m yükseklikte bir tepe olan akropolisin etrafı surlarla çevrilidir. Kuzeyde Kaleboğazı'nın derin vadisi; güneyde Gökgedik Tepesi ile sınırlandırılmıştır. Yapılan araştırmalar sonucunda Damlıboğaz'da İlk Tunç Çağı nekropolisi; Geometrik-Arkaik Dönem nekropolisi ve sivil yerleşme olduğu ortaya çıkmıştır [Diler 2002:229]. Köyün güneyinde yapılan kazı çalışmalarında Geç Geometrik Dönem'den MÖ 4. yy'a kadar devam eden mimari kalıntılar açığa çıkarılmıştır. Sur: Akropolisin etrafındaki "halka sur" tipindeki sur; kuru duvar tekniğinde yapılmıştır. Yığma moloz taşlardan oluşturulan duvarların çevrelediği akropolisin içinde anakayaya oyulmuş; gömüt ve işlik olduğu düşünülen kaya döşemeleri dışında fazla kalıntı yoktur. Son yıllarda yapılan tahribatlar sonucunda buradaki kalıntılar büyük ölçüde yok olmuştur [Diler 2002:226]. Toplama taşlardan inşa edildiği belirtilen 3.3-3.5 m kalınlığındaki sur duvarı kalker taşından yapılmıştır. Duvarda kullanılan farklı boyutlardaki taşların yüzleri düzeltilmeden bırakılmıştır. Herhangi bir kule izine rastlanmamıştır. Hydea'da bulunan Sub-Geometrik Dönem kaplarını da göz önünde bulundurarak sur duvarının MÖ 7. yy'a tarihlenebileceği öne sürülmüştür. Tapınak/Kutsal Alan: Apollon ve Artemis Tapınağı: Her iki tanrıya birden "Atadan Kalma Tanrılar" ismi altında tapınılmıştır. Bu özelliği ile Olymos'taki tapınağa benzer. Giriş güneydoğudan yapılır. Çevresi duvarlarla çevrilidir. Fakat günümüzde 2.44 m uzunluğundaki bir kısmı ayaktadır. Nekropolis/Mezar: Mezar 1: Çağdaş köy camisinin batısında yer alan ve kaçak kazılar sonucunda zarar gördüğü anlaşılan mezarın oygu-oda tipinde olduğu anlaşılmıştır. Giriş ile aynı eksen üzerinde yer alan 1 m genişliğindeki koridorun her iki yanında platformlar; platformların üzerinde de kayrak taşından ölü yatakları bulunmaktadır. Ölü yastıkları yanyana üç tane taştan oluşturulmuştur. Koridorun ucundaki odanın ölçüleri 7.5x5.2x5.5 m'dir. Oda içinde 20 tane gömü tespit edilmiştir. İskeletlerin çoğu tahrip olmuştur. Ölülerin yatırılmasındaki uygulamalar; farklı dönemlere işaret etmektedir. Mezarda az sayıda Geç Geometrik Dönem çanak çömleğinin yanısıra bir kadeh ve bronz fibula bulunmuştur [Diler 2002:226-227]. Mezar 2: Mezar 1'in 5 m kadar kuzeyindedir. Doğu-batı doğrultusundadır. Tek odalı olduğu anlaşılan mezarın giriş bölümü; çökmelere karşı önlem olarak küçük boyuttaki taş yığınları ile desteklenmiştir. Mezar 1'de olduğu gibi girişle aynı eksen üzerindeki koridorun her iki yanında ve karşısında platformlar; platformların üzerinde de ölülerin yatırıldığı; altta taşlarla destekli kayrak taşından yapılmış ölü yatakları bulunmaktadır. İçerideki buluntularda; mezar duvarlarından kopup düşen taş parçalarının kaplara verdiği zarar dışında bir tahribata rastlanmamıştır. Güney platformun üzerinde pişmiş topraktan bir lahit bulunmuştur. 8x5.5 m ölçülerindeki mezar odası kayaya oyulmuştur. Bronz fibulalar; mızrak ucu; ok uçları ve eğri uçlu bıçakların yanı sıra çoğunluğu krater tipinde büyük hacimliler olmak üzere çeşitli kaplar bulunmuştur. İçlerinde kadehlere de rastlanması; bu kapların sıvılarıyla birlikte ölünün yanına koyulduğunu göstermektedir. Kraterlerin içine; daha sonraki evrelerde; yeni gömülere yer açmak için ölü kemiklerinin koyulduğu düşünülmektedir. Kaplar üzerinde yapılan incelemeler sonucunda en eskilerinin Geç Geometrik Dönem'e ait olduğu anlaşılmaktadır. Bunlara ilaveten bazı nitelikli kaplar; mezarın Sub-Geometrik ve Erken Orientalizan dönemlerde de kullanılmış olabileceğini göstermektedir [Diler 2002:227-228]. Köyün kuzeyinde yapılan araştırmalarda buradaki alanın kaçak kazılar sonucunda tahrip edildiği ve olasılıkla bir "pithos nekropolisi" olduğu anlaşılmıştır. Bulunan çanak çömlek parçaları arasında Milas Müzesi'nde sergilenmekte olan Geç Tunç Çağı gaga ağızlı kaplarına benzeyen parçalar vardır. Bunun dışında bir Tunç Çağı kabına ait parçalar da ele geçmiştir. Ayrıca Sarıçay yatağının olduğu yerde yapılan kazılarda Geç Geometrik Dönem'e ait in situ bir pithos bulunmuştur. Depolama amaçlı olduğu düşünülmektedir. Çıkarılan çanak çömlek parçaları Arkaik ve Geometrik Dönem'e tarihlendirilmiştir [Diler 2002:229]. Tapınağın güneybatısında ise birkaç basit kaya mezarı vardır. Köyde yapılan kazılar sonucunda bazılarının Hellenistik Dönem'e ait olduğu anlaşılmıştır. İşlevi Bilinmeyen Yapı: Oval planlı ve apsisli yapı temel seviyesinde; birkaç taş sırası yüksekliğine kadar korunabilmiştir. Yapının iç genişliği yaklaşık 3 m'dir. Üst yapıyı taşıma amaçlı ahşap oturtma yuvaları tespit edilebilmiştir. Yapının içinde doğu-batı doğrultulu bir duvar tespit edilmiştir. Bu duvarın; apsisli yapı Erken Arkaik Dönem'de işlevini yitirdikten sonra inşa edilen başka bir yapıya ait olduğu öne sürülmüştür [Diler 2002:228-229].
Yorum ve tarihleme:


Liste'ye