©Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri - TAY Projesi


Toptepe

Çizimler için tıklayın...

maps

Fotoğraflar için tıklayın...

Toptepe
Türü:
Höyük
Rakım:
7 m
Bölge:
Marmara
İl:
Tekirdağ
İlçe:
Marmara Ereğlisi
Köy:
Araştırma Yöntemi:
Kazı
Dönem:

     


Yeri: Tekirdağ il merkezinin doğusunda; Marmara Ereğlisi'nin 4 km kadar batısında; Tekirdağ-İstanbul karayolunun 300 m kadar güneyindedir. Günümüzde Kaptan 2 adlı bir tatil sitesinin içinde bulunan ve yoğun tahribat nedeniyle artık pek bir şey kalmayan höyüğe; İstanbul'dan Tekirdağ istikametine giden karayolu ile ulaşılmaktadır. Bu tatil sitesine ancak izinle girmek mümkün olmaktadır.
Konumu ve Çevresel Özellikleri: 1988-89 yılında Kaptan 2 tatil sitesine ait gazinonun sırasında çok büyük bir kısmı ortadan kaldırılan höyüğün kültür toprağının; tahribattan önce 10-12 m kalınlıkta olduğu bildirilmektedir. Höyük konisi dışında; yerleşmenin kuzeye doğru uzanan terası da yazlık yapılar ile yokedilmiştir. Buraya ilk gelenler; 70 m genişlikte kayalık bir burun üzerine yerleşmişlerdir. Olasılıkla bu kayalık burnun iki tarafındaki küçük girintiler; balıkçı toplulukların kayıklarını muhafaza etmek için uygun bir koy vazifesi görmüştür. Höyüğün hemen yanında; ayazma suyu olarak kullanılan küçük bir pınar; buradaki yerleşiklerin su ihtiyacını karşılamıştır.
Tarihçe:
Araştırma ve Kazı: İlk defa 1966 yılında D.H. French tarafından saptanan ve özellikle İTÇ ve Klasik Dönem bulguları ile dikkat çeken höyük; 1988 yılında önce tesviye edilmiş; sonra da üstüne depo katı ile beraber üç katlı bir gazino inşa edilmiştir. 1989 yılında; höyüğün tahribattan kurtulan 60 metrekarelik bir kısmında; M. Özdoğan yönetiminde bir kurtarma kazısı gerçekleştirilmiştir. Kazıda üç açma ile; ancak 52 metrekarelik bir alanda mimari kalıntılar ortaya çıkartılmıştır.
Tabakalanma: Tahribattan önce yüzey bulgularına bakılarak; 3 ana kültür evresinin varlığına işaret edilmektedir: 1: Olasılıkla en üstte; Osmanlı-Bizans Dönemi'ne ait; ayazması da olan küçük bir yerleşme. 2: Hellenistik-Arkaik Dönem: Bu evrede yerleşmenin; yalnızca eski höyük konisini değil; arkadaki sırtları da kaplayacak kadar büyüdüğü anlaşılmaktadır. 3: İlk Tunç Çağı: Kumtepe I b ve Troya I dönemine tarihlenen yerleşme. 1989 kazısından önce gerçekleştirilen yüzey araştırmasında rastlanan tahribat kesitlerinde; bu evrelerin; höyüğün güney kesiminde tamamen yokedildiği; buna karşın daha derindeki buluntular arasında hiç tanınmayan evrelerin olduğu saptanmıştır. Kazıda ise; tatil köyünün inşaat araçlarının bıraktığı son seviyeden ana kayaya kadar; 380 cm kalınlığında olan kültür dolgusunda; 4 evreden oluşan 14 yapı katı tespit edilmiştir. Üstten itibaren sıfırıncı yapı katı (kazı başkanının deyimiyle tabakası) 1. evre; birden dördüncü yapı katının sonuna kadar olan yapı katları/tabakaları 2. evre; beşten yediye kadar olan yapı katları/tabakaları 3. evre; sekizinci ve olası daha eski yapı katları/tabakaları ise 4. evre olarak tanımlanmıştır.
Buluntular: Mimari: Toptepe'nin tahribattan sonra yapılan kazısında ortaya çıkarılan mimari kalıntılar şu şekildedir: Höyüğün sıyrılarak yokedilen tabakalarına ait çöp çukurları üst 1. evrede saptanmıştır. 2. evrede ise mimari kalıntı bulunmamakla birlikte; kalınlığı ise 5-70 cm arasında değişen tabakada; insanlar tarafından yendikten sonra atılan kabuklu deniz hayvanlarına ait düzlemler görülmüştür. 3. evrede ise; iç boyutları 7.5x3.1 m olan dikdörtgen biçimli geniş bir oda ile bu mekana güney tarafından ekli ikinci ve daha küçük bir odadan oluşan bir yapı ile karşılaşılmıştır. Yapının duvarları; Trakya ve Balkanlar'da daha eski bir yapım geleneği olan ortası ahşap direkli yığma kerpiç çamuru ile yapılmıştır. Taban toprağı 30 cm genişlikte hendek şeklinde kazıldıktan sonra; bu hendeğin ortasına düzeltilmemiş kalın dallar dikilmiş; ardından hendek sarı kerpiç çamuru ile doldurulmuştur. Üst kısmının da; olasılıkla ahşabın üstüne çamur harç konarak; aynı şekilde yapıldığı sanılmaktadır. Duvarların