©Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri - TAY Projesi


Yeşilova

Çizimler için tıklayın...

maps

Fotoğraflar için tıklayın...

Yeşilova
Türü:
Höyük
Rakım:
m
Bölge:
Ege
İl:
İzmir
İlçe:
Bornova
Köy:
Karacaoğlan
Araştırma Yöntemi:
Kazı
Dönem:

     


Yeri: İzmir İli; Bornova İlçesi sınırları içinde; Karacaoğlan Mahallesi'nde yer almaktadır. Yerleşme, Işıkkent Eğitim Kampüsü'nün doğusunda; Bornova Anadolu Lisesi'nin güneybatısında; Manda Çayı kıyısındadır.
Konumu ve Çevresel Özellikleri: Bornova İlçesi imar planına göre; yeşil alan ve yol olarak gösterilen kamu alanında; büyük oranda Çimentaş'a ait arsaların sınırları içindedir. Yerleşim gördüğü dönemde denizin 2 km kadar daha içte olduğu ve çevrenin zengin su kaynakları ile verimli bitki örtüsüne sahip olduğu bilinmektedir.
Tarihçe:
Araştırma ve Kazı: Yeşilova Höyüğü ilk olarak 2003 yılında tespit edilmiştir. 2005 yılında İzmir Arkeoloji Müzesi ve Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü'nün ortak projesi olarak; Z. Derin başkanlığındaki bir ekip tarafından kazı çalışmalarına başlanmıştır. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlanmış tescilli arkeolojik sit alanları listesinde yer almaktadır.
Tabakalanma: Kazılar; belediyenin toprak çekerken oluşturduğu büyük çukurun çevresinde başlatılmıştır. Molozun bir kısmı temizlendikten sonra kültür tabakalarının görüldüğü kesitte bir deneme açması (L16b) açılmış ve bu açmada yerleşmenin tabakalanması belirgin bir şekilde tespit edilmiştir. Bu açmayla birlikte aynı kesit yakınında L16a; K16d ve ikinci bir test açması K16c plankareleri kazılmıştır. Geniş alanda mimari kalıntıları tespit etmek için M17 açması; yerleşme alanının kuzeydoğuya yayılımını ortaya çıkarmak için de L21c plankaresinde çalışılmıştır. İlk sonuçlar; Yeşilova Höyüğü'nde 3 kültür katının varlığını ortaya koymuştur. Höyüğün üzeri yaklaşık 1 m kalınlıkta alüvyal toprak ile kaplıdır. 3. tabakada 3-4 m kalınlığında ve GÖ 8000'e tarihlendirilen Neolitik Çağ yerleşmesi vardır. Yerleşmenin en yoğun dönemi olduğu belirtilen bu dönemin ardından GÖ 6000'e tarihlendirilen Kalkolitik Çağ yerleşmesi gelir. Çoğunlukla Manda Deresi'nden geldiği anlaşılan yoğun sel felaketleri nedeniyle yerleşmenin bu dönemden sonra terk edildiği ve derenin üst kesimindeki Bornova ve Yassıtepe höyüklerine göç edildiği ileri sürülmektedir. Üst seviyelerde açığa çıkartılan bir pithos mezar; yerleşmenin İTÇ'de mezarlık olarak kullanıldığına işaret etmektedir. 2013 yılında yapılan çalışmalara göre höyüğün tabakalanması şu şekildedir [Derin et al. 2015:452]: I. Tabaka A. Bizans-Roma (MÖ 10-MS 290) B. Demir Çağı (MÖ 1050) C. Tunç Çağı (STÇ, OTÇ, İTÇ) İTÇ 7 evreli (a-h); (MÖ 3020-2830) II. Tabaka (Kalkolitik) Orta Kalkolitik 2 evreli (a-b) (MÖ 4340-4230) III. Tabaka (Neolitik) [8 evreli, Evre1 kendi içinde 6 evreli (a-f)] Evre 2 - Neolitik III (MÖ 6000-5730) Evre 5 - Neolitik II (MÖ 6250-6060) Evre 8 - Neolitik I
