|
©Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri - TAY Projesi
|
|
|
|
|
|
Latmos Herakleiası |
|
|
Çizimler için tıklayın... ![]() |
Fotoğraflar için tıklayın... ![]() |
|
Türü:
|
Kent |
|
Rakım:
|
m |
|
Bölge:
|
Ege |
|
İl:
|
Muğla |
|
İlçe:
|
Milas |
|
Köy:
|
Kapıkırı |
|
Araştırma Yöntemi:
|
Yüzey Araştırması |
|
Dönem:
|
Roma Hellenistik |
|
|
|
![]() |
|
| Yeri: Muğla İli; Selimiye İlçesi'nin kuzeybatısında; Kapıkırı'nın olduğu yerdedir. |
| Konumu ve Çevresel Özellikleri: Kent; bir plato üzerinde aşamalı olarak yükselen kayalık bir arazi üzerinde yer alır [Peschlow 1986:155]. Topraklarının pek geniş olmadığı ve bu yüzden ekonominin büyük ölçüde balıkçılığa dayandığı tahmin edilmektedir. Körfezin ağzında Miletos'un yer alması da Herakleia için muhtemelen bir dezavantaj olmuştur. Zaman içinde körfez; Maiandros Nehri'nin getirdiği alüvyonlarla dolarak bir göl halini almıştır. Böylelikle Herakleia'nın denizle olan bağlantısı da kaybolmuştur [Bean 2001:234]. Yaklaşık 1371 m yüksekliğindeki Latmos Dağı (Beşparmak) tarih boyunca kutsallığını korumuştur. Ortaçağ'da insanların inzivaya çekildiği bir yer olmuştur. Din adamlarının kurduğu manastır ve inziva yerleri de bulunmaktadır [Bean 2001:239]. |
| Tarihçe: Latmos Herakleiası'nın doğusunda yer alan yaklaşık 1000 m yüksekliğindeki bir tepe olan Suratkaya'da Hitit-Luvi yazıtı bulunmuş olması bölgede MÖ 2. binde de yerleşilmiş olabileceğine işaret eder [Peschlow 2003:261-264]. MÖ 4. yüzyılın ikinci yarısında Latmos'taki yerinden yeni yerine taşınmış ve Herakleia olarak yeniden kurulmuştur. Eski kent ise nekropolis olarak kullanılmıştır. Şimdiye kadar yapılan araştırmalarda bulunan kalıntılar MÖ 4. yüzyıldan daha eskiye gitmemektedir. Strabon [Strabon 14; 1; 8] ve Stephanos Byzantios kent hakkında bilgi verir. MÖ 173-172 yıllarında Mylasa ile bir anlaşma yapmıştır. MÖ 2. yüzyıldan sonra da bağımsızlığını koruduğu düşünülen kent Bizans Dönemi'nden itibaren zamanla önemi azalmıştır [McNicoll 1997:76-77]. |
| Araştırma ve Kazı: 1764-65 yıllarında Chandler'ın Anadolu'da yaptığı geziler sırasında keşfettiği Herakleia'da 20. yüzyılda Krischen tarafından yüzey araştırmaları yapılmış; özellikle surlar hakkında önemli bilgiler sağlanmıştır. 1976-79 yılları arasında Alman Araştırma Kurumu'nun; 1984'ten beri de Alman Arkeoloji Enstitüsü'nün desteklediği yüzey araştırmaları Peschlow tarafından yürütülmektedir. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlanmış tescilli arkeolojik sit alanları listesinde yer almaktadır. |
| Tabakalanma: |
| Buluntular: |
