©Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri - TAY Projesi


Küllüoba

Çizimler için tıklayın...

maps

Fotoğraflar için tıklayın...

Küllüoba
Türü:
Höyük
Rakım:
915 m
Bölge:
İç Anadolu
İl:
Eskişehir
İlçe:
Seyitgazi
Köy:
Yenikent
Araştırma Yöntemi:
Kazı
Dönem:
İTÇ I İTÇ II İTÇ III

     


Yeri: Eskişehir il merkezinin yaklaşık 35 km güneydoğusunda; Seyitgazi İlçesi'nin 15 km kuzeydoğusunda; Seyitgazi-Yenikent karayolunun 200 m doğusunda; Yenikent Köyü'nün yaklaşık 1.300 m güneyindedir. Höyüğün etrafı tarlalarla çevrilidir.
Konumu ve Çevresel Özellikleri: Uzaktan bakıldığında farkedilmesi güç olan yerleşme yeri; günümüzde 250x150 m ölçülerinde; 9.5-10 m yüksekliğinde yayvan bir tepedir. Üzerinde belli belirsiz üç konicik görülmektedir [Efe 1998:152]. Kazı başkanı bu küçük yayvan konileri A; B ve C harfleri ile göstermektedir. Kazı sonuçları yayınlarında ise batı; doğu gibi yönleri ile tanımlamaktadır.
Tarihçe:
Araştırma ve Kazı: Tepede;1996 yılında Eskişehir Arkeoloji Müzesi başkanlığında T. Efe bilimsel yönetiminde başlayan kazı çalışmaları son yıllarda (1998) T. Efe başkanlığında devam etmektedir. Çalışmalar höyüğün batı ve doğu konisinde yoğunlaşmıştır. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlanmış tescilli arkeolojik SİT alanları listesinde yer almaktadır.
Tabakalanma: T. Efe; yüzey toplamasında bulduğu çanak çömlek parçalarının analizinden tepenin Son Kalkolitik Çağ'dan MÖ 2. binyılın ilk çeyreğine (MÖ 1800) kadar kesintisiz yerleşim gördüğünü iddia etmektedir. 1996-00 yıl kazıları sonucunda batı konisinde: 6. evre: Son Kalkolitik Çağ sonları 5-3. evreler: Son Kalkolitik Çağ'dan İTÇ'ye geçiş 2. evre: İTÇ I 1. evre: İTÇ II'nin başına tarihlenen tabakalanma saptanmıştır. Doğu konisinde ise altta İTÇ II. evre; üstte İTÇ III. evre tabakası tespit edilmiştir. 2003 yılında höyüğün güneybatısındaki tarlalardaki küçük bir tepe üzerinde yapılan sondaj çalışmasında prehistorik herhangi bir kalıntıyla karşılaşılmamış ve bu alandaki çalışmalara son verilmiştir. 2005 yılı çalışmaları höyüğün doğu kesiminde yoğunlaştırılmıştır; kazılar İTÇ II Dönemi Yukarışehir planının ortaya çıkarılması ve İTÇ III Dönemi ile ilgili tabakalanmanın daha ayrıntılı bir şekilde incelenebilmesi amacıyla esas itibariyle doğu kesimin güney ve kuzey yamaçlarında gerçekleştirilmiştir. Ayrıca höyüğün güneydoğusuna denk gelen tarlalarda güney-kuzey istikametinde mümkün olduğunca aynı hat üzerinde çeşitli açmalar açılmış; bir önceki dönemde kazılmasına başlanan AR 22 açmasında da sondaja devam edilmiştir [Efe 2007:72]. Yerleşmede ortaya çıkarılan İTÇ tabakasını dört ana dönem altında (eskiden yeniye doğru) toplamak mümkündür: 1. İTÇ'ye Geçiş Dönemi (MÖ 3200-3000) 2. İTÇ I Dönemi (MÖ 3000-2700) 3. İTÇ II Dönemi (MÖ 2700-2400) 4. İTÇ III Dönemi (MÖ 2400-2200) [Fidan 2014:18].