Buluntular: Mimari: 2008 yılı kazılarında Neolitik yerleşimin son evresi geniş bir alanda saptanabilmiştir. J16 ve M12 grid karelerinde hafif kavisli taş temel parçaları, çevresi taşlarla desteklenmiş direk yuvası, çakıllı dolgu üzerine kil sıvanarak yapılmış fırın tabanı ve taş döşeme parçası ortaya çıkarılmıştır. Bu verilere göre taş temelli kerpiç duvarlı oval ya da yuvarlak planlı yapıların var olabileceği düşünülmüş ve J16 plan karesinde 0.50-0.60 m genişliğindeki taş temel ve fırın kalıntıları mimari bir evre olarak belgelenmiştir. Taş temeller üst üste tek, yanyana iki sıra taştan oluşmaktadır. K16b plan karesinde de mimari kalıntılarla ilişkili düzenli ve düzensiz durumda taşlar ortaya çıkarılmıştır [Derin 2010:479]. 2009 yılında, J8 plan karesinde 17.75 m seviyesinde alanın geneline yayılmış çakıllı bir sel tabakası açığa çıkarılmıştır. Çakıllı tabakanın altında ilk kez yoğun olarak yanmış kerpiç yığınlarına rastlanmıştır. Kerpiçlerin şekillerinden bunların kalıp kullanmadan elde biçimlendirilmiş parçalardan oluştuğu anlaşılmıştır. Mekanların duvarlarına ait bu üst yapı elemanlarının altında ortaya çıkan taş temellerin çoğunlukla üst üste tek sıra olduğu gözlenmiştir. Dar bir alanda kazı yapıldığı için dağınık durumdaki kerpiçlerin ait olduğu yapıların planları tespit edilememiştir. Ancak içindeki öğütme taşları ve kaplarıyla mekanın bir kısmının ortaya çıkarılması geniş alanların kazılmasının gerekli olduğunu ortaya koymuştur. L12 ve L11 plan karelerinde bütün alanda taş temelli yapılardan oluşan iç ayrı mimari kat tespit edilmiştir. Mimari kalıntıların III.1. kattan itibaren yoğunlaştığı görülmüştür. Bu alanda Neolitik Dönem'e ait üç mekanı ayırt etmek mümkün olmuştur. Dörtgen planlı yapılar 0.70-0.90 m kalınlığında 0.50-0.60 m yüksekliğinde çoğunlukla tek sıra orta boy taşlardan yapılan temellere sahiptir. Kendi başlarına ayrı ayrı inşa edilen yapılardan, bazı duvarları tahrip olan 1 no'lu yapı, dıştan yaklaşık 6.00x7.50 m boyutlarında dikdörtgen bir mekandır. Mekanın bazı duvarları yüzeye yakın olmaları nedeniyle tahribata uğramış ve kuzey ve güneybatı duvarları sağlam olarak günümüze ulaşabilmiştir. Güneybatısında taş döşeli alt öğütme taşlarının yer aldığı bir bölüm bulunan mekanın doğusunda yuvarlak planlı bir ocak-fırın yeri açığa çıkarılmıştır. Tek odalı mekandan oluşan yapının taş temelleri üzerinde J8 açmasında olduğu gibi elde şekillendirilmiş kerpiç tuğlaların kullanıldığını işaret eden bulgulara rastlanmıştır. Mekanın güneybatısı taşla döşenmiştir. Mekan içinde günlük işlerde kullanılan öğütme ve dibek taşları bulunmasına karşın, bir bölümünün aynı zamanda taş işleme atölyesi olarak kullanıldığı anlaşılmıştır. Mekanın doğusunda bulunan serpantin taşından yapılma taş balta ve baltacıklar ile aynı taşın işlenmemiş kütleleri bu durumu kanıtlamaktadır. İkinci mekan, alanın kuzeydoğu köşesi açığa çıkarılmıştır. Mekanın büyük bir bölüm kazılmamasına karşın, ortaya çıkan alt ve üst öğütme taşları mutfak niteliğinde bir işliği işaret eder. Ortaya çıkan mimari kalıntılar Neolitiğin son katı III.1'e ait yapıların birbirinden ayrı olarak inşa edildiğini göstermektedir. JK16 plan karelerinde, Neolitik Dönemin sonuna ait mimari kalıntıların da taş temelli olduğu anlaşılmıştır. 