©Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri - TAY Projesi


Kilise Tepe / Maltepe

Çizimler için tıklayın...

maps

Fotoğraflar için tıklayın...

Kilise Tepe / Maltepe
Türü:
Höyük
Rakım:
300 m
Bölge:
Akdeniz
İl:
Mersin
İlçe:
Mut
Köy:
Kışlaköy
Araştırma Yöntemi:
Kazı
Dönem:
İTÇ III

     


Yeri: Mersin İli; Mut İlçesi'nin yaklaşık 20.5 km güneydoğusunda; Silifke İlçesi'nin yaklaşık 36 km kuzeybatısında; Kışlaköy Köyü'nün 1 km kuzeyindedir. Silifke-Mut karayolu höyüğün uzak kuzeyinden geçmektedir. Ulaşımı kolaydır.
Konumu ve Çevresel Özellikleri: Göksu Nehri üzerinde Silifke'nin 10 km ötesinde gerçekleştirilen Kayraktepe Baraj gölünün suları altında; yakınındaki Çingene Tepe ile birlikte kalacak olan höyük; Maltepe (Mut) adıyla da bilinmektedir. Nehrin karşı batı yakasında Çingene Tepe'nin güneyinde Maltepe adlı bir başka yerleşme yeri bulunmaktadır. Çevre köylüleri de esas adının Kilise Tepe olduğunu belirtmişlerdir. 1:25.000 ölçekli haritada da bu isimle anılmaktadır. Tepe Göksu Nehri'nin oluşturduğu dar vadiye hakim pozisyonda; üstü düz; sarp yamaçlı konglerematik bir yükseltinin üzerinde bulunmaktadır. Bu kayalığın kuzey eteğinde tatlı bir su kaynağı yer almaktadır. Yerleşim yerinin yaklaşık 20 m kalınlığında bir kültür toprağı barındırdığı ilerisürülmektedir. Batı kesiminden geçen Kurtsuyu adlı dere aşağıda Göksu ile birleşmektedir.
Tarihçe:
Araştırma ve Kazı: J. Mellaart tarafından Maltepe adıyla bilim dünyasına; Demir Çağ; MÖ 2. bin yıl ve MÖ 3. bin yıl yerleşmelerine ait bulguları ile beraber tanıtılan [Mellaart 1954:har.3] bu yerleşme yerinde D.H. French 1965 yılında yüzey toplaması yapmış ve höyüğü Kilise Tepe adıyla bildirmiştir. J. Mellaart; tepenin yüzeyinde Kalkolitik Çağ varlığını da işaret etmekteyse de kazılan kısımda bu tabakaya rastlanmamıştır. Höyük; Kayraktepe Baraj gölünün suları altında kalacağından İngiliz Arkeoloji Enstitüsü ve Silifke Müzesi'nin ortak gerçekleştirdikleri çalışma ile 1994-1998 yıllarında J. N. Postgate yönetiminde kazılmıştır. İlk yıllarda tepenin üst düzlüğündeki açmalara; kuzeybatı kesimindeki tabakalaşmaya yönelik kazı eşlik etmiştir. Yazılı tarihöncesi tabakalar; bu kesimde yer alan H20 karesinde saptanmıştır.
Tabakalanma: Yerleşme yerinin üstten altta doğru; Bizans Dönemi; Son Roma Dönemi; Demir Çağı; Son ve Orta Tunç Çağı ve İlk Tunç Çağı yerleşimlerini bünyesinde barındırdığı anlaşılmıştır. Höyüğün yüzeyinde gerçekleştirilen sistemli yüzey araştırmasında İlk Tunç Çağı'na tarihlenen çanak çömlek parçaları güney yamaçda daha fazla bulunmuştur. Kuzeybatıdaki H20 açmasında da çok küçük bir alanda bu çağa ait yerleşime e; f; g; h; i; j ve k adı verilen yapı katlarında rastlanılmıştır.