Buluntular: Mimari: İlk Tunç Çağı III. evreye ait yalnız çöp ve adak çukurları doğu tümseltisinde/konisinde ortaya çıkarılmıştır. Bu çukurların alttaki İTÇ II. evresi sonu yapılarını tahrip ettiği gözlenmiştir [Efe-Ay-Efe 2001:53]. Bu çukurlardan gelen bulguların yardımıyla erozyon ile yok olan İTÇ III evre yerleşmesinin kültürü anlaşılabilmektedir. İlk Tunç Çağı II. evrenin sonu ise yine doğu tepesindeki kazıda ortaya çıkarılmıştır. Bu evrede yerleşme Yukarı Şehir/Kale ile Aşağı Şehir'den oluşmaktadır. Etrafı tahkimat duvarı ile çevrelenen Yukarı Şehir'e doğudan ve belki güneyden iki kapı ile girilmektedir. Şimdilik yerleşmenin yuvarlak hatlara sahip olmadığı elde edilen kalıntıların tümlenme denemesine göre yorumlanmaktadır [Efe-Ay-Efe 2001:çiz.2]. Doğudaki kapıdan bir geçit ev ile ortadaki avluya girilmektedir. Ortadaki avluda; bir megaron ve her iki kanadına uzunlamasına yerleştirilmiş megaronumsu planlı iki yan yapı ile çok odası olan bir kompleksle karşılaşılmıştır [Efe-Ay-Efe 2001:çiz.3]. Efe; bu yapıyı bir saray yapısı olarak tanımlamaktadır. Şehir suruna yapışık ve yanyana yapılan dörtgen ya da trapez biçimli evler irade ile ilgili toplumun yaşadığı yapılardır. [Efe 1999:167-168; çiz.2; res.4; 5; 7] [Efe 2001:res.5]. Bu tip plan; "Anadolu Yerleşim Planı" olarak isimlendirilmiştir. Demircihöyük ve Pulur/Sakyol yerleşmesinden de bilinen bu plan şehir kurulmadan önce şehrin tasarlandığını ortaya koymaktadır. Bu büyük yapı kompleksi; yerleşmeye hakim konumda; olasılıkla meydan veya büyük avlu görevini gören açık alana bağımsız inşa edilmiştir. 23 m uzunluğunda ortadaki mekan anteleri ile tipik megaron planını taşımaktadır [Efe 2000a:120] [Efe 2001:109]. Girişi şehrin doğu kapısına bakan yöndedir. Bu yapıların içinde dikine yerleştirilmiş kerpiç tuğlalardan yapılma bir platform; etrafında ahşap dikmelerin var olduğu gözlenen bir ocak yer almaktadır. Güney yanında çok odalı megaronumsu yapı ise doğu kesimde sonlanmaktadır. Bu yapıya geçiş megaronun büyük odasından gerçekleşmektedir. Simetrik olan diğer kanattaki (kuzey kanat) yapıya da yine megarondan geçilmektedir. Tüm yapılar bağımsız duvarlara sahiptir. Ortadaki megaronun taş döşemeli sundurması bu yapının ana girişini sağlamaktadır. Bu antenin yanındaki küçük hücrenin belki çatıya çıkan merdiven için yapıldığı yorumlanmaktadır. Yapı şimdilik bu şekliyle Troya II ve Poliochni yapılarını andırmakta ve olasılıkla bir kamu/idare yapısıdır. Belki bir başkanın ikamet ettiği ve köyü yönettiği bir yapıdır. Yanyana inşa edilmiş üç yapının tüm kerpiç duvarları kalın sıvalıdır. Ayrıca sıvanın üzerinin beyaz boya ile badanalandığı izlenmektir. Bu yapının yer aldığı avluyu çevreleyen halk yapıları ise doğu ve güneyde daha alt kotta ortaya çıkmıştır. T. Efe bunların avluya dönük radial planda inşa edildiklerini söylemekte ve köye doğu taraftan bir kapı ile girilmiş olabileceğini iddia etmektedir. 1999 yılı kazısında merkezi avluda bir başka kamu yapısına ait bir köşe ortaya çıkarılmıştır. Bu evre yerleşmesinin bir sur duvarı ile çevrili olduğu yine 1999 yılı kazısında anlaşılmıştır [Efe 2001:110]. Bu duvara avluya bakan evlerin arka duvarları dayanmaktadır [Efe 2001:109]. 1997 yılı kazısında İlk Tunç Çağı I. evrenin sonuna ait 2 m kalınlığında bir taş temel onun altında ise kalın bir yangın tabakası bulunmuştur [Efe 1999:169]. 2001 yılı çalışmaları Geç İTÇ II'ye ait Yukarışehir planının tamamlanması üzerine yoğunlaştırılmıştır. Doğu kapısının planı büyük oranda ortaya çıkarılarak girişin iki tarafındaki kulelerin önceden simetrik olarak yerleştirilmediği anlaşılmıştır. Kapı en azından üç ana evre içermektedir. Kapının batısındaki tek odalı yapıya sadece avludan girilmektedir. Doğu kapısının avlusundan önce küçük dikdörtgen bir mekana; buradan da kuzey taraftaki mekanı dolanarak bir koridor vasıtasıyla kuzeydeki üç mekana ulaşılır. Yangın geçirdikleri saptanan bu mekanlardan köşede bulunan odanın molozu içinde ve tabanda in situ olarak çoğunluğu çanak çömleklerden oluşan buluntular ele geçmiştir. Sura dayalı konumda; tam köşede bir ocak bulunmaktadır. Avlunun kuzeyinde çok sayıda beyaz tabaka saptanmıştır [Efe 2003a:462-464]. 