2009 yılında ortaya çıkarılan duvarın devamı araştırılmış ve 0.40 m. kalınlığındaki taş temelin 4.50 m uzunluğundaki kısmının korunduğu anlaşılmıştır. Neolitik son sürecini temsil eden III.1-3 tabakaları dörtgen planlı taş temelli, birbirinden ayrı inşa edilen mekanlardan oluşmaktadır [Derin 2011: 316-317]. 2010 yılında IIa alanın genelinde 3 mekan açığa çıkarılmıştır. Mekanlar taş temelli, dörtgen planlı olup ayrık nizamda inşa edilmişlerdir. Tek odalı yapıların batıya doğru çekilerek belirli bir sırada inşa edildikleri kapılarının güneye bakacak şekilde uzun duvarların ortalarına yapıldığı saptanmıştır. Mekan aralarındaki boşlukların yoğun ezgi ve öğütme taşı kalıntılarından işlik olarak kullanıldıkları anlaşılmıştır. Ele geçirilen kerpiç blokları kerpiç döküm şeklinde yapılan ince duvarların varlığını işaret etmektedir. Bu durum da 60-70 cm'lik taş temeller üzerinde çatısı ağaç direklerle taşınan 10-15 cm kalınlığında ince duvarların olduğunu söylemek olmuştur. IIa alanındaki üç mekan kalıntısı ile birlikte IIb'deki yapıların konumu ve mimari özellikleri, bu alanda birbirinden ayrı ama yakın inşa edilen yapıların testere dişi şeklinde radyal düzende sıralandığını ortaya koymaktadır. Mekanları kapıları uzun duvarlar üzerinde açılmış olup tamamı güneylerinde yer alan avluya açılmaktadır. Avlular mekanlarda yaşayan toplulukların günlük işlerini yaptıkları, içinde tahıl depolama peteğinin de yer aldığı bir açık alan şeklinde olduğu düşünülmektedir. J8 açmasında 10 cm'ye ulaşan bir yangın tabakasına rastlanmıştır. VI no'lu alanda yapılan çalışmalar ise burada ilk kez Neolitik Dönem'in sonunda yerleşildiğini ve Roma Dönemi'ne kadar kesintisiz yerleşilmeye devam edildiğini göstermiştir [Derin 2012:40-45]. 2011 yılında I No'lu alanda 18.45 metrede tek sıralı taş temel kalıntısı bulunmuştur. II No'lu alanda, 2 No'lu yapının doğusunda avlu kesiminde yuvarlak bir planda dizilen 4 fırın kalıntısı ortaya çıkarılmıştır. Bulgular Neolitiğin son sürecine tarihlenen yapıların doğusundaki boş alanların günlük işlerde kullanılan birer işlik olduğunu göstermiştir. II b alanında III 1 a ve b evrelerinde 4 ve 5 numaralı evlerde, IIa alanındaki evler gibi taş temel üzerine mühre duvar yapılmıştır. 4 ve 5 numaralı evlerin ve civarının, IIa alanındaki evler gibi yanarak tahribata uğradığı anlaşılmaktadır. Yangında kırmızı renk almış kerpiç duvar kalıntıları evlerin üstünü tamamen kapatmıştır. Bu kalıntılarda yoğun saman katkılı mührenin 3-5 cm kalınlığında büyük levhalar hâlinde olduğu ve kalın taş temelin üzerinde ince perde duvar şeklinde yapıldığı anlaşılmıştır. 4 no'lu evde yapılan çalışmalarda, yapının kuzey ve doğu taş temel duvarları ile güneybatı köşesi tespit edilmiştir. Evin hemen kuzeyinde I8 c-d plan karelerinde iki yıldır yapılan kazılarda, üstte yoğun yanmış kerpiç döküntüleri, bunun altında geniş taş yayıntı ortaya çıkarılmıştır. Kalıntılar, güneye doğru 2 m'lik bir alan içinde 40 cm'lik bir eğim göstermektedir. Korunan kesimler itibarıyla 4 No.lu evin doğu-batı yönünde uzunluğu dıştan 8 m içten 6.90 m'dir. Kuzey-güney doğrultusundaki uzunluğun 8 m civarında olduğunu söylemek mümkündür. Mekânın taş temelleri 0.60-0.70 m kalınlığındadır. Evin doğu duvarı önünde bu duvara dik gelen ince duvarlarla yapılmış bir hücre yer almaktadır. Tabanı orta büyüklükte yassı