boyalı sıvalı olduğu; mekan içinde ele geçen dolgudan; bu tür parçaların bulunmasıyla anlaşılmaktadır. Dam örgüsünün nasıl olduğu hakkında kesin bulgular yoksa da; semerdam biçimli; olasılıkla saz örgü ile kaplı olduğu yorumlanabilir. Girişin nereden olduğu belli değildir. Büyük mekanın batı kısmında kubbeli bir fırın; bunun önünde bir kül çukuru; kuzey duvarın önünde ise bir plartform bulunmaktadır. Mekanın doğusu; eşik ve küçük bölme duvarları ile ayrılmıştır. Tabanı kil ile sıvalıdır. Yapının en önemli buluntusu; plartformun hemen yanında devrilmiş olarak ortaya çıkan; insan biçimli büyük kaptır. Pişirilmemiş kerpiç toprağından yapılmış olan bu dört ayaklı kabın ön yüzünde; iki küçük göğüs; göğüslerin altında; bükülmüş durumda kabartma kol ve eller bulunmaktadır. Gözler; minik burun ve delikli kulaklar kabartma şeklinde tasvir edilmiştir. 85 cm yüksekliğindeki kabın ayaklar dışındaki kısmı kırmızı renkli bezeklerle süslenmiştir. Bu yapı bir yangınla sona ermiştir. Taban üstünde insan yüzü bezekli başka bir kaba ait parçalar da ele geçmiştir. Yapının daha eski yapı evresine ait kalıntılar da izlenmektedir [Özdoğan 1991:355-357]. 4. evreye ait olası yapı kalıntılarına; 3. evrenin yapısı kaldırılamadığı için ulaşılamamıştır. Daha altta ise kabuklu deniz hayvanlarına ait kabuklardan oluşan düzlemler tespit edilmiştir. Çanak Çömlek: 1. evrede Kumtepe I a ve Beşiktepe türü çanak çömlek parçaları ele geçmiştir. 2. evrede ince mal; yarı ince mal; kaba maldan çanak çömlek parçaları bulunmuştur. Bu mal türlerinin Toptepe'nin ilk yayınlarında farklı bir şekilde isimlendirildiği görülmektedir [Özdoğan 1991:355]. İnce mal olarak kabul edebileceğimiz mika astarlı malda yüzey rengi kurşuni; açkı donuktur. Uzun yüksek boyunlu; omurgalı gövdeli; tek kulplu testi biçimlerinde kullanılmıştır. Dalgalı çizgilerin olduğu bir çizi bezeme türü görülmektedir. Gene el yapımı olan donuk yüzeyli maldan ise daha çok pencereli yüksek kaideli kapların ve meyvalıkların yapıldığı izlenmektedir. Alt tabakalara doğru sayıları artan kaba mal ise iç yüzeyleri açkılı dış yüzleri açkısız; kaba görünümlü kapların mal grubudur. Küresel gövdeli dar ağızlı biçimler tercih edilmiştir. Bu malda dışta tırnak baskı bezeme; kil akıtma; sivri uçlu aletle rastgele çizme; parmak baskılı kabartma bant bezeme gibi bezeme çeşitlemesi görülmektedir. 3. evrenin çanak çömleği ikinci evredekilere çok benzemektedir. Yalnız mikalı malların sayısında azalma; kaba yüzeyli mallarda çoğalma gözlenmektedir. 4 evrenin çanak çömleği de üstteki evrelerden farklı değildir.
Kalıntılar:
Yorum ve tarihleme: Toptepe Höyüğünün kazılması; Anadolu ile Balkanlar arasındaki ilişkilerin ve Trakya'nın kültür silsilesinin saptanmasına yardımcı olacak yeni bilgiler sunmuştur. Özellikle; çanak çömleği halen incelenmekte olan bu yerleşmenin 3. evresinde ortaya çıkan kadın biçimli büyük depolama kabı; biçim ve bezeme özellikleri açısından Orta Tuna Bölgesi'nin Klasik Tisza evresinde bulunan heykel biçimli kaplara benzemektedir. Bu kültürün Marmara Denizi kıyılarına kadar yayılması gerçekten Trakya arkeolojisinin ne kadar sürprizlere açık olduğunun bir belirtisidir. 2. evre; gene çanak çömlek benzerliklerine dayanılarak yaklaşık olarak; Vinça B-C geçiş dönemi ile Karanovo III-IV arasına konmaktadır. Türkiye'deki arkeolojik yerleşmelerin süratle tahrip edilişinin en iyi göstergelerinden biri olan Toptepe Höyüğü'nün; üst tabakalarında olduğu sanılan Hellenistik Dönem ile Kumtepe I b ve Troya I evresine ait kalıntıları; anlaşılamadan tümüyle kaybolmuştur. Özellikle Marmara Bölgesi'ndeki yoğun yazlık iskanı; bu tip yerleşmelerin yokedilişini hızlandırmaktadır. Bu açıdan bilimsel çalışmaların; böylesi tehlikelere açık yerlerde acilen yapılması gerekmektedir. 3. evreden alınan karbon örneklerinden iki adet 14C tarihi; höyüğün Balkan kronolojisindeki yerinin daha iyi saptanmasına yol açmıştır. Bunlar MÖ 4205±40 ve 4145±40 tarihleridir. 4. evreden ise MÖ 4460±180 tarihi elde edilmiştir.


Liste'ye