©Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri - TAY Projesi


Hisarlık / Troia

Çizimler için tıklayın...

maps

Fotoğraflar için tıklayın...

Hisarlık / Troia
Türü:
Höyük
Rakım:
85 m
Bölge:
Marmara
İl:
Çanakkale
İlçe:
Merkez
Köy:
Tevfikiye
Araştırma Yöntemi:
Kazı
Dönem:
İTÇ II İTÇ III

     


Yeri: Troia/Troya/Truva antik kentinin Çanakkale il merkezinin yaklaşık 30 km güneyinde; Ege Denizi'nden 6 km; Çanakkale Boğazı'ndan 4;5 km uzaklıkta; Kara Menderes ve Dümrek çaylarının oluşturduğu kıyı ovasına hakim Hisarlık Tepesi'nde olduğu yorumlanmaktadır. Helen dilinde Troia olarak okunan bu isim Fransızca okunuşundan çıkılarak Türkiye'de daha çok Truva adıyla bilinmektedir.
Konumu ve Çevresel Özellikleri: Hisarlık Tepesi günümüzde yaklaşık 200x150 m boyutlarında ovadan 31.2 m yükseklikte bir tepedir. Kalkerli bir plartformun eteğinde bir burnun üzerinde inşa edilen antik kentlerin yalnız tepeyi değil altındaki yamaçları da (Aşağı kent) yurt yeri olarak kullandıkları anlaşılmıştır. Höyüğün günümüzde 16 m kalınlığında bir kültür toprağını barındırdığı saptanmıştır. Jeomorfolojik araştırmalar sonucunda İlk Tunç Çağı Troya'sının Kara Menderes ve Dümrek çaylarının döküldüğü küçük bir koyun kenarında olduğu saptanmıştır. Bu açıdan yerleşmeye çok elverişli bir konumdadır.
Tarihçe:
Araştırma ve Kazı: Hisarlık Tepe; ilk olarak zamanında Çanakkale İngiliz konsolosu olan koleksiyoncu F. Calvert tarafından saptanmış; 1863 ve 1865 yıllarında küçük çaplı kazılar yapılmıştır. 1870 yılında gerçekleştirilen küçük bir sondajdan sonra; geniş çaplı kazılar 1871-72; 1878-79; 1882-83; 1889 ve 1890 yıllarında H. Schliemann tarafından gerçekleştirilmiştir. Schliemann kendi parasal kaynakları ile bu kazıları yaparken F. Calvert; R. Virchow ve W. Dörpfeld gibi kişileri kazı ekibine dahil etmiştir. Özellikle mimar olan Dörfeld'in yardımları ile Hisarlık Tepe'de birçok kentlerin üst üste yer aldığı anlaşılmış ve tabakalanma saptanabilmiştir. Bu çalışmalar höyüğün ortadan hendek şeklinde kazılmasına yol açmıştır. Pek çok mimari kalıntı iyi belgelenmeden yok edilmiş; bulunan eserlerin büyük kısmıda izinli veya izinsiz olarak yurt dışına kaçırılmıştır. Schliemann'ın amacı eser bulmaktan çok antik Troya kentinin Hisarlık Tepe'de olduğunu ispatlamaya yönelmiştir. Onun ölümü üzerine W. Dörpfeld kazılara 1893-94 yıllarında devam etmiştir. 1932 yılında Cincinati Üniversitesi adına C.W. Blegen Troya'da üçüncü dönem kazılarına başlamış ve 1938 yılına kadar devam etmiştir. Blegen dönemi kazıları geniş alanların açılımından çok önceki dönem kazılarında ada şeklinde bırakılan alanlarda yapılmıştır. Blegen ve ekibi bu kazılar sonucunda Troya kültürünü dünyaya; ayrıntılı yayımlar ile tanıtmışlardır. 50 yıllık bir aradan sonra 1988 yılında Tübingen Üniversitesi adına M. Korfmann başkanlığında uluslararası bir ekip tarafından başlanılan kazılar günümüze kadar halen devam etmektedir. Höyüğün tümüyle 30 kazı mevsiminde kazıldığı hesaplanmaktadır.