taşlarla düzgün şekilde döşenmiştir. İçten içe eni 0.80 m derinliği ise 1 m'dir. Korunmuş durumdaki 0.50 m yüksekliğindeki ince duvarlarının kalınlığı 0.25 m'dir. 5 no'lu evde yapılan çalışmalarda, temel duvarının batı köşesi ve güney duvarının bir kısmı tespit edilmiştir. Batı duvarının 2.50 m.lik bölümü korunmuş durumdadır. Mevcut verilere göre, evin kuzey-güney yönünde uzunluğu dıştan 9 m, içten 7.7 m kadardır. Yapının doğuda kazılmayan alanda devam eden kuzey duvarının mevcut uzunluğu 6.7 m'dir. Mekânın güney duvarına ait 1.10 m uzunluğundaki bir bölüm açığa çıkarılmıştır [Derin-Caymaz 2013:120-122]. 2012 yılında I. No'lu Alan'da gerçekleştirilen kazılar, bu kesimdeki Son Neolitik yerleşme tabakasının (III 1) iki evreli olduğunu göstermiştir. II No'lu Alan'da eski dere yatağının güneyinde bir yapı kalıntısına rastlanmıştır. Kuzey-güney ve doğu-batı doğrultulu iki temel duvarı açığa çıkarılmıştır. Yapının kuzeyi dere tarafından tahrip edilmiştir. Bu yapının güneyinde ve doğusunda belli bir plan göstermeyen taş gruplarına rastlanmıştır. Bu taş grupları olasılıkla başka yapılara aittir. Evlerin duvarlarının taş temel üzerine kerpiçten yapıldığı görülmüştür [Derin-Caymaz 2014]. 2013 yılında IIa Alanı'nda, III1a tabakasında, E7 mekanının kuzey kısmına ait taş temel ortaya çıkarılmıştır. Bu kalıntılar birleşen iki duvara aittir. Kuzey duvar 7 m, batı duvar ise 3 m uzunluğunda korunagelmiştir. Yapının duvarları tek sıra taşlarla oluşturulmuş taş temeller üzerine oturmaktadır. Temellerin kalınlığı yaklaşık 0.40-0.50 m'dir. Duvarlar, belli bir seviyeye kadar pise tekniğinde, levhalar halinde dökülmüş kerpiçlerle, perde duvar biçiminde inşa edlmiştir. Kerpiç çamuru yoğun saman içermektedir. Yapının iç kısmında yanmış kerpiç yığıntı bulunmuştur. Bu nedenle yapının yangınla tahrip olduğu düşünülmektedir. Yapı, düz bir tabana ve diğer yapılarda olduğu gibi yaklaşık 8-9 m uzunluğunda duvarlara sahip büyük bir mekandır. Bu yapıyla birlikte, II no'lu alanda ortaya çıkarılan bina sayısı yediye ulaşmıştır. Bu binaların kuzey-güney yönünde, oval bir hat üzerinde dizildikleri anlaşılmıştır. Dikdörtgen planlı ve bağımsız olan bu yapıların arasındaki mesafe 1-5 m arasında değişmektedir. Bu binaların tamamı taş temel üzerine inşa edilmiştir. Çatı ahşap direklerle desteklenmiştir. Duvarlar ise pise tekniğinde çamur bloklarıyla inşa edilmiştir. III1b tabakası yaklaşık 3x1 m boyutlarında korunagelmiş taş döşemeyle temsil edilmektedir. IIIb Alanı'nda yapılan çalışmalarda J7c karesinde bir fırın kalıntısı ortaya çıkarılmıştır. Fırın dıştan 0.90x1 m; içten 0.70x0.60 m'dir. Ağız açıklığı 0.45 m'dir. Duvarları dökme kerpiçten yapılmıştır. İç ve dış kısmı sıvalıdır. Fırın ağzının batısında kerpiçten ufak bir platform yer almaktadır. Fırının çevresinde kap parçaları ve öğütme taşı bulunmuştur. J7d ve J6c karelerinde, E5 yapısının doğusuna ait duvarlar açığa çıkarılmıştır. Yapının kuzeydoğu köşesi, yakın zaman ait bir kuyu tarafından tahrip edilmiştir. Yapının doğu duvarının sadece 2 m'lik kısmı korunagelmiştir. Güney duvarının ise 3.50 m uzunluğunda korunduğu görülmektedir. Yapının güneydoğu köşesi de tahrip olmuştur. Elde edilen