©Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri - TAY Projesi


Yayvantepe / Til Huzur

Çizimler için tıklayın...

maps

Fotoğraflar için tıklayın...

Yayvantepe / Til Huzur
Türü:
Höyük
Rakım:
810 m
Bölge:
Güneydoğu Anadolu
İl:
Diyarbakır
İlçe:
Ergani
Köy:
Yayvantepe
Araştırma Yöntemi:
Kazı
Dönem:
Çanak Çömlekli

     


Yeri: Diyarbakır il merkezinin kuzeybatısında; Ergani İlçesi'nin 6 km güneyinde; eski adı Til Huzur olan Yayvantepe Köyü'nün olduğu yerde bulunan küçük bir höyüktür. Kodu R 56 / 1.
Konumu ve Çevresel Özellikleri: Çevresi dağlarla çevrili Ergani Ovası'nda yer alan höyük; ovayı sulayan Boğazçay'ın doğu tarafında bulunmaktadır. Modern Yayvantepe Köyü tarafından çevrili olan tepede höyükleşmenin günümüzde de bu köyün oluşturduğu kalıntılarla devam ettiği görülmektedir. 9 m yüksekliğinde; 150x100 m boyutlarındadır [Benedict 1980:128]. Yayvantepe köylüleri tepenin kuzey kısmını; ev duvarlarının yapımında kullanılmak için kerpiç toprağı ve taş alma nedeniyle ile tahrip etmişlerdir. Höyüğün kuzey ve kuzeybatısında iki pınar bulunmaktadır.
Tarihçe:
Araştırma ve Kazı: İlk defa 1963 yılında İstanbul ve Michigan üniversitelerinin ortak çalışması olan Güneydoğu Anadolu Tarihöncesi Karma Araştırma Projesi çerçevesinde gerçekleştirilen yüzey araştırmasında bulunan höyükte çok sonraları 1988 yılında M. Özdoğan başkanlığında Çayönü kazı ekibinin Ergani Ovası'ndaki yerleşmeleri saptamaya yönelik araştırmasında; yeniden yüzey toplaması yapılmıştır [Özdoğan 1990b:462-463]. 1990 yılında Çayönü kazı ekibi I. Caneva başkanlığında höyüğü tekrar ziyaret etmiştir [Caneva 1992:128]. Yüzey araştırmalarında höyüğün yüzeyinden bazı özelliklerinden dolayı Neolitik Çağ'da üretilmiş olduğu kabul edilen Koyu Yüzlü Açkılı Mal'dan çanak çömlek parçalarının bulunuşu burada bu çağa tarihlenen bir yerleşmenin var olduğunu belirlemiştir. Höyükteki bilimsel kazı ise; Diyarbakır yöresinde; karayollarının yapımı; derin pulluk ile sürülme ve taş çekme nedenleri ile son sürat tahrip olan yerleşme yerlerinde arkeolojik kurtarma kazılarının yapılması zorunluluğu nedeniyle; 1991 yılında gerçekleştirilmiştir. Bu kazı Roma Üniversitesi; İstanbul Üniversitesi ve Diyarbakır Müzesi'nin oluşturduğu proje içinde I. Caneva başkanlığında yürütülmüştür. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde siyasi olaylardan dolayı bu yerleşme yerindeki bir yıllık kazı çalışması birçok sorunun çözümlenemeden sonuçlanmasına neden olmuştur. Kazı alanı olarak köylülerin taş ve kerpiç toprağı ihtiyaçlarını karşılamak için tepenin kuzey kesiminde oluşturdukları çukurun doğu sınırındaki alan seçilmiştir. Buranın kazı yeri olarak seçiminde höyük dolgusunun çukur duvarlarında rahatça görülebilmesi; yamaç topraklarının büyük ölçüde alınmış olması ve alt tabakalara bundan dolayı rahatça inmek imkanı rol oynamıştır. Bu amaçla 27x4 m boyutunda bir açma açılmış; böylelikle tepenin bir kısmının kuzey-güney istikametinde bir kesitinin izlenmesi ve çizerek belgelenmesi imkanı doğmuştur. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlanmış tescilli arkeolojik sit alanları listesinde yer almaktadır.
Tabakalanma: Tepede kazı öncesinde yapılan yüzey toplamalarında; Çanak Çömleksiz Neolitik Çağ (?); Çanak Çömlekli Neolitik Çağ; Kalkolitik ve İlk Tunç Çağı'na ait yontma taş aletler ve çanak çömlek parçaları bulunmuştur. Kazılan açmanın kuzey ve güney yarımları birbirinden farklı tabakalaşma vermiştir (?). Güney kısımda Çanak Çömlekli Neolitik Çağ'a ait iki tabaka tespit edilmiştir.