Buluntular: Mimari (yeniden eskiye doğru): İlk Tunç Çağı'na tarihlenen e-i yapı katlarında ortaya çıkarılan duvar parçalarından tam bir plan elde edilememektedir. g yapı katındaki yapı yangın geçirmiştir. Bu yangın kerpiç duvarlardaki sıvaların pişerek sertleşmesine yol açmıştır. Saptanan bir kapı geçidinin alt kısmındaki yuvarlak delik; ahşap kapının habercisidir. Geçit söbelerinin de ahşaptan yapıldığı; etrafı sıvalı bir yuvarlak boşluğun varlığından anlaşılmaktadır. h yapı katı da g gibi özenle yapılmış kerpiç duvarlara sahiptir. Bu katta yangın izi yoktur. i evresinde küçük yuvarlak biçimli bir taş temel vardır. j yapı katı diğerlerine göre çok iyi durumda yapı kalıntılarına sahiptir [Jackson-Postgate 1999:şek.8'deki plan]. Yapı yangın geçirdiği için in situ buluntulara sahiptir. Bu yapının tabanı yaklaşık tepenin en üst noktasından 11.5 m derinde bulunmuştur [Postgate 1998:218]. Yaklaşık 1 m kalınlığında dolguya sahip olan bu yapı katında üç mekan bulunmuştur. Kerpiç duvarları özenle sıvanmıştır. Taş temelin olup olmadığı belirtilmemektedir. Bu mekanlardaki ocak yerleri ve alçak kil plartformlar yaşam hakkında fikir vermektedir. Batıdaki küçük odada taban üzerinde içinde küçük bir servis kabı olan büyük çömlek yatmaktadır [Jackson-Postgate 1999:şek.8'deki plan]. Bu mekanın güney kesiminde tabanda bozulma görülmektedir. Diğer odalarda çanak çömlek endüstrisini yansıtan bulgularla doludur. Ayrıca pişmiş topraktan boynuzlu ayaklık ele geçmiştir. Şimdilik tepenin ilk yerleşimi olarak tanıtılan ve hemen konglemeranın üzerinde k yapı katında da taş bir temel parçası ortaya çıkarılmıştır. 2007 yılında Konya Selçuk Üniversitesi'nden bir ekip höyüğün kuzeybatı kenarında bulunan açma G19 ve G20'de çalışmıştır. Daha önce (İT II sonuna tarihlenen) Tabaka Vg'de izlenen yok ediliş tabakasının batı yönünde uzandığı anlaşılmış ve özgün konumunda keramik kaplar bulunan bazı tabanlar ortaya çıkarılmıştır [http://cat.une.edu.au/page/kilise%20tepe; 10.11.2009; 17:05]. 2010 yılı çalışmalarının temel amacı, 2007-2009 yıllarında gerçekleştirilen tüm çalışmaların sonuçlarını içeren bir son raporun yayım için hazırlanması olmuştur. Çalışmalar esnasında 4 yerleşim safhası tespit edilmiştir. Bu tabakalar arasında en iyi buluntular en alt seviyede yer alan 4. safhada elde edilmiştir. 4. safha bütün çanak çömlekler açısından zengin olup ele geçen İTÇ in situ buluntuların neredeyse tamamı 8002 duvarının kuzeyindeki küllü yıkım tabakasından elde edilmiştir. 3. safhaya ait tek mimari kalıntı 8001 duvarı olup bu duvar sayesinde bu safhaya ait yıkıntı katmanı G19a karesi hariç tüm açmada takip edilebilmiştir. 3. safhanın üzerinde bulunan 2. safhaya ait tek mimari buluntuysa kuzeybatı-güneydoğu yönlü 8000 duvarıdır [Şerifoğlu 2012:376-377]. 