| Kalıntılar: Yazıtlardaki bilgilere göre Herakleia territoriumu; kuzeybatıda Myus'tan Ioniapolis'e kadar uzanmaktadır. Dik ve kayalık bir arazi üzerine kurulan kentte ızgara planı uygulanmıştır. Merkezde yer alan agora; agoranın yukarısında ve doğuda yer alan tiyatro ızgara plana göre inşa edilmiştir [Akarca 1998:44]. Arazinin durumuna bağlı olarak yerleşme bazı yerlerde sık bazı yerlerde seyrektir. İnşada kaya mümkün olduğunca kulanılmıştır [Peschlow 1986:155-156]. Liman: İki limanı vardır. Zamanla Menderes'in getirdiği alüvyonlarla dolarak işlevlerini kaybetmişlerdir. Limanlardan biri kayalık bir burun üzerine inşa edilmiş yedi kuleli bir hisar tarafından; diğeri ise kentin önündeki; surlarla çevrili küçük adadan korunmuştur [Akarca 1998:176]. Sur: İlk inşa edilen sur yaklaşık 6.5 km uzunluğundadır. Sonradan bir diateikhisma ile küçültüldüğünde 4.5 km uzunluğa sahip olduğu saptanmıştır. Surların inşasında granit kullanılmıştır. Genelinde isodomos tekniğinde düzeltilmiş kesme taş bloklardan örülü duvar anakaya üzerine inşa edilmiştir. Surun 5.5 m yüksekliğinde olduğu saptanmıştır. Seyirdim yerine çıkış merdivenlerle sağlanmıştır. Pencereli olan korkuluk duvarının kalınlığı yaklaşık 55-85 cm'dir [McNicoll 1997:77-78; Akarca 1998:136; 140]. Kare planlı kuleler çoğunlukla iki katlıdır. Ephesos'daki kulelere benzetilmiştir. Bir kapı ile girilen kulelerden seyirdim yerine merdivenlerle ulaşılır. Alt katta ok atmak için delikler vardır; daha büyük ok ve mermi atan savaş makineleri üst kata yerleştirilmiştir. İyi korunmuş durumdaki kulelerden biri 10x10 m ölçülerinde kare planlıdır. Kulelerin üstü kiremitlerle örtülmüştür [McNicoll 1997:79-80]. 19 adet kapı yeri tespit edilmiştir. En azından beşi kemerli ve lentoya sahip kapılardır [McNicoll 1997:80]. Surun; ilk inşa evresinin MÖ 4. yüzyılın üçüncü çeyreğine tarihlendiği; diakteikhisma ile kısaltılan ikinici surun ise ne zaman yapıldığı kesinleşmemiştir. Çünkü inşaatta eski sura ait malzeme kullanılmıştır [McNicoll 1997:77; Akarca 1998:197]. Agora: Kentin merkezinde; Athena Tapınağı'nın doğusundadır [Bean 2001:235-236]. 60x100 m ölçülerindedir. Ana giriş doğudadır. Athena Tapınağı'nın propylonuna yakın; kuzeybatıda başka bir girişi daha vardır. Zemini gnays taşındandır. Özellikle batıda mermer stylobat parçaları bulunmuştur. Kuzeydoğu köşesi dışında stylobat blokları mevcuttur. Dor düzenindeki galeriler ile çevrilidir. Sütunların büyük bir kısmı yivli değildir. Bu açıdan araştırmacı agoranın bitirilmemiş olduğu görüşündedir. Sütunların bir kısmının mermer yerine gnays taşından yapılması ilginçtir. Çünkü yöre mermer ocakları açısından zengindir. Güney kısmı teras şeklinde yükseltilmiştir. Terasın altında küçük bölümlerden oluşan dükkan ve magazin olarak kullanıldığı düşünülen mekanlar vardır. Bu mekanlara dışarıdan da girmek mümkündür. Alinda agorasındaki çok katlı çarşı yapısına benzetilmiştir [Peschlow 1992:273-275]. Bouleuterion: Agoranın doğusunda ve kare planlıdır. Priene bouleuterionuna benzer [Bean 2001:236]. Tiyatro: Kentin kuzeyindedir [Bean 2001:236]. MÖ 250-200 yıllarına tarihlenen tiyatro yarım daireden biraz daha büyük bir caveaya sahiptir [Ferrero 1990:296]. Hamam: Gölün güney kıyısında iki adet Roma Dönemi'ne ait hamam binası tespit edilmiştir. Sarnıç: III. Antiokhos'un yazdığı bir mektup; su şebekesi ile ilgili bilgiler içerir. Kent