veriler, yapının 10x9.50 m boyutlarında olduğuna işaret etmektedir. Yapının kuzeydoğu kısmında iki bölme / odacık bulunmaktadır. Kuzey duvar önündeki bölmenin tabanı yassı taşlarla döşenmiştir. Fırının diğer yapılardakilerden farklı olarak mekanın kuzeydoğu köşesine yapıldığı görülmüştür. Aynı alanda ikisi mekan içinde, diğeri mekan dışında olmak üzere üç fırın tespit edilmiştir. III no'lu Alan'da yapılan çalışmalarda, III 4-8 tabakalarının yangın ve taban izleri içerdiği görülmüştür. Mimari kalıntı çok azdır [Derin et al. 2015]. Çanak Çömlek: Yaklaşık 15 bin adet amorf çanak çömlek parçası ele geçmiştir. Bunların arasında pişirme ve saklama kapları ile kepçe ve kaşıklara ait parçalar da vardır. 2008 yılı kazılarında ele geçen çanak çömlekler, gerek teknik gerekse estetik bakımdan gelişkin bir düzeyi ortaya koymaktadır. İyi pişirilmiş bu keramik, çoğunlukla kırmızı astarlı ve perdahlıdır. Büyük çömlekler/küpler ve geniş sığ çanaklar bu evreyi karakterize eden kap tipleridir. Bu evre çanak çömleklerinde baskı bezemeli çömlek parçalarına da rastlanmaktadır [Derin 2010:480]. Orta evrelerin çanak çömleğinde sarı ve kırmıızmsı kahve astarlı perdahlı olanlar önemli yer tutmaktadır [Derin 2010:481]. 2009 yılında J8 plan karesinde ele geçen çanak çömlekler, yangınla son bulan ve ardından sel felaketine uğrayan katın Neolitik III.1. tabakaya ait olduğunu ortaya koymuştur. Çanak çömlekler aşırı ısıdan dolayı özelliğini yitirerek bazı bölümleri erimiştir. Kerpiç yıkıntıları içinde ve çevresinde çok miktarda kaliteli çanak çömlek bulunmuştur. Bunların içinde özellikle kırmızı perdahlı olanları dikkat çekmektedir. Bir kap üzerinde ana tanrıça şeklinde kabartma bulunmaktadır. III.1-3. katlarda kırmızı astarlı çömlek, kase ve çanak formundaki kaplar içinde pervaz ağızlı iri kaplar, imresso tekniğiyle yapılmış dışı kabalaştırılmış kap parçaları ve kabartmalı çanak çömlekler ele geçmiştir [Derin 2011: 316-318]. 2010 yılında IIb alanında ele geçen çanak çömlekler, kırmızı, kırmızımsı sarı ve kızıl kahve astarları ile benzer özellikler göstermektedir. Formlar arasında; çanaklar, boyunlu çömlekler ve "S" profilli kaseler vardır. III no'lu alanda 17.35-16.85 seviyeleri arasında alanın farklı yerlerinde Neolitik ve Kalkolitik Çağ çanak çömleği bir arada gelmeye başlamıştır [Derin 2012:43]. 2011 yılında III.1 a ve b evrelerinde ele geçen çanak çömlek parçaları arasında farklılık yoktur. Kaba yapımlı parçaların oldukça az olduğu bu keramik, çoğunlukla iyi niteliklidir. Hamur minik taşçık ve az ya da orta yoğunlukta mika içermektedir. Pişme genelde iyi derecededir. Kap yüzeyleri büyük çoğunlukla astarlıdır. Açık kapların her iki yüzünün de astarlandığı görülmektedir. Perdah genelde orta, bir kısım kapta iyi derecededir. Hamur kırmızı ve kahverengi, astar renkleri büyük çoğunlukla kırmızı tonlardadır. Krem ve kahverengi yüzeyli parçalar oldukça az yer tutmaktadır. Kırmızı yüzeyli monokrom keramik, III-1 a-b evrelerinin karakteristik özelliğini teşkil etmektedir. 