2005 yılında; kuzey yamaçta; Yukarı Şehir olarak adlandırılan alanda surun batıya doğru devamını araştırmak amacıyla yapılan çalışmalar sonucunda; kale girişine ait ana kapılardan birine bağlı olabilecek kerpiç duvarlar açığa çıkarılmıştır. Güney yamacın batı kesimininde yapılan çalışmalar sonucunda; farklı yapı evreleri ve onarımlarla uzun süre kullanıldığı anlaşılan Kompleks II'nin planı tamamlanmış ve bu kompleksin batıya bakan üç megaron içerdiği anlaşılmıştır. Güneydeki büyük megaron; erken evrelerde sadece iki odaya sahiptir ve ocakların haricinde iç mimari öğelere ve günlük hayatta kullanılan eşyalara ait in situ buluntulara neredeyse hiç rastlanmamıştır. Öte yandan müştemilat olarak adlandırılan yapıya ait birimlerde silolar; fırınlar; çanak çömlek; öğütme taşları; kemik ve taş alet gibi buluntular ele geçmiştir. Merkezde yer alan uzun yamuk planlı odada iç mimari öğelere rastlanmaması ve içinde taban olmaması; buranın muhtemelen aydınlık bacası olarak kullanıldığını akla getirmektedir [Efe 2006:23]. İlk Tunç Çağı I. evre Son Kalkolitik Çağ'dan İlk Tunç Çağı'na geçiş evresinde; kuzeybatı konisinde U 9 karesinde gerçekleştirilen kazıda; kerpiç duvarlı bir yapı ile karşılaşılmıştır [Efe 1999:166]. 2001 yılında geçiş dönemine ait içleri kırmızı toprakla doldurulmuş evler kazılmıştır. Odalardan birinin köşesinde siloya ait olabilecek ince duvarlar saptanmıştır. Evin duvarları 2 m yüksekliğe kadar korunmuştur ve üzerlerinde ahşap hatıl başlarının girmiş olabileceği delikler vardır. Duvarlardan birinde oldukça iyi korunmuş bir kapı bulunmaktadır [Efe 2003a:462]. Aşağı Şehir'de bağımsız olarak inşa edilmiş evler veya insulalar vardır. Burada açığa çıkarılan bir megaron-ev yapısı; bu planın en azından İTÇ I döneminden beri bölgede söz konusu olduğunu göstermektedir [Efe 2006:23]. 2005 yılı kazılarında höyüğün konisinde kuzey yamaçta Yukarışehir İTÇ II surunda yapılan çalışmalarda surun üstte küçük taşlardan imal edilmiş olduğu görülür. Sur; batı tarafta kule şeklindeki çıkıntıyla birleşir. Daha sonraki bir aşamada; surun kuleye yakın kesimine dıştan daha büyük taşlardan bir rampa inşa edilmiştir. Bu taş rampa burada kuleye güneyden birleşen evin arka ksımına denk gelmektedir. Bu evin surla birleşen her iki köşesinin de taşları alınmıştır. Tahribat; kısmen erken evre surunun taşlarını da içerecek kadar derindir. Geçen kazı döneminde 'Kuzey Kapısı' olarak yorumlanan kapı 2005 yılında bulunamamıştır [Efe 2007:72-73]. İTÇ III dönemine ait bir fırın tabanının bir kısmını da kesen bir başka tahribatın boşaltılması esnasında ise güney profilde yaklaşık doğu-batı yönünde uzanan ve büyük taşlardan inşa edilmiş bir duvar açığa çıkarılmıştır [Efe 2007:73]. Bu İTÇ III duvarının altına inen yumuşak küllü dolgudan sonra kerpiç bir duvarın kenarına da rastlanmıştır (Efe 2007:74). Sağlam vaziyette bulunan kerpiçten en az dört odalı yapı kalıntısı geç İTÇ III dönemine tarihlenmektedir [Efe 2007:75]. Güney yamacın batı kısmındaki Kompleks II'nin planı da 2005 döneminde tamamen açığa çıkarılmıştır. Dikdörtgen odalardan oluşan bu büyük; bağımsız kompleksin dış hatları tam olarak dikdörtgen bir plan sunmamaktadır. Kuzey taraftan kademeli olarak daraltılmış olan Kompleks; doğu-batı yönünde 31 m; kuzey-güney yönünde ise ortalama 22 m ebadındadır. Kompleksin batı cephesi boyunca uzanan üç oda batıya; doğu taraftaki yan yana dizili dört oda da doğuya açılır. Hemen hemen tüm odalar bağımsız duvarlara sahiptir. Bazı odalardan birbirine geçişler vardır. Yapı bu plan özellikleriyle bir insula görünümündedir. Kompleksin bütününde söz konusu olan yenileme evreleri; onun uzun süre kullanım gördüğüne işarete der. Duvar temellerinin alt sıralarına büyük yassı taşlar yerleştirilmiştir [Efe 2007:76]. Kompleksin güney kesimindeki uzun yapı tipik bir megaron planı sergiler. En az dört evreli olan yapı; batıya doğru alçalan bir yamaç üzerine üç teras üzerine inşa edilmiştir. Batı girişinde üç evreli bir taş rampa bulunmaktadır. Rampanın; 2004 yılında açığa çıkarılan evresi bu yıl kaldırılarak alttaki rampaya ulaşılmıştır. Bu rampa büyük olasılıkla sundurma içinde bölme duvarına kadar devam etmiş olmalıdır. Bölme duvarı üzerindeki girişin önündeki taş kümesi; bu varsayımı destekler niteliktedir. Sundurmanaın kuzey köşesinde toprağa oyulmuş küçük bir silo muhtemelen üst evreden açılmış olmalıdır. Sundurmanın gerisindeki bölme duvarının bir üst evresine ait taşlar alınmış ve böylece erken rampa ile çağdaş olan bölme duvarı ortaya çıkarılmıştır. İki duvar arasında toprak dolgu yer alır. Bölme duvarının ortaya yakın kısmında yer alan giriş eşiğine ait üç yassı