Tabakalanma: Hisarlık Tepe; 9 yerleşme katı ve 41 yapı evresinden oluşmaktadır. Troya I-III: İlk Tunç Çağı II. evre Troya IV-V: İTÇ III-OTÇ evre geçişi; Troya VI: Orta Tunç-Son Tunç Çağı Troya VII: SonTunç-İlk Demir Çağı Troya VIII: Yunan ve Troya Troya IX: Roma Dönemi'ne aittir. Son yıllarda Schliemann yarması olarak bilinen kuzey-güney yarmasının tabanında yapılan kazılar sırasında; Troya I yerleşmesinden önceye ait bir yanık tabaka kesin olmamakla beraber ortaya çıkartılmıştır. M. Korfmann yönetimindeki bu son dönem kazılarında aynı zamanda yeni yapı evreleri saptanmış ve Troya kültür silsilesi kısmen değiştirilmiştir (bak:tarihleme ve yorum).
Buluntular: Mimari (eskiden yeniye doğru) Yukarı Şehir/Şato/Kale: Troya I yerleşmesi Ia-Ik olmak üzere 11 yapı evresi içermektedir. Yerleşmenin kalınlığı yaklaşık 2.5 m; çapı 90 metreyi bulan şevli bir sur duvarı ile çevrilidir [Blegen 1966:39-58; şek.8]. Dış yüzü eğimli olan bu sur duvarı; oturduğu tepenin topografik yapısına uyum sağlamaktadır. Yerleşmenin dört kapısından biri olan "Güney Kapısı" ana giriş olarak kabul edilir. Girişler kuleli olarak yapılmışlardır ve arazi durumu ile bağlantılı olarak rampa biçiminde düzenlenmiştir. Girişlerin önlerinde insan betimlemeli taş steller ve mezarlar bulunmuştur. Yerleşmenin içinde kuzey-güney doğrultusunda yan yana dizilmiş Megaron planlı ön girişli dikdörtgen evler saptanmıştır. Megaron; Ege'de dikdörtgen biçimli ince uzun bir yapı planıdır. Uzun duvarlarının öne doğru uzatılması ile ante adı verilen üstü kapalı; önü açık bir giriş mekanı sağlanmıştır. Giriş daima bu kesimden bulunmaktadır. Taş temelli olan evlerin duvarının üst kısmı kerpiçten ya da çamurla sıvanmış ağaç dallarından yapılmıştır. Megaron yapılarının büyük çoğunluğunda ortada ateş yakılan büyük bir ocak yer almaktadır. Troya Ib evresine ait 102 no'lu ev; büyüklüğü ile dikkati çekmektedir. 12.8x5.4 m boyutlarındaki bu yapının ortasında ocak; bir taş plaka ve bir bank tespit edilmiştir. Troya II yerleşmesi IIa-IIh olmak üzere 8 yapı evresi içerir. Troya I ve II arasında veya Troya II içinde bir kesintiye rastlanmaz. Yerleşimin çapı Troya I'e nazaran 40 m daha büyüktür. 8 mimari tabaka içinde IIc ve IIg en önemlileridir. Yerleşimi; zaman zaman genişletilmiş olan; taş temelli ve kerpiç duvarlı bir sur çevrelemektedir. Troya IIa suru üzerinde FL ve FN olarak adlandırılan ve iki tarafı kuleli girişler vardır ve sur duvarı bir yangın sonucunda yıkılmıştır. Troya IIb sur duvarı aynı planda IIa'nın üzerine yapılmıştır. Troya IIc döneminde sur duvarı daha genişlemiştir. IIc suru 330 m uzunluğunda ve 4 m genişliğindedir. Yerleşimin güneyindeki kapı (FO) ana giriş kapısıdır. Kentin doğusundaki kapının (FM) girişi rampalı olarak yapılmıştır. Rampa taş levhalarla kaplanmıştır. Bu kapının özel bir işlevi olduğu düşünülmektedir. IIc kapıları mimari olarak daha gelişmiştir [Blegen 1966:şek.15]. IIg tabakasında ana giriş sayısı bire