2011 yılı çalışmalarında Oda 68'in İTÇ'nin en erken yerleşme tabakası olan Vg tabakasına ait olduğu anlaşılmıştır. Oda 68'in kuzeydoğu tarafında tamamen orta büyüklükte nehir taşlarından inşa edilmiş W8001 duvarı yer alır. 6 m uzunluğunda ve 1.5 m yüksekliğindeki bu duvar G20d'nin içine doğru uzanmaktadır. Duvarın doğusunda Oda 69 olarak adlandırılan küçük bir mekan yer alır. Güneydoğusunda yine orta büyüklükte taşlarla inşa edilmiş olan W8005 duvarı vardır. Bu oda, Oda 68 ve Vg tabakasına ait kalıntıların ortaya çıkarıldığı H20'deki gibi kerpiç parçaları ve duvar sıvalarından oluşan bir enkazla dolmuştur. Odanın kuzeydoğu duvarı H20'deki kaçak kazı çukuru nedeniyle tahrip edilmiş olsa da kuzeybatıda yer alan ve güneydoğu yüzü sıvanmış kerpiç duvarının alt kısmı korunmuştur. W8001 ve 8005 no'lu duvarların 1.5 metre yüksekliğe varan taş örgü duvarlar olması, bunların sıradan ev duvarları olmadığına işaret eder. Höyüğün yamacında yer alan bu duvarlar olasılıkla yapıyı sağlamlaştırmak ya da savunma amaçlı inşa edilmiş olmalıdır. Oda 69, bu duvarlara sonradan eklenmiştir. Oda 69'un batı duvarının yakınında bir ocak yer alır. Batı duvarının kuzeyinde küçük bir çukur, güney köşesinde ise depo kabına ait bir iz ortaya çıkarılmıştır. Vg binasının yıkılmasının ardından bu alandaki yıkıntıların üzeri kahverengi bir sıvayla örtülmüş ve burası açık alan olarak kullanılmıştır. Bu en erken Vf evresinde, Vg odasının güneybatı köşesinin hemen üzerine yapılmış olan 2 m çapında bir fırın (?) bulunmuştur. Fırının güneyine daha sonra bir bina inşa edilmiştir [Jackson et al. 2013]. Çanak Çömlek: H20c derin sondajında İlk Tunç Çağı III. evreye tarihlenen; e yapı katında kırmızı haç bezemeli yayvan kase bulunmuştur [Postgate 1997:şek.7; Postgate 1998:218]. Bu tip bezemeli kaplar; Anadolu'da İlk Tunç Çağı'nın son evresinde yaygındır. h ve daha alttaki iki yapı katında; el yapımı çok iyi açkılanmış çanak çömlek bulunmuştur. Bu parçalar kazı başkanı tarafından İlk Tunç Çağı II. evreye tarihlenmektedir. h yapı katında kırmızı astarlı küçük bir kap ele geçmiştir [Postgate 1998:şek.10]. Kabın üstü çizilerek yapılmış içi dolu üçgen bezeme ile süslenmiştir. Bu kabın biçim ve bezeme açısından benzerleri Tarsus Gözlükule'de bulunmaktadır. J yapı katında; yangın geçirmeden önce kırmızı boya ile süslenmiş testicikler vardır. Bezeme olarak birbirine kesen çizgiler tercih edilmiştir. J yapı katı in situ buluntuları ile bu dönemin endüstrisini en iyi anlıyabileceğimiz yapı katıdır. Bulunan şampanya kadehi biçimli kap çok ilginçtir [Jackson-Postgate 1999:şek.10]. 4. safha çanak çömlekleri İTÇ II özellikleri göstermekte olup parçaların büyük kısmı parlak kırmızı ve siyah perdahlı, açık gri renkli yumuşak bir hamura sahip kaplara aittir. Bunların dışında az sayıda scored ware (çentikli mal) grubuna ait yüzeyi değişik yönlerde taranmış çanak çömlek parçalarına da rastlanmıştır. 3. safhanın sonu ile 2. safhanın başını içine alan tabakada İTÇ II ve III malzemesinin karıştığı gözlemlenmiştir. İTÇ III malzemelerinin çoğunluğu iyi pişirilmiş turuncu hamurlu ve astarsız ya da kırmızı veya kahverengi astarlıdır. Bu tabakada bulunan bir kırmızı haçlı kase ve S-profilli hafif omurgalı başka bir kase önemli buluntular arasında yer almaktadır. 2. safhanın sonlarına doğru İTÇ III çanak çömlek gelenekleri hakim olmuştur. Burada bulunan turuncu hamurlu, basit içe dönük ağızlı derin olmayan kaseler, kulpunda derin paralel çentikler bulunan kırmızı astarlı çanak çömlek parçaları ve sade ya da dışa çekik ağızlı büyük küpler önemli buluntulardır [Şerifoğlu 2012:378]. 2011 yılı kazı çalışmaları sırasında, Vf evresinde bir çift akıtacaklı testi ve dışa çekik ağızlı, tek kulplu bir fincan zemin üzerinde in situ olarak bulunmuştur. Her iki kap da tüm olarak ele geçmiştir. Bu tabakada ayrıca kırmızı haçlı bir kase de bulunmuştur. W800 duvarının kuzeyine 70 cm'lik bir çapa sahip kilden depolama kabı yapılmıştır [Jackson et al. 2013:6]. Küçük Buluntular: İlk Tunç Çağı yapı evrelerine inmek amacıyla yapılan basamaklı kuzeybatı karelerinde çoğunluğu bezemeli olan kil ağırşaklar; biri beyaz biri siyah renkli taştan iki asa başı bulunmuştur. Ağırşaklar da ele geçen önemli buluntular arasında yer almaktadır. 4. safhada üzerlerine basit baskıların uygulandığı bikonik ağırşaklar popülerken, 3. safhayla birlikte bunların üzerine bazı çizgisel geometrik motifler de kazınmıştır. 2. safhayla birlikte baskı motifler ortadan kalkmaya başlamış ve kazılmış bezemeler daha popüler hale gelmiş, bikonik dışında yarım küresel ve koni şekilli ağırşaklar da üretilmeye başlanmıştır. İTÇ'nın sonunda yer alan 1. safhada ise bezemeler daha sade hale gelmiş hatta hiç bezemesi olmayan örnekler de imal edilmiştir. Bu safhaya ait kırmızı boyalı, sekiz köşeli, yıldız biçimli ağırşak ise bir istisnadır [Şerifoğlu 2012:378-379]. Metal: Vf tabakasında bir adet bakır küpe bulunmuştur [Jackson et al. 2013:6].
Kalıntılar:
Yorum ve tarihleme: İsmini üzerindeki kilise kalıntısından alan Kilise Tepe; Akdeniz kıyısını Konya Ovası dolayısıyla İç Anadolu Bölgesi'ne bağlayan iki yoldan biri üzerinde yer almaktadır [Baker et al. 1995:142-143; şek.1 ve 2'deki haritalar]. Göksu Nehri'nin meydana getirdiği doğal geçitte yer alan ve boyutları açısından en önemli yerleşim yeri görünümündedir. Henüz bir-iki yıllık kazı sonuçlarının yayımlanmış olması kültürü tam anlayamamıza yol açmaktadır. Yine de İç Anadolu Bölgesi ile Akdeniz Bölgesi İlk Tunç Çağı kültürleri arasında bir köprü görevini gördüğü söylenebilir. Yapı katlarının kesin tarihlemeleri de şimdilik askıya alınmıştır. 14C sonuçları da verilmemiştir. Ancak benzer buluntulardan İlk Tunç Çağı II ve III. evrelerinin varlığı anlaşılmaktadır. Yayınlardaki İTÇ kaplarının benzerleri Kıbrıs'da vardır.


Liste'ye