taşın üzerinde ahşap kalıntıları ele geçmiştir [Efe 2007:76-77]. Merkezi odanın batısındaki modern tahribat ortadan kaldırılınca daha önceki senelerde kazılmış bir bölme duvarının korunan alt kısmının bu odayı batıdan sınırlandığı görülmüş; merkezi odanın 8.5 m uzunluğunda olduğu anlaşılmıştır [Efe 2007:77]. Büyük Megaron'un kuzeyine doğru iki küçük megaron 'Orta ve Kuzey Megaron' olarak adlandırılır ve ikisi de batıya dönüktür. Orta Megaron'un sundurmasında iki direk deliği saptanmıştır. Sundurmanın bir bölümü çatıyı desteklemek için güneyde taş duvarla kısmen kapatılmıştır. Büyük Megaron'un ilk odası ile Orta Megaron'un sundurması arasında trafiği sağlayan ilave bir kapı yer alır. Sundurmanın gerisindeki büyük odanın yassı eşikli girişinin iki yanında; mekanın batı köşelerinde duvarları kavisli büyük silolar yer alır. Odanın arkasında dikdörtgen şeklinde; iki eşit hücreye ayrılmış başka bir silo daha vardır [Efe 2007:78]. Kuzey Megaron'un sundurmasının daha önce kazılan güney kısmı ile aynı uzunlukta olan kuzey ante duvarı boyunca daha önce ele geçirilen taş döşemenin kuzeye doğru devam etemdiği anlaşılmıştır. Bunun yerine bu kesimde gayet belirgin bir taban saptanmıştır. Megaron'un arka kısmında muhtemelen silo olarak kullanılan iki küçük odacık yer alır [Efe 2007:79]. Tüm açmalarda üst tabakalarda yoğun antik ve modern tahribat söz konusudur [Efe 2007:83]. 2006 yılı kazı çalışmaları sonucunda; kalenin yerleşim planı önemli ölçüde açığa çıkarılmıştır. Planı tümlemek ve erken evreleri açığa çıkarmak amacıyla Doğu Kapısı'ndaki çalışmalara tekrar başlanmıştır. Giriş odası güneyde giriş oluşturan bir bölme duvarı ile sınırlandırılmıştır. Giriş odasından sonra; güneyde; ön odaya olasılıkla bu kapı aracılığıyla geçiliyordu. Giriş odasını sınırlandıran batı duvarında yer alan girişten olasılıkla yukarı şehire geçit veren bir başka oda ya da avluya geçiliyordu. Ayrıca; giriş odasından geçilen ve girişin doğu duvarı boyunca devam eden; koridor şeklinde; uzun dar bir oda açığa çıkartılmıştır. Kuzeydeki oda; doğu profili boyunca uzanan kısmen açığa çıkartılmış kalın bir zemine sahiptir. Höyüğün doğu kesiminin güney yamacında; sur ve sura bitişik evler kısmen açığa çıkartılmıştır. AD 20; AD 21; AE 21; ve AF 21 plankarelerinin bulunduğu kesimde; "Kompleks III" olarak adlandırdığımız oldukça anıtsal; üç mekanlı bir başka yapı kompleksi ortaya çıkarılmıştır. Bu kompleksde de Kompleks I'de olduğu gibi ortadaki megaron planlı merkezi yapı; Kompleks'in cephesinden dışarı çıkıntı yapar. Yapı içinde henüz kayda değer iç mimari öğelere rastlanmamıştır. Söz konusu edilen üç yapı kompleksinin farklı işlevleri olup olmadığı hususunda kesin bir şey söylemek mümkün değildir. Kompleks II'nin yapı evreleri ve planı hakkında önemli sonuçlar elde ettiğimiz çalışmalara; önce henüz hiç kazılmamış alanların kazılmasıyla başlanılmıştır. Daha önceki yıllarda olduğu gibi; üst evre tabanlarında in situ buluntular ele geçirilmiştir. Bu evreye ait kerpiç duvarlar ve daha sonra da temel taşları kaldırıldıktan sonra; alttaki erken evreye ait kerpiç duvarlar açığa çıkarılmıştır. Kompleksin orta kesiminde; "aydınlık kuyusu" olarak işlev görmüş olabilecek mekanın doğusuna "L" şeklinde bir koridor inşa edilmiştir; Bu koridorun bir ucu aydınlık kuyusu ile; diğer ucu da kompleksin doğu duvarı üzerindeki dış girişle bağlantılıdır. Bu şekilde; iki kapı aracılığıyla Megaronun salonundan aydınlık kuyusuna ve oradan da söz konusu "L" şeklindeki koridordan geçilerek kapı vasıtasıyla doğudaki sokağa çıkılabiliyordu. Bu durum en azından bu evrede; yapının geniş bir kompleks oluşturduğunu göstermektedir. Doğu kesimdeki üç odada iç mimari öğeye rastlanmaması; bu odaların yatak odası olarak kullanılmış olabileceklerini akla getirmektedir. Kompleks II'nin yenileme evrelerine dair bildiklerimiz oldukça değişmiştir. Büyük Megaron başlangıçta; iki odalıdır ve iki farklı evre içeren arka oda daha sonradan eklenmiştir [http://cat.une.edu.au/page/kulluoba; 29.5.2008; 15:45]. 