indirilmiştir. Uzun bir koridor görünümündeki bu tek giriş çok daha güçlü tahkim edilmiştir. Yerleşimin içinde Megaron planlı evler bulunmuştur. Troya IIc'de megaronlar doğu-batı doğrultusunda yan yana dizilmişlerdir. Bu evlerden en büyüğü IIA megaronudur. Yaklaşık 30x14 m boyutlarında olan ve ortasında bir ocak yerine sahip bu bina olasılıkla tapınmaya yönelik veya idari bir merkez konumundaydı. Troya IId'de yerleşimin ana dokusu korunmuştur. Bu tabaka büyük tahıl çukurları (bothroi) ile karakterize olmaktadır. Troya IIg'de yerleşmenin ortasındaki büyük Megaron hala kullanılmıktadır; fakat çevresindeki yapılaşma değişmiştir. Daha çok küçük mekanlara sahip yapı kompleksleri dar sokaklarla birbirinden ayrılmaktadır. Komplekslerin çekirdeği Megaron görünümündedir; fakat ek mekanlarla görüntüleri değişmiştir. Troya IIg yerleşmesi çok büyük bir yangınla sona ermiştir. Troya III yapıları özellikle üsteki tabakalar tarafından oldukça tahrip olmuşlardır [Blegen 1966:91-99]. Troya III yerleşmesinde 4 yapı evresi saptanmıştır. Mimari buluntular fazla değildir. Troya III yerleşiminde birden üç odaya kadar gelişen çok büyük mekanlar bulunmuştur. Mekanların duvarları taştan ve ortaklaşa olarak yapılmışlardır. Troya III'e ait savunma duvarı M. Korfmann tarafından yapılan kazılar sırasında ortaya çıkartılmıştır. Yine aynı kazıda 1988 yılında Troya III yerleşiminin yanık tabakasında yeni bir megaron bulunmuştur. Bu yapının girişinde çanak çömlek; fayans ve dağ kristalinden yapılmış boncuk gibi buluntular bu yapının daha çok kültsel işlev amacıyla kullanıldığını göstermektedir [Korfmann 2000:288]. 5 yapı evresine sahip olan Troya IV kenti kale görünümündedir. Binalar taş temel üzerine kerpiç duvarlı yapılmıştır ve yönleri değişmiştir. Çok mekanlı; sokaklara açılan binalardan oluşan bir yerleşim dokusu vardır. Troya V yerleşimi ise 4 yapı evresi içerir ve bir yangınla son bulmuştur. Troya V'de sur duvarı bulunmamıştır. Fakat topografyaya göre bir sur sisteminin olabileceği ileri sürülmektedir. Binalar bir önceki tabaka ile benzerdir fakat duvarlar daha özenli biçimde yapılmıştır ve önceki tabakaya göre mekanlar daha geniş tutulmuştur. 2009 yılında yapılan çalışmalarda HI25-26 açmasında, 2008 yılı kazılarında Troia VI Dönemine tarihlenen savunma hendeğinin iç dolgusunun erozyonla gerçekleştiği, ancak hendeğin tüm olarak doldurulmasının ise, Son Tunç Çağının sonunda gerçekleştiği anlaşılmıştır [Pernicka-Aslan 2011: 248]. İ K 24-25 açmasında, Son Tunç Çağı'na tarihlenen 4.2 genişliğinde, kuzeybatı kanadı 1.5 m derinlikte olan bir hendek tespit edilmiştir. Hendek yüzeyi oldukça diktir. Güney girişinde olduğu gibi hendek iki yüzeyden daralarak devam etmektedir [Pernicka-Aslan 2011: 249]. Aşağı Şehir: Denizsel Troya Kültürü'ne ait aşağı şehrin anıtsal bir ahşap savunma sistemine sahip olduğu Troia II. evre kalıntılarından anlaşılmıştır [Korfmann 2001:plan 5]. Sur 2.7 m aralıklı konulmuş