2011 yılı kazı çalışmalarında bu döneme ait keramikler arasında dışbükey ya da düz kenarlı sığ çanaklar/ tabaklar, dik ya da dışa açılan kenarlı derin çanaklar, ağız çapları daha çok 10-20 cm arasında olan S-kenarlı çanaklar dikkati çeker. Bunların dışında ağız çapları çoğunlukla 10-20 cm arasında olan kısa boyunlu çömlekler, silindirik veya konik boyunlu çömlekler, çoğunlukla 30 cm'nin üzerinde ağız çapına sahip düzleştirilmiş/pervaz ağızlı çömlekler, nispeten az örnekle temsil edilen ağız kenarı altı kabartma bantlı çömlekler yaygın formlar arasında bulunurlar. Keramiklerde dikey tünel biçimli tutamaklar çok yaygındır. Dipler profil itibarıyla basit, hafif yüksek ve yüksek; taban yapısı itibarıyla düz, hafif çukur, halka; şekil itibarıyla yuvarlak veya ovaldir. 4 numaralı evde ele geçirilen büyük çömleklere ait dipler 12-20 cm arasında çapa sahiptir [Derin-Caymaz 2013:123-124]. 2012 yılı kazılarında III 1 tabakasında bulunan çanak çömlekler kırmızı astarlı ve açkılı kaplardan oluşmaktadır. Krem, kahverengi ve sarımsı kırmızı renkler ender olarak görülür. Kaplar genellikle iyi pişmiştir. Yüzeyler çoğunlukla astarlı ve açkılıdır. Depolama kaplarına ait kalın cidarlı çanak çömlek parçaları yoğundur. Çömleklerde dikine tünel tutamaklar yaygın olarak görülür. Bunun yanı sıra çubuk şekilli deliksiz tutamaklar da mevcuttur. Bazı kapların üzerine tırnak ya da sivri bir nesnenin ucuyla baskı bezeme yapılmıştır [Derin-Caymaz 2014]. 2013 yılında, IIa Alanı'nda yapılan çalışmalarda her üç tabakada da çanak çömleğin benzer nitelikte olduğu görülmüştür. Kırmızı yüzeyli, iyi pişmiş çanak çömlekler arasında depolama kapları baskındır. III no'lu Alan'da, III 4-8 tabakalarına ait çanak çömlekler, sarımsı kırmızı / turuncu, açık sarı, pembe ve kahverengi yüzeyli çanak çömleklerden oluşmaktadır. Formlar arasında dik boyunlu çömlekler, düz veya hafif S profilli çanaklar vardır [Derin et al. 2015]. Kil: Pişmiş toprak bir ana tanrıça idolü ele geçmiştir; bunun benzerine Höyücek'in Neolitik katlarında da rastlanmaktadır. 2005 yılından itibaren Yeşilova III.1-2 tabakalarında ele geçirilen ve çoğunlukla derin baskı yüzeye sahip mühürlerin sayısı, saplarıyla birlikte sekizi bulmuştur. 2008 yılında bulunan mühürlerden biri içiçe daire diğeri spiral şeklinde motifler içermektedir [Derin 2010:480]. 2009 yılında J8d plan karesinin doğusunda pişmiş toprak tezgah ağırlıkları bulunmuştur. Bu alanda dokumacılığın varlığı ilk kez bu buluntu topluluğu ile kanıtlanmıştır. Pişmiş toprak figürinler de ele geçen buluntular arasındadır [Derin 2011: 318]. 2011 yılı çalışmalarında 4 no'lu yapıda yoğun kap öbeklerinin de yer aldığı köşede keramik yapımı için hazırlanmış büyük bir kil kütlesi ele geçirilmiştir. Daha ufak bir kütle evin doğu duvarı dışında da bulunmuştur. Yuvarlak ve dörtgen formda iki pişmiş toprak kandil ele geçen buluntular arasında yer almaktadır [Derin-Caymaz 2013:121-124]. 2013 yılı kazılarında J7c karesinde pişmiş topraktan bir heykelciğin baş kısmı ele geçmiştir. Bu parçada kaş ve göz çevresi kazımayla gözler ve kulaklarsa kabartma şeklinde yapılmıştır. J9d karesinde de Ana Tanrıça bacağı formunda iki adet kepçe sapı parçası bulunmuştur [Derin et al. 2015]. Yontma Taş: Çakmaktaşından kesici; delici ve kazıyıcı aletler bulunmuştur. Bunların yanısıra buluntular arasında ok ucu ve bıçaklar da vardır. 