2007 yılı çalışmaları sonucunda, İTÇ II yukarı şehir yerleşmesinin kuzey kesiminin planı hemen hemen tamamen açıklık kazanmıştır. Avlunun kuzeyindeki yapılar büyük olasılıkla depo birimleri olarak kullanılmıştır. "Kule" olarak adlandırılan yapının batı duvarına doğu-batı yönünde arka kısımlarından bitişik üç oda yer almaktadır. Burada güney oda ile Kompleks I'in kuzey duvarı arasında avluya açılan bir giriş bulunmaktadır. En az üç yapı evresi içeren "Güney Kapısı'nın genel planı ortaya konmuştur. Güneyde, kapıya arka duvarlarından bitişik üç oda vardır. Odalardan ikisinde in situ buluntu ele geçirilmiştir. Batı taraftan ikinci odada çok iyi korunmuş bir fırın bulunmuştur. Aİ 23 plankaresindeki çalışmalar, Küllüoba Megaron-ev tipinin iki sıralı odadan meydana geldiğini açıkça göstermiştir. Z 19 plan karesinde, üst üste 8 evre içeren 4.5 m kalınlığındaki İTÇ III dolgusu açığa çıkarılmıştır. OTÇ'ye geçiş döneminin alt evrelerinde evler, arka kısımda apsisli duvarları olan bağımsız uzun evlerdir ve büyük olasılıkla megaron planlıdır. İTÇ I ve II yerleşmelerine ait dış sur duvarını araştırmak amacıyla, bu yıl ilk defa AC 25-26 ve AC 28-29 plankarelerinde çalışılmıştır. Burada İTÇ III dönemine ait kalın bir kültür dolgusu ile karşılaşılmıştır. AC 25-26 açmalarında üç farklı tabaka içeren geniş ve derin bir adak çukuru ortaya çıkartılmıştır. Çukurun altında, çapı 4 m olan yuvarlak bir yapı görülmüştür. Yapı, batıda dromos benzeri bir girişe sahiptir ve büyük olasılıkla daha erken bir evre de içermektedir [http://kulluobakazisi.bilecik.edu.tr, 2.7.2013, 13:40]. 2008 yılı çalışmalarında İTÇ III dönemine ait çok sayıda çöp ve adak çukurları boşaltılmıştır. Kompleks I ve önündeki avluyu çevreleyen evleri kapsayan yerleşim planı nerdeyse tamamen saptanmıştır. Açmada, sura bitişik inşa edilmiş, iki evreli ilave bir duvar ortaya çıkarılmıştır. Duvarın büyük olasılıkla "Kuzey Kapısı"nın doğu kanadını oluşturduğu düşünülmektedir. Evre IV B'ye ait Kompleks II'nin kuzeybatı tarafında yer alan, trapez şeklinde, megaron plan içeren; uzunluğu 15 m, genişliği önde 5 m, arkada 9 m olan bir ev ortaya çıkarılmıştır. Yapının üç tarafı boş alandır, sadece arkadaki duvarın gerideki bir yapıya dayanmış olabileceği düşünülmektedir [http://kulluobakazisi.bilecik.edu.tr, 2.7.2013, 13:40]. 2009 yılı çalışmalarında, AA/AB 18 açmasında İTÇ II dönemine tarihlenen 3 m uzunlukta oldukça sağlam bir kerpiç duvar ortaya çıkarılmıştır. Duvar, 2 m yüksekliğe kadar korunmuş olup, 48x7x5 cm ebatlarındaki tuğlaları görülebilmektedir. Geçen yıl sura bitişik olarak saptanan ve olası kuzey kapısının doğu kanadını oluşturmuş olabileceğini düşündüğümüz kerpiç konstrüksiyonun duvara değil, 2.0 x 0.5 m boyutlarında dikdörtgen bir siloya ait olduğu anlaşılmıştır. Z/AA 18 açmasında İTÇ III dönemine ait oldukça derin üç çöp çukuru saptanmış ve boşaltılmıştır. Kompleks II'nin kuzeybatı kesimindeki yapı biriminin girişinin batı duvar yerine kuzey duvar üzerinde yer aldığı anlaşılmıştır. İTÇ II dönemine ait Trapez yapının uzunluğu 15.5 cm, ön oda 6x5 m, orta oda 5.5x5.5 m, arka oda 2.1x6.5 m ölçülerindedir. Yapı KB-GD doğrultusunda yerleştirilmiş olup giriş güneydoğudandır. Girişte üstteki yekpare yassı taştan eşik taşı alınmış ve alttaki daha erken evreye ait eşik taşları ortaya çıkarılmıştır. Girişin iki tarafında birer silo bulunmaktadır. Önde ve ortada birer dikdörtgen oda, arkada ise koridor şeklinde uzun diğer bir mekan yer almaktadır. Trapez yapıya kuzeyden bitişik olan doğu-batı yönündeki yapının batı duvarının ortaya çıkarılabilmesi için yapılan çalışmalarda, kare planlı 50 cm derinliğinde, 2x2 m boyutlarında bir silo, onun altında birbirine bitişik iki büyük taş ortaya çıkarılmıştır. AF-AG 17 açmasında Doğu Kapısı çalışmalarında, İTÇ II'nin geç evrelerine tarihlendirilen iki evreli, kerpiç duvarlı 4.5x3.5 m ölçülerinde bir yapı açığa çıkarılmıştır. Taban üzerinde yapının güneybatı köşesinde 1.4x1.0 m genişliğinde ve 50 cm yükseklikte yapılmış bir seki ya da platform kuzeybatı köşesinde bir ocak, güneydoğu köşesinde 1.0x0.9 m ölçülerinde bir silo bulunmaktadır. Kompleks III'ün kuzey odasında zemindeki taş döşeme kaldırılmış, mekanı güneyden sınırlandıran duvarların taş temelleri üzerindeki kerpiçler alınmış ve taş temeller ortaya çıkarılmıştır. AG 21-22 açmalarında yangın tabakasında kerpiçten inşa edilmiş 4.5x6.0 ebatlarında dörtgen planlı bir mekan saptanmıştır. Mekanın güneyden bir girişi vardır; zeminde eşik taşları bulunmaktadır. Ortadaki mekanın kuzey duvarına bitişik iyi korunmuş büyük bir fırın yer almaktadır. Fırın ile güney duvarı arasında dört ahşap direk vardır. Aşağı şehir çalışmalarında, L şeklinde bir kerpiç duvar, bir fırına ait döşeme taşları ortaya çıkarılmıştır. Çalışmalar sonucu, burada duvarların birbiri üzerine inşa edildiği ve dolayısıyla, üst üste yan yana birbirine bitişik evlerin yer aldığı söylenebilmektedir. Z 19 açmasında erken İTÇ III'ün son evresine tarihlenen bir çöp çukuru saptanmıştır [http://kulluobakazisi.bilecik.edu.tr, 2.7.2013, 13.40]. 