dışında araştırmalarda bir su kanalı ile ilgili herhangi bir bulgu saptanamamıştır. Kentte 11 adet kuyu ya da sarnıç olabilecek yapı tespit edilmiştir [Peschlow 1999:461]. Nymphaion: Tiyatronun kuzeyindedir [Bean 2001:236]. Tapınak/Kutsal Alan: Athena Tapınağı: Agoranın üzerinde; yüksek bir kaya üzerinde; ele geçen yazıtlardan kentin ana tanrıçası Athena'ya adandığı anlaşılan bir tapınak yer alır. Kentin simgesi olan yapı uzaktan görünebilir durumdadır. Kentin en iyi korunmuş yapılarından biridir. Üst kısmı ve ön cephesi günümüze gelememiştir. Ele geçen yazıtların üzerinde Athena isminin yanında tanrıça Latmia ismine de rastlanmıştır. Boyutları açısından küçük olan yapıda Dor ve İon düzenleri beraber kullanılmıştır. Naosu ve pronaosu aynı büyüklüktedir. Tabanın tümü; ön cephe ve çatı mermerdendir. Yanında ön kısma ilişkin sütunlar vardır. Ancak başlıkları bulunamamıştır. Çevrede ele geçen mimari parçalar sayesinde tüm yapının rekonstrüksiyonu yapılabilmiştir. Sütunların üzerinde bir arşitrav; Dor triglyphonu; İon geisonu gelir. Çörtenler aslan şeklindedir. Sütunlar 20 yivli olup Dor düzenine uygundur. Yazıtlar MÖ 3. yüzyıla işaret etse de mimari açıdan yapının; bu tarihte oluştuğunu düşünmek zordur. MÖ 3. yüzyılın başılarına mı yoksa sonuna mı tarihlendiği kesinleşememiştir. Kentin yeniden kurulma aşamasında ilk ele alınan binalardan biri olabileceği öne sürülmektedir. Üst kısmı depremle yıkılmış olabileceği gibi Bizans Dönemi'ndeki metal hırsızları tarafından sökülerek parçalanmış da olabilir. Bizans Dönemi'nde kiliseye çevrilmiştir [Peschlow 1992:271-273]. Endymion Kutsal Alanı: Kentin güneyindedir. Bir pronaos ve naostan meydana gelen yapı; arkada bir apsis ile bitirilmiştir. Pronaosun önünde; iki paye arasında beş sütun yer alır. Yapının tam ekseninde sütun aralığı yerine bir sütun olması nadir rastlanılan bir özelliktir. İki adet sütun kaidesi de naosun içinde tespit edilmiştir. Ancak yapının genel planı hesaba katıldığında; bu kaidelerin simetrik olmaması başka sütunların da olması gerektiğine işaret eder. Ana cephe güneybatıya bakar. Antik kaynaklara göre Latmos Dağı'nda; Endymion'a ait bir kutsal alan bulunmaktadır. Ana cephesinin güneybatıya bakması bu yapının; bir kahraman ya da yarıtanrı için inşa edilmiş bir tapınak olabileceğine işaret eder [Bean 2001:237-238]. Nekropolis/Mezar: Endymion Kutsal Alanı'nın güneyinde yer alan mezarlık; kayaya dikdörtgen planda açılmış ve üzerleri bir kapak ile örtülmüş mezarlardan oluşur. Bu durum; Karia'ya özgü bir özelliktir. Daha önceden soyulmuş olan bu mezarların; genellikle ikili gruplar halinde oldukları gözlenmiştir [Bean 2001:238]. Taş Ocağı: Bucak'ın güneyinde; Latmos'un eteklerindedir. Neredeyse tamamı tüketilmiştir. 6 adet büyük taş ocağı tespit edilmiştir. Taş ocaklarının büyüklükleri ve Herakleia'nın boyutları göz önünde bulundurulduğunda; kentin dışarıya taş ihraç ettiğini söylemek mümkündür [Peschlow 1979:199]. |
| Yorum ve tarihleme: |