2008 yılı kazılarında yerleşmede yontma taş endüstrisinin ileri düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Çeşitli tipte yontma taş alet ile bunların yaygın imalatını gösteren çekirdek ve artıklar bol miktardadır. J16 ve M12 karelerinde kalıntılarla aynı seviyede dağınık ya da öbekler halinde bol miktarda öğütme ve ezme taşları bulunmuştur. M12b plan karesinde 17.70 m seviyesinde iri kesici ve kazıyıcılardan oluşan buluntu topluluğunun yer aldığı bir çakmaktaşı işleme yeri açığa çıkarılmıştır [Derin 2010:479]. 2009 yılında serpantin kesici, baltalar, obsidiyen ve çakmaktaşı aletler ele geçirilmiştir [Derin 2011: 318]. 2010 yılında IIb alanında serpantinden yapılma baltalar, mühür, çakmaktaşı kazıyıcı ve kesiciler, ok ve mızrak uçları, havanelleri, ezgi taşları ve öğütme taşları bulunmuştur [Derin 2012:43]. 2011 yılı çalışmalarında taş balta ve baltacıklar, ezme ve öğütme taşları, oluklu perdah taşı, çoğu çakmaktaşından yapılmış yontma taş alet ve parçaları ele geçmiştir [Derin-Caymaz 2013:124]. Sürtme Taş: Mermer ve kireçtaşından yapılmış kaplar ele geçmiştir. Kemik/Boynuz: Kemik bir idol ve deri işlede kullanılan kemik aletler ele geçmiştir. Bitki Kalıntıları: 2008 yılı kazılarında M12 plan karesinde iki ayrı yerde karbonlaşmış tahıl taneleri saptanmıştır [Derin 2010:479]. Hayvan Kalıntıları: Yabani sığır; domuz ve geyik kemikleri bulunmuştur. Diğer: Midye ve salyangoz kabukları bulunmuştur. Ayrıca kabuk ve taşlarla yapılmış kolyeler de ele geçmiştir.
Kalıntılar:
Yorum ve tarihleme: Yeşilova Höyüğü'nde ortaya çıkartılan Neolitik tabakalar şimdilik İzmir'de bilinen en eski yerleşimin izlerini barındırmaktadır. Ele geçen buluntular üzerinde tarihleme çalışmaları sürdürülmektedir. 2008 yılı kazılarına göre toprak yüzeyinden 4 m derinlikte 1-8. tabakaları kapsayan Neolitik dönem MÖ 6500 ve öncesine tarihlenmektedir. Höyükte Neolitik kültür olasılıkla doğal nedenlerle MÖ 5800-5700 yıllarında yerleşimi terk etmiştir. Yaklaşık 1000 yıl sonra alanda bu kez dışarıdan gelen yeni bir halk topluluğu tarafından II. katta Kalkolitik Çağ'da kısa süreli yerleşim kurulmuştur. Kalkolitik Çağ'ın ardından yerleşim alanı tümüyle terk edildikten sonra höyüğün bir bölümünün İTÇ mezarlığı olarak kullanıldığı anlaşılmıştır [Derin 2010:476-477]. 2008 yılında ele geçen mühürlerden biri içiçe daire motifi içermektedir. Bu tip mühürlere Aandolu'dan Balkanlara akdar geniş bir coğrafya içinde rastlanır. Spiral motifli olanlara da Bademağacı (EN II) ve Ege Gübre'de rastlanmıştır. Ege ve Akdeniz boyunca birçok yerleşime bir moda gibi yayılmış bu tip mühürler, bu alanlarda tarımsal gelişmeye paralel özel mülkiyetin de geliştiğini ortaya koymaktadır [Derin 2010:480]. Yeşilova Höyüğü'nde elde edilen ilginç verilerden biri de beslenmelerine ilişkindir. Topraklardan alınan örnekler buğday, mercimek ve arpa yetiştirdiklerini göstermiştir. Ayrıca denizden midye türü çift kabuklu ve deniz minaresi, salyangoz gibi tek kabukluları toplayarak yemişlerdir. Bunun dışında büyük ve küçük hayvan besiciliği yapmalarının yanı sıra çevredeki domuz, geyik gibi yabanıl hayvanları avladığı ve yediği de saptanmıştır [Derin 2010:481-482].


Liste'ye