2010 yılı çalışmalarında Kompleks II'nin güneyinde uzun evlerden dört tane daha saptanmıştır. Arka kısımlarından GD-KB yönündeki çevre duvarına dayanan ve ön taraflarından da ortadaki büyük merkezi avluya açılan bu evlerle büyük avludaki Trapez Yapı arasında adeta bir sokak oluşmuştur. Bu evler grubunun batısında, bir yapıya ait olması gereken "L" şeklinde, iki ayrı evreye ait üst üste iki duvar kalıntısı ortaya çıkarılmıştır. Evlerden güneyden ikincisi yangın geçirmiştir. Bu evin eşik taşlı bir kapı ile girilen kare şeklinde küçük bir ön odası, ortada, doğu tarafında kare şeklinde bir fırın vardır. AC/AD 15-16 açmasının doğu tarafında daha önceki yıllarda güney-kuzey yönünde devam eden taş temelin devamı ortaya çıkarılmıştır. Duvar, açmanın ortasında doğuya dönmektedir. Burada çevre duvarına bitişik olarak bir oda inşa edilmiş olabileceği düşünülmüştür. Açmanın batısında dörtgen planlı bir kerpiç yapının doğu tarafı açığa çıkarılmıştır. Mekanın kuzey duvarına bitişik bir ocak vardır. AG 22 açmasında çıkarılmış olan taş temelin silo ile birleştiği yerde duvar üzerinde eşik taşlı, kenarları oldukça düzgün bir giriş bulunmuştur [Efe et al. 2012:486-493]. 2011 yılında P 22, O 22, N 22 plan karelerinde açmalar açılmıştır. P22 açmasında İTÇ II dolgusu içine açılmış bir erken İTÇ III adak çukuru içinde tüm, tüme yakın ve parçalar halinde buluntular ele geçirilmiştir. T20 ve T21 plan karelerinde, Kuzeybatı Kapısı'nın önünde birleşen iki caddenin oluşturduğu açı içinde, köşesi geçen sene ortaya çıkarılmış olan ve IV B evresine tarihlenen taş temelli kerpiç mekânın planı büyük oranda ortaya çıkarılabilmiştir. Batı tarafı tamamen tahribata uğramış anlaşılan bu mekânın altından aynı planı muhafaza eden bir önceki IV C Evresi yapısının kerpiç duvarları gelmeye başlamıştır. S 20 plan karesindeki açmanın kuzeybatısında kendi bağımsız duvarları olan ve girişleri muhtemelen batıya açılan iki oda saptanmıştır. Şiddetli bir yangın geçirdiği anlaşılan kuzeydeki odanın tabanı üzerinde çok sayıdaki in situ buluntu ele geçirilmiştir. R20 plan karesinde ortaya çıkarılan yapılar, Yukarı Yerleşme'nin kuzeybatıya doğru açılarak devam etmektedir. U-V 18 plan karesinde, geçen sene, daha batıda ortaya çıkarılan ve önündeki caddeye açılan iki girişi bulunan duvarın bu mekânın ön duvarını oluşturduğu ve bu şekilde 13x6.5 m ebadındaki odanın önden iki girişli, büyük bir mekân olduğu anlaşılmıştır. Odanın kuzeydoğu köşesinde dörtgen bir silo ortaya çıkarılmıştır. Güneydeki kerpiç duvarlar başka bir siloya ait olabilir. Odanın güney ve doğu duvarına dıştan bitişik ikinci bir duvar vardır. Duvarlar boyunca ve ayrıca odanın orta kesimine yakın yerde yan yana üç direk deliği saptanmıştır. Bunların bazıları yassı taş altlıklar içermektedir. Gerek oda dolgusunda ve gerekse taban üzerinde ahşap direklere ve hatıllara ait karbonlaşmış ahşap kalıntıları ele geçirilmiştir. Odanın dolgusunda ve tabanında in situ bazı çanak çömlek, öğütme taşları, tezgâh ağırlıkları, andironlar ve boyunlu bir çömlek kapağı bir arada ele geçirilmiştir [Efe et al. 2013:195-197]. 2012 yılında İTÇ II yerleşme planının ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmalar yapılmıştır. Kuzey kesimdeki çalışmalar, önceki yıllarda ortaya çıkarılan, yan yana inşa edilmiş uzun evler üzerine yoğunlaşmıştır. Bu evler, İTÇ II'nin erken evresine aittir. Yapılan çalışmalar sonucunda bu alanda yan yana 3 ev inşa edildiği anlaşılmıştır. Evlerin girişleri batıdadır. Evlerin ikisinin ön cephesinde sundurma ortaktır. Evleri kuzeyden sınırlandıran duvar, batıya doğru devam etmektedir. Batı kesimde sürdürülen çalışmalar, bu alanda etrafı evlerle çevrili üçgen bir avlunun varlığını göstermiştir. Bu avlunun doğusu, yukarı yerleşmenin kuzeybatı kapısı ile bağlantılıdır. Avlunun kuzeydoğu köşesinde yer alan açıklık, doğu taraftaki diğer avluya geçişi sağlamaktadır. Avluyu doğudan sınırlandıran evler ile Yukarı yerleşme evlerinin arka duvarları sırt sırtadır. Doğu taraftaki avlunun güneyi boyunca uzanan uzun dikdörtgen bir yapı ortaya çıkarılmıştır. Yapı, payanda şeklinde iki bölme duvarıyla üç mekana ayrılmıştır. Yapının girişi, uzun duvarın kısa kenarına yakın olan kısımdadır. Giriş, zemini taş döşeli mekana açılmaktadır. Batıdan kuzeybatı kapısına ulaşan caddenin başlangıcında iki mekan ortaya çıkarılmıştır. Doğuda yer alan mekanın (T 21 plan karesi) temellerinde büyük taşların kullanıldığı görülmüştür. Mekan, kare planlıdır. Güney kesimde yapılan çalışmalarda İTÇ III dönemine ait çöp ve adak çukurları bulunmuştur. Bu çukurlardan birinde bronz bir yassı balta bulunmuştur [Efe et al. 2014]. Önceki yıllarda kuzey kesimde yapılan çalışmalarda İTÇ II Dönemi'ne tarihlenen yukarı yerleşmeyi çevrelediği düşünülen evlerin arka duvarlarının dayandığı dış duvarın Kompleks I'in arka duvarını oluşturduğu ortaya çıkarılmıştı. 2012 yılıda ise alan kuzeye doğru genişletilmiş ve IV E evresine ait uzun evlerden üç tanesinin planı açığa çıkarılmıştı. 2013 yılında bu evlerin bulunduğu alanın kuzeybatısında kazılar gerçekleştirilmiştir. Kuzey kesimde gerçekleştirilen çalışmalarla Yukarı Yerleşme'nin kuzeydoğu köşesi ortaya çıkarılmıştır. Yukarı Yerleşme'ye ait kapılardan biri büyük oranda gün ışığına çıkarılmıştır. Kapıdan sonra ortaya çıkarılan ev dizisinin Yukarı Yerleşme'nin güneybatı köşesiyle birleşerek güneybatıya döndüğü anlaşılmıştır. Batı kesimde ise Yukarı Yerleşme'nin kuzeybatı kesimine ait yerleşme planının ortaya çıkarılması amacıyla kazılar yürütülmüştür. Bu bağlamda V / 17 plankaresinde yapılan çalışmalarda, OTÇ'ye geçiş dönemine ait 7 adet çukur bulunmuştur. Bunların altında Erken İTÇ III tabakaları görülmüştür. Burada da çok sayıda çukur ve silo kalıntısı bulunmuştur. Plankarenin güneyinde Geç İTÇ II'ye tarihlenen taş temelli ve yuvarlak planlı bir silo açığa çıkarılmıştır [Efe et al. 2015]. Çanak Çömlek: İTÇ III evresi adak ya da çöp çukurlarında depas; halka kulplu tankard [Efe 2000c:şek.8]; Troya A2 tipli tabak parçaları bulunmuştur. İlk Tunç Çağı III. evrenin başına tarihlenen bir çukurda da depas parçalarının yanısıra; Troya tabakları [Efe 1999:çiz.3/4; 8-9]; kırmızı astarlı Suriye şişesi parçaları ele geçirilmiştir. İTÇ II. evrenin sonuna ait S profilli siyah ağız kenarlı kaselerin var olduğu bildirilmektedir. Bu mal grubunun Demircihöyük yerleşmesinin N-Q evrelerine tarihlendiği bilinmektedir. 2003 yılı kazı çalışmalarında İTÇ I'e tarihlenen Beycesultan tipi oluk bezemeli çanak çömlek parçaları; İTÇ II'ye tarihlenen emzikli bir gaga ağızlı testi; İTÇ III'e tarihlenen bir küp ele geçmiştir. Siyah astarlı ve açkılı; dikey tutamaklı; üç ayaklı boyunlu çömlek erken İTÇ III'e tarihlenmekte ve Geç Troia II örneklerini anımsatmaktadır. Bunun yanısıra İTÇ III'e tarihlenen iki ithal çanak çömlek parçası da ele geçmiştir. Bunlardan biri; çark yapımı; siyah; yatay açkı-bant bezemelidir; ağız kenarına ait parça olan diğeri ise çark yapımı; koyu gri renkli olup şerit kulpludur ve metalik mal özellikleri göstermektedir [Efe 2006:24]. 2005 yılı buluntuları arasında; Yukarışehir'de yarıdan fazlası korunmuş olan bir Troia A1 tabağı ve bir depasın alt yarısı erken İTÇ III'e tarihlenir. Bu bölgedeki tahribatın altında; çark yapımı bir kabın gövde kısmı iki yassı taş arasında ele geçmiştir. Biri öğütme taşı oaln bu taşların altında dikey durumda küçük bir küp tüm vaziyette ele geçirilmiştir [Efe 2007:73]. Gene Yukarışehir'de megaronda ocakların haricinde iç mimari öğrelere ve günlük hayatta kullanılan eşyalara in situ halinde rastlanmamasına karşılık diğer birimlerde silolar; magazinler; fırınlar; çanak çömlek; öğütme taşları; kemik aletler ve taş aletler gibi buluntular ele geçirilmiştir [Efe 2007:85]. Aşağışehir'de bulunan yiv bezemeli ve inkrusteli boyunlu çömlek AR 22 açmasında en alt tabakada ele geçirilmiştir (İTÇ'ye geçiş dönemi) [Efe 2007:86]. 2007 yılı çalışmalarında, Z 19 plankaresinde ele geçen buluntular ile İTÇ III dönemi çanak çömleğinin stratigrafisi açık bir şekilde elde edilebilmiştir. AC 25-26 açmalarında ortaya çıkarılan çukur içerisinde, zengin bir İTÇ III dönemi çanak çömlek buluntusu ele geçirilmiştir. Bunlardan bazılarının Kilikya yönünden ithal olabileceği düşünülmektedir [http://kulluobakazisi.bilecik.edu.tr, 2.7.2013, 13.40]. 2008 yılı çalışmalarında, yeni açılan AD 20, AE 19 ve AE 20 açmalarında İTÇ II'nin son evresine ait (Evre IV A) ilmik kulplu bir kase, yarıdan fazlası tüm bir tankard bulunmuştur. Erken İTÇ III dönemine ait çukurlardan üç alabastron tipli Suriye şişesi, iki kulplu boyunlu kaplar veya tankardlar ele geçirilmiştir [http://kulluobakazisi.bilecik.edu.tr, 2.7.2013, 13.40]. 2009 yılı çalışmalarında Trapez Yapı içerisinden üç tane tüm ve tüme yakın kap ele geçirilmiştir. AF-AG 17/18 açmasında ortaya çıkarılan yapının tabanı üzerinde in situ durumda bir çoğu tümlenebilir kase, testi ve çömlekler bulunmuştur. Z 19 açmasında İTÇ III çanak çömleği ve 4 adet iğne, X 14 açmasında Geç İTÇ II dönemi çanak çömlek parçaları ele geçirilmiştir [http://kulluobakazisi.bilecik.edu.tr, 2.7.2013, 13.40]. Sürtme Taş: İTÇ III evresine ait iki idol bulunmuştur. Biri ovalimsi diğeri yuvarlak biçimlidir. İki uzun kenarda küçük bir oyuk yapılarak baş ve gövde temsil edilmiştir. Birinin bir yüzüne çapraz bir çizgi yapılmıştır [Efe 2000:res.11]. Ezgi taşı İTÇ III. evre erken döneminde bulunmuştur. Daha önceki kazı mevsimlerinde de iki adet ancak daha farklı biçimli idoller ele geçmiştir. Kemik/Boynuz: Kompleks II'nin odalarında ele geçen buluntular arasında İTÇ III'e ait Troia tipi kemik idoller vardır [Efe 2006:24]. Maden: Kompleks II'nin kerpiç duvarlarından birinde masif; yassı bir bronz balta bulunmuştur [Efe 2006:24]. 2009 yılı çalışmalarında Trapez Yapı içerisinden dört kemik alet ele geçirilmiştir [http://kulluobakazisi.bilecik.edu.tr, 2.7.2013, 13.40]. Maden: 2007 yılı çalışmalarında, AC 25-26 açmalarında ortaya çıkarılan çukur içerisinde, tunçtan bir bilezik ve insan başlı (?) ve bezemeli zarif bir süs iğnesi ele geçirilmiştir [http://kulluobakazisi.bilecik.edu.tr, 2.7.2013, 13.40].
Kalıntılar:
Yorum ve tarihleme: T. Efe; Küllüoba'nın yörede özellikle Son Kalkolitik Çağ'dan İlk Tunç Çağı'na geçiş dönemini kesin belirleyen öğelere sahip bir yer olarak tanıtmaktadır. İlk Tunç Çağı I evresi de tepede çağdaşı Demircihöyük ve Beycesultan'a benzeyen buluntular sunmuştur. İTÇ'n ilk yarısında yöreye has çanak çömlek malları bulunmuştur. Hafir tarafından bu mal grubu Yukarı Sakarya mal grubu altında tanıtılmaktadır. İlk Tunç Çağı II. evrenin son dönemine konan megaronlu büyük kompleks ise Troya I-II ve Beycesultan İTÇ II. evre evleri tipindedir. Kültepe İTÇ III. evre sarayı da bu yapıya benzemektedir. T. Efe bu tip yapıların; Batı Anadolu kökenli olabileceğine ve Miken Dönemi saray planlarının bu plandan esinlendiğine işaret etmektedir. Bu evreden itibaren Batı Anadolu'da yerleşmelerin genişlediği ve yukarı (akropol) ve aşağı şehir fikrinin ortaya çıktığı anlaşılmaktadır [Efe 2001:110]. Yerleşmenin genel planı; ortadaki büyük yapı hariç; Demircihöyük yerleşim planını andırmaktadır. İlk Tunç Çağı III evresinin son dönem çanak çömleği ise İç Anadolu Bölgesi'nin İTÇ'ndan Orta Tunç Çağı'na geçiş dönemini yansıtmaktadır. Küllüoba'nın bir başka önemi; yörenin İTÇ III evresi kültür özelliklerinin kökeni ile ilgili ip uçları vermesidir. T. Efe; çömlekçi çarkının Tarsus Gözlükule'den Troya'ya kara yoluyla nasıl ulaştığı konusunda delillerin bu yerde olabileceğine işaret etmektedir. 2005 yılında yapılan çalışmalarda höyüğün İTÇ I ve İTÇ II dönemleri boyunca yaklaşık 300x150 m lik geniş bir alana yayıldığı anlaşılmıştır. Aşağı ve Yukarı şehirlerin oluşumu ilk olarak İTÇ I döneminde gerçekleşmiş olabilir. Şehircilik üst katlara doğru giderek gelişmiştir. Yukarışehir ve Aşağışehir arasındaki çukurluk alanda yağmur sularının toplandığı ve bu şekilde Aşağışehir konutlarının sel baskınından korunduğu anlaşılmıştır. Aşağışehir'de bağımsız olarak inşa edilmiş evlerin veya insulaların olabileceği tahmin edilmektedir. Bulunan megaron-ev; bu planın en azından İTÇ I döneminden beri bölgede söz konusu olduğunu göstermektedir. Kompleks 1 ve Kompleks 2'nin daha karmaşık olan planları bu plandan gelişmiş gibi görünmektedir. Bununla bağlantılı olarak kuzey Ege'de İTÇ ortasından itibaren söz konusu megaron-ev yapı planı; bu bölgede aynı dönemde ortaya çıkan diğer yeniliklerle birlikte; İTÇ III başlarında; içbatı Anadolu'dan bir etkiyle ortaya çıkmış olabilir [Efe 2007:85-86]. 2006 yılı çalışmaları Küllüoba'da yukarı ve aşağı şehir konseptinin en azından İTÇ I'de oluştuğunu ve kalede mimarinin İTÇ II sonlarına doğru giderek anıtsal bir nitelik kazanmaya başladığını açık bir şekilde göstermiştir. Tüm İTÇ I ve II dönemleri boyunca yerleşme planındaki devamlılık; Küllüoba'nın 75 km batısında yer alan Demircihöyük'te de gayet açık bir şekilde saptanabilmiştir [http://cat.une.edu.au/page/kulluoba; 29.5.2008; 15:45].


Liste'ye