Buluntular: Mimari: Açılan alanın güney kısmında mimariye rastlanmasına karşın kuzey kesimde herhangi bir mimari kalıntı yoktur. Güney kesimde en üstteki yapı katı; taban ve duvar yenilemeleri ile çok evreli yanmış bir ev kalıntısına sahiptir. Kazılan alan çok dar olduğu için bu evin tam planı açığa çıkartılamamıştır. Günümüze 130 cm yüksekliğe kadar korunagelen kerpiç duvarları sıvasızdır. Evin içinde tüm kaplar ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca; küçük taşların dik olarak yerleştirildiği; etrafı kil sıvalı bir sanduka bulunmuştur. Bu yanmış ev kalıntılı tabakanın altında iyi muhafaza edilmiş fakat yangın görmemiş kerpiç yapıların olduğu bir başka tabaka ile karşılaşılmıştır. Gene kazılan alanın yetersizliğinden tam bir plan elde edilememekle beraber bunların bir veya iki odalı dörtgen planlı yapılar olduğu söylenebilir. Kuzey kısımda çukurun tabanında açılan derin sondaj ile var olduğu sanılan çanak çömleksiz tabakalara inilmek istenmiş; ancak ana toprakla karşılaşılmış ve dolayısıyla tepenin bu tarafında Çanak Çömleksiz Neolitik Çağ yerleşmesinin var olmadığı saptanabilmiştir. Ancak höyüğün diğer kısımları kazılmadığı için Yayvantepe'de kesinlikle çanak çömleksiz bir yerleşmenin var olmadığı da iddia edilemez. Çanak Çömlek: Kazılan alanda üstteki tabakada ele geçen çanak çömlek parçaları türdeş bir görüntü vermektedir. El yapımı; kahverengi; açık kahverengi ve gri açkılı maldan çeşitli biçimlerde kaplara ait parçalar elde edilmiş ve bunların bir kısmı tümlenerek Yayvantepe yerleşmesindeki yaşayanların günlük hayatta kullandıkları kap biçim gelişimi ortaya konmaya çalışılmıştır. Koyu Yüzlü Açkılı maldan yapılan bu kaplarda en çok görülen biçim; düz dipli yuvarlak gövdeli; keskin boyunlu orta boy çömlek biçimidir. Tutamaklı kaplar nadirdir. Yalancı barbotin tekniğinde yapılmış düğme şeklinde çıkıntı bezemeli kaplar da görülmektedir [Caneva 1993:şek.5b]. Yayvantepe'nin çanak çömleklerinin en yakın benzerleri Çayönü'nün Çanak Çömlekli Neolitik Çağ tabakalarında bulunmuştur [Özdoğan (A) 1994:24]. Açmanın kuzey kısmında olasılıkla bozulmuş olan yapı katlarında bu tek renkli çanak çömleklerin yanısıra Halaf stilinde boyalı çanak çömlek parçaları da ele geçmiştir. Bu karışıklığın; çift çekirdekli höyük ya da teraslama nedeninden kaynaklandığı yorumlanmakla birlikte kesin bir çözüm önerilememektedir. Kazının 1991 yılından sonraki yıllarda devam edememesi Yayvantepe'nin tabakalanma sorunlarının tam anlamıyla çözülememesine neden olmuştur. İlerde yapılacak kazılar bu sorunlara ışık tutacaktır.
Kalıntılar:
Yorum ve tarihleme: Benzer buluntular verdiği için Çayönü ile eşzamanlı bir yerleşme yeri olarak düşünülen Yayvantepe'de; bazı mimari ögelerde farklılıkların olduğu izlenmektedir. Yayvantepe'de kerpiç mimarinin varlığına karşın; mesafe olarak fazla uzak olmayan Çayönü'nde; aynı çağda (?) taş mimari vardır. Buna karşılık mal ve biçim olarak çanak çömleklerde benzerlikler kurulabilir. En üst tabakadan gelen 14C tarihlemesi yaklaşık MÖ 4.775-4.525 yılları arasını göstermektedir. Bu tarih de Neolitik Çağ'dan ziyade İlk Kalkolitik Çağ Halaf Dönemi'ne denk düşmektedir; ancak bu ise çanak çömlek buluntularla çelişkilidir. Şüphesiz tek bir 14C örneği ile sağlıklı bir tarihleme vermek olanaksızdır. İlginç sonuçlardan biri de; yüzey buluntularıyla teşhis edilen Çanak Çömleksiz Neolitik Çağ yerleşmesinin kazıda ortaya çıkmamış olmasıdır. Bu açıdan; hem yontma taş; hem de çanak çömlek buluntularda; daha sonraki çağlara sarkan yapım geleneklerinin olup olmadığı kesin olarak saptanamamıştır.


Liste'ye