direklerle desteklenmiştir. Üstünde yürüme yolu olduğu sanılmaktadır [Korfmann 2000:288]. Bu sur sistemi kalenin yaklaşık 250-300 m güneyinden dönmekte 300x500 m boyutunda oval biçimli bir alanı kaplamaktadır. Ahşap surdaki kapıda yukarı şehire giden bir yol saptanmıştır. Kaynak mağara olarak adlandırılan yapay mağaranın da ilk kullanımının Troya I-II döneminde olduğu ve buranın da aşağı şehrin sınırları içinde kaldığı anlaşılmıştır [Korfmann 2001:281]. Mağaranın içindeki silisli tortunun en eski kalıntısı; Heidelberg Akademisi Radyometri Araştırma kurumu tarafından MÖ 3. bin yılın ilk yarısına tarihlenmiştir. Bu su tüneli sisteminin daha sonraki çağlarda kullanılması I ve II. kentlerindeki kullanım çapının tam anlaşılamamasına yol açmıştır. Çanak Çömlek: Troya I çanak çömleği el yapımı; siyahtan griye doğru değişen koyu renkli ve açkılıdır. 60'dan fazla biçim bulunmuştur. İçten kalınlaştırılmış ağızlı kaseler; yüksek kaideli içe kıvrılan ağızlı kaseler; testi ve çömlek formları yaygındır. Troya I çanak çömleği genellikle koyu ve bezemesiz olarak tanımlansa da; çizgi; oluk ve plastik bezemelere rastlanmaktadır. İçten kalınlaştırılmış ağızlı kaselerin çıkıntı biçiminde yapılmış tutamaklarının iç yüzlerine kazınarak yapılmış insan yüzleri Troya I için tipiktir. Troya II çanak çömleğinde değişiklikler olmuştur. Troya IIb'de ilk defa çömlekçi çarkı kullanılmaya başlanmıştır. 65'den fazla biçim çeşidi saptanmıştır. Bunlardan Schilemann'ın depas amphikypellon adını verdiği uzun gövdeli; çift kulplu kadehler oldukça tipiktir. Ayrıca dışa açılan kaseler; tabak formları; çift kulplu gobletler; uzun boyunlu çömlekler vd. vardır. Kapların çoğunluğu kalın kırmızı astarlı ve parlak açkılıdırlar. Yine bu dönemde insan yüzü biçimli kapaklı kaplar üretilmeye başlanmıştır [Blegen 1966:şek.23]. Troya III-V çanak çömleği önceki dönemden farklı değildir. Depaslar; gobletler; insan yüzlü kapaklı kaplar ve diğer formlar devam etmektedir. İlk Tunç Çağı'nın sonlarına doğru; yuvarlak gövdeli; sığ kaselerin içinde ya da diplerinde kırmızı boyayla yapılmış haç motifleri ortaya çıkmaktadır. Maden ve depo buluntuları: Troya I'de maden olarak bakır iğneler; deliciler ve bakır bir halka da ele geçmiştir. Ayrıca Troya I'de maden kaplar ile ilgisi olduğu düşünülen kurşundan parçalar ve kilden bir maden kalıbı bulunmuştur. Troya II tabakasında buluntu açısından çok zengin olan depo buluntularının çıkışı özellikle Schliemann'ın Troya savaşlarındaki kentin bu tabaka olduğu kanısına varmasına yol açmıştır. Troya IIc-g katlarında yanmış saray yıkıntıları ve ek binalar içinde; ayrıca rampalı girişin batı yakasında; yaklaşık 20 kadar hazine buluntusu ele geçmiştir. M. Korfmann ise daha önce bulunan bu hazine depo buluntularının bazılarının; Troya III tabakasına ait olduğunu iddia etmektedir. Hazine depo buluntuları içinde Hazine A en zengin olanıdır. Altından sosluk; biri küresel gövdeli; diğeri bardak biçimli iki adet kap; küpeler; kolyeler; pendant biçimli diademler; bilezikler; saç halkaları; çift başlı topuz biçimli nesneler ve boncuklar; gümüşten iki adet antropomorfik biçimli kap ve bir adet tunç tabak bulunmuştur. Diğer hazine buluntuları içinde Hazine B'de gümüş goblet; Hazine D'de altından çift başlı spiral boncuk ve sepet biçimli küpeler; Hazine L'de nefritten ve bir adet lapis lazuliden yapılmış tören baltaları; kaya kristalinden lensler ve tıkaçlar; bir adet amber boncuk; Hazine K'da bronz figürin; Hazine N'de silindirik başlı; rozet ve spiral desenli altın iğne önemli buluntularıdır. Troya III yerleşmesinde 22 adet bakır iğne ve Troya IV tabakasında yine bakırdan az miktarda iğne ele geçmiştir. Troya V'de maden olarak tunçtan bir kama; üç adet iğne ve bir keski bulunmuştur. Kil: Troya I'de bir adet terracotta figürin; ağırşak ve tezgah ağırlıkları bulunmuştur. Troya II'de büyük yoğunlukta ağırşaklar ele geçmiştir. Ağırşakların üzerleri genellikle bezemelidir. Troya II tabakasında sadece bir adet pişmiş toprak figürin bulunmuştur. Troya III'de kilden hayvan betimlemeleri toplanmıştır. Ayrıca Troya II tipi ağırşaklar devam etmektedir. Troya IV ve V'de yine çoğunluğu üzeri bezemeli ağırşaklar vardır. Yontma Taş: Troya'nın yontma taş aletlerleri yakın zamanda I. Gatsov tarafından incelenmiştir [Gatsov 1998]. Yontma taş alet yapımında 34 değişik hammadde kullanılmıştır; çakmaktaşı; kuvars; kalkedon vd. gibi. Ayrıca Troya I'in geç evrelerinden itibaren obsidiyen de alet yapımında kullanılmaya başlanmıştır. Genellikle kesici ve delici aletler vardır. Ayrıca ok uçları da ele geçmiştir. Sürtme Taş: Kireç taşı ve mermerden yapılmış kurs biçimli şematik figürinler bulunmuştur. Bu tip figürinler Troya I'den başlayıp Troya V'e kadar devam etmektedir. Troya I-III yerleşmelerinde ele geçen idollerin içinde çok basit olanları da görülmektedir. Troya I ve II'de taş kaplar vardır. Ayrıca çeşitli taşlardan yapılmış baltalar; keskiler; öğütme taşları vs. ele geçmiştir. Kemik: Kemik alet olarak genellikle deliciler bulunmuştur. Ayrıca az sayıda takı (?) da vardır. Troya II'de ayrıca kemik plaklar bulunmuştur. Troya III ve IV'de kemik aletlerin büyük bir çoğunluğunun geyik kemiğinden yapıldığı saptanmıştır. Hayvan Kalıntıları:İTÇ kentlerinde tümü evcil olan sığır; koyun; keçi; domuz; tüketildiği saptanmıştır. Ayrıca köpek kemikleri bulunmuştur [von den Driesch 1999:439-474]. İnsan Kalıntıları ve Mezarlar: Troya I'in erken evresinde 6 adet çocuk iskeleti bulunmuştur. Bunlardan ikisi basit toprak mezar; dört tanesi ise çömlek içi gömüttür. Gömütlerden iki tanesi 102 no'lu evin tabanında ele geçmiştir. Troya II'de yetişkin bir kadına ait toprak mezar bulunmuştur. Hocker pozisyonundaki gömütün etrafına taşlar döşenmiştir. Gömüt ile birlikte herhangi bir armağana rastlanılmamıştır. Kadının; yuvarlak kafataslı tipli insanlara dahil olduğu ileri sürülmektedir. Troya II'de ayrıca iki adet çocuk iskeleti ortaya çıkarılmıştır. IIg de bir binanın tabanı altına gömülmüş olan çocuk gömütü ile birlikte; kurşundan bir bilezik bulunmuştur. Troya V'de bir binanın tabanı altında yine bir çocuk iskeleti ele geçmiştir. Tüm bu bulgular Troya İTÇ insanlarının erişkinlerinin kent dışına gömüldüğünü göstermektedir. Troya İTÇ mezarlıklarının kent yakınında olduğu sanılmaktadır. Bunların saptanmasına yönelik araştırmalar henüz yapılmamıştır. 2009 yılında HI25-26 açmasının batı tarafında, hendeğin diğer batı kanadını açığa çıkarmak için devam eden kazılarda, iki iskelet tespit edildi. Antropolojik incelemelerde iskeletlerden birinin 9 aylık hamile bir kadın olduğu ve çocuğuyla gömülmüş olduğu tespit edildi. Hocker biçiminde gömülmüş ve çanak çömlekten başka buluntu vermeyen mezarların Troia VIIa Dönemine ait olduğu sanılmaktaydı. Ancak kazı sonrası yapılan kemik analizleri mezarların Troia V dönemine ait olduğunu ortaya koymuştur [Pernicka-Aslan 2011: 248].
Kalıntılar:
Yorum ve tarihleme: Akdeniz'den Ege ve boğazlar yolu ile Karadeniz'e ulaşan deniz ticaret yolu üzerinde bulunan Troya/Troia; Kuzeybatı Anadolu Bölgesi'nin en önemli yerleşmelerinden biridir. Troya I ile başlayan kale yerleşmesi; zaman içinde alttaki doğal tepenin kuzey kesimi nehre dik yamaçla indiğinden; daha çok tepenin güney kesimine doğru büyümüştür. Kazı sonucunda Troya I-III yerleşimlerinin plan açısından aynı düşüncede gelişmesi; kültürün devamlılığı göz önüne getirmektedir. Bir yangınla son bulan Troya I. yerleşimlerinde yaşayanların tarım; hayvancılık ve balıkçılık yaptıkları anlaşılmaktadır. Kale/şato yerleşimi; 90 m çapında daha küçük bir yerleşimdir. Olasılıkla Troya II de olduğu gibi bir alt şehrin var olabileceği tahmin edilebilir. Troya I kültürünün Trakya ve Marmara Denizi kıyılarındaki küçük yerleşimlerde görülmesi deniz ticaretinin bu evreden itibaren başladığının bir işaretidir. Aynı şekilde Ege ve Akdeniz dünyası ile de bir ilişki vardır. Troya II tabakadaki kale/şato yerleşiminin I. tabakaya nazaran daha büyüdüğü ve zenginleştiği görülmektedir. Troya II. dönem kralları belki küçük gemileri ile de bu deniz ticaretine katılmıştır. İlk Tunç Çağı'nda kentin çok yakınında; Dümrek ile Kara Menderes nehirlerinin döküldüğü büyük bir koyun varlığı yapılan araştırmalar sonucunda kesinleşmiştir. Ege ve Karadeniz'den gelen gemilerin de bu koya ticaret amacı ile uğradığı da düşünülmelidir. Troya İTÇ yerleşimlerinin önündeki büyük koy gemilerin yatması için çok uygun şartlar taşımıştır. Troya II-III dönemi boyunca idareci sınıfa ait tüm kıymetli buluntuların; evlerin arasına ve içine tahta sandık; küp; sepet veya torba içinde gömülerek saklanması belki de çalkantılı bir döneme işaret etmektedir. İTÇ Troya'lıları; kentlerinin yağmalanmasından daima korktukları için hem üst şehirde hem de alt şehirde anıtsal surlar; hendekler inşa etmişlerdir. Yağmacılar daha sonra bölgede ortaya çıkan deniz kavimleri gibi Kuzey; Güney ve İç Batı Anadolu'daki yerli halklar da olabilir. Kent birkaç kez el değiştirmiş olabilir. Özellikle yangın izleri ve hazine buluntularının; buraya gömenler tarafından yerinden tekrar çıkarılmaması bize bunu anlatmaktadır. Kral ve ailesi şato/kale içindeki yapılarda oturmaktadır. Megaron tipi yapılar arasında en büyük yapının ise kabul salonu olarak kullanıldığı sanılmaktadır. IIg evresinde mükemmel saptanan planlardan; bunların büyüklü küçüklü çok odalı yapılar olduğu anlaşılmaktadır. Bu küçük kaleyi koruyan askerlerin ve halkın ise kent surunun dışında güney yamaçta yaşadığı ve bir düşman hücumunda kent surunun içini geçici olarak iskan ettiği yorumlanabilir. İlk Tunç Çağı'nda güçlü bir kale görünümünde olan Troya'da sosyal ve siyasi otoritenin oluştuğu tüm bilgilerle kesinleşmiştir. Troya İTÇ yerleşimleri; çevresindeki ekonomik kaynakları değerlendiren ve yoğun ticaret yapan bir kent devleti şeklinde değerlendirilebilir. Troya IIg safhasından itibaren çanak çömlek çarkının yöreye girişi seri olarak daha fazla sayıda kap üretilmesine yol açmıştır. Ticaret yoluyla Akdeniz ve Ege dünyası dışında; Karadeniz'in kuzey kıyılarındaki kültürlerle bile ilişkiye girilmiştir. Troya III tabakasında yerleşim planı aynı olmakla beraber kentin ekonomisi biraz zayıflamıştır. Bu evreye ait hazine buluntularının oluşu 450 yıl süren ticaret düzenin pek değişmediğini belirlemektedir [Korfmann 1999:358]. Kültürde de büyük değişme yoktur. Troya I dönemine ait çanak çömlek tipleri hala devam etmektedir. Troya II'nin taş rampalı girişi bu evrede de kullanılmaktadır. Yeşim taşından buluntular; Ege dünyası ile Pamir Bölgesi arasındaki ilişkinin canlı delilleridir. Lapis lazuli taşı ise Afganistan'dan getirilmiştir. Olasılıkla bu buluntular Kafkasya'ya kara yoluyla getirilmiş oradan da deniz yoluyla Troya'ya taşınmıştır. Troya yerleşmelerinde; yalnız bu iki yarı değerli taş değil; Nefrit gibi yine yöreye yabancı olan taşlar da bulunmuştur [Korfmann-Mannsperger 1999:şek.84]. Troya IV'den itibaren kültürde değişme başlamaktadır. M. Korfman yönetimindeki son dönem kazılar; tabakalanmada küçük değişiklere yol açmıştır. Troya IIa evresi Troya Im; IIh ise Troya Ir evresine tekabül ettirilerek Troya II. kültürü ortadan kaldırılmakta; Troya I-II'nin aynı olduğu düşünülmektedir. Troya I-III evre yerleşmeleri kültürü; "Troya Deniz Kültürü" olarak adlandırılmıştır [Korfmann-Mannsperger 1999:29]. IV-V. tabakalar ise Anadolu Troya Kültürü adıyla tanımlanmaktadır. Mevcut 14C tarihlerine göre Troya'nın İTÇ ve OTÇ I dönemine ait tabakalarının tarihlendirilmesi şöyledir: Troya I (MÖ 2920-2600) İTÇ I-IIa; Troya II (MÖ 2600-2450) İTÇ IIb; Troya III-V (MÖ 2450-1700) İTÇ III-OTÇ I; IIg tabakası da son 14C sonuçlarına göre MÖ 2570-2470 yılları arasına konmaktadır. Troya; İlk Tunç Çağı yerleşimleri; Yunanistan'da Erken Hellas II-III ve Kikladlar'da Erken Kiklad II-III dönemleri